DİDİM’DE JEOTERMAL TEHLİKESİ | Didim Özgürses
Bookmarks

Aydın’ın köyleri uzun süredir jeotermal enerjinin doğaya zarar vermesi nedeniyle direniyor. Market poşetlerini paralı hale getirerek sözde çevrecilik taslayan hükümet, köylünün eylem ve direnişini kırmak için jandarmayı seferber ediyor.

Jeotermal suların içerdiği bor nedeniyle doğada meydana gelen tahribat gözle görünür ve ölçülebilir durumda. Zeytinler, incirler kuruyor. Pamuk tarlaları zarar görüyor. Kanser vakaları giderek artıyor. Özellikle ilçelerinde ve köylerinde doğal ortamda yaşayan insanların uzun ömürlü olmasıyla tanınan Aydın her geçen gün zehirleniyor.

Yasaya göre, jeotermal enerji için kullanılan suların çevreye zarar verme ihtimaline karşılık tekrar yer altına pompalanması öngörülüyor. Peki neden bu yola başvurulmuyor da zehir içeren sular Aydın ovasına, derelerine, sulama kanallarına salınıyor? Firmaların yatırım maliyeti biraz artırılarak çevre zararı azaltılabilecekken bu yapılmıyor.

Sorun çevreye karşı duyarsız olan yönetim anlayışından kaynaklanıyor. İşin altyapısı hazırlanırken denetim mekanizması da bağımlı hale getirilmiş.

2007 yılında çıkarılan yasa, denetim görevini Maden Tetkik ve Arama Kurumu(MTA)’na veriyor. Burada bana sakat gelen uygulama şudur. Yasa, “Denetimler için ruhsat sahibi tarafından MTA’ya 1000 Türk Lirası ödenir. Bu miktar, MTA tarafından yıllık ÜFE’ye göre artırılır’ diyor. 2007 yılındaki bin lirayı bugün MTA ne kadar artırdı bilemiyorum. Önemli olan, MTA’nın jeotermal tesisleri denetleyebilmek için bu kurumların ödeyeceği paraya mahkûm kılınmasıdır. Yani MTA denetimi öz kaynaklarından, devletin kendine ayırdığı bütçeden yapamıyor. Denetim için, denetleyeceği kurumun ödeyeceği paraya bağımlı.

Aydın Valiliği, 2016 yılında Akyeniköy, Yalıköy ve Denizköy olmak üzere Didim’deki üç sahada arama ruhsatlarının ihaleye çıkarılacağını duyurmuş.

Aydın’daki bazı yerel gazeteler, Sultanhisar’da jeotermal yatırımı yapacak olan Güney Koreli firmanın Didim’deki jeotermal alanlarla da ilgilendiğini yazıyordu. Didim’de çok sayıda arsa ruhsatının iptal edilmesinin bu konuyla bağlantılı olduğu belirtiliyor. Didim’in ismini taşıyan bir de jeotermal şirketi kurulmuş, bu çalışmalarla ne derecede bağlantılı bilmiyorum.

Jeotermal enerjinin çevreye verdiği zarar ve Aydın köylerinin mücadelesi ortadayken Didim gibi bir turizm merkezinde yeni sahaların işletmeye açılması kabul edilebilir bir durum değildir.

Bu konuda hem sivil toplum örgütlerine hem belediyeye görev düşmektedir. Belediye elindeki belge ve bilgileri iş işten geçmeden kamuoyuyla paylaşmak zorundadır. Bu kadarla da kalmamalı, belediye bu yatırımların Didim’e yapılmasını önleyecek adımları atmak zorundadır.

husozalp@gmail.com

Arşivler