Kadir Nadir | Didim Özgürses

Bookmarks

Kadir Nadir

Didim Belediye meclisi dün toplandı. Toplantıya CHP’li meclis üyelerinden Ceren Turan ve Gül Ülker mazeretli olarak katılmaz iken, katılanlar arasında da gruplaşmalar yaşandı. Gündemde 2 adet encümen üyesi seçimi,5 adet bütçe komisyonu üyesi seçimi, 5 adet imar komisyonu üyesi seçimi, 5 adet sağlık komisyonu üyesi seçimi, 5 adet hukuk komisyonu üyesi seçimi,5 adet gençlik spor ve engelliler komisyonu seçimi, 5 adet meclis proje ve etüt komisyonu seçimi, 5 adet meclis kırsal tarımı destekleme komisyonu üyesi seçimi, 2019 yılı faaliyet raporlarının görüşülmesi,2019 yılı denetim kurulu raporlarının okunması,2019 yılına ait kesin hesabın görüşülmesi, başkan Atabay’a yetki verilmesi,Akköy,Balat ve Batmaz için altışar kişilik bilirkişinin tespiti ve Didim sosyal hizmet merkezinin hazır beton talebinin görüşülmesi vardı. Gündem dışı olarak da belediye kreşinin yaz sezonu için kapatılması geldi.
CHP’Lİ MECLİS ÜYELERİ HUZURSUZ
Mecliste ezici çoğunluğu bulunan CHP istediği kararları alamadı. Bazı kararlarda sırf muhalefeti sevindirmemek adına sehven alındı. Örneğin encümen üyeliği seçimini CHP’nin yani başkanın listesi 10-9 kazandı ama bizim bildiğimiz kadarıyla muhalif 2 CHP meclis üyesi sırf Maşallahı sevindirmemek için sehven başkanın listesini destekledi. İmar komisyonu ise muhalefetin eline geçti. Suratlar asıktı ve yüzler gülmüyordu. CHP meclis üyeleri arasında gruplaşma var. Aynı telden çalmıyorlar.Huzursuzluk hakim.
BERABER YÜRÜYECEKLERDİ BU YOLDA AMA…
Birlikte çıktılar bu yola, beraber yürüyeceklerdi, zorlukları ve engelleri birlikte aşacak, başarıyı ve mutluluğu birlikte paylaşacaklardı. Birlikte yönetecek, hep birlikte başaracaklardı. En azından biz seçmenlere bu mesajı verdiler. Ama daha birinci yılın sonunda ayrışma ve hesaplaşma başladı. Şimdi hüzünlü bir şekilde ayrılık şarkıları söyleniyor. Her iki tarafta mutsuz. 30 yıllık gazetecilik ve siyasi tecrübeme dayanarak sebeplerini ben görebiliyorum. Fakat bu sorun benim sorunum değil. Hepsi okumuş tahsilli kendini bilen insanlar. Bu işin de üstesinden geleceklerdir diye düşünüyorum.
Yine kendi tecrübelerime dayanarak, gönül rahatlığı ile diyebilirim ki “CHP’Lİ MUHALİF MECLİS ÜYELERİ BAŞKANI UYARARAK, ŞİMDİLİK SARI KART GÖSTERDİLER “ Fakat maçın sonu ne olur, onu bende bilmiyorum…

Didim’de dün gece yarısından itibaren etkili olan şiddetli yağış, yaşamı oldukça olumsuz etkiledi. İlçedeki bir çok işyerini ve evi su basarken, Mavişehir yolu sular altında kaldı. Bir araç da denize sürüklendi. Aydın ve Didim belediyesi ekipleri zarar gören bölgelerde  gece ve gündüz aktif olarak çalıştı. Çok sayıda vatandaş ise mağduriyetini dile getirerek, mağduriyetinin giderilmesini istedi.

DERS ALMAK GEREK

Dün gece yağan yağmurdan ders almak gerek. Daha kuvvetlisi de olabilirdi. Mal kaybının yanında can kaybı da meydana gelebilirdi. Eğer suçlu arayacak isek önce aynaya bakacağız. Parayı bu kadar sevmeyeceğiz. Unutmayacağız ki, kefenin cebi yok. Toprağa girerken, herkes anasından çıktığı gibi giriyor.

O ZAMAN DOĞAL AFET DEMEYECEĞİZ; TEDBİR ALACAĞIZ

Dereleri doldurarak, konut, iş yeri, ticarethane ve ranthane yapmayacağız. Aldığımız arsadan kattan kot, kottan kat alma derdine düşmeyeceğiz. Unutmayacağız ki, rüşvet alan kadar rüşvet veren de suçlu. Bodrum katı yapmayacağız. Her yağmurda su altında kalan yolların demek ki, seviyesini yükselteceğiz. İlçemiz çok hızlı büyüyor diye  ellerimizi ovalayarak rant hesabı yapmayacağız. Planlı ve programlı büyüyeceğiz. Her önüne gelen araziyi imara açmayacağız. Kişilere göre imar vermeyeceğiz. İmar planlarında bütünlük arayacağız. Kişiye göre değil, şehrin coğrafi yapısına göre imar vereceğiz. Adalet dağıtacak ve adil olacağız. 81 vilayetten gelen yüz bin kişi Didim’i nasıl paylaşırız, az zamanda nasıl çok para kazanırız derdine düşmeyeceğiz. Unutmayacağız ki, bizde bu şehirde yaşıyoruz. İşimizi Allah’a havale etmeyeceğiz; tedbirimizi alacağız. Herkes üzerine düşeni yapacak, suçlu arama derdine düşmeyeceğiz.Yanlışlardan ve hatalardan dersler çıkaracağız. Didim’i sözde değil, özde seveceğiz. Unutmayacağız ki;

SU AKAR, YOLUNU BULUR !..

KADİR NADİR

 

Yıllardan beri binlerce Didimli ilçemizde bir Fen lisesi olmamasından yakınırdı. Çocuklarının daha iyi bir eğitim alması için kendi yaşamlarından fedakarlık yaparak, çocuklarını şehir dışındaki okullara gönderiyordu. Her yıl Didim’den en başarılı en az 100 öğrenci şehir dışına gidiyordu. Tabi ki,küçük yaşta çocukların ailelerinden ayrılması bir sürü sorunu da beraberinde getiriyor. İşin sosyal, ekonomik, felsefi , maddi manevi boyutları düzgünce incelendiğinde aslında bu tür rizikolara girmenin hiç de bir anlamı olmadığı görülüyor. Ailesinden ayrı yaşayan bir çocuğun psikolojisi ile anne babasının kanatları altında olan bir çocuğun psikolojisi asla aynı değildir. Hayata bakışları, kendine güvenleri bile fark eder. Çocuğun beyninde yaşam boyu kapanmayacak sıkıntılar oluşabilir. Çocuğunuzun geleceğiyle oynamayın.

HÜSRAN YAŞAMAYIN

Sözde her şey iyi bir eğitim için. Gel gör ki, kazın ayağı hiç de öyle değil. Dört yıl önce şehir dışına giden öğrenciler, bu yıl sınava girdiler. En az 30 tanesinin ilk 20.000’in içinde yer alması gerekirdi. Maalesef  şehir dışarıda eğitim alan hiçbir öğrenci istediği başarıyı sağlayamadı. Hem öğrencilere hem de ailelerine yine hüsran düştü. Dört yıl boyunca birbirlerinden ayrı yaşamaları ve çektikleri sıkıntılar da cabası.

MERAK EDİYORUZ

Didim’de eğitim veren çok başarılı  eğitim kurumları  varken, niçin öğrenciler dışarı gönderilir?  Kendini kanıtlamış en zeki çocuklar neden ailelerinden ayrılır ?  Dört yıl sonra hem öğrenciler hem de velileri neden pişman olurlar; pişman olmalarına rağmen aynı yanlışa neden devam ederler ? Milli eğitimdeki bazı idareci ve öğretmenler burada çok başarılı  eğitim kurumları varken; neden dışarıya gitmeyi teşvik ederler ? Yoksa dışarıya gitmeyi teşvik edenler, kendi öğretmen arkadaşlarına da mı güvenmiyor? Burada başarısı tescilli okullar varken; kent dışındaki başarısı tescilli olmayan okullara niçin çocuklarımız yönlendiriliyor ?

SON PİŞMANLIK FAYDA ETMEZ

Burada her öğrencisine ayrı ayrı sahip çıkan ve başarısı da tescillenmiş bir okullar varken, illaki etiket peşinde mi koşacaksınız ? Fen lisesi diye haykırıyordunuz, artık bir Fen lisemizde var. O zaman niye hala kent dışı okul sevdası! Nedendir bu kent dışı sevdası !

Unutmayın son pişmanlık fayda etmez. Dört yıl önce şehir dışına gidenlere yine hüsran düştü. Sizde kendinizi ateşe atmayın ! Didim’de ki eğitim kurumlarımıza sahip çıkalım.

KADİR NADİR

 

Sağlık bakanlığı uyarıyor, doktorlar uyarıyor, hekimler ve eczacılar uyarıyor”kesinlikle reçetesiz ilaç kullanmayın” diyor. Buna rağmen bazı vatandaşlar , reçetesiz  ve tarihi geçmiş  ilaç kullanmak için özendiriliyor.

İlaçların prospektüsünde reçetesiz satılmaz yazar. Ancak daha önceleri  doktor reçetesi olmadan hastalar eczanelere başvurduğunda ilaçları veriliyordu. Ancak sağlık bakanlığı yeni bir uygulamayla antibiyotikler, solunum ilaçları ve antideprasan ilaçları  başta olmak üzere reçetesiz ilaç alımı ve satımı kesinlikle yasakladı.

Basitçe anlatmak gerekirse, reçeteli bir ilacı sizin sağlık durumunuzu tam olarak bilen bir doktorun yönlendirmelerine uygun şekilde kullanınız. Bunun kapsamına doğru dozu, doğru zamanlarda, uygun şekilde ve doğru bir tıbbi nedenle almak girer. Buna rağmen, istenmeyen ya da beklenmedik belirtiler oluşabilir. Böyle olursa hemen doktorunuza bildirin.

İnsanlar ilaçları yanlış amaçlarla kullandığında, dozlara dikkat etmediklerinde, başkasına verilen ilaçları aldıklarında ya da ilacı yanlış şekilde kullandıklarında tehlikeli bir alana adım atmış olurlar. Örneğin bazı haplar bütün olarak yutulmalıdır, böylece içeriğindeki aktif madde vücutta yavaş yavaş yayılır. İlaçları kötüye kullananlar ise çoğunlukla hapları ezerek ya da çiğneyerek, ezip burundan çekerek ya da suda eritip vücuda enjekte ederek bu normal süreci bozarlar. Bunun sonucunda kişi kendini geçici olarak iyi hissedebilir fakat aynı zamanda bu, bağımlılığa atılmış ilk adım da olabilir. Daha da kötüsü öldürücü olabilir

DİPLOMASIZ İLAÇÇI

Aldığımız duyumlara göre son günlerde çok sayıda vatandaşın başı  reçetesiz  ve tarihi geçmiş ilaç kullandığı için derde girmiş. Ortaya diplomasız bir ilaççı çıkmış, Didim’e ilaç olacakmış. Mübarek KANTORON YAĞI gibi…Neymiş efendim Didim’in ilacıymış. Ya “kelin ilacı olsa başına sürer” demiş atalarımız. Boşuna mı demiş! Kendine kerameti olmayanın, başkasına hiç olmaz. İlaççı mı, hapçı mı oda belli değil…

DİDİM’İN HAVASI DA TEMİZ, DENİZ’İ DE !

Didim’in denizi çok temiz. Didim bir yarım ada.Üç tarafı denizler ile kaplı. Hatta bir tarafı da göl. Binlerce yıldan beri bütün medeniyetlerin gıpta ile baktığı bir yer olmuş. Heredotlar, Talesler hep burada yaşamış. Her yanı mavi bayraklarla donatılmış. Havasının güzelliğini ise üniversiteler bile tescil etmiş. En güzel gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü olduğu için Didim artık bir dünya kenti. En güzel yerleşim yeri olduğu için 81 vilayetten, 1500 ilçeden ve 150 ülkeden insanlar Didim’e gelerek  kardeşçe yaşamı seçmiş. Bütün insanları da son derece sağlıklı. Atatürkçü, laik,demokrat ve ülkesini ve Didim’i seven insanlar. Didim’in DENİZ’İ var ve şifa DENİZ’de…

Çıkmış biri zorla ilaç satmaya çalışıyor. Didimliler hasta mı ki? En sağlıklı insanlar Didim’de yaşıyor. Siz siz olun, bu tip kişilere asla muteber etmeyin.Yoksa öyle bir havaya girer ve kerameti kendinden menkul sanar ki, Sonra kendini Selanik’ten gelen ikinci Atatürk filan sanır…

KADİR NADİR

 

Siyasi partilerde aday adaylığı süreci tamamlandı. 10 aday adayının yarıştığı AK parti Mümin Kamacı da karar kılarken; yaklaşık 25 aday adayının yarıştığı CHP ise Ahmet Deniz Atabay da karar kıldı.

Siyasi partilerin genel merkezlerinde aylar süren çalışmalar yapıldı. Alınan kararlara partilerin il ve ilçe örgütlerinin yanı sıra il milletvekilleri, parti meclisi üyeleri, merkez yürütme kurulu üyeleri ve Genel başkanlar dahi müdahil oldu. Nitekim Kamacı’nın rozetini bile Recep Tayyip Erdoğan taktı. İnce elediler, sıkı dokudular…

ANCAK PARTİLER KAYNIYOR

Geldiğimiz süreçte şimdi de belediye meclis üyeleri belirlenecek. 19 şubat 2019 tarihinde listelerin ilçe seçim kurullarına verilmesi gerekiyor. Dolayısıyla her iki pati de hafta sonuna kadar yarışacakları isimlerini belirleyecek. Ancak, her iki parti de kaynıyor. Yüzlerce kişi bilirkişi olmuş. Kimisi Ahmet olursa ben çalışmam, kimisi Fatma olursa ben yokum, kimisi de Naciye mutlaka olmalı, Naciye olmaz ise bu iş olmaz gibi dayatmalar ile hem kendine hem çevresine hem de liderine sıkıntı veriyor. Herkes birbirini gereksiz yere geriyor. Bir çok kişi iyi bir meclis olursa bu iş kolay, yoksa işimiz çok zor diyor. İyilik kime göre ? A şahsı birine göre çok iyi iken; başka birine göre şerefsizin teki…

KİŞİLER ÜZERİNDEN DEĞİL, İLKELER ÜZERİNDEN SİYASET YAPILIR

Oysa siyaset kişiler üzerinden değil, ilkeler üzerinden yapılır. 85,000 kişilik bir kentte kimse kimseyi sevmek zorunda değil. Zaten parti örgütlerinde toplanan binlerce kişiden bir çoğu, bir çoğunu tanımaz. Onları aynı siyasi partide buluşturan ilkeleridir. Siyasi olarak kendini en iyi o partide ifade edebildiği için o partiye gitmiştir. Ya da kendine en yakın o partiyi gördüğü için tercihi o olmuştur. Bu nedenle de ayrıntılarda bölünmek yerine, detaylarda bütünleşmek gerekir. Bizler tabi ki fikrimizi söylemeli, öneride bulunmalıyız. Ancak, dayatmacı olmamalıyız.

DAVUL BAŞKASINDA TOKMAK BAŞKASINDA OLMAZ

Belediye başkan adayı kim ise 5 yıl boyunca çalışacağı ekip arkadaşlarını da o belirlemelidir. Artık her iki başkan adayının da ustalık dönemi. Korkmayın, kolay kolay hata yapmazlar. Davul başkasında tokmak başkasında olmaz. Sevabıyla, günahıyla meclisin aldığı kararlardan, belediyenin çalışmalarından başkanı sorumlu tutuyorsak; bu konuda da sorumluluğu onlara vermemiz  gerekir. Başarı birbirine inanan ve güvenen bir ekip ile gelir.

Atabay 5 yıl boyunca bunun acısını çok yaşadı. Koynumda yılan beslemişim dercesine, ekip arkadaşları tarafından hep arkadan hançerlendi. Çünkü meclis üyelerinin çoğunu kendisi belirlememişti. Kamacı ise böyle bir sıkıntı yaşamadı.

Hem siz kendi parti meclisinize, MYK üyelerinize ve genel başkanınıza güvenmiyor musunuz ki, onların güvendiği kişinin tercihlerine ipotek koymaya çalışıyorsunuz ?

 

 

CHP Genel Merkezi yerel seçim öncesinde aday kriterlerini belirledi. Genel Başkan Yardımcısı Torun, “Onun adamı, bunun yakını anlayışı geçerli olmayacak” dedi.

. CHP Genel Merkezinin 2019 yerel seçimlerinde belediye başkan adayları belirlenirken dikkat edilmesi gereken  kriterini hepimiz biliyoruz.

İŞTE CHP’NİN KRİTERLERİ

“Parti il ve ilçe düzeyinde kamuoyu araştırması yapacak.  Seçmenlere kimi belediye başkanı görmek istediği sorulacak.  Anket sonuçlarına göre adayların halkta olduğu kadar parti örgütünde de karşılığı olup olmadığına bakılacak.  Seçim sürecinde örgütün adayla beraber çalışacağından emin olunacak. Dışarıdan isimler aday gösterilse bile parti aidiyeti aranacak.  Belediye başkanı seçilmesi halinde partiden kopmayacak isimler tercih edilecek. Adayın vizyon sahibi olması, kenti çok iyi tanıması, kentin sorunlarına yönelik çözüm önerileri ortaya koyması ve kente değer katacak projelerle öne çıkması gibi özellikler aranacağı ifade edildi.
Ayrıca: adayların Kürt seçmenden kabul görmesi, milliyetçi seçmeni rahatsız etmemesi ve sosyal demokrat tabanı tatmin etmesi gibi özelliklere dikkat edilecek“

Bir de halkın kriterleri var. CHP kendi belirlediği kriterlere ne kadar uyar, ne kadar uymaz onu bilemem ama halkın kriterleri de son derece önemli. Zira bu halk adamı sulu dereye götürür de, sulamadan getirir. Mazbatayı almakla iş bitmez. Seçimi kazanmak gerekir.

İŞTE HALKIN KRİTERLERİ

Halk kendi görüşlerine ve düşüncelerine değer verilsin ister. Ben yaptım oldu mantığına karşı çıkar. Kendisine sorulmasını ister. Adayın kentliyi iyi tanımasını ve gerektiğinde temas edilmesini ister. Didim’de ki CHP seçmeni koyun değildir. Seçmenin iradesine ipotek koymaya kalkmayın. Toplumda karşılığı olmayan yanlış bir aday ile seçim kaybedilir. Geçmişi tertemiz, yaşamına özen gösteren, kimseyi ötekileştirmeden, herkesi kucaklayabilen, ayrımcılık yapmayan, birleştirici bir lider ister. Halk temiz siyaset yapan, çizgisini daima koruyan, toplumun her kesiminden oy alabilecek dürüst bir lider ister. Çizgisi olmayan adamın arkasından kimse gitmez.

CHP genel merkezi ne yapar bilemeyiz ama bu halk adama arifeyi gösterir ama bayramı göstermez…

Bizden söylemesi…

 

 

 

 

Ülkenin birinde, kahramanın bol olduğu bir vilayette Bokhan isminde kendini çok seven kahraman (!) bir çocuk varmış. Her şeye maydonoz olduğu için adını Bokhan koymuşlar. O ülkede seçimler gelmiş, çatmış. Hep başrolde oynamak isteyen kahraman çocuk fırsatı kaçırır mı, atıvermiş kendini ortaya.

Günün kahramanı  bir anda cazgırlığa soyunmuş. Sahneye çıkarak başlamış bağırmaya” Genel başkanınız geldi de ne oldu. Önünde kaç kişi vardı. Obama da gelse bu seçimi alamayacaksınız” diye, feryat figan yeri göğü inletiyormuş. Yanlış anlamayın genel başkanım değil, genel başkanınız diyormuş.

Ve o ülkede CeHHaPe diye bir parti seçimi almış, ama cazgır ve kankalarının neyi aldığı belli olmamış!

Oradan bir amcası demiş ki, “oğlum Bokhan sen daha dünkü çocuksun, bu işleri bilmezsin, tamam her şeye maydonoz olmak istiyorsun da siyaset farklı bir şey. Bilmediğin şeye maydonoz olma. Sonra başına iş alırsın. Yalamacılık ve yıkamacılık yapma. Siyasetçi dik durmasını beceremez ise, omurgası olmaz ise, her dönem yalamacılık, yıkamacılık yaparsa, nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilirse ağa babası başka bir partiye gittiğinde NEYİ YALAYACAĞINI ŞAŞIRIRSIN…”

Gazoz olma, Adam ol çocuğum!

 

GÜNÜN MASALI :KADİR NADİR

 

 

Kamacı Belediye başkanı, Metin Lütfi Baydar Aydın birinci sıra milletvekili, Kamacı’nın oğlu eski Süleyman Demirel Üniversitesi Dekanı Profesör Doktor Metin Lütfi Baydar’ın danışmanı, İl disiplin kurulu yöneteni Kadir de Metin Lütfi’nin kankası. Ekip tam kadro kankacılık oynuyor. Körler sağırlar birbirini ağırlar.

Kamacı ön seçimde Metin Lütfi’yi destekliyor. Oğlu askeri gibi çalışıyor. Metin Lütfi birinci sıradan meclise giriyor. Metin Lütfi de Kamacı’nın oğlunu kendine danışman yapıyor. Gerçi Profesör Ramazan’a ne danıştı onu da hiç anlamış  değilim ama… Herkes birbirine hep destek, tam destek. Ta ki Kamacı kendi kendine yanlış yapana kadar…

Kamacı Metin Lütfi’ye rağmen adaylıktan geri çekiliyor. Kamacı kerameti kendinde sandığı için DSP’ye geçiyor. Parti de ki bir grup Kamacı cı da keramet Kamacı da diye direkt olarak DSP’ye geçiyor. Ve binlerce vatandaşı da Kamacı’nın mağduriyetine inandırıyorlar. Kamacıcılar Voltran oluşturuyor

Belediyenin tüm imkanları kullanılıyor ama sonuç nafile, seçim kaybediliyor.

Atabay başkan oluyor, Gökmen Karataş da CHP ilçe başkanı. Karataş harekete geçiyor. DSP’nin önünde dans eden CHP’liler partiden ihraç edilecek. Bir liste oluşturuluyor ve DSP’ye kaçan kuşçuların hepsi ihraç istemiyle disipline veriliyor. Sonuç hüsran. Salih Demir’den başka kimseyi ihraç ettiremiyor. Onu da hiç anlayamadım. Çünkü CHP içinde onlarca zübük var iken, neden Salih Demir ihraç ediliyor ? Bence Salih Demir’i ihraç edenler, ona özür borçlu.  Körler sağırlar birbirini ağırlıyorlar. Sonuçta Gökmen Karataş siyaset dışı kalıyor. Kısacası  kendisi siyasetten ihraç! Kuşçular ondan daha keskin CHP’li oluyor.

Gel zaman –git zaman genel seçimler geliyor. Atabay’da resmi işleri nedeniyle Yunan adasındaki kardeşkentte iken, Metin Lütfi Kamacı restaurantta öğle yemeğini yedikten sonra Kamacı’nın üyelik formu ile birlikte yanına da il disiplin kurulu yönetenini (!) kankasını da alarak CHP seçim bürosuna geliyor. Kamacı’yı partiye kaydedin, kefili de benim. Delinin biri çıkıp”senin kefaletin yetersiz, sabıka dosyan baya kabarık ” diyerek, disiplin kurulu yöneteni kankası ile birlikte geri gönderiyor. Sonuçta Metin Lütfi de gitti, Kamacı da. Sıradakilere bakacağız…

Gelelim bugüne. Dallas dizisinin senaristleri bunların yanında çırak bile olamaz.  Kamacı AKP’ye kaçıyor. Aklanmak derdinde. Tıpkı eskisi gibi üç-beş belediye personeli ve birkaç yancısı da onunla hareket ediyor. Bir kısmı ise partide kalıyor. Çünkü bunlar adamcılık oynadığı için, her iki partiyi de dizayn etmeleri gerekiyor. Yönetime karşı eleştiriler yükseliyor. Disiplin kurulunuz yok mu ? Nafile. Çünkü ilçe başkanı ve ekibi görmüyor, duymuyor, bilmiyor. Üç maymunlar. Polyanacılık oynamaya devam. Disiplin kurulu çalışmıyor ve çalıştırılamıyor… Neden diye soracak olursanız, çünkü, ihanetçiler suç ortakları. Hesap vermediler ki, hesap sorsunlar…

Bunlarda öngörü de yok. Oysa siyaset öngörü işidir. Elin oğlunun 5 yıl önce gördüğünü bunlar yeni anlamış. Nereden bilebilirlermiş. Miş miş de mişmiş. Geçin bunları istifa diye bir dik duruş var. Sadece hatırlatmak istedim.Yolun sonu gözüktü. Zaten sizi gönderecekler de bari kendiniz gidin…

HABER VE YORUM : KADİR NADİR

 

Aski genel müdürü Erdoğan Öztürk’ün de Didim CHP’den belediye başkanlığı için aday adaylığını açıklamasından sonra Çerçioğlu’na tepkiler yükselmeye başladı.

Aday adaylığı süreci devam ettiği için ismini açıklamacağımız bir aday adayı” Bırakın kardeşim bu siyaseti dizayn etme işlerini. Herkes kendi işine baksın. Bizim başımızda Kavala’da oturmasına rağmen bütün partileri dizayn etmeye çalışan bir dazaynatör var zaten. O ve ekibi bütün Didim’i karıştırmaya yetiyor. Didim’de bu kadar aday bolluğu var iken; Aydın’dan gelerek Didim’e aday olmak ne kadar doğru? Bu yaptığınız burada yaşayan aday adaylarına da buranın seçmenine de saygısızlık değil mi ?” dedi.

Siyasette etik olmalı diyen aday adayı” Kuşadası,Didim ve Söke seçmeni sayesinde başkanlık koltuğunda oturan Çerçioğlu elini bu bölgelerden çekmeli.Seçim kaybettiği yerler ile uğraşmalı.Bu yıl bir siyasi hadsizlik aldı başını gidiyor. Herkes haddini bilmeli. Didimlilerin oylarına ipotek mi koydun? Sen seni bil sen seni, sen seni bilmez isen, bildirirler haddini “ dedi.

Elçiye zeval olmaz imiş. Çerçioğlu’na hatırlatalım dedik. Bizden söylemesi…

Haber:KADİR NADİR

  “Didim, zübüklere bırakılmayacak kadar değerlidir.”

Zübük kavramını daha çok Aziz Nesin’in “Zübük” kitabındaki siyasetçi tiplemesinden biliyoruz. Daha sonraları Kemal Sunal’ın başrolde oynadığı filmdeki Zübük tiplemesi de hepimizin belleğine yazılmıştı ve ülkemizin siyasetinin kimlerin elinde olduğu acı gerçeğini bir komedi olarak ortaya koymuştu.

Zübük, kağnı gölgesindeki it, süpürge gibi anlamları içeren menfaatçi, çıkarcı, kendini düşünen anlamları içeren bir kavram…

     “İt, kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgesi sanırmış.” Aziz Nesin’in Zübükzade İbraam’ını kasabada herkes ne mal olduğunu bilir ama onun siyasette yükselişini engel(le)yemez… Çünkü onu seçenlerin içinde de Aziz Nesin’in dediği gibi çıkarıp atamadığı bir zübüklük vardır…

Didim siyasetinin son gelişmelerini hep birlikte yerel ve ulusal basından ve hatta Youtupe düşen komediye dönüşmüş video kayıtlarından da öğreniyoruz…

Sadece kendi çıkarlarını ve geleceğini düşünen, bu uğurda tüm yolları deneyen, her hileyi, hurdayı yapan ve bu uğurda tüm zübüklükleri yapanlara artık yakamızdan düşün demenin zamanıdır…

Kerameti kendin de sanarak, ne yaparsam yapayım, ne kadar çok parti değiştirirsem değiştireyim, Didimliler arkamda durur yanılgısına kapılanlara Didimli seçmen dur demelidir…

Siyaseti zübüklere bırakırsanız, söyleyeceğiniz, itiraz edeceğiniz bir şey kalmaz…

 Niteliksiz üye yapısıyla ne önseçim ne de temayül doğru değildir. Sadece zübükler keramet kendinde sanır.

Zübükleri tek tek isim isim yazmaya gerek yok… Siz onları zaten yakından tanıyorsunuz… Kendi çıkarları uğruna yaptıkları çalımları, taklaları, değişimleri, altıoktan, güvercine dönen, güvercin iken yeniden altook’a dönen, güvercinken, ampule toslayan, ampulden sonra hangi kapıya gideceği belli olmayan  siyasetin Zübüklerini tanıyın artık ve Zübüklere, zübüklüklere, zübükzadelere Didim siyasetinde yer yok deyin artık…

HABER VE YORUM: KADİR NADİR

 

 

 

Arşivler