Haydar Pınarbaşı | Didim Özgürses

Bookmarks

Haydar Pınarbaşı

Büyükşehir Belediye Başkanları Saray’a çağrıldı ya,ülke artık “kırık sandalyeyi” tartışıp durur.

Yapılan koskoca seçimler  sonrasında tartışılan ” sandalye bilerek ve istenerek mi oraya kondu?” noktasında basitleştirilecek. Ülkenin gündemi bu basitliğe kurban edilecek. İşte iktidarın istediği  tam da bu aslında.Her şey unutulacak,AKP Genel Başkanı, siyasete İstanbul BB’den sonra yeni başlamış edasıyla başkanlara “ayar” verecek.

Öyle değil efendim.Hatırla ey sevgili;

Ülkeyi 17  yıldır kim yönetiyor?

Yerel ve genel iktidarın tahribatını kendi  söylemlerinizden de duyduk.

İstanbul’u mahvettik, çevreye çok zarar verdik diyen kim?

Yerel seçim öncesi başkan adaylarına ağız dolusu sözler söyleyenler kimler?

31 Mart seçimlerini hazmedemeyip yeniden seçim yaptıran kim?

Hele de öncesi;

Ankara,İstanbul,Bursa başta olmak üzeren kendi partinizden başkanları neden istifa ettirdiniz? Bu ayarı onlara neden vermediniz? Bu başkanlar neden istifa ettirildi? Parti içinde bile söylenen sözler neden karşılık bulmadı?

Bunca şeyden sonra tarafsız olduğunuzun nasıl söylersiniz?

Bir  partinin genel başkanı başka bir partiden seçilmiş başkanlara nasıl “ayar” çeker?

Ben bu toplantının nedenini, sarayın yaşadığı büyük yenilgi ve güç kaybına bağlıyorum.Böyle fotoğraf vererek sanki  bir “normalleşme” varmış gibi sunmaya ve gündemi yeniden “güçlü” görüntü vererek belirlemeye çalıştığını görüyorum.

Bu oyuna  gelinmemeli.

“Normalleşme” bu sistemle olmaz. Demokrasi olmadan  da asla olamaz. AKP’nin normali,”normal” değildir çünkü.

Muhalefet partilerinden başkanlar normalleşmeyi, halkla birlikte kararlar alarak,karar alma süreçlerini açık,net ve cesurca sürdürerek AKP’nin güç kaybına hız kazandırmalılar.

Yaşananlar, yaşatılanlar ve önümüzdeki süreçte yapılması gereken çok şey varken, gündemi kırılmış bir sandalyeye teslim etmeyin derim.

Sandalyedir, kırılır.Yerine yenisi konur.

İktidar tahtı gitti mi, yerine yenisini koymak çok zordur.

Şimdi başkanların ve halkın söylemesi gereken şey şudur:

Bugün vermeye çalıştığın fotograf, dünkü uygulamalarından ve söylediklerinden dolayı geçersizdir eyy sevgili,hatırla!

Güzel günleriniz olsun…

HAYDAR PINARBAŞI

15 Mart 2019 günü Yeni Zelanda’da ibadetleri için camide bulunan halka canice saldıran faşist anlayışı lanetliyoruz.Hangi nedenle olursa olsun insanları katletmek ancak faşizmin,ırkçılığın marifetidir.Münferit gibi sunulmaya çalışılan bu tür cinayetler kendi anlayışından,kendi inancından olmayanlara yönelen tüm dünyadaki faşist,ırkçı söylemlerin güç verdiği insanlık dışı bir yaklaşımdır.Tıpkı 16 Mart 1978 de İstanbul’da Beyazıt Meydanı’nda öğrencilerin üstüne atılan bomba gibi.Tıpkı 16 Mart 1988 de Halepçe’de halkın elma kokusu taşıyan kimyasal bombayla katledilmesi gibi.Faşizm ve ırkçılık dünyanın her yerinde lanetlenmelidir.Yeni Zelanda’da,Beyazıt’ta,Halepçe’de katledilenleri saygıyla anıyor; faşizmi ve ırkçılığı bir kez daha lanetliyoruz.

TÜM EMEKLİLER SENDİKASI DİDİM ŞUBESİ YÜRÜTME KURULU

 

GÖSTERMELİK DEĞİL, KALICI VE GERÇEK ÇÖZÜMLER İSTİYORUZ!

24 Haziran seçimleri öncesi huzur ve refah getireceğini söyleyen AKP İktidarı,henüz bir yıl bile dolmadan ülkemizde,dar gelirlileri,emekçileri ve emeklileri sofralarına gıda getiremeyecek duruma düşürmüştür.Üretimi tüketen,tarım maliyetlerini artırarak,etten,patatese,mercimekten nohut’a,neredeyse tüm gıda maddelerinin ithal edilmesine neden olan politikalarıyla halkımızı temel gıda maddeleri kuyruğuna sokmaya başlamıştır.Pazarcıyı,marketçiyi,üreticiyi suçlayarak kendi yanlış politikalarını gizlemek isteyenler,gerçekleri konuşmalıdır artık.Asgari ücret ve emeklilerin maaşları söz konusu olduğunda çok cimri.olan iktidar,halkın talepleri karşısında gündemi olduk olmadık noktalara taşımaktadır.Bizler kendi ülkemizde üreterek,temel gıda maddelerine ulaşacak bir yaşam istiyoruz.Madem ki fiyatları yarı yarıya indirme gücünüz var,benzin,mazot,su,elektrik,doğalgaz da da indirimler istiyoruz.

Yaklaşan seçimler için geçici ve göstermelik davranışlar yerine insanca yaşayabilmemiz için,doğru ve ciddi,kalıcı çözümler istiyoruz.Yeter artık.Bu pahalılık son bulsun.Pahalılığına sessiz kalmayacağız!

TÜM EMEKLİLER SENDİKASI DİDİM ŞUBESİ YÜRÜTME KURULU ADINA ŞUBE BAŞKANI HAYDAR PINARBAŞI

 

Öğretmenlik ya, yaşarken bitmiyor işte. Bu gün milyonlarca öğrenci, öğretmen ve ana babayla biz de tatile giriyoruz sanki. Benim artık öğrenci  olan çocuğum yok. Ama bütün öğrenciler çocuklarımızdır diyerek tatil için bir küçük anımsatma yapayım dedim naçizane.

Velilerim iyi bilir ki benim klasikleşmiş öğretmen sözlerim vardır.
“Yüzünüz, gözünüz her zaman notlarını,derslerini değil; çocuklarınızı görsün. Asla kendinden önce notlarını sormayın. Çocuğunuz “ben değerliyim” desin. Bundan emin olsun. “Annem babam beni başarılı olursam sever” düşüncesi olmasın aman…”
Tatilde küçük sorumluluklar verin. Hatalarını “ben de yaptım” diyerek derslere dönüştürün. Unutmayın “hatalar en yüksek öğreticilerdir. Küçük ve geri dönüşü kolay olan hatalar büyük hatalar yapmasını engeller. Onlara vereceğiniz yönetsel ve karar alıcı sorumluluklar daha çabuk ayakta durmalarını sağlayacaktır. Karne notları iyi bir tatil nedeni değildir.İyi bir tatil hepinizin hakkıdır.Hediyeleri abartmayın.Onlara verebileceğiniz en güzel hediye yüzünüzdeki, gözünüzdeki sevgidir, unutmayın. Çocuklarınızı  hiç bir başkasıyla asla kıyaslamayın. Onun kendini “özel ve değerli” olduğunu düşünmesini mutlaka sağlayın.
Bu tatilde onlara sorumluluk (küçük işler ama gönüllü olmasını sağlayarak) vermenin dışında “ders çalış, ödevlerini yaptın mı, kitap oku” ve de başka başka nasihatlerden uzak durun. Bırakın güzel bir tatil yapsınlar. Ha, unutmadan bilgisayar ve internetten “birlikte yapacağınız etkinlikler” (yürüyüş, piknik, geziler vb.) düzenleyerek uzak tutmaya çalışın.
Hadi siz de gevşeyin güzel bir tatil olsun..
Tüm öğrenci,öğretmen,eğitim emekçileri,idareciler ve velilere güzel bir tatil diliyorum.
Haydar PINARBAŞI | Emekli Öğretmen

31 Mart 2019 Genel Yerel Seçimleri için Didim’de “Başka Bir Didim” anlatımı ile gerçekleştirmeyi istediğimiz belediyecilik için aday adayı oldum. Amacımız mahalle meclisleri ile ve halkımızın katılımı ile örnek bir yerel yönetim örneği oluşturmak ve bu anlayış üzerinden “tek adam rejimi“anlayışını zayıflatarak demokratik yaklaşımın Didim’den de yükselişini sağlamaktı.

Bizim başından beri çağrısını yaptığımız “ön seçim” yapılmadı.Aday adayları içinden Belediye Başkanlığını sürdüren arkadaşımız aday olarak açıklandı.Yönteme saygı duymadığımız bilinmelidir.Ancak bu,aday arkadaşımıza karşı kişisel anlamda bir saygısızlığı taşımamaktadır.Aday olarak belirlenen arkadaşımıza başarılar ve kolaylıklar diliyorum.

Biz,Didim’in bütün mahalle ve sokaklarında kalabalık ve düzeyli bir ekiple,halkımızla yüz yüze görüşerek,konuşarak çalıştık.Binlerce Didimli ile iletişim sağladık.Halkımızın teveccühünü aldık.Çok olumlu tepkilerle yüzümüz güldü.Bu süreçte bize emek veren,güç veren umut besleyen yol arkadaşlarımıza,dostlarımıza,halkımıza teşekkür ediyorum.Yurt içi ve yurt dışından arayarak,mesaj göndererek,heyecanlarını belirten dostlarımızın izleri yüreğimizde hep kalacaktır.Teşekkür ediyorum.Çalışmamız sırasında yüreğini yanımızda hissettiğimiz dostlarımıza da teşekkür ediyorum.

Bu süreçten yüzünün akı ile çıkan çalışma ekibimize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Yaptığımız değerlendirme toplantısı ile aynı heyecan ve devrimci bir ruh ile çalışmalarımızı sürdüreceğimizin iradesi ortaya konmuştur .Hep söylediğimiz gibi,siyaset geçici bir süreç değil,yaşam biçimidir diyerek emek,demokrasi mücadelesine devam edeceğimizi bildirmek isterim.

Aday belirlenmesi sürecinden sonra hiç bir polemiğin içinde olmayacağımızı, Didim’de demokratik bir belediyeciliğin ortaya konması için elimizden geleni yapacağımızı beyan ediyorum.Bizler mahalle meclislerinde,beldemizin daha yaşanılabilir olması için pozitif katkılarımızı sunacağız.İlkeli,halkçı,katılımcı bir bütçesi olan ve halkın kendisini içinde ifade edeceği bir yerel yönetim anlayışına destek vereceğiz.Bunun tersinde olan uygulamalara karşı yine yapıcı olmak üzere eleştirilerimizi yapacağız.Beldemizde yapılanların ve verilen vaatlerin takipçisi olacağız.Tecrübelerimizi halkımızla buluşturarak çalışmalarımızı beldenin sakinleri olarak sürdüreceğiz.

Hiç bir dedikodunun, hiç bir polemiğin içinde anılmayacağız. Söyleyeceğimiz her şeyi açık,samimi ve yapıcı olarak söyleyeceğiz.

Çalışmalarını sürdürdüğümüz partimizin içinde ilkeli bir anlayışla mücadelemizi sürdüreceğiz. Yerel yönetim seçimlerinin kazanılması için üzerimize düşecek çalışmaları yapacağız.

Bu anlayışla Didim halkına yeniden teşekkür ederken, emek,demokrasi ve temiz bir siyaset için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna ve halkımıza saygılarımızla beyan ederim.

Haydar Pınarbaşı. Emekli Öğretmen

 

Yerel seçimler için aday belirleme sürecinin sonuna yaklaşıyoruz.

Erken başlayan ve çokça aday adayının olduğu süreç,kısa bir zaman sonra aday belirlenerek,seçim çalışmaları başlayacak.

Başından beri önseçim istediğimiz açıktır.Bize göre en demokratik yöntem önseçim ile adayın belirlenmesi idi.Ancak görülüyor ki bu yöntem tercih edilmedi.

Çok sayıda aday adayı var.Hepsine saygı duyuyor,başarılar diliyoruz.

Çalışmalarımız sırasında bu güne kadar hiç bir aday adayı üzerine olumsuz söylemlerimiz olmamıştır.Bu günden sonra da olmayacaktır.Temiz ve düzgün siyaset anlayış ilkemizden asla vazgeçmeyeceğiz.

Biz “Başka Bir Didim” vurgusu ile bir yola çıktığımızı ilk açıklamamızda belirttik.Söylediklerimizin önümüzdeki süreçte ne kadar anlamlı olduğu açıkça görülecektir.”Sürdürülebilir Şehircilik” ve Sürdürülebilir Turizm” anlayışının,”Satılık Didim” anlayışı ile karşı karşıya geleceğini,iktidar partisinin Didim ile ilgili projelerini gördükçe daha derinden anlayacağımızı belirtmek isteriz.

Biz yaşadığımız beldelerin rant uğruna peşkeşine karşıyız.Plajların,doğal çevrenin,hazine arazileri ve meraların korunması gerektiğini söylüyoruz.Bu beldede yüz yıl, iki yüz yıl sonra da turizm yapılmak isteniyorsa bu şarttır.

Bu anlayışla,aday olarak belirlenen kim olursa olsun bu vurguya devam edeceğiz.Bu günden bilinmesini isterim ki;Eğer aday ben olursam,tekrarlayayım,mahalle ve kent meclisleriyle birlikte,kısacası halkla birlikte bir yerel yönetimin örneğini göstereceğiz.

Ayrıca aday olarak başka bir arkadaşımız belirlenirse hangi arkadaşımız olursa olsun,seçimlerde yanında olacağız.İlkeli bir şekilde çalışacağız.Önerilerimizi,taleplerimizi ve deneyimlerimizi halkımızın hizmetine sunacağız.Bu güne kadar Didim’de sürdürdüğümüz emek ve demokrasi mücadelesine kesinlikle devam edeceğiz.

Didim’de,Didim halkının kendini içinde ifade edebileceği bir yerel yönetim ve demokrasi örneği üretmesine yönelik çabalarımız sürecektir.

Biz siyaseti asla bir çıkar kapısı olarak görmedik.Yol ve çalışma arkadaşlarımız emek ve demokrasi mücadelesinin kesintisiz savunucusu olmaya devam edecektir.

Didim halkına sevgi ve saygılarımızla…

HAYDAR PINARBAŞI

Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce koordine edilen “Su Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi” oluşturmak üzere ilk imzaların atıldığını basından okudum. Didim Taşburun’dan başlayan ve Söke Ovası’ndan da alarak kurulması planlanan Su Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi Didim gibi bir turizm beldesinin sonu demektir.Burada yapılacak olan böyle bir sanayi bölgesi hem kamu arazisinin talanı hem de Didim gibi plaj ve deniz turizminin geliştirilmesi gereken yere ihanettir.

Ben başından beri “sürdürülebilir turizm” diyorum. Didim’in kamu arazileri üzerinde yapılan bu hesaplar Didim’in tüketilmesi anlamını taşır.Didim’de daha önce cezaevi yapılması istenilen yere böyle bir projenin yapılmak istenmesi hangi mantıkla yapılıyor anlamak zor.Böyle bir anlayışla oluşturulacak proje bir turizm beldesinin geleceğini tüketmek demektir. Aynı zamanda  hazine arazilerinin de bu şekilde  talan edilmesine kesinlikle karşıyız.

Didim üzerinde hep böyle talan hesapları yapılmaktadır.

Biz yıllardır bu mücadelenin içinde olduk.

Didim’in “sürdürülebilir şehircilik” ve “sürdürülebilir turizm” anlayışı ile yönetilmesi gerekiyor.Yoksa çok kısa sürede tüketilmesini seyredeceğiz demektir.Bu talan ve Didim’i tüketmek için yapılan projelere karşı hep birlikte

karşı olalım.Kamuoyuna saygılarımla.

Haydar Pınarbaşı CHP Didim Belediye Başkan Aday Adayı

 

Sevgili Erdoğan Şahin Hoca’mın bu başlıkta çıkan yazısını okudum.Çok yerinde ve doğru bir tespit.

CHP açısından Didim çantada keklik mi?

Hiç öyle değil.
Hiç bir yer çantada keklik değil.
Özellikle Didim hiç çantada keklik değil.
Son zamanlardaki gelişmeleri görmek gerek.
Didim’deki hazine arazilerinin çekiciliği çantada keklik olmaya hiç de izin verecek gibi görünmüyor.
12 Eylül’de yerel basına düşen haberler didim için yapılan hesapları gösteriyor.

Turizm Bakanı Didim için “Radarımıza girdi.Turizmde Mega Kentler arasına girecek” deyip ekliyor.

“Didim’deki hazine arazilerinin farkındayım. Çok geniş araziler var. Geçen hafta yaptığımız bir toplantıda gösterdiler. Biz “yabancı yatırımcılar” için de cazip olan bazı mega projeleri devreye alacağız” dedi.
Bu açıklama AKP’nin Didim için neler planladığının beyanıdır.
Ben baştan beri söylüyorum.
Bu seçim, basit bir seçim,sıradan bir seçim olmayacaktır.
Bu seçim Didimliler açısından “sürdürülebilir şehircilik” ile “satılabilir mega algılar” oluşturma seçimi olacaktır.
Erdoğan Şahin hocama ek olsun diye belirteyim. Çantada keklik yok. Çantada satılacak şehir var.
İşte bu seçim ülke genelinde de “satışlar” projeleri üzerinden yürütülecek.
Ama Didim’de daha yoğun bir satış politikası üzerinden yapılacak.
Biz tersini mi düşünüyoruz.
Turizm beldesi” olma açısından değil.Didim tabi ki Turizm Beldesidir.
Seçim sürecinde açıklayacağımız “Sürdürülebilir Şehircilik” anlayışı ile “Sürdürülebilir Turizm” projemizi gerçekleştireceğiz. Didim’in peşkeşini değil, doğasıyla, çevresiyle bir huzur kenti üreteceğiz. Didim’de “kent gelirinin” Didimliler tarafından adil bir şekilde paylaşılacağı bir anlayışı da oturtacağız.
Aday adaylıkları açısından ben herkese saygı duyduğumu belirtiyorum.
Herkesin bir amacı, iyi niyeti ve yapacakları vardır eminim.
Ancak CHP açısından Didim’de seçimin çantada keklik olmadığını, bu nedenle; güçlü, çıkar düşünmeyen, bilgili ve çözüm üretecek bir başkan ve kolektif üreten, ortak karar alan ve uygulayan “mahalle ve kent meclislerine” ihtiyaç var.
Bu potansiyel de Didim’de var. Ben bunu biliyor ve inanıyorum.
Güzel günleriniz olsun.

Eh,okullar açılıyor ya, eğitim yine gündemde. Zaten her dönem gündemde. Çünkü gerçekten önemli. Zaten iktidarların da özel önem verdikleri bir “sektör” artık.

Sektör diyorum çünkü AKP’nin eğitim politikalarının tümü,diğer alanlarda olduğu gibi alıp satma üzerinedir.

Getirilen “başkanlık” sisteminde yeni bakanlar tek kişi tarafından belirlenirken, kabinede tek olumlu bakılan bir bakan olarak karşılandı Milli Eğitim Bakanı. Ben öyle düşünmedim. Çünkü bakan “paralı” okullar kurucusuydu.

Yani tam istenilen nitelikteydi.

Şimdi “karma eğitim bitiyor mu” tartışmaları, bakan hakkındaki önyargıların bitmesine neden oldu.Ama zaten tek kişinin bakan belirlediği sistemde bağımsız bir bakan nasıl düşünülebilir ki? Bizim toplum fazlaca iyi niyetlidir,ondan.Sevgili Aziz Nesin’in “A O İmiş” öyküsü aklıma geldi şimdi. Neyse onu bir ara yazarım.

Efendim “karma eğitim” olmamalı mı,olmamalı mı?

“Normal” toplumlarda, okula dayalı eğitim sisteminde bir “sınıf modeli” vardır.

İşte bu “normal” toplumlarda “sınıf modeli” de bilimseldir.

Sınıf,toplumun küçük bir modelidir.Yani toplumda kimler yaşıyorsa onların bulunduğu bir küçük model.

Böyle bir modelle yaşanan eğitimde toplumun fertleri birbirlerini tanır,farklılıklarını görür ve de adil olunması durumunda birbirlerini benimser ve saygı duyarlar.

Yani diyorum ki; Üstün yetenekli, engelliyi, uzun boylusu kısa boyluyu, sarışın esmeri, erkek kadını görür tanır ve benimser.Ama adalet şarttır. Bu farklılıkları çoğaltalım; Farklı inançtan, farklı kökenden aklımıza gelen her türlü farklılıktan olan insanlar, kendilerinden farklı olanları görür, benimser ve saygı duyarlar.

Bu yaklaşımın eğitimde bilimsel bir biçimde ve adil olarak yaşatılması toplumun huzuru ve barışı açısından olmazsa olmazdır. Aksi halde mutsuz, çatışmacı, taciz ve tecavüzlerin had safhada olduğu, huzursuz bir toplumda yaşamak zorunda bırakılırsınız. “Şekil A’da görüldüğü gibi…”

Yani diyorum ki “karma eğitim” tartışmaları, bilimi izlemeyen, gerici ortaçağ kafasıdır.

Yaşanan taciz ve istismar olaylarına baktığınızda sanki böyle ayırmak çözümmüş gibi sunuluyor.

Ama doğrusu çocuklarımızı bilimden, çağdaş yaşamdan ve özgürlüklerden mahrum etmek değil; bu anlayışı taşıyan ve besleyen kişi ve anlayışları toplumdan izole etmektir. Sonra taciz ve istismar sadece kadınlara yönelik olmuyor ki!

Bizi daha da geriye,ortaçağa götürecek eğitim politikalarına değil, laik, demokratik, bilimsel eğitime ihtiyacımız var.

Ha, bir de bunu sağlayacak iktidara!…

Güzel günleriniz olsun…

Arşivler