Teknoloji | Didim Özgürses

Bookmarks

Teknoloji

Üretimde planlama yok, sanayi borçlu KOBİ’lere emanet: Teknoloji yatırımı yapıl(a)mıyor!

Sanayi sektörü çağın gerekliliklerine göre üretim yapamıyor. TÜİK’e göre teknoloji yatırımları için üretim ölçeğinin büyümesi gerekiyor. Türkiye’de ise 10 binden fazla çalışanı bulunan sadece 3 sanayi kuruluşu var

2000’li yıllarını borçlanarak tüketim ekonomisine ayıran Türkiye, 2010’lu yıllarını ise “çılgın projelere” ayırdı. Kaynaklarını cömertçe harcayan ülkenin sanayisi ise gittikçe küçük ölçekli işletmelere kaldı. Ancak sanayide bir yandan küçük ölçekli bir yandan da borca batık işletmeler yenilikçi projeler geliştiremiyor. Dünyada yeni bir teknoloji atağı yaşanırken, Türkiye’de sanayi üretiminde özel şirketler borçla boğuşuyor. Sonuç; çağın gerisinde kaldıkça yoksullaşan Türkiye.

Üretim KOBİ’lere Bağımlı

Yeni teknolojileri takip edebilmek ve çağı yakalamak için büyük ölçekli üretim tesislerine ihtiyaç duyuluyor. Bu durumu Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) dün yayımladığı “yenilik araştırması-2018” sonuçları da teyit etti. Buna göre, 2016-2018 döneminde 10-49 çalışanı olan girişimlerin yüzde 33,9’u, 50-249 çalışanı bulunan girişimlerin yüzde 43,3’ü yenilik faaliyeti üretebildi. Görüldüğü üzere üretim ölçeği arttıkça çağın gerekliliklerine uyum sağlama yeteneği de artıyor. Üretim ölçeği KOBİ’nin ötesine geçen yani 250’den fazla çalışanı bulunan işletmelerde yenilik faaliyeti yapanların oranı yüzde 58,2’yle KOBİ’lerden çok daha yüksek. Ancak Türkiye’de kamu yatırımlarının sanayiden çekilmesi nedeniyle sanayi yapısı KOBİ’lere bağımlı hale geldi. Üstelik KOBİ’lerin hayatta kalma becerisi büyük ölçekli kuruluşlara göre son derece düşük. Hele ki 2010’lu yıllarda bir yandan karlılık düşerken bir yandan borçluluğu artan KOBİ’ler iflasın eşiğinde.

KOBİ’ler Borç Batağında

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verileri KOBİ borçluluğunun ülke sanayisinin önündeki en büyük sorun olduğunu kanıtlar nitelikte. Buna göre 2009’un ekim ayında 54,3 milyar dolar kredi borcu bulunan KOBİ’lerin 2019 ekim ayına gelindiğinde kredi borcu 106,8 milyar dolara yükseldi. 10 yılda 2 misline çıkan borçluluğa karşılık Türkiye’nin toplam geliri 10 yıl öncesinin neredeyse aynısı. Başka bir deyişle gelir artmamasına rağmen borç artıyor. Üstelik KOBİ’ler borçlarını ödemekte de zorlanıyor. Geçen yılın ekim ayında ödenemediği için takibe düşen 37,4 milyar TL borcu bulunan KOBİ’lerin bu yılın ekim ayında takibe düşen borcu 58,6 milyar TL’ye ulaştı. Böylece 1 yılda ödenemeyen borç tutarı yüzde 56,7 artmış durumda. Borcunu ödemesi dahi hükümet desteklerine kalmış bu işletmelerin çağın gereklerine uygun teknoloji yatırımları yapması ise mucizelere kalıyor.

Üretim Küçük Ölçekli, Çok Parçalı

Peki, Türkiye’de sanayi üretiminin ne kadarı KOBİ’lere kalmış durumda? Türkiye’deki işletmelerin yüzde 99,8 KOBİ ölçeğinde üretim yapıyor. Buna karşın istihdamın ise yüzde 73,4’ü KOBİ’lerde çalışıyor. Başka bir deyişle KOBİ ölçeğinden daha büyük olan yüzde 0,2’lik işletmeler istihdamın geri kalan yüzde 26,6’sını kapsıyor. Örneğin İSO500 verilerine göre Türkiye’de en çok çalışanı olan sanayi kuruluşu olan Arçelik’in çalışan sayısı 16 bin 745. Böylece tek bir Arçelik 150 çalışanı olan 111 KOBİ’ye eşdeğer. Ölçek büyüyünce yeni teknolojilere uyum sağlama imkânları da böylece artıyor.

Yenilik Yatırımları Azalıyor

TÜİK’in yenilik araştırması raporunda yenilik faaliyetlerinin neden yapılmadığı da araştırıldı. Buna göre yeniliğin önündeki en büyük engelin nedeni yüzde 52,7 ile yüksek maliyetler. Gerek borçluluğun artması, gerek karlılığın düşmesi yüzünden çoğunluğu KOBİ olan işletmeler katma değer üretmekte zorlanıyor. Üstelik geçmiş yıllara göre durum gittikçe kötüleşiyor. Zira araştırmaya göre yenilik faaliyetinden bulunan firmaların oranı 2016’da yüzde 61,5 iken 2018’de bu oran yüzde 36’ya gerilemiş durumda.

Toyota’nın 371 Bin Çalışanı Var

Türkiye’de 10 binden fazla çalışanı olan sadece 3 firma bulunuyor. Bunlar çalışan sayısının büyüklüğüne göre sırasıyla Arçelik, Sofra Yemek Üretim AŞ, ve Ford Otomotiv sanayi. Sadece bu 3 şirketin toplam çalışan sayısı 39 bin 170. Buna karşılık sadece Toyota’nın çalışan sayısı ise 370 bin 870. Ancak Türkiye’nin sermaye yapısı sanayileşmede bu ölçekte üretim yapabilecek özel yatırımlardan yoksun. Kamu ise sanayiden elini eteğini çekmiş durumda. Bu nedenle ülke büyük ölçekli sanayi üretiminden faydalanamıyor.

Sanayi Devlerinde Durum Ne?

Türkiye’nin en çok çalışanı olan sanayi şirketi Arçelik’in toplamda 16 bin 745 çalışanı bulunuyor. Buna karşılık sanayileşmiş bazı ülkelerin önde gelen şirketlerinin çalışan sayıları şu şekilde;

Toyota (Japonya): 370 bin 870

Volkswagen (Almanya): 302 bin 554

Ford Motor (ABD): 199 bin

Renault (Fransa): 181 bin 344

Novartis (İsviçre): 125 bin 161

Roche (Avustralya): 94 bin 442

Teknoloji, Ölçek Büyüdükçe Gelişiyor

TÜİK’in yenilik araştırması verilerine göre çağa ayak uydurmak için büyük ölçekli üretimler yapabilmek şart. Ancak ülkedeki sanayi kuruluşlarının ölçeği küçük ve çok parçalı… Teknolojik yeniliklere ayak uydurabilenler ise 250’den fazla çalışanı olan işletmeler. İşletme büyüklüğüne göre yenilik faaliyetinde bulunanların oranı şu şekilde;

10-49 çalışan: yüzde 33,9

50-249 çalışan: yüzde 43,3

250 ve fazla çalışan: yüzde 58,2

İnternet erişimine sahip girişimlerin oranı %94,9 oldu

Araştırma sonuçlarına göre 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin İnternete erişim oranı 2019 yılında %94,9 oldu. Bu oran 2018 yılında %95,3 idi. İnternete erişim oranı çalışan sayısı büyüklük gruplarına göre incelendiğinde 10-49 çalışanı olan girişimlerde %94,1, 50-249 çalışanı olan girişimlerde %98,7 ve 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde ise %99,7 oldu. Bilgisayar kullanım oranı ise 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimler için 2019 yılında %96,7 iken 2018 yılında %97 idi.

Girişimlerin %93,3’ü sabit genişbant bağlantı kullandı

Girişimlerin %93,3’ü 2019 yılında İnternete erişimde sabit genişbant İnternet bağlantısı kullandı. Sabit genişbant İnternet erişimine sahip girişimlerin abone oldukları İnternet bağlantı hızları dikkate alındığında, %16,6’sının 10 Mbit/s hız altında, %62,4’ünün 10-99 Mbit/s hız aralığında ve %21’inin ise 100 Mbit/s ve üzeri hızda İnternet kullandığı tespit edildi.

Web sitesine sahip girişimlerin oranı %66,6 oldu

Girişimlerin web sitesine (sosyal medya hesapları da dahil) sahiplik oranı 2019 yılında %66,6 oldu. Bu oran, bir önceki yıl %66,1 idi. Web sitesi sahiplik oranı %90,4 ile en yüksek 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde iken, bunu %78,2 ile 50-249 çalışanı olan girişimler ve %63,9 ile 10-49 çalışanı olan girişimler takip etti.

Her iki girişimden biri sosyal medya uygulamalarını kullandı
On ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin %49,6’sı 2019 yılında sosyal medya uygulamalarını (sosyal ağlar, bloglar ve mikro bloglar, multimedya paylaşım siteleri,  wiki bazlı bilgi paylaşım siteleri gibi) kullandı. Bu oran 2017 yılında %45,7 idi. Sosyal ağlar, %94,6 ile sosyal medya uygulamalarını kullanan girişimlerin en çok tercih ettiği sosyal medya uygulaması oldu.

Girişimlerin %11,2’si e-satış yaptı 

Girişimlerin 2018 yılında e-satış yapma oranı 2017 yılına göre 1,4 puan artarak %11,2 oldu. E-satışlar; İnternet üzerinden (web siteleri, online mağazalar ve mobil uygulamalar) ve/veya Elektronik Veri Alışverişi (EDI) gibi platformlar üzerinden gerçekleştirilmektedir. Çalışan sayısı büyüklük gruplarına göre e-satış yapma oranı 10-49 çalışanı olan girişimlerde %10,5, 50-249 çalışanı olan girişimlerde %12,9 ve 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde ise %24,4 oldu.
Girişimler kendi web sitesi ya da mobil uygulamasını daha çok tercih etti 

Web siteleri ya da mobil uygulamalar üzerinden sipariş alan girişimlerin %70,7’si kendi web sitesi ya da mobil uygulaması üzerinden satış yaparken, %62,3’ü farklı girişimlerin satış yapabildiği online mağazalar ve pazar yerleri üzerinden satış yaptı.
Girişimlerin %13,7’si bilişim uzmanı istihdam etti 

Araştırma sonuçlarına göre 2019 yılında 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin %13,7’si ana işi bilişim teknolojileri olan ve bilişim sistemleri ve uygulamalarının kurulması, işletilmesi ve geliştirilmesi süreçlerinde görev alan bilişim uzmanı istihdam etti. Bu oran 2018 yılında %11,6 idi.

Çalışan sayısı 10-49 olan girişimlerin %10,1’i, 50-249 çalışanı olan girişimlerin %26,3’ü, 250 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin ise %64,8’i bilişim uzmanı istihdam etti.
Bilişim uzmanı alımında güçlükle karşılaşan girişimlerin oranı %47,3 oldu 

Girişimlerin %5,7’si 2018 yılında bilişim uzmanı aldı veya almayı denedi. Bu oran önceki yıl %5,2 idi. Bilişim uzmanı alan veya almayı deneyen girişimlerin %47,3’ü bilişim uzmanı alım sürecinde adayların çok az olması, adayın eğitim/öğretim yetersizliği, yüksek ücret talebi, iş tecrübesindeki yetersizlik vb. güçlükler ile karşılaştı. Bu oran 2017 yılında %37,9 idi.
Kurumsal Kaynak Planlaması yazılımı uygulamalarının kullanımı arttı 

Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP) yazılımı uygulamalarının kullanımı, 2019 yılında 2017 yılına göre 6,6 puan artarak %20,5 oldu. Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) uygulaması ise girişimlerin %18,5’i tarafından kullanıldı. Çalışan sayısı büyüklük grubu dikkate alındığında ise ERP ve CRM uygulamaları 250 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin sırasıyla %68,3 ve %42,8’i tarafından kullanıldı. Bu oranlar 10-49 çalışanı olan girişimlerde %16,3 ve %16,5, 50-249 çalışanı olan girişimlerde ise %37,2 ve %26,2 oldu.

 

Geçen yıl Ar-Ge faaliyetleri için 13 milyar 24 milyon TL harcanırken, bu rakamın 2017 yılına göre yüzde 21,6 artış gösterdiği saptandı.

Ajans Press, AR-Ge faaliyetlerine yönelik yapılan araştırma sonuçlarını inceledi.  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin geçen yıl Ar-Ge faaliyetleri için 13 milyar 24 milyon TL harcadığı görüldü.  Böylelikle, bu rakamın 2017 yılına göre yüzde 21,6 artış gösterdiği saptandı. Bütçe başlangıç ödenekleri esas alınarak yapılan tahminlere göre de 2019 yılında Ar-Ge için tahsis edilecek ücretin 15 milyar 597 milyon olacağı öngörüldü.  Merkezi yönetim bütçesinden Ar-Ge için ayrılacak paranın da en çok üniversitelere gideceği saptandı.  2019 yılı içinde genel üniversite fonlarına ayrılan oran da yüzde 40,4 olarak belirlenirken, yüzde 34,4 ile savunmaya, yüzde 6,8 ile endüstriyel üretim ve teknolojiye, yüzde 4,3  ile genel bilgi gelişimine ve yüzde 4 ile de eğitime gideceği görüldü.

 

  1. Kuruluş İzinleri ve Belgelendirme İşlemleri

Nisan ayı içerisinde Müdürlüğümüzce 6948 sayılı Sanayi Sicil Kanunu kapsamında 21 adet firmaya yeni Sanayi Sicil Belgesi düzenlenmiş, 11 adet Sanayi Sicil Belgesi değişikliği yapılmış, 8 firmanın Sanayi Sicil Belgesi iptal edilmiş olup, 41 firmanın Sanayi Sicil Belgesinin  “vizesi” yapılmıştır.  860 firmanın yıllık işletme cetveli kontrol edilerek onaylanmıştır. 10 firmaya idari para cezası uygulanmıştır.

43 adet firmanın işyeri, sanayi sicil kapsamında incelenmiştir.

  1. Piyasa Gözetimi ve Denetimi (PGD) Çalışmaları

Nisan ayı içerisinde Müdürlüğümüzce;

4703 Sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun gereği, 64 adet ürün denetimi yapılmış olup, 59 adedinin uygun olduğu ve 5 adedinin uygun olmadığı tespit edilmiştir.

1705 Sayılı Ticarette Tağşişin Men´i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanun gereği 4 işyerinde hizmet yeri denetimi yapılmış ve  işyerinin uygun olduğu tespit edilmiştir.

3516 Sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu gereği, ay içerisinde

451 adet akaryakıt sayacının ilk ve periyodik muayenesi yapılmış olup, 10 adedi uygun olmadığından damgalanmamış ve  441 adedinin uygun olduğu tespit edilerek damgalanmıştır.

155 adet akaryakıt sayacının Ani muayenesi yapılmış olup, uygun oldukları tespit edilmiştir.

22 adet LPG sayacının ilk ve periyodik muayenesi yapılmış olup, 2 adedi uygun olmadığından damagalanmamış ve 20 adedi uygun olduğundan damgalanmıştır.

12 adet  LPG sayacının ani muayenesi yapılmış olup, 12 adedinin uygun olduğu  tespit edilmiştir.

56 adet 2000 Kg üstü Tartı Aletinin ilk ve periyodik muayenesi yapılmış olup, uygun oldukları tespit edilerek damgalanmıştır.

103 adet Elektrik  Sayacının şikayet muayenesi yapılmış olup, 101 adedini uygun olduğu, 2 adedinin uygun olmadığı tespit edilmiştir.

15 adet Taksimetrenin ani  denetimi yapılmış ve uygun oldukları tespit edilmiştir.

1 adet Tamir Ayar servisi personel yetki belgesi düzenlenmiştir.

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında  24 adet EPDK Marker denetimi yapılmıştır.

  1. İdari Para Cezaları  

6948 sayılı Kanun kapsamında 10.956 TL idari para cezası uygulanmıştır.

3516 sayılı Kanun kapsamında   8.000 TL idari para cezası uygulanmıştır.

  1. Eğitim ve Bilgilendirme Çalışmaları

 Kamu Üniversite Sanayi İşbirliği  (KÜSİ) kapsamında;  4 adet firma ziyareti, 2 adet eğitim program ve  1 adet bilgilendirme  toplantısı yapılmıştır.

                                                                                                                                                                                         

       AYDIN VALİLİĞİ

 

  1. Kuruluş İzinleri ve Belgelendirme İşlemleri

Ocak ayı içerisinde Müdürlüğümüzce 6948 sayılı Sanayi Sicil Kanunu kapsamında 10 adet firmaya yeni Sanayi Sicil Belgesi düzenlenmiş, 2 adet Sanayi Sicil Belgesi değişikliği yapılmış, 4 firmanın Sanayi Sicil Belgesi iptal edilmiş olup, 39 firmanın Sanayi Sicil Belgesinin  “vizesi” yapılmıştır.  11 firmanın yıllık işletme cetveli kontrol edilerek onaylanmıştır. 16 firmaya idari para cezası uygulanmıştır.

357 adet firmanın işyeri, sanayi sicil kapsamında incelenmiştir.

  1. Piyasa Gözetimi ve Denetimi (PGD) Çalışmaları

Ocak ayı içerisinde Müdürlüğümüzce;

4703 Sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun gereği, 20 adet ürün denetimi yapılmış olup, 8 adedinin uygun olduğu ve 12 adedinin uygun olmadığı tespit edilmiştir.

3516 Sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu gereği, ay içerisinde

4 adet şikayetli LPG Sayacının muayenesi yapılmış olup, 4 adedinin de uygun olduğu tespit edilmiştir.

145 adet Su Sayacının şikayet muayenesi yapılmış olup, 100 adedini uygun olduğu, 45 adedinin uygun olmadığı tespit edilmiştir.

11 adet Tamir Ayar Servisinin ani denetimi yapılmış olup, uygun oldukları tespit edilmiştir.

1 adet Tartı Aletleri Muayene Servisinin ani denetimi yapılmış olup, uygun olduğu tespit edilmiştir.

2 adet Taksimetre Muayene Servisinin ani denetimi yapılmış olup, uygun oldukları tespit edilmiştir.

3 adet Takoğraf Servisinin ani denetimi yapılmış olup, uygun oldukları tespit edilmiştir.

Tamir Ayar Servislerinin 1 adet İşyeri Onay Belgesi ile 3 adet Personel Yetki Belgesi vizesi yapılmıştır.

Taksimetre Muayene Servisine 1 adet Personel Yetki belgesi düzenlenmiştir.

Takoğraf Servisinin  1 adet Personel Yetki Belgesi iptal edilmiştir.

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında  1 adet EPDK Marker denetimi yapılmıştır.

  1. İdari Para Cezaları  

6948 sayılı Sanayi Sicil Kanunu kapsamında 16.984 TL idari para cezası uygulanmıştır.

  1. Eğitim ve Bilgilendirme Çalışmaları

 Kamu Üniversite Sanayi İşbirliği  (KÜSİ) kapsamında 2 adet firma ziyareti yapılmıştır.

 

AYDIN VALİLİĞİ

 

 

Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık firması KPMG, 2018 Endüstri 4.0 raporu hazırladı. Rapor, 2020’ye kadar yeni teknolojilere geçiş konusunda adım atmayan işletmelerin, ciddi anlamda rakiplerinin gerisinde kalacakları uyarısı yapıyor

Dördüncü Sanayi Devrimi üretim süreçlerini ışık hızında yeni nesil üretime dönüştürürken, tüm sektörlerdeki küresel firmalar da heyecanlı bir dönemden geçiyor.

Endüstri 4.0 şimdiden; ‘Nesnelerin İnterneti’ tabanlı teknolojiler, büyük veri, artırılmış karar verme ve ileri otomasyon teknolojilerinin hızla birbirine yakınlaşıp birleşmesiyle, sahip olduğu inanılmaz potansiyelin sonuçlarını gözler önüne sermeye başladı.

KPMG’nin “Bugünün C-seviye Yöneticileri için Endüstri 4.0 üzerine bir gerçek durum kontrolü \ Deneme-yanılma dönemi sona eriyor” başlıklı son yayını, cesur bir yaklaşımla tüm sektörlerdeki CEO’lara, Endüstri 4.0 konusunu bizzat sahiplenmeleri gerektiğine dair mesaj veriyor.

Rapor, Endüstri 4.0 dönüşümünün tam potansiyelini açığa çıkarmak için gereken aciliyet hissi ve bilgiye dayalı liderliğin, birçok işletmede eksik olduğunu ortaya koydu. Araştırmadan çıkan sonuç, dar kapsamlı, teknoloji güdümlü, tabandan yukarı girişimler ve pilot projeler yürüten üreticilerde “aldatıcı bir güvenlik hissinin” hüküm sürdüğü yönünde. Rapora göre işletmeler, Endüstri 4.0 dönüşümünün esas anlamını ve potansiyelini bütünüyle gözden kaçırıyor.

KPMG’nin “2018 CEO Araştırması” da üstü düzey yöneticilerin neredeyse yarıya yakın bölümünün, şirketleri için yaptıkları teknoloji yatırımlarının stratejik olmasından çok taktiksel adımlar olduğunu kabul ettiklerini gösteriyordu.

Sadece iki yıl kaldı

Endüstri 4.0 pazarının 2022 yılına kadar öngörülen değerinin 152 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Rapora göre Endüstri 4.0 yolunda 2020’ye kadar mesafe kat edememiş olan üreticiler, geleceklerine dair ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacak. Bugünkü dar yörüngede ilerlemek, hayatta kalmaları için olmasa da yeni başarılar elde etmeleri için benzeri görülmemiş riskler yaratmak anlamına gelecek.

‘Tedaviyi erken bırakmak gibi’

Raporu değerlendiren KPMG Türkiye Endüstriyel Üretim Sektör Lideri Hakan Ölekli, “Firmaların daha geniş bir stratejiden yoksun, birbirinden bağımsız pilot projelerden sadece marjinal değer elde ettiğini görüyoruz. Bu hasta bir kişinin kendisini iyi hissetmeye başlayınca antibiyotik tedavisini erken bırakması gibi bir şey. Bugün için doğru bir karar gibi görünebilir, ama öngörüsüzlük ileride çözülmesi daha zor problemlere yol açabilir” diye konuştu.

Ölekli, çoğu firmanın Endüstri 4.0 dönüşümüne başlarken tek bir teknolojiye odaklandığını, ancak değişim için daha kapsamlı ve entegre bir yol haritasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Ölekli, Endüstri 4.0 için yol haritasını tanımlarken, şirketlerin görevler arası takımlar oluşturulması gerektiğine değinirken, performans ve değere dayalı bir yaklaşımın önemli olduğunu vurguladı.

Rapor, Endüstri 4.0’ın yarattığı değişim dalgasını yakalamak isteyen yöneticilere 4 mesaj içeriyor:

  • Bütünsel stratejiyi köşe ofisten başlayarak ifşa edin, fabrika katından değil
  • Organizasyonunuzu fonksiyon bazlı silolardan değer ağlarına doğru yeni baştan tasarlayın
  • Yeni dijital teknolojilerin işletme için değerini benimseyecek dinamik bir kültür yaratın
  • Mevcut kilit performans göstergelerinizi (KPI) gözden geçirin: başarının nasıl ölçüleceğini yeniden tanımlama zamanı geldi

SİBER KORSANLARIN HEDEFİNDE ACELECİ İNSANLAR VAR!

ACELECİ İNSANLAR SİBER RİSKLERİ ARTIRIYOR

Michigan Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, aceleci insanların siber saldırılara kurban gitmeye daha yatkın olduğunu gösteriyor. Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs’ün Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, teknik önlemler kadar kullanıcıların karakteristik özelliklerinin de siber risklerin azaltılmasında önemli olduğunu belirtiyor.

6 binden fazla kullanıcıyla gerçekleştirilen güncel bir araştırma, farklı karakteristik özelliklere sahip kullanıcıların siber saldırı kurbanı olmaya daha yatkın olduğunu gösteriyor. Kullanıcıların internet kullanımındaki davranışlarını inceleyen araştırmaya göre, aceleci insanların siber korsanların kurbanı olma olasılıkları daha yüksek. Hackerlerin bu kişileri kolay bir av olarak gördüğünü vurgulayan Bitdefender Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, kullanıcıların karakteristik özelliklerinin siber riskleri belirleyen kritik faktörlerden biri olduğunu hatırlatarak daha kontrollü hareket edilmesi yönünde uyarıyor.

Düşünmeden Hareket Eden Kullanıcılar Riski Artırıyor

Siber suçların nasıl yayıldığını psikolojik açıdan incelemek isteyen Michigan Devlet Üniversitesi araştırmacıları, katılımcıların çevrimiçi ortamla nasıl bir ilişki içerisine girdiğini anlamak için cihazlarının yavaş çalışması, donması, reklam pencerelerinin beklenmedik anlarda açılması ya da tarayıcılarının ana sayfasının değişmesi gibi durumlarda ne yaptıklarını gözlemledi. Bulgular, sonraki adımı düşünmeyen, alabileceği önlemleri ihmal eden, mantıklı bir eylemde bulunmak yerine ani ve aşırı tepkiler veren, rahatını bozmak istemediği için güvenliği göz ardı eden kullanıcıların siber suç kurbanı olmaya daha müsait olduğunu gösteriyor.

“Özellikle Mobil Uygulamaları İndirirken Dikkat Edilmeli!”

Siber saldırılara karşı oluşturulan stratejilerin etkili olması için bilgisayar bilimleri ile sosyal bilimler arasındaki bariyerleri kıran bir düşünce yapısına ihtiyaç duyulduğunu belirten Bitdefender Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, siber risk faktörlerini fark etmede ve azaltmada bu iki alanın iş birliği yapması gerektiğini dile getiriyor. Her gün milyonlarca kullanıcının yüzleştiği, oldukça tehlikeli siber saldırılara karşı iki açıdan savunma üreterek daha güçlü koruma sağlamanın mümkün olduğunu vurgulayan Akkoyunlu, sayısız risk barındıran internet ortamındaki kontrolsüz davranışların siber korsanların istediklerine ulaşması anlamına geldiğini hatırlatarak kullanıcıları, aceleci davranışlarda bulunmamaları yönünde uyarıyor. Akkoyunlu, “Özellikle mobil uygulamaları indirip kullanırken kullanıcı sözleşmelerini okumadan onaylıyoruz ancak bu acelecilik, uygulamanın cihazımızın kamerasını, mikrofonunu ve konum bilgisini kullanmasına farkında olmadan izin vermemize neden olabiliyor.” ifadelerinde bulunuyor.

Arşivler