İş Dünyası | Didim Özgürses

Bookmarks

İş Dünyası

A wonderful serenity has taken possession of my entire soul, like these sweet mornings of spring which I enjoy with my whole heart.

Didim Ticaret Odası Genel Sekreteri Murat Güneş ve İş Bankası Didim Merkez Şube Müdürü Ata Yapşık ile Servis Yetkilisi Arife Elmas arasında Ticaret Odası üyelerine destek protokolü imzalandı.

Destek Paketlerinin Detayları

Türkiye İş Bankası ile Kredi Garanti Fonu (KGF)  arasında oluşturulan Hazine Destekli Turizm Destek paketinin Turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmeler ile bu işletmelerin tedarikçilerinin maaş ve kira ödemeleri başta olmak üzere, sözleşme veya faturaya bağlı tüm sabit giderlerinin ve nakit ihtiyaçlarının karşılanması ve bu sayede salgının nakit akışları üzerindeki olumsuz etkisini azaltarak üretim ve istihdam kapasitelerinin korunması amaçlanmıştır. KGF Kefaleti ile Turizm Destek Kredisi programı kapsamlı ve özellikli olduğundan faiz oranı, koşullar ve detaylar hakkında bilgi almak isteyen üyelerin İş Bankası Şubesine başvurması gerekmektedir.

Ayrıca İş Bankası Pandeminin olumsuz etkilerini azaltmak ve ekonomik aktivitelerin devamlılığını sağlamak amacıyla yeni normale adaptasyon sürecinde mevcut ve yeni edinilecek ticari müşterilerin finansman ihtiyacının karşılanmasına yönelik “Esnaf ve KOBİ’lerimize Destek Kampanyası” düzenlenmiştir.

Esnaf ve KOBİ’lerimize Destek Kampanyasında kredi azami tutarı 3 milyon TL olup, azami vade 36 aydır. Ticari krediler aylık eşit taksit ödemeli veya 6 aya kadar ödemesiz dönem olabilecektir. Faiz oranı Banka sistemine uyumlu Yapay Zeka Uygulaması üzerinden kişiye özel uygulanacaktır.

Başvuru yapacak üyelerimiz başvuru öncesinde Odamıza gelerek gerekli belgeleri temin edebilir.

 

İŞKUR Söke Hizmet Merkezi ile Uğurlu Balık arasında yapılan protokol kapsamında 30 kişinin işe yerleştirileceği işbaşı eğitim programının mülakatı Didim ticaret Odasında gerçekleşti. İlk etapta 19 başvuru sahibi Uğurlu Balık’ta işe başlayacak.

Söke İŞKUR Hizmet Merkezi Müdürü Gündüz Fırat, İş ve Meslek Danışmanları Mehmet Tiril ve Belgin Karışmaz ile Uğurlu Balık İnsan Kaynakları Müdürü Özer Tuncer’in katıldığı programda adaylara bilgilendirme yapıldı.

İş Başı Eğitim Programı İş Tecrübesi Kazandırıyor

İşbaşı eğitim programları; İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin mesleki deneyim ve tecrübe edinmeleri, mesleklerde uygulamayı görmeleri ve çalışma ortamına uyumunun sağlanması amacıyla düzenlenen programlardır.

Bereketin simgesi olan nar meyvesi, 2020 yılında ihracatta da bereketli bir yıl geçirdi.

Türkiye’nin nar ihracatı 2020 yılında yüzde 29’luk artışla 97 milyon 489 bin dolardan, 126 milyon 54 bin dolara yükseldi. Nar ihracatı bu tutarla tarihi bir rekora da imza atmış oldu.

Türkiye bundan önceki yıllarda en çok nar ihracatını 2013 yılında 111 milyon 668 bin dolarlık tutarla gerçekleştirmişti.

Nar ihracatı miktar bazında ise; yüzde 23’lük artışla 155 bin 714 ton’dan, 192 bin 6 tona çıktı.

Ege İhracatçı Birlikleri verilerine göre; Türkiye 2020 yılında 75 ülkeye nar ihraç etmeyi başardı.

Nar veriminin ve kalitesinin 2020 yılında çok iyi olduğu bilgisini veren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, 126 milyon doları aşan tutarla nar ihracatında Türkiye tarihinin en yüksek ihracat rakamına ulaştıklarını kaydetti.

Nar ihracatı 10 yılda yüzde 125 arttı

Türkiye’nin nar ihracatının 2010 yılında 59 milyon 335 bin dolar olduğuna değinen Uçak, “Nar üreticimiz son yıllarda çok bilinçlendi. Kaliteli ve sıfır kalıntılı üretim yapar hale geldi. Bu sayede nar ihracatımız her yıl artarak son 10 yılda yüzde 125’lik artışı yakaladık. Nar, insan vücudunda bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Pandeminin yaşandığı 2020 yılında nara dünya genelinde talep artışı yaşandı. İhracat rekorunda pandeminin de itici rolü oldu. İklim değişikliği rekolteleri olumsuz etkilemediği takdirde 2021 yılında da nar ihracatında artış bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Rusya ihracatta lider oldu

Nar ihracatında Rusya Federasyonu 44,5 milyon dolarlık tutarla geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi 2020 yılında da zirvede yer aldı. Rusya’ya nar ihracatı yüzde 44’lük gelişim gösterdi. Nar ihracatında Rusya’nın payı yüzde 35’i aştı.

Almanya, 15,2 milyon dolarlık Türk narı tercih ederken en çok nar ihraç ettiğimiz ülkeler listesinde adını ikinci sıraya yazdırdı.

Türk yaş meyve sebze sektörünün geleneksel ihraç pazarlarından Irak’a da 2020 yılında 12,8 milyon dolarlık nar ihraç edildi. Bu ülkeleri 8,3 milyon dolarlık nar talebiyle Ukrayna, 6,5 milyon dolarlık nar ihracatıyla İngiltere takip etti. Portekiz, Brunei, Fildişi Sahili, Cibuti, Nijerya, Togo ve Moritanya Türkiye’nin 2020 yılında nar ihraç ettiği ülkeler arasına katıldı.

Cennet meyvesi Nar her derde deva

Anadolu kültürleri de dahil olmak üzere pek çok kültürde nar; kadını, doğurganlığı ve bereketi simgeleyen bir sembol olarak da yer alıyor. Cennet meyvesi olarak adlandırılan Nar, antioksidan yönünden zengin ve C vitamini kaynağı bir meyve. Nar, öte yandan; kanseri önleyici hafızayı koruyucu, sindirim hastalıklarının gelişmesine engel olma, vücuttaki iltihaplanmayı azaltma,kalbi ve damarları koruma fonksiyonu da görüyor.

 

 

Türkiye’nin öncü entegre enerji şirketi Aydem Enerji, yine bir ilke imza attı: 11 grup şirketiyle Great Place To Work® Sertifikası almaya hak kazanan ilk firma oldu.

Elektrik enerjisi üretim, dağıtım ve perakendeciliği alanlarında 40 yılı aşkın süredir faaliyetlerini sürdüren Aydem Enerji, çalışan markası alanında hayata geçirdiği projelerle bir ilki gerçekleştirdi. İş yeri kültürü ve çalışan memnuniyeti konusunda global ölçekte hizmet veren Great Place to Work® Enstitüsü’nün yürüttüğü programa katılan Aydem Enerji, Türkiye’de 11 grup şirketiyle Great Place to Work® Sertifikası almayı başaran ilk firma oldu.

Bu kapsamda, Aydem Enerji çatı şirketi Aydem Holding ve bünyesindeki Aydem Perakende, Gediz Perakende, Aydem Yenilenebilir Enerji, GDZ Enerji Yatırımları, Elsan, Extranet, Parla, Tümaş Yatağan ve Yeni Filo, çalışanlarının değerlendirmeleriyle iş yeri kültürü ve çalışan memnuniyeti alanında çok değerli bir başarıya imza attı.

“11 grup şirketimizin sertifikalandırılması gurur kaynağı”

Çalışanların şirketini, şeffaflık, takım ruhu ve güven kültürüne dayalı “harika bir iş yeri” ortamı olarak görmesinin gurur ve motivasyon kaynağı olduğunu belirten Aydem Enerji CEO’su İdris Küpeli, Great Place to Work® Türkiye tarihinde bir ilke imza atarak, ilk ve tek seferde 11 grup şirketiyle birlikte sertifikalandırılmaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirtti. Küpeli şöyle devam etti: “Şirketini sahiplenen, sorumluluk duygusuyla hareket eden, güven kültürünü benimsemiş, başarımızın arkasındaki gerçek kahramanlar olan çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. 2021’de de insan kaynağımızı yüzde 10 büyüterek çalışanlarımız için mutlu bir iş yeri sağlamaya ve onlardan aldığımız güçle daha büyük başarılara imza atmaya devam edeceğiz.”

 

Başarı, çalışan odaklı anlayışla geldi

Pandemi döneminde temel yaklaşımları olan insan odaklı anlayıştan ödün vermediklerini söyleyen Küpeli, hem şirketlerinin insan kaynağını korumak hem de bölgedeki tüketicilere ve kamuya sundukları hizmeti kesintisiz sürdürmek için hızla sürece adapte olduklarını kaydetti. Küpeli “Pandemi sürecinin her etabında çalışma arkadaşlarımızın yanında olduk. Onları dinledik; süreçlerimizi çevik bir anlayışla yeniden tasarladık. Gelişim projelerine ara vermedik; Aydem Akademi’nin e-öğrenme modülünü hayata geçirdik. Bugün Aydem Enerji, nitelikli insan kaynağının güçlü vizyon ve teknolojik altyapı ile buluştuğu bir kurum” dedi.

2019’da başlayan kültür dönüşümü meyvesini verdi

Aydem Enerji ve grup şirketlerindeki kültürel dönüşüm çalışmaları hakkında bilgi veren Aydem Enerji İnsan Kaynakları Grup Direktörü Fatih İslamoğlu, çalışanların performanslarını artıracak, onlarla daha fazla etkileşim kurabilecek, isteklerini daha iyi değerlendirecek bir yapıyı hayata geçirdiklerini belirtti. İslamoğlu, başarı ödülleri, performans yönetimi, sürekli gelişimi teşvik eden “Aydem Akademi”, çalışanların pandemi döneminde motivasyonunu artırmak üzere oluşturulan ve kalıcı hale gelen “Aydem Sosyal” etkinlikleri, sinerji toplantıları, aylık çalışan memnuniyet anketleri ile çalışanlara sürekli dokunduklarını, beklentilerini karşılamaya odaklandıklarını ifade etti.

Aydemlilerin yaptığı her işin, attığı her adımın odağında insan var

“Hayata dokunan”, “duyarlı” ve “dinamik” kavramlarının çerçevelediği kurumsal değerlerinin rehberliğinde faaliyet gösteren Aydem Enerji’nin 11 bin çalışanı bulunduğunu belirten Fatih İslamoğlu, “Aydem Enerji Ailesi, sadece ticari başarıyla yetinen bir aile değil. Çalışma arkadaşlarımız, şirketlerimizin gerçekleştirdiği pek çok sosyal sorumluluk projesinde ve destek çalışmasında gönüllü görev alıyor. Aydemlilerin yaptığı her işin, attığı her adımın odağında insan var” diye konuştu.

Aydem Enerji Hakkında

Türkiye’nin ilk ve öncü entegre enerji şirketi Aydem Enerji, elektrik üretimi, dağıtımı ve perakende alanlarında faaliyet gösteriyor. Türkiye’nin ilk özel hidroelektrik santralini hayata geçiren, ilk yerli güneş hücresini üreten, ilk özel elektrik dağıtım ve perakende lisanslarına sahip olmak gibi sektörünün öncü işlerine imza atan Aydem Enerji, bugün Türkiye’ye yayılan 27 santrali ve 1.965 MW kurulu güç ile yıllık 10.044 GWh elektrik enerjisi üretiyor. Yenilenebilir enerjiyi odağına alan Aydem Enerji’nin yenilenebilir enerji üretim şirketi, portföyünün tamamı %100 yenilenebilir kaynaklardan oluşan Türkiye’nin en büyük şirketi konumunda. Elektrik üretimi faaliyetlerinin yanında elektrik perakende şirketleri Aydem Perakende ve Gediz Perakende ile Aydın, Denizli, Muğla, İzmir ve Manisa olmak üzere 2 bölge, 5 ilde 5 milyon müşterisine hizmet sunuyor. Elektrik dağıtım şirketleri ADM Elektrik Dağıtım ve GDZ Elektrik Dağıtım ise aynı illerde elektrik dağıtım hizmeti sunuyor. Aydem Enerji, geçtiğimiz sene 40. yılını kutladı.

 

GEKA, SOSYAL SORUNLARI ÇÖZMEK İÇİN UYGUN BAŞVURU SAHİPLERİNİ PROJE GELİŞTİRMEYE DAVET EDİYOR.

Güney Ege Kalkınma Ajansı, Güney Ege’deki sosyal sorunların çözümüne katkı sağlamak amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının koordinasyonunda yürüttüğü 2021 yılı Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında, uygun başvuru sahiplerinden proje önerileri bekliyor.

GEKA, bölgede yoksulluk, göç ve kentleşmeden kaynaklanan sosyal sorunları gidermek ve değişen sosyal yapının ortaya çıkardığı ihtiyaçları gidermek amacıyla uygun başvuru sahiplerinden 1 Mart 2021 tarihine kadar proje önerilerini bekliyor. GEKA’nın proje fikirlerini almasından sonra projelerin, programın önceliklerine ve amaçlarına uygunluğu değerlendiriliyor. Kriterlere uygun başarılı proje fikirleri, GEKA koordinasyonunda başvuru yapan kuruluşla birlikte geliştirilerek kuruluşun projeyi tamamlaması sağlanıyor. Son olarak, yapılan değerlendirmenin ardından her ilden 4 adet proje Ajans tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına sunuluyor.

Programa, “Kar Amacı Güden İşletmeler” ile “Kar Amacı Gütmeyen Kurum ve Kuruluşlar” başvuru yapabiliyor. Kar Amacı Gütmeyen Kurum ve Kuruluşları; kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, birlikler, kooperatifler, sivil toplum kuruluşları, organize sanayi bölgeleri, sanayi siteleri, serbest bölge işleticileri, teknoloji transfer ofisi şirketleri ile teknoloji geliştirme bölgesi, endüstri bölgesi ve iş geliştirme merkezi gibi kuruluşların yönetici şirketleri kapsıyor.

2021 yılı SOGEP kapsamında istihdam edilebilirliği artırmak, sosyal girişimcilik ve yenilikçilik, sosyal içerme ve sosyal sorumluluk öncelikleri doğrultusunda projelerin geliştirilmesi ve bölgedeki temel sosyal sorunların çözümüne katkı sunması bekleniyor.

İstihdam edilebilirliği artırmak önceliği doğrultusunda; “toplumun dezavantajlı kesimlerinin istihdama katılımının kolaylaştırılmasına ve mesleki bilgi ve becerilerinin geliştirilmesine,” “genç istihdamını artırmaya” ve “ildeki, bölgedeki ihtiyaçlara uygun alanlarda nitelikli ve üretken beşerî sermayenin geliştirilmesine” yönelik projelere öncelik verilecek.

Sosyal girişimcilik ve yenilikçilik önceliği kapsamında projelerin, sosyal girişimlerin kurulmasına ve kapasitelerinin artırılmasına, istihdam edilebilirliğe ve sosyal içermeye ilişkin yenilikçi modeller geliştirilmesine olanak sağlaması gerekiyor. Ayrıca, sosyal girişimcilik ve sosyal yenilikçilik alanlarında hizmet veren aracı kurumların işleteceği ekosistem güçlendirmeye yönelik merkezler, sosyal laboratuvarlar ile kuluçka ve hızlandırıcı programların uygulanmasına yönelik projeler de “sosyal girişimcilik ve yenilikçilik” önceliği kapsamında değerlendirilecek.

Sosyal içerme önceliği kapsamında ise; “sosyal yardım alan kesimin gelir düzeyinin artırılmasına,” “toplumun dezavantajlı kesimlerinin yaşam kalitelerinin yükseltilmesine” ve “dezavantajlı kesimlere sunulan hizmetlerin kalitesinin artırılmasına yönelik yenilikçi ve model nitelikli projeler” öncelikli olacak.

Son olarak sosyal sorumluluk önceliği programın kar amacı güden kuruluşlarını kapsıyor ve projenin sosyal bir sorunun çözümüne yönelik faaliyetleri içermesi gerekiyor. Ayrıca bu öncelik kapsamında projenin, bölge öncelikleriyle kâr amacı güden kesimin sosyal sorumluluk faaliyetlerini uyumlaştırmaya hizmet etmesi, program öncelik alanlarına veya tespit edilen farklı sosyal bir sorunun çözümüne katkı sağlaması bekleniyor.

İki aşamalı yürütülecek başvuru aşamasında öncelikle en geç 1 Mart 2021 Pazartesi gününe kadar, Ajansın geka.gov.tr web sitesinde yer alan SOGEP Proje Öneri Formunun doldurularak pyb@geka.gov.tr e-posta adresine gönderilmesi gerekiyor. Ajans tarafından programın amacına ve önceliklerine uygun bulunan proje fikirleri ikinci aşamaya geçecek. Böylece, başvuru sahibi kurum ile birlikte GEKA koordinasyonunda proje geliştirme çalışmaları gerçekleştirilecek. Aydın, Denizli ve Muğla’dan en yüksek uygunluk kriterine sahip dörder adet proje GEKA tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına sunulacak. Bakanlığın değerlendirmesinin ardından başarılı bulunan projeler uygulamaya geçecek.

GEKA’nın 2019 ve 2020 yıllarında yürüttüğü program kapsamında toplumun dezavantajlı kesimlerinin ekonomik ve sosyal hayata daha aktif katılmalarını sağlayan Aydın, Denizli ve Muğla’dan 6 adet proje başarılı bulunarak uygulama aşamasına geçti. Söz konusu 6 proje Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından toplam 6 milyon 435 bin TL destek almaya hak kazandı.

 

 

 

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ BAŞKANLIK MAKAMINA

Sayın Başkanım; 

Kovid-19 pandemisi sebebiyle tüm dünya ülkeleri gibi ülkemiz de gerek sosyal gerekse ekonomik açılardan büyük ölçüde etkilenmiştir. Şahsınız nezdinde Birliğimizin bilhassa  pandemi döneminde de Devlet kademelerine aktarmış olduğunuz sorunlar ve çözüm önerilerine yönelik pek çok diplomatik girişim olumlu sonuçlandı.  

Başkanım, bilindiği üzere ülke çapında birçok sektör yaşanılan pandemiden doğrudan etkilendi ve bu yıkıcı etki artmaya devam etmektedir. Bu süreçte pek çok tacirimiz Devletimizin almış olduğu zorunlu tedbirler sebebiyle işlerini ya kısıtlı halde devam ettirmek ya da tamamen durdurmak zorunda kaldılar. 

Pandemiden büyük oranda etkilenen sektörlerin başında bilindiği üzere Turizm ve Yeme İçme sektörü gelmektedir. Turizm sektörünün hareketliliği ilk etapta iç turizm ile gelecektir. Oda Yönetimimiz kendi içerisinde müzakerelerde bulunmuş ve aşağıda yer alan önerileri Şahsınızın değerlendirmelerine sunmuştur. 

-12 Mayıs 2021 Çarşamba günü başlayacak olan Ramazan Bayramı Tatilinin akabindeki Pazartesi ve Salı günleri ile 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramının akabindeki Perşembe ve Cuma günlerini de içine alacak şekilde birleştirilerek 11 günlük bir tatil, 

-Perşembe gününe rast gelen 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü resmi tatilinin akabindeki Cuma, Cumartesi ve Pazar günlerini de içine alacak şekilde 19 Temmuz 2021 Pazartesi günü başlayacak olan ve 23 Temmuz 2021 günü sona erecek Kurban Bayramı Tatili ile birleştirilerek 11 günlük bir tatil olanağının oluşması  ve tatili düşünenlerin ve işletmelerimizin gerekli programlarını yapabilmeleri için tatil günleri kararlarının acilen verilmesi gerekmektedir.   

Birliğimizin Odamızın bu önerilerini de ilgili Devlet kademeleriyle paylaşmanız hususunu bilgilerinize arz ederiz. 

Saygılarımızla      

HİLMİ ERBAŞ  DTO Yönetim Kurulu Başkanı 

 

 

Türkiye’nin dünya lideri olduğu kuru kayısı ihracatında, 2020-21 sezonunun yarısı geride kaldı. Türkiye, 2020-21 sezonunun 6 aylık diliminde kuru kayısı ihracatından yüzde 7’lik artışla 162 milyon dolar döviz geliri elde etti. 2019-20 sezonunun ilk yarısındaki kuru kayısı ihracatı 151 milyon 662 bin dolar olmuştu.

Ege İhracatçı Birlikleri’nden yapılan yazılı açıklamaya göre; 1 Ağustos 2020 tarihinde başlayan 2020/21 kuru kayısı sezonunda kuru kayısı ihracatında miktar bazında ise düşüş yaşandı. Türkiye, 2019-20 sezonunun ilk yarısında 58 bin 604 ton kuru kayısı ihraç etmişken, 2020-21 sezonunun 6 aylık diliminde 50 bin 35 ton kuru kayısı ihraç etti.

Kuru kayısı ihracatında miktar bazındaki azalışta rekolte düşüklüğü ve pandemi nedeniyle ithalatçıların stoksuz çalışma yaklaşımının etkili olduğunu dile getiren Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Osman Öz, kuru kayısıda ortalama ihraç fiyatının 2 bin 600 dolardan, 3 bin 240 dolar seviyesine çıkmasının döviz gelirinde artışı getirdiğini kaydetti.

Hedefimiz 300 milyon doları geçmek

Türkiye’ye son yıllarda ortalama 1.4 milyar dolar döviz kazandıran kuru meyve sektöründe kuru kayısının, çekirdeksiz kuru üzümden sonra Türkiye’ye en çok döviz kazandıran ürün olduğuna işaret eden Öz, “Kuru kayısı üretiminde kaliteyi daha da  arttırmak için Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu ve Malatya Ticaret Borsası iş birliğinde “Kuru Kayısı Kalitesinin Arttırılması Projesi” kapsamında 8 adet kayısı boylama makinesi, 8 adet kurutma tüneli ve 2500 adet kurutma kereveti satın alarak, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenen toplam 8 adet üreticinin her birine kayısı boylama makinesi, kurutma tüneli ve kerevetleri ücretsiz olarak dağıttık. Kuru kayısıda 2020-21 sezonunun ikinci yarısında da benzer bir tablonun ortaya çıkacağına ve kuru kayısı ihracatından bu sezon 300 milyon doların üzerinde bir gelir elde edileceğine inanıyoruz”şeklinde konuştu.

Türkiye’den 104 ülkeye kuru kayısı ihraç edildiği bilgisini veren Öz sözlerini şöyle tamamladı; “2020-21 sezonunun ilk yarısında 20 milyon 416 bin dolarlık kuru kayısı ihracatıyla ABD ilk sırada yer aldı. Almanya’ya 15,4 milyon dolarlık kuru kayısı gönderirken, Fransa’ya 14 milyon dolarlık ihracat yaptık. Bu ülkeleri; 9,6 milyon dolarlık dış satımla Brezilya takip etti.”

 

Türkiye’de 41 ilde, 500 bin aile zeytincilik yapıyor. Yıllık ortalama 450 bin ton sofralık zeytin üretimi yapılırken, 200 bin ton zeytinyağı üretimi yapılıyor. 500 bin aile zeytinden geçimini sağlıyor. Zeytinin hasadında, budamasında, sofralık zeytin ve zeytinyağına dönüşüm sürecinde fabrikalarda önemli bir istihdam ortaya çıkıyor.

Zeytin ve zeytinyağı sektöründe ihracat istatistiklerini ise; sezon bazında değerlendirmekte fayda var. 31 Ekim itibariyle biten 2019/20 zeytinyağı sezonunu 45 bin ton’luk ihracatla geride bıraktık. Geçtiğimiz sezon ise 52 bin ton zeytinyağı ihraç etmiştik. Zeytinyağı ihracatında yüzde 13’lük bir azalış söz konusu. Toplamda 110 milyon ABD$ da döviz girdisi elde edilmiş oldu.

30 Eylül tarihinde sona eren sofralık zeytin ihracatımız ise, bir önceki sezona göre miktar bazında %7 azalarak 84 bin ton olurken, tutar bazında %3 artarak 145 milyon ABD$ döviz geliri elde ettik.  Bu ihracat rakamı sektörümüzün yeni ihracat rekoru olarak kayıtlara geçti.

Miktar bazındaki düşüşe rağmen, döviz gelirimizin artmasının altındaki en önemli etken sofralık zeytinde birim fiyatımızın 1,55 dolardan 1,73 dolara yükselmesi oldu.

2020/21 ihracat sezonuna ise başarılı bir giriş yaptık. Yeni sezonda iki ay geride kalırken zeytinyağı ihracatı önceki sezonun aynı dönemine göre yüzde 20’lik artış yakalayarak 23,1 milyon dolardan, 27,8 milyon dolara yükseldi.

Zeytinyağı ihracatı miktar bazında bakıldığında ise; yüzde 13’lük artışla 9 bin 734 tondan, 10 bin 951 tona yükseldi. Türk zeytinyağı ihracatçıları, 2020/21 sezonunda sağlık iksirini dolar bazında yüzde 7 daha fazla fiyata ihraç etme başarısı gösterdi.

Türkiye zeytinyağı ihracatında en büyük artışı Amerika Birleşik Devletleri’nde yakaladı. ABD’ye sağlık iksirinin ihracatı yüzde 112’lik artışla 5,9 milyon dolardan 12,6 milyon dolara yükseldi. Zeytinyağı ihracatında ABD’nin aldığı pay yüzde 25’ten yüzde 45’e yükseldi.

1 Ekim 2020 tarihinde başlayan sofralık zeytin ihracatı yatay bir seyir izledi. Sofralık zeytin ihracatı 2019/20 sezonun ilk çeyreğindeki 40 milyon dolarlık ihracat seviyesini korudu.

Sofralık zeytin ihracatında siyah zeytin ihracatı 31 milyon 753 bin dolar olurken, yeşil zeytin ihracatı 8 milyon 241 bin dolar olarak kayıtlara geçti. Türkiye, 1 Ekim – 31 Aralık 2020 tarihleri arasında 23 bin 208 ton sofralık zeytin ihraç etti.

Zeytincilik sektörünün 2020/21 sezonunun geride kalan dilimindeki toplam ihracatı yüzde 6’lık artışla 65 milyon dolardan 69 milyon dolara yükseldi.

Zeytinyağı ihracatımızın 2019/20 sezonunda en çok olduğu ülkeler ABD, Suudi Arabistan, İspanya, Japonya ve İtalya olurken, hedef pazarlarımız ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Çin, Hindistan, Irak, Iran, Japonya, Rusya ve Suudi Arabistan olarak sıralanabilir. Zeytinyağı ihraç ettiğimiz ülke ve serbest bölge sayısı 131 olarak kayıtlarımıza geçti.

Sofralık zeytinde ihracatımızın en çok olduğu ülkeler Almanya, Irak, Romanya, ABD ve Bulgaristan şeklinde sıralanırken, önemli hedef pazarlarımız, ABD, Almanya, BAE, Birleşik Krallık, Bulgaristan, Irak, Iran, Romanya, Rusya ve Suudi Arabistan’dır. Sofralık zeytin ihraç ettiğimiz ülke sayısı ise 119 oldu.

Zeytinyağı ve sofralık zeytin ihracatında hedefimiz ambalajlı ürün ihracatını arttırmak ve 2025’te 1.5 milyar dolar dövizi ülkemize kazandıracak konuma gelmek.

2019/20 sezonunun tamamında 21 bin ton ambalajlı zeytinyağı ihraç ettik, bu da toplam zeytinyağı ihracatımızın yaklaşık %57’sine denk gelmekte.

Sofralık zeytinde ise toplam zeytin ihracatımızın %95’ini ambalajlı olarak yapıyoruz. Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı sektöründe dünya genelinde domine eden bir oyuncu olabilmesi için üretimde sürekliliğin ve verimliliğin olması gerekiyor.

Dünya’da zeytin ve zeytinyağı sektörünü İspanya domine ediyor. Bunun en önemli nedeni de, dünya genelinde 3,2 milyon ton seviyesindeki zeytinyağı üretiminin yüzde 50’den fazlasını tek başına sağlıyor olması.

İhraç pazarlarında var olabilmeniz için ürün arzınızın sürekliliğini sağlamanız gerekiyor. Bir yıl var, bir yıl yok olduğunuz zaman sürekliliği sağlamanız mümkün olamıyor.

Sürekliliği sağlamanın yolu üretimi arttırmaktan geçiyor. Türkiye 180 milyona ulaşan zeytin ağacıyla ortalama 200 bin ton zeytinyağı üretirken, İspanya 330 milyon zeytin ağacıyla ortalama 1,6 milyon ton zeytinyağı üretebiliyor.

Bizim de, sofralık zeytin üreticisine verilen 15 kuruş, zeytinyağı üreticisine verilen 80 kuruş desteği sofralık zeytinde 70 kuruşa, zeytinyağında ise 3.5 TL’ye çıkarmalıyız. Üretici bu sayede ağacına daha güzel bakacak ve üretim artışı sağlanacaktır.

Tarım ve Orman Bakanlığı, 2023 yılı için 650 bin ton zeytinyağı, 1 milyon 200 bin ton sofralık zeytin rekoltesi hedefi belirmişti. Bu hedefe ulaşabilmemiz için zeytin üreticisinin desteklerinin arttırılması gereğinin altını çiziyoruz.

Uluslararası Zeytin Konseyi’nin yayınladığı son rapora göre, 2020/21 sezonunda dünya zeytinyağı üretiminin %3,5 artışla 3 milyon 320 bin ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Geçtiğimiz sezon oldukça kötü bir sezon geçiren İspanya’da zeytinyağı rekoltesi %41 artışla 1 milyon 596 bin ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Diğer önemli üretici ülkelerden İtalya’da %21’lik düşüş ile 290 bin ton, Tunus’ta ise %65 düşüş ile 120 bin ton zeytinyağı rekoltesi beklenmekte.

Yine aynı rapora göre, sofralık zeytinde dünya genelinde %2,6’lık bir artış yaşanması ön görülüyor. En büyük üreticilerden Mısır’da %6,7 artışla 800 bin ton, İspanya’da %28 artışla 590 bin ton, Yunanistan’da ise %3,6 artışla 230 bin ton üretim bekleniyor. Bir diğer önemli sofralık zeytin üreticisi olan Cezayir’de ise %4,2’lik düşüş ile 310 bin ton üretim öngörülmekte. Aynı şekilde Fas ve Tunus da önümüzdeki sezon sofralık zeytin üretiminde düşüş beklenen ülkeler arasında yer alıyor.

Türkiye, yıllara göre değişmekle birlikte sofralık zeytin üretiminde yıllık ortalama 450 bin tonluk üretimle dünyada ikinci ya da üçüncü sırada yer alıyoruz.

Türkiye, zeytinyağı üretiminde ortalama 200 bin tonluk üretimle dünya sıralamasında dördüncü ya da beşinci sıranın sahibi oluyor.

Bu yıl rekolte henüz resmi olarak açıklanmamakla birlikte üretici bölgelerden aldığımız bilgiler ve gözlemlerimiz rekoltenin geçen yılki rekoltemizin bir miktar altında kalacağı yönündedir.

Türkiye’nin sofralık zeytin ve zeytinyağı tüketimine bakacak olursak; Türkiye, yıllık 400 bin tonluk sofralık zeytin tüketimiyle dünya genelinde en çok sofralık zeytin tüketen ülkeler arasında gelmektedir.

Dünya genelinde, sağlıklı ürün tüketimi yükselen bir trend. Bu süreçte zeytin ve zeytinyağına olan talepte artış var.

Pandemi sürecinde sağlıklı beslenmenin önemi daha da iyi anlaşıldığı için dünya genelinde özellikle Avrupa ve ABD gibi gelişmiş ekonomilerde hane içi zeytin ve zeytinyağı tüketiminde artış söz konusu. Pandemi döneminde insanlar uzun süre evlerinde kaldılar ve tekrar kahvaltı yapmaya başladılar. Bu süreç sofralık zeytin tüketiminin artmasını sağladı.

Ancak pandeminin en olumsuz etkilediği sektörler olan turizm&ağırlama sektöründe yaşanan daralma nedeniyle, otel cafe ve restoranlardaki tüketimde ister istemez azalışlar yaşandı.

Türkiye, zeytinyağı üreten ülkeler arasında kişi başına en az zeytinyağı tüketen ülke konumunda. Ülkemizde zeytinyağı tüketimi kişi başına tüketim 2 kg’ın altında kalıyor..

Üretici ülkelerden Yunanistan, İtalya, İspanya’da kişi başı 15 kg’ın üzerinde tüketim yapılmakta.  Hedefimiz Türkiye’deki zeytinyağı tüketimini kısa vadede 5 kg seviyesine çıkarmak. Bu hedefe ulaşılabilmesi için ise sağlık iksiri ve şifa kaynağı olan zeytinyağında %8 olan KDV oranının %1’e indirilmesini talep ediyoruz. KDV’nin indirilmesi tüketimi artıracak ve böylece orta ve uzun vadede kalp, damar ve kanser hasatlıkları için yapılan sağlık harcamaları azalarak Sağlık Bakanlığımız ilaç harcama bütçesine azaltıcı yönde katkı sağlayacaktır.

Zeytin ve zeytinyağı sektörünün sorunlarını da başlıklar halinde şöyle özetleyebiliriz.

Üreticinin desteklenmesi beklentimizi daha önce dile getirmiştim. Zeytin ve zeytinyağı sektöründe ihracatta verilen ihracat desteklerinin de arttırılmasını bekliyoruz. Şu an 1kg’a kadar ambalajlı zeytinyağı ihracatında ton başına 1600 TL, sofralık zeytinde ise 630 TL ihracat iadesi sağlanıyor.

Bu tutar ambalaj büyüdükçe azalmakta.  1-2 kg arasındaki ambalajlarda zeytinyağında 820, sofralık zeytinde 425 TL, 2-5 kg arasındaki ambalajlarda ise zeytinyağında 430 TL, sofralık zeytinde 280 TL destek verilmektedir.  Özellikle Uzak doğu ülkelerine ürünlerimizi galon tipi ambalajlarda ihraç ettiğimiz için, ambalaj büyüklük parametrelerinin 0-1 kg arası, 1-3 kg arası, 3-5 kg arası olarak revize edilmesinin sektörümüz için büyük faydası olacağını düşünüyoruz.

Zeytinyağı sektörünün sorunlarından bir tanesi yüzde 8 oranındaki KDV’nin yüzde 1’e indirilmesi beklentisidir.

Zeytinyağı ihracatında Avrupa Birliği’ne 100 ton olan ihracat kotamızın diğer üretici ülkeler seviyesine çıkarılması gerekmektedir. İlk aşamada 15 bin ton kotasız ihracat kotası verilmesi gerekmektedir.

Avrupa Birliği’nden ayrılan İngiltere ile yaptığımız Serbest Ticaret Anlaşması kapsamına Türk zeytinyağının alınmasını bekliyoruz.

Zeytin ve zeytinyağı üretiminde hedeflerimize ulaşabilmek için Tarım ve Orman Bakanlığımız öncülüğünde yaşlı zeytin ağaçlarının tıraşlanması (gençleştirilmesi) dolayısıyla oluşacak gelir kaybının, çiftçinin ürün kaybı yaşadığı yıllarda desteklenmesini istiyoruz.

Ülkemiz ekonomisi açısından önemli olan zeytinciliğin üretim bölgelerinin hava ve toprak şartları ile uyumlu, bölgelere adaptasyonunu tamamlamış çeşitlerden (örneğin; Akhisar-Uslu, Aydın-Memecik, Bursa-Gemlik gibi) dikim yapılmasının desteklenmesi gerekmekte. İhtiyaç duyulan ürünlerin, özellikle Tekir(Eşek), Domat, Memecik gibi iri taneli zeytin çeşitlerinin dikim ve üretiminin teşvik edilmesi gerektiğinin dillendiriyoruz.

Zeytin fakir toprakların meyvesidir ve ülkemizde kıraç topraklarda yetişen zeytin ağaçlarının büyük bir kısmı sulama altyapısından yoksun. Bu bakımdan damla sulama sistemleri, derin kuyu açılması ve elektrik harcamaları konularında Bakanlıklarının acil desteğine ihtiyaç duyulmakta. Ayrıca çiftçimize verilen mazot ve gübre desteğinin de artırılması büyük önem taşıyor.

Bakanlığımızın vereceği 1 birim desteğin 10 yıl içerisinde ülke ekonomisine artı 10 birim gelir olarak geri döneceğinden hiç şüphemiz yok.

Sektörümüzde iç piyasaya baktığımızda, en önemli sorun olarak karşımıza zeytinyağında taklit ve tağşiş çıkmakta. Taklit ve tağşişin önüne geçilebilmesi için cezai yaptırımların arttırılarak tağşişli zeytinyağı ticareti yapanların nitelikli suçlar kapsamında cezalandırılması gerekmekte. Tağşişin süreklilik kazanması halinde ise ilgililerin ticaretten menedilmesi sağlanmalı.

 

Davut ER

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

 

Covid-19 virüsü en büyük ihraç pazarımız Çin’de ortaya çıktığı için pandemiden en çok etkilenen sektörlerin başında gelmemize rağmen 2020 yılının Ocak – Aralık döneminde, 4,3 milyar dolar döviz kazandırdık.

Ülke ekonomisine tüm sektörlere de hammadde sağlayan bir sektör olduğumuz için iç pazarla birlikte 40 milyar dolarlık bir değer oluşturarak ülke ekonomisine GSYİH’nın yüzde 5’i oranında katkı sağladık.

Sağladığımız ekonomik büyüklüğün yüzde 90’dan fazlası yerli girdiden oluşuyor, yani katma değeri ülkemize kalıyor.

İşlenmiş ürün üretimini teşvik etmek amacıyla da bu yıl ilk kez gerçekleştirdiğimiz ve 400’e yakın başvuru aldığımız Amorf Doğal Taş Proje Tasarım Yarışması bizler için çok önemli.

Çünkü hammadde ya da yarı mamul yerine, özellikle doğal taş hammaddesine tasarımla, sanatsal ve estetik dokunuşla, yenilikçi teknolojilerle sağlanacak katma değerli üretimler ihracat hacmimizi hak ettiği gibi çok daha yüksek seviyelere çıkaracaktır.

O nedenle doğal taş sektörüne tasarımı ve estetiği getirmeyi, katma değerli üretimler gerçekleştirmeyi ve bu üretimler için yeni yatırımlar yapılmasını arzu ediyoruz. Ve elbette madencisi, sanayicisi, akademisi, tasarımcısı, mimarı ve iç mimarı ile hep birlikte sektörde yeni bir ekonomi yaratmak istiyoruz.” 2021 yılında da düzenleyeceğimiz bu yarışmaya ilginin daha fazla olacağını başvuru sayısının artacağını düşünüyoruz.

Pandemi nedeniyle fuarlar, sektörel ticaret heyetleri ve seyahatler iptal olduğundan bu yana doğal taş ihracatçıları, taşlarının dokularını ve tasarım detaylarını müşterilerine sunma imkanı bulamıyordu.

Kısa bir süre önce gerçekleştirdiğimiz Vietnam Sanal Doğal Taş Ticaret Heyeti organizasyonumuzla ilgili dünyada bir ilke imza attık ve arttırılmış gerçeklik teknolojisiyle modellenmiş 3 boyutlu firma stantlarını ithalatçılarla buluşturduk.

Bu sayede Vietnam’daki müşteriler cep telefonlarından gerçek boyut, renk ve yüzey işlemlerini içeren stantları bulundukları yerde sanal olarak canlandırarak, görsel ihtiyaçlarını gidermiş oldu. Dijitalleşmenin sunduğu bu avantaj doğal taşlarımızın ihraç edilme olasılığını arttırıyor.

Türkiye’nin maden sektöründeki rekabet gücünü artırıp, madenlerden aldığı verimi yükseltebilmesi için iyi yetişmiş nitelikli mühendislere ihtiyacımız var. Bu amaçla da Maden Sektör Kurulu (EMİB, İMİB ve BAİB) olarak YÖK ile imzaladığımız protokol çerçevesinde 2020-2021 yılında maden mühendisliği, jeoloji mühendisliği ve cevher hazırlama mühendisliği seçen ve belirli bir sıralamada olan öğrencilere burs vermeye başladık.

Türkiye’nin başarılı 80 bin öğrencisinden 146’sı ilk 5 tercihini bu bölümlerden yana kullandı ve yerleşti. Bu öğrencilere asgari ücrete varan miktarlarda burs almaya hak kazandı.

Aramıza yeni katılan bu öğrencilerimizin, gençlerimizin sektörlerimiz adına en donanımlı şekilde bölümlerinden mezun olmalarını sağlayıp fabrikalarımızda, kendi açacakları fabrikalarda ya da işletmelerde başlattığımız bu reform hareketini hızlandırmalarını umut ediyoruz.

Ülkemizin en önemli öz kaynaklarından biri olan madenleri, 150 bin kişilik madenci ordusuyla yeryüzüne çıkarıp, “Sürdürülebilir Madencilik” mottosuyla ekonomiye kazandırırken, 2 milyon insanımız madencilik sektöründen geçinmesini sağlamasına katkıda bulunuyoruz.

Sadece 83 milyon insanımıza değil, 8 milyarlık dünya insanlarının hayatlarının kolaylaştırılmasına katkı sağlıyoruz. 2020 yılında 200 ülke ve serbest bölgeye Türk madenlerinin ihracatını gerçekleştirdik.

Son olarak. Birliğimizin kuruluşunun da 31. Yılını kutlayacağımız 2021 yılında, uzun yıllardır sektörümüzün yaşadığı sıkıntıları kısmen de olsa aşmamız için bizlere yüklenen sorumluluk ve hedeflerin bilinci ile; bu özverili yolda, güvenen ve değerli görüşlerini bizlerden esirgemeyen ihracatçı firmalarımıza çok teşekkür eder, Sağlıklı, bol kazançlı, huzur dolu günler dilerim.

Mevlüt KAYA

Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

 

 

DEVAM EDEN BAZI İŞÇİ EYLEMLERİ

BİMEKS İŞÇİLERİ

Dava süreçlerini tamamlamış 1500 Bimeks işçisi 2016 bu yana maaş ve tazminatlarını alamadıkları için 6 aydır Türkiye’de farklı illerde ve ağırlıklı olarak İstanbul’da eylemlerine devam ediyor. Bimeks kurucusu Vedat Akgiray Boğaziçi Üniversitesi’nde Finans profesörü olarak hayatına devam ediyor. Kendisi eski SPK Başkanı. Göreve geldiği dönemde halka arz edilen Bimeks’in hisse değerleri ile ilgili şaibe sebebiyle görevden alındı.

İşçiler, Boğaziçi Üniversitesi önünde bugüne kadar gerçekleştirdikleri eylemler ve basın açıklamaları sonrasında 15 kez gözaltına alındı.

ATLASJET İŞÇİLERİ

Atlasglobal işçileri önce Kasım 2019’dan Şubat 2020’ye kadar maaşsız çalıştırıldı. Daha sonra şirket konkordato ilan ederek şubat ayında iflasını açıkladı.

Şirketin patronu Kültür Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un ikiz kardeşi Ali Murat Ersoy. Pilotların da tümü dâhil olmak üzere bütün çalışanlar yani yaklaşık 2000 kişi işsiz kaldı. 14 aydır tazminatlarını ve içerde kalan maaşlarını almak için mücadele ediyorlar.

İşçiler, Turizm Bakanı’nın sahibi olduğu ETS TUR Genel Merkezi önünde direniş çadırı kurmuşken, Bakan’ın emriyle gözaltına alındı. İşçiler yurtdışı çıkış yasağı ve aylık imza şartı ile serbest bırakıldılar.

2020 Ağustos’ta işçilerle bir protokol yapıldı ama Nuri Ersoy daha sonra ödemeleri yapmaktan vazgeçti. Şirketin iflas davası sürüyor. Bu esnada Murat Ersoy’un parasını İsviçre’de kurduğu şirketlere aktardığı da çalışanların araştırmasıyla ortaya çıkarıldı.

PTT İŞÇİLERİ

PTT’de çalışan taşeron işçiler yıllardır kurum içinde yaşadıkları ayrımcılık, ağır çalışma koşulları sebebiyle sendikal örgütlenme yolunu seçti.

İletişim ve taşımacılık işkolundaki işçiler, kendilerinin yönetiminde olduğu bağımsız sendikalarını kurdu. İletişim işkolunda PTT-SEN, taşımacılık işkolunda PTT KARGO-SEN Sendikalarını örgütleyen işçiler 1,5 yılda birçok bölgede yetkili sendikaya dönüştü.

Bu durum üzerine PTT yönetimini rahatsız etmiş olmalı ki sendikanın yöneticilerinin tamamı işten atıldı ya da ücretsiz izne çıkarıldı. Sendika yöneticileri İstanbul ve İzmir’de PTT Başmüdürlükleri önünde 3 haftadır oturma eylemi yapıyor.

BALDUR GREVİ

Kocaeli Şekerpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan fabrikada Birleşik Metal-İş Sendikasına üye 3 işçi işten atılmış ve ardından başlayan görüşmeler sonrası grev kararı alınmıştı.

Baldur grevi pandemi döneminde yapılan ilk grev olmaz özelliğini de taşımaktadır. Grevin ilk gününde fabrika sahibinin grev kırıcılığına karşı direnen işçilerin gözaltına alınmıştı.

25 Aralık Cuma gün başlayan grev devam etmektedir.

DİLOVASI SYSTEMAİR HSK

Kocaeli Dilovası’nda bulunan Systemair HSK Havalandırma Endüstri Sanayi fabrikasında, Birleşik Metal-İş sendikasına üye olmalarının ardından zorla ücretsiz izne çıkarılan işçilerin direnişi 3 aya yakın bir süredir devam etmektedir.

Systemair HSK işçileri 18 Ekim 2020 tarihinde Birleşik Metal-İş sendikasına üye olmalarının ardından zorla ücretsiz izne çıkarıldı.

Fabrikada 48 işçi ücretsiz izne çıkartılmış durumda.

Yüzde 100 İspanya sermayeli Baldur Fabrikası ile yüzde 90 İsveç sermayeli Systemair HSK Fabrikası işçileri, 24 Kasım günü Ankara’ya yürümek isterken gözaltına alınmışlardı.

EKMEKÇİOĞULLARI

7 Aralık günü Çorum’da Kurulu Ekmekçioğlu Metal Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. işletmesinde, sendikalaşma hakkını kullanarak Birleşik Metal-İş’te (BMİS) örgütlenen işçilerden 90’ı işten çıkartıldı.

Fabrika sendikaya üye olan işçileri ahlak ve iyi niyet kurallarına uymadığı gerekçesi ile işten atıldığını ileri sürdü.

İşçiler işten atılmalara ve sendika haklarına yönelik baskıya karşı direnişlerini halen devam ettirmektedir.

Arşivler