Gündem | Didim Özgürses

Bookmarks

Gündem

A wonderful serenity has taken possession of my entire soul, like these sweet mornings of spring which I enjoy with my whole heart.

Gençliğimiz eğitim, işsizlik, güvencesizlik, fırsat eşitliği, kaliteli eğitime erişim, kayıt dışı istihdam, sosyal dışlanmışlık gibi temel sorunlarla uğraşmaktadır. Genç nüfus Türkiye’nin, Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri karşısındaki en büyük avantajı olmasına rağmen ne yazık ki bu fırsat kaçırılmaktadır.
Ülkemizde Medyan (Ortanca) Yaş 32,4
Türkiye’nin en önemli potansiyelinin nüfusunun yarısını oluşturan genç insan gücüdür, genç nüfusu, Türkiye’nin Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri karşısındaki en büyük avantajıdır. TÜİK’in Şubat 2020’de açıkladığı adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verilerine göre Türkiye’de 15-24 yaş arası genç nüfus 12 milyon 955 bin 672’dir. 25-35 yaş arası gençlerin sayısı ise 12 milyon 730 bin 328’dir. Yani 15-24 yaş nüfusun toplam nüfusa oranı yaklaşık yüzde 15,6 iken 15-35 yaş arası gençlerin toplam nüfusa oranın yüzde 30,8’dir. Ülkemizde medyan (ortanca) yaşın 32,4 olduğunu düşünülürse nüfusun neredeyse yarısının çocuk ve gençlerden oluştuğu görülür. Böylesi genç yoğunluğu olan bir nüfusun, iyi bir eğitime ve yeteneklerini ortaya koyabilecekleri işlere erişebilmeleri durumunda ülkemizin tüm alanlarda hedeflerini yakalaması işten bile değildir.
Türkiye Dinamik Gücünün Farkına Varmalı
Türkiye’nin, küresel ölçekte yaşanan salgın karşısında en büyük avantajı da yine genç nüfusudur. Türkiye bu dinamik gücünün farkına varmalı ve buna göre eğitim ve istihdam politikaları geliştirmeli. Uygulanan eğitim ve istihdam politikaları ile ne gençlerin ne de Türkiye’nin geleceğe umutla ve güvenle bakması mümkün değil. İktidar gençlerin içinde bulunduğu zor durumu, böylesi yoğun ve dinamik bir gücün ziyan edildiğini bir an önce görmeli ve gerekli tedbirleri almalıdır. Gençliği, hamasi söylemlerle, ülkemizin huzurunu ve yarınlarını tehlikeye atacak kamplaşmalarla heba etmemelidir. Aksi halde, yıllardır uygulanan ve sürdürmekte ısrar edilen yanlış politikalarla gençlerimiz de geleceğimiz de ziyan olacaktır.
Ülkemizde Genç İşsizlik En Büyük Sorun!
Ülkemizde genç işsizlik sorunu yakıcı bir duruma geldi, bu böyle devam ettirilemez. TÜİK’in 2020 Şubat ayı işsizlik verilerine göre 15-24 yaş arası gençlerde işsizlik oranı yüzde 24,4 olarak ölçülmüştür. Bu durum Koronavirüs salgını öncesi dönemi kapsamaktadır. Salgının ülkemizde tespiti ardından kapatılan işyerleri ve sokağa çıkma kısıtlamaları ile bu oranların çok daha yüksek olacağı ortadır. Ayrıca Ne Eğitimde Ne İstihdamda olan gençlerimizin yani ne okula ne işe giden yani evde anne babasının eline bakan gençlerimizin oranı yüzde 26,7 olarak ölçülmüştür.
Gençlerin Kaliteli Eğitime Erişimi Sağlanmalı
Eğitimin kalitesinin ülkemizin gelişimi ve ilerlemesi için çok önemli, eğitim sisteminin de istihdamı da dikkate alacak planlamaya sahip olması gerekiyor. Ülkemizde üniversite sayılarında artışa rağmen geçlerimizin kaliteli eğitime erişip erişemedikleri konusu kaygı verici boyuttadır. Eğitim kalitesi ölçümü ile ilgili yapılan yayınlarda ülkemizde ‘eğitimde kalite’ alarm vermektedir. Ülkemizin temel disiplinlerde ülkeler arası başarı sırası maalesef çok gerilerdedir. Ayrıca istihdam alanında karşılaşılan sorunun bir diğer temel nedeni de eğitim sistemindeki planlama sorudur. Gençlerin kaliteli eğitime erişimi sağlanmalı, eğitim sistemi istihdam üzerine planlanmalı, konuya akılcı çözümler getirilerek ivedilikle uygulanması sağlanmalıdır.
Gençler Sigortası Olmadan, Korsan Olarak Çalıştırılmakta!
Ülkemizde genç işsizliği kadar bir diğer bir sorun da “kayıt dışı genç istihdamı”. “Türkiye maalesef kayıt dışı istihdam çok yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor. TÜİK’in 2019 yılı için kayıt dışı istihdam oranı açıklaması yüzde 34,5’tir. Bu durum bize her üç kişiden birini kayıt dışı olarak istihdam edildiğini göstermektedir. Yine Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün ‘Genç İstihdamda Küresel Trendeler 2020’ raporuna göre dünyadaki gençlerin yüzde 77’si kayıt dışı istihdam edilirken, bu oranın Türkiye için yüzde 66 olduğu belirtilmektedir. Yani işsizlik kıskacında mücadele eden gençlerin iş bulabileni de sigortası, hakkı hukuku olmadan, korsan olarak çalıştırılmaktadır. Böyle olunca da çalışan gençlerimiz, iktidarın, salgın tedbirleri kapsamında açıkladığı ‘sigortalı çalışan işçiler’ için açıkladığı ekonomik paketlerden yararlanmamıştır.
Sosyal Dışlanma!
Gençlerin eğitim, işsizlik, kayıt dışılık, güvencesizlik gibi temel sorunlarının yanında bir de sosyal dışlanmayla karşı karşıyalar. Sosyal dışlanma yeni popüler hale gelen bir terim olmakla birlikte kapsamı itibariyle toplumda farklı kategorilerde yer alan sorunları bir araya getirmektedir. Yani yoksulluk, işsizlik, eşitsizlik ve ayrımcılık gibi temel toplumsal politika konularını içermektedir. Bu anlamıyla da ekonomik ve politik tartışmaların merkezinde yer almaktadır. Özetle gençlerin toplumsal, ekonomik ve siyasi hayatta kendilerine bir yer edinememiş olması sosyal dışlanma verisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunu aşabilmenin yolu da bu alanlardaki engellerin kaldırılması, ekonomik, politik ve toplumsal hayata katılım ile mümkündür.
Gençler Çaresizlik, İşsizlik ve Kötü Yaşam Koşullarına Terk Edildi!
Koronavirüs salgını sürecinde gençler görmezden gelinerek çaresizlik, işsizlik ve kötü yaşam koşullarına terk edildi ve sınav tarihi değişikliği ile plan ve moralleri bozuldu. Sürecin başından beri maalesef ‘virüs taşıyıcılık’ ve ‘sokağa çıkma yasağı’ ile anılmanın ötesinde gençler görülmemiş, hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Risk grubunda görülen gençlerimiz adeta içinde bulundukları çaresizlik, işsizlik ve kötü yaşam koşullarına terk edilmiştir. Üstüne bir de üniversite sınavlarında uzmanları dışlayarak keyfe dayalı bir biçimde zaman ve içerik değişiklikleri yapılmış ve gençlerin değil bazı iş çevrelerinin çıkarlarına öncelik tanınmıştır.
İktidar Köklü Çözümler Getirmek Yerine Günü Kurtarmanın Peşinde!
Gençlerin geleceğe umutlu bakabilmesi ancak istihdam, eğitim, katılım gibi meselelerde ciddi iyileşmelerin sağlanmasıyla mümkün olacaktır. Yıllardır olduğu gibi bu yıl da gençlerimiz gelecek kaygısı, işsizlik korkusu, maddi imkansızlıklar, tek tipleştirilmiş ve tek adamın insafına terk edilmiş eğitim sistemi, eğitime erişimde karşılaşılan eşitsizlikler, toplum baskısının yanında bir de siyasi otoritenin baskıcı politikaları gibi sorunlarla karşı karşıya. Unutulan, görmezden gelinen, ikinci plana atılan gençlerimiz daha öğrenim hayatlarında fırsat eşitliğinden yararlanamazken, eğitimlerini tamamlamadan iş bulma kaygısı ile yüzleşmektedir. Salgın sonrası dönemde tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de işsizliğin artacağını düşünürsek bundan en çok gençlerimizin etkileneceğini de göz önünde bulundurmamız gerekmektedir. Gençlerin geleceğe umutlu bakabilmesi ancak istihdam, eğitim, katılım gibi meselelerde ciddi iyileşmelerin sağlanmasıyla mümkündür. Ancak iktidarın politikaları bu meseleleri ciddiyetle ele almaktan uzaktır. Sorunlara köklü çözümler getirmek yerine günü kurtarmaya dönük tedbirler ön plandadır. Bunun yanında gençler kendi hayatları üzerinde iktidar sahibi aktif özneler olarak değerlendirilmemekte, tam tersine ‘koruyup kollama’ iddiasıyla gençlerin gelişimi engellenmektedir. Gençlerin eğitim ve iş hayatında sürekli gelişmesi perspektifinin yerini gençlerin ‘eve kapatılması’ ve ‘itaate zorlanması’ anlayışı almıştır. Gençleri toplumdan ve dünyadan izole etme amacındaki bu politikaların geçerliliğinin olmadığı birçok araştırmada ortaya konulmuştur. Ayrıca gençlerin bu politikalardan hoşnut olmadığı da özellikle son yerel seçimlerde açıklıkla görülmüştür.

Çamlık mahallesi muhtar adayı Filiz Soydemir ve azaları Sezgin Sevik, Gönül Bora, Çiçek Karakuş, Perihan Taşkın ve Yakup Coskun ile birlikte Didim Kaymakamı Mehmet Türköz’ü makamında ziyaret etti.

Sıcak sohbetin gerçekleştiği görüşmede Çamlık mahallesi muhtar adayı Filiz Soydemir ve azaları kendilerini tanıttıktan sonra projelerinden bahsetti.

Didim Kaymakamı Mehmet Türköz de bu dönemde mahalleler de çok kadın muhtar adayının olduğunu dile getirdi. Filiz Soydemir’e başarılar diledi.

Didim Ziraat Odası’nın oda, meclis ve yönetim kurulu seçimleri oda binasında yapıldı. Genel kurulun divan başkanlığını Efeler Ziraat Odası Başkanı Mehmet Kendirlioğlu yaptı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından gündeme geçildi. Gündemde var olan faaliyet raporu okundu, ardından çalışma raporu üyelere aktarıldı. Odanın 2019 yılı tahmini bütçesi açıklanırken bütçe 229 bin 500 TL olarak denk bütçe şeklinde oy birliğiyle kabul edildi. Ardından Mevcut Oda Başkanı Bahattin Gökdemir söz aldı. Gökdemir, oda olarak her zaman sahada çalışmalar yaptıklarını ve gelecek dönemde de çalışmaları sürdüreceklerini ifade etti.
Ardından seçimlere geçildi. 16 delegesi olan Didim Ziraat Odası’nın seçimlerinde 3 liste yarıştı. Mevcut oda başkanı ve Çamlık delegesi Bahattin Gökdemir beyaz, Yeni Mahalle delegesi Yılmaz Öz mavi ve Efeler Mahalle delegesi Hilmi Yıldırım sarı liste ile seçimlere katıldı. Yapılan oylama neticesinde sarı liste ile seçime giren Hilmi Yıldırım 9, beyaz liste ile giren mevcut başkan Bahattin Gökdemir 1 ve mavi liste ile giren Yılmaz Öz 6 oy aldı.

 

Zeytinburnu Belediyesinde çalışırken güvenlik soruşturmasının olumsuz olması gerekçe gösterilerek işten çıkartılan Kenan Güngördü açmış olduğu işe iade davasını kazanmış ve tekrar işe girişi yapılmıştı. İşe girişi yapıldıktan 6 dk. sonra, personel ihtiyacımız yok denilerek işten tekrar çıkarıldığını öne süren Kenan Güngördü Zeytinburnu Belediyesi önünde bir basın açıklaması düzenledi.

OHAL KOMİSYONU   HUKUKSUZLUĞA DEVAM EDİYOR

Zeytinburnu Belediyesi önünde toplanan, pek çok sivil toplum örgütü ve sendika temsilcilerininde aralarında bulunduğu kitle adına ilk konuşmayı KESK Şubeler Platformu Temsilcisi Mesut Bike yaptı.  KHK’larla işten atılan emekçilerin her hafta bir ilçede yaptıkları basın açıklamasını, bu hafta Kenan Güngördü ile dayanışmak amacıyla bu hafta Zeytinburnu Belediyesi önüne taşıdıklarını belirten Bike; Ohal komisyonunun hukuksuz uygulamalarının sürdüğünü söyledi.

İŞE İADEMİ İSTİYORUM

Bike’nin ardından geçtiğimiz hafta fazla mesaiye kalmak istemediği için Zeytinburnu Belediyesi tarafından işten çıkartıldığını iddia eden Ömer Aşık isimli işçi söz aldı. Aşık konuşmasında işten çıkartıldıktan sonra Zeytinburnu Belediyesi önünde kendisini yakmak istediğini, belediye görevlileri tarafından engellendiğini, yaşadığı ekonomik sıkıntıların devam ettiğini, biran önce tekrar işe iadesini talep ettiğini ifade etti.

KAMUOYUNU DUYARLI OLMAYA ÇAĞIRIYORUM

Son olarak konuşma yapan Kenan Güngördü ise şunları söyledi: ” Olağanüstü hal uygulaması fiilen devam etmektedir. Bunun en açık örneği benim yaşadıklarımdır. Bu gün direnişimin 300. günündeyim. Bu süreçte mahkeme işe iademin gerektiğine karar vermiş, önce işe iadem yapılmış sonra belediye yetkilileri beni tekrar işten atmıştır. Bu durum hukuğun çiğnenmesi, yasaların yok sayılmasıdır. Haklı mücadelemi işime geri dönünceye kadar, hukuğun uygulanması, adaletin tesis edilmesi sağlanıncaya kadar devam ettireceğim. Tüm kamuoyunu duyarlı olmaya davet ediyorum”

Basın açıklaması yoğun güvenlik önlemleri altında olaysız son buldu.

 

 

Belediye Meclisimiz 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 20. maddesi gereğince 06/02/2019 günü saat 14:oo’de Belediye Başkanlığı Meclis Toplantı Salonunda aşağıda yazılı bulunan gündem dahilinde toplanacaktır.

GÜNDEM     :  

 

  • Mali Hizmetler Müdürlüğü’nün 29.01.2019 tarih ve 108 sayılı “Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz ATABAY’a Borçlanma Yetkisi Verilmesi” konulu yazısının görüşülmesi.
  • Mali Hizmetler Müdürlüğü’nün 24.01.2019 tarih ve 88 sayılı “2017 Yılı Sayıştay Denetim Raporu” konulu yazısı.
  • Zabıta Müdürlüğü’nün 28.01.2019 tarih ve 72 sayılı “Zabıta Memuru Fazla Çalışma Ücretlerinin Belirlenmesi” konulu yazısının görüşülmesi.
  • Zabıta Müdürlüğü’nün 30.01.2019 tarih ve 75 sayılı “08.10.2018 tarih ve 112 nolu meclis kararı ile düzenlenen 2019 Gelir Tarife Cetvelinin, Üretici İşgalleri Ücretinin Yeniden Belirlenmesi” konulu yazısının görüşülmesi.
  • İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü’nün 31.01.2019 tarih ve 64 sayılı “Boş Kadro Değişikliği” konulu yazısının görüşülmesi.
  • Aydın İli, Didim İlçesi, N18-B-11-A-4-D pafta, 1083 ada 5 parselin batısında; 29-L-IIc pafta, 654 ada 5 parselin güneyinde; 29L-IIc pafta, 352 ada 7 parselin kuzeyinde; N18-B-11-C-4-A pafta, 1232 ada 4 parselin güneyinde; 28N-IVb pafta, 367 ada 13 parselin batısında; 28N-IVb pafta, 8080 parselin kuzeydoğusunda; 28N-IIId pafta, 13594 parselin batısında yer alan 7 adet mevcut trafonun planlara işlenmesi ile ilgili ADM Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin teklifinin görüşülmesi.

 

Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu, suikast sonucu öldürülüşünün 26. yılında  Didimliler tarafından unutulmadı. 26 yılı önce faili meçhul bir saldırıyla katledilen Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu her yıl olduğu gibi bu yıl da  Didimliler tarafından anıldı.   A+

Atatürk Bulvarı üzerinde toplanan demokratik kitle örgütü bileşenleri, ellerinde Mumcu’nun yanı sıra faili meçhule kurban giden gazetecilerin ve aydınların fotoğraflarını taşıdı.
Atatürk Bulvarı üzerinde başlayan yürüyüşe Didim Belediye Başkanı ve CHP Didim Belediye Başkan Adayı A. Deniz Atabay, CHP İlçe Başkanı Nurettin Koçak, eğitim-sen başkanı Turgay Elçi ile çok sayıda yurttaş katıldı. Atatürk Bulvarı ve Cumhuriyet caddesi üzerinde devam eden yürüyüş, Uğur Mumcu Parkı’nda sona erdi. Park içerisindeki anma töreni saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı İlçe Başkanı Nurettin Koçak yaptı.
  “TÜM TEHDİTLERE KARŞI GERÇEKLERİ YAZDI”
Koçak, Uğur Mumcu’nun katledilişinin üzerinden 26 yıl geçtiğini ve olayın aydınlatılmadığını ifade ederek, “Uğur Mumcu meslek yaşamı boyunca tüm tehditlere karşın gerçekleri yazdı. Cinayetin çözülmesini ‘namus borcu’ sayan devlet, bu borcunu hâlâ tam olarak ödeyebilmiş değildir. 1990’larda Ortadoğu’da haritaların yeniden çizilmesi için ilk adımların atılması, Türkiye’de laik kesime mensup Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Turan Dursun ve Çetin Emeç’in öldürülmesi, bugünlerin bir mesajı mıydı acaba? ‘İmam hatip liselerini bitirenler neden ilahiyat fakülteleri ve İslam enstitülerine gitmiyorlar da ille de kaymakam, vali, savcı, yargıç ve subay olmak istiyorlar? Bu uzun vadeli eğitim ve bürokratik yerleşim projesini kimler planlıyor?’ dediği için katledildi” ifadelerini kullandı.
  “SAYGI VE ÖZLEMLE ANIYORUM” 
Koçak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cemaatlere, tarikatlara giren çocuklar 30 sene sonra general olacaklar, cumhuriyete karşı ayaklanacaklar dediği için katledildi. Anneler ve babalar, çocuklarını sokak ortalarında eşkıya çetelerince öldürülsünler diye yetiştirmediler. ‘Bir gün bunların hesabı sorulacaktır. Devlet koltuklarına dayanarak kabadayılık yapanları, sanık sandalyesinde göreceğiz bir gün’ dediği için öldürüldü. İşte Uğur Mumcu o günlerden adeta bu günleri, emperyalistlerin ve onun işbirlikçilerinin planlarını gördüğü için katledildi. Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım unutma bizi. Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım unutma bizi. Cesur kalem, halkın seni unutmadı unutturmayacaktır.  Katledilişinin 26. yılında cesur kalemi, demokratik duruşu ve ilkeli yaşamıyla gelecek kuşaklara örnek olmayı sürdüren Uğur Mumcu’yu saygı ve özlemle anıyorum.”
Konuşmaların ardından Mumcu adına yapılan anıta kırmızı karanfil bırakıldı.

 

 

BİZ ANADOLUYUZ PROJESİ

13,14 ve 15 MUŞ KAFİLELERİ AYDIN’A GELDİ.

İçişleri Bakanlığımız tarafından Ülke genelinde hayata geçirilen “Biz Anadoluyuz Projesi” kapsamında, Muş İlimizden 07/01/2019-12/01/2019 tarihleri arasında gelen öğrenciler İzmir Adnan Menderes Havalimanında Aydın Valiliği İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürü Hakan Bacalıkaya ve proje görevlileri tarafından çiçekler ile karşılandı.

Gezi programında, öğrencilerin Kuşadası Zeytinyağı Tarihi Müzesi ve Değirmeni gezmeleriyle başladı. Müzede, zeytinyağının üretim aşamasından soframıza gelene kadar hangi yollardan geçtiğinin öyküsüne tanıklık eden öğrenciler daha sonra Değirmen’i gezip hayvanat bahçesindeki hayvanlarla vakit geçirdiler.

İller arasında kültürel ve ortak değerlerin paylaşılması, kardeşlik ve huzura katkı sağlaması, gençlerin terör örgütlerinin istismarından ve kötü alışkanlıklardan uzak tutulmasının hedeflendiği projede Hayatlarında ilk kez uçağa binen öğrenciler, kentin tarihi ve kültürel yerlerini, müzeleri, doğal güzelliklerinin bulunduğu alanları gezdi. Kuşadası limanından açılan feribot ile deniz turuna çıkan öğrenciler, denizi ilk defa görmenin heyecanını yaşadılar. Feribot turundan sonra Güzelçamlı Milli Parkında denizi daha yakından görme imkânı yakaladılar. Denizle bütünleşen muhteşem doğa manzarasında öğle yemeklerini yediler.

Aynı gün içinde, Öğrenciler Aydın’ın Söke ilçesinde bulunan tarihi Doğanbey Köyü’nü ve bu köy içerisinde yer alan Büyük Menderes Deltası Milli Parkı ve Tabiat Tanıtım merkezini gezdiler. Burada Büyük Menderes Deltası’nda yaşamış ve yaşayan hayvan türlerinin örneklerini ilgiyle incelediler.

Programın ikinci gününde Aydın kent meydanı ve tarihi bey camiyi ziyaret ettiler. Aydın kent meydanını gezdikten sonra, Aydın Valimiz Sayın Yavuz Selim köşger’i ve projeden sorumlu Vali Yardımcısı Mustafa Hulusi arat’ı makamlarında ziyaret ederek çiçek takdim ettiler. Valimiz Köşger; öğrenciler ile yakından ilgilenip, Aydın gezisi ile ilgili öğrencilerin izlenimlerini aldı. Kendisi de, Aydının tarihi, kültürel ve doğal güzellikleri hakkında bilgiler verdi. Öğrencilere bundan sonraki hayatlarında başarılar diledi. Buradan Muş’a, Ailelerine ve öğretmenlerine selam gönderdi.

Muşlu öğrencilerimiz Valilik ziyaretinden sonra , Çamlık Lokomotif müzesini gezdiler. 1891-1951 yılları arasında üretilen lokomotiflerin sergilendiği müze alanında müze rehberlerince öğrencilere lokomotiflerin özellikleri ve tarihi anlatıldı.

İkinci günün akşamında, Kuşadası Öğretmenevinde öğrenciler için, Kuşadası Öğretmenevi Müdürlüğü ve Aydın Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğüne bağlı Gençlik Merkezinin hazırladığı halk oyunları gösterileri sunumu yapıldı. Program sonunda Aydın Valiliği tarafından hazırlanan hediyeler öğrencilere takdim edildi.

Faaliyet programı, Muş kafilelerinin İzmir Adnan Menderes Havaalanından Muş’a uğurlanması ile sona erdi.

Geçen yıl ziyaretçi ve gelir rekoru kıran turizm sektöründe 2019 yılı tanıtım çalışmaları hızlı başladı. İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi, 19-27 Ocak tarihlerinde Avrupa’nın en büyük denizcilik fuarı Boot Düsseldorf’a katılarak, Türkiye’yi ve Ege kıyılarını tanıtacak.  

Türkiye’yi yurtdışında tanıtma çalışmalarına geçtiğimiz yıl ara vermeden devam eden denizciler, 2019 yılına da hızlı başladı. İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi, 19-27 Ocak tarihlerinde, 90 ülkeden 2 bin civarında katılımcı ve 250 bin ziyaretçi ile Avrupa’nın en büyük denizcilik fuarı Boot Düsseldorf’a katılacak. Milli katılım organizasyonu Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan fuarda su sporları, marina ve dalış turizmi hollerinde Türkiye stantları yer alacak.

Aralarında milli kitesörfçü Bilge Öztürk’ün de bulunduğu rüzgar sörfü, kitesörf ve kano branşında faaliyet yapan sporcular ve üyelerimiz, 8. Holde bulunan Türkiye’nin su sporları standında yer alacak ve çeşitli su aktiviteleri yapacaklar. İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk ve Yönetim Kurulu Üyesi Argun Gündüç de fuara katılarak, Türkiye’nin tanıtım çalışmasına destek verecek.

BAKAN ERSOY’DAN ÖZEL DESTEK

İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, çeyrek milyon ziyaretçisi ile dünyanın en büyük denizcilik fuarlarından biri olan Boot Düsseldorf’a altı yıldır katılarak Türkiye’nin tarihi ve doğal güzelliklerini, su sporlarını ve deniz turizmi imkânlarını tanıttıklarını söyledi. Tasarruf nedeniyle bu yıl bazı fuarlara milli katılımın iptal edildiğini ifade eden Öztürk, ancak Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un denizcilerin isteğini kırmayarak Boot Düsseldorf ve Seatrade Kruvaziyer Fuarı’nı destek kapsamındaki fuarlar listesine yeniden koyduğunu açıkladı. Öztürk, “Sayın Bakanımıza verdiği destek için yürekten teşekkür ediyoruz. Türk deniz turizmi ve su sporları için çok önemli bu iki fuarda canla başla çalışarak ülkemizin ve Ege’nin tanıtımını en iyi şekilde yapacağız” dedi.

 HEDEF İKİ MİLYON TURİST

Türk turizm sektörünün 2017 yılından itibaren yeniden yükselişe geçtiğini, 2018 yılında ise rekor kırarak 40 milyon turist ve 35 milyar dolar gelire ulaştığını vurgulayan Öztürk, “Yıllar sonra İzmir bir milyon uluslararası ziyaretçi rakamını yakalamayı başardı. Bu ziyaretçi sayısı dünyanın en güzel denizine ve tarihi mirasına sahip İzmir için çok az. Ege’nin koyları adeta cennette bir tatil fırsatı sunuyor. Misafirlerimiz sadece güneş ve denizden değil, rüzgar sörfü, dalış, mavi yolculuk, kitesörf ve diğer etkinliklerden yararlanıyor. Türk mutfağından lezzetleri tadıyor. Tarihi mirasımız sayesinde Ege’nin antik çağını yaşıyor. Almanya’da yapacağımız tanıtımlarla ve kruvaziyer turizminin yeniden yükselişe geçmesinden sonra birkaç yıl içinde iki milyon, ardından beş milyon ziyaretçi rakamını yakalamak zor olmayacaktır” diye konuştu.

Bilindiği üzere Aydın Büyükşehir Belediyesi meclisinde Aydın geneli için yapılan 1/ 25 binlik imar planları neticesinde, ilçemiz Didim’deki bazı bölgelerde imar planlarının iptal edildiğini öğrendik. Başta Bozseki, Balova, Akarkuyu ve Zümrüttepe gibi bölgelerin imar planları iptal edilerek, Ekolojik nitelikli alanlara çevrilmiş. Bu yerlerin yıllar önce imar planı uygulanan yerler; bu bölgelere süreç içerisinde 3. şahıslara satılmıştır. Burada bir hak kaybı yaşanmıştır. Bu hak kaybı yaşayanlar arasında odamız üyeleri de bulunmaktadır. Gelinen süreçte hak sahiplerinin Aydın Büyükşehir belediyesine itiraz dilekçeleri ile başvurduklarını öğrendik. Biz oda olarak üyelerimize bilgilendirme mesajı atarak, üyelerimizin durumdan haberdar olmasını sağladık. Aydın Büyükşehir belediye meclisinin yaşanan bu mağduriyetleri giderilmesi noktasında gerekli adımlar atacağına inanıyoruz. Oda olarak ta konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Datça’da ihalesiz TOKİ’ye devredilen 4 değerli arazi satılıyor.

Datça’nın en kıymetli yerlerinde bulunan 4 arazi, sessiz sedasız Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’na (TOKİ) devredildi. TOKİ bu arazileri satışa çıkardı. Araziler yarın açık artırmayla satılacak. Bölge sakinleri tepkili. CHP Datça ilçe başkan yardımcısı avukat Ali Kurt, arazinin 15 gün içerisinde hazineden TOKİ’ye devredildiğini belirterek “Sata sata bitiremediler. Kamu arsaları haraç mezat…” dedi.

TOKİ, aralarında Muğla Datça’nın da bulunduğu 26 ilde 993 bin metrekare büyüklüğünde 87 arsayı satışa çıkardı. Arsalar “Açık Artırma” yöntemiyle TOKİ’nin Ankara Bilkent’teki merkezinde ve TOKİ İstanbul Hizmet Binası’nda gerçekleştirilecek.

Bu kapsamda Datça Mahallesi’nde 11 bin metrekare büyüklüğünde 2 konut, park ve yol alanı, İskele Mahallesi’nde de 6 bin 755 metrekare büyüklüğünde 2 konut, park ve yol alanı bulunuyor.

Duyuru talebi

TOKİ tarafından geçen günlerde Datça Belediye Başkanlığı’na da bir yazı yollandı. Yazıda 4 gayrimenkulün satışa çıkarıldığı anımsatılarak “Açık artırma organizasyonunun duyurulabilmesi açısından belediyenizin uhdesinde bulunan billboardlarda, raket, reklam, reklam panosu gibi mecraların tasarım ve baskı maliyetleri tarafımızdan karşılanmak üzere açık artırma gününe kadar uygun gördüğünüz sürelerde tahsisini ve web sitenizde ilgili organizasyonun duyuru yapılmasını talep etmekteyiz” denildi.

‘Direneceğiz’

Ali Kurt süreci  şöyle anlattı: “Hazine arazilerinin satış bedellerinin yüzde 30’u ilçe belediyelerine terk ediliyor. Bu araziler 15 gün içinde sessiz sedasız ihalesiz olarak TOKİ’ye devredildi. Devredilir devredilmez arsa olarak satışa çıkarıldı. Arazilerin TOKİ’ye devredilmesi için toplu konut yapılması gerekiyor.

Bu araziler Datça’nın en kıymetli yerlerinde. Hepsi imarlı ve arazilerin 2’si deniz manzaralı. Bu arsaların satışından elde edilecek gelirden Datça Belediyesi’ne aktarılması gereken payın gasp edilmesi hukuka aykırıdır. Datçalılar olarak bu soyguna siyasal ve hukuksal yollarla direneceğiz. Datçalının hakkını Datçalılara iade ettireceğiz.”

Arşivler