Ekonomi | Didim Özgürses

Bookmarks

Ekonomi

İktidarın salgın sürecinde; kişileri, işletmeleri, küçük esnaf ve sanatkârı kredi borçlusu yaparak yönetme politikalarının sonuçları, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi verilerine de yansıdı. Bu verilerine göre, geçtiğimiz yıl kredi borcu olan kişi sayısı 2 milyonun üzerinde artarak 34 milyon kişiye yükseldi. Kredi borçlarının toplamı yaklaşık 250 milyar TL artış gösterdi. Türkiye’de her 2 kişiden biri kredi borçlusu!

Geçtiğimiz yıl bankalara kredi borcu olanların sayısı 2 milyon 107 bin kişi artarak 34 milyon 4 bin kişiye yükselirken, kredi borçlarının 248,1 milyar TL artışla 866,6 milyar TL’ye çıktı.

Bu kredilerin büyük bölümünün batığa dönüştüğü kredilerin takibe intikal süresinin 90 günden 180 güne uzatılmasıyla gizleniyor. Haziran ayından itibaren 180 günlük süre dolduğunda Türkiye’de bankacılık sisteminde batık kredi patlaması yaşandığını, takibe intikal ettirilen kredilerin tutarının trilyonlara ulaştığını göreceğiz.

İktidarın kamu bankalarına dağıttırdığı eksi faizli konut, otomobil, bireysel ihtiyaç kredilerini alabilen küçük bir kesimden 112 bin kişi 1,5 aylık bu kampanya döneminde adeta bedava faizle konut kredisi almış.

Bankalara konut kredisi borcu olanların sayısı da böylece 112 bin kişi artarak 2 milyon 601 bin kişiye çıkarken borç miktarı 206 milyar TL’den 287 milyar TL’ye yükselmiş.

Ancak salgın döneminde işini maaşını kaybeden insanların ağırlıklı bölümü çarklarını döndürebilmek, hayatlarını sürdürebilmek için bireysel ihtiyaç-tüketici kredisine yönelmiş.

– Bireysel ihtiyaç kredisi borcu olanların sayısı da 2 milyon 370 bin kişi artışla 27 milyon 885 bin kişiye, borç tutarı da 266 milyardan 129,2 milyar artışla 395,2 milyar TL’ye fırlamış.

Yani milyonlarca kişi son bir yıldır kendisinin, ailesinin, çoluk-çocuğunun hayatını banka kredisiyle sürdürebilmiş. İktidarın bulduğu yegâne çözümün insanları borçlandırmak olduğunu hep söyledik. TBB Risk Merkezi verileri de bunu teyit ediyor, haklılığımızı gösteriyor.

– İktidar, yeniden mart başından itibaren normalleşmeye geçişten söz ediyor. Ortada iş yok,

– Resmi verilerle 100 bine yakın işyeri, işletme tümden kapanmış.

– 11 milyona yaklaşan işsiz var.

Normalleşmeyle açılacak işyerleri bu milyonlarca işsizin kaçını istihdam edebilecek? Kaç kişi yeniden maaşa kavuşup, bankalara olan kredi-kredi kartı borcunu ödeyebilecek?

Bir dokuz ay öncesinde önerdiğim salgında alınacak önlemler, vergi-prim borçlarıyla ilgili çözüm önerilerim, vb. uygulansaydı, bu vahim tablo aşılabilirdi. Borç, borçla kapanmaz. Bugün gelinen noktada o önlemler ÇARE olmaktan çıkmıştır. Şimdi bir tek seçenek vardır. Salgın sürecinde ağır yara alan esnafın-kobilerin-işletmelerin vergi borçları, SGK pirimleri anapara-faiz-birikmiş borç, öteleme-erteleme ne varsa tüm borçlar, tümden silinerek, yeni bir sayfa açılmalıdır. Ya da en az bir yıl yaşamını-işini-aşını-borcunu idame ettirebilecek, karşılıksız-geri ödemesiz nakit desteği sağlanmalıdır. Aksi halde bir iki ay sonra milyarlar da bağışlasanız, bu yangını söndüremezsiniz. Küçük bir örnek vereyim. Bugün borç 1.000.- TL. Katlanarak artıyor, iş yok, gelir yok, dükkân kapalı, salgın devam ediyor. Alacaklısı da borçlu! Nasıl ödeyecekler bu borcu? Akıl var mantık var, hayali çözümlerle, yapılandırmalarla, sadaka gibi verilen nakitle, ötelemeyle, yalan-yanlış desteklerle bu kriz aşılamaz!

Ülkeyi topyekûn iflasa sürüklenmekten alıkoyacak acil bir ekonomik programın, eylem planının ilan edilmemesi halinde bu vahim tablonun altında tüm Türkiye kalacak. Sadece ekononomik kriz değil, sosyal-psikolojik krizlerin, toplumsal çöküşün önüne geçilmesi iyice imkânsız hale gelecektir.

CHP, Türkiye’nin Avrupa’yla demiryolu bağlantısını sağlayacak Halkalı-Kapıkule YHT Projesi’nin bir bölümünün Kanal İstanbul güzergahıyla kesiştiği için maliyetin ikiye katlandığını belirledi.

Halkalı-Kapıkule YHT Projesi’nin Kapıkule-Çerkezköy bölümüyle ilgili inşaat çalışmaları 2019 yılından beri sürüyor. Kolin İnşaat’ın ilk bölümünü yaptığı projenin diğer bölümü olan Çerkezköy Halkalı bölümüyle ilgili bütün etüt, proje ve maliyet hesaplamaları da 2019 yılında tamamlandı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, proje üzerinde yaptığı çalışmada, söz konusu bölümde yakın zamanda rekor oranda maliyet artışı yapıldığını belirledi.

CHP’li Akın, Türkiye’nin Avrupa’yla demiryolu bağlantısını sağlayacak Halkalı-Kapıkule Yüksek Hızlı Tren (YHT) Projesi’nin Çerkezköy-Halkalı bölümünün maliyetinin Kanal İstanbul yüzünden ikiye katlandığını açıkladı. Projenin 3,1 milyar TL olarak açıklanan maliyetin revize edilerek 7,7 milyar TL’ye çıkarıldığını söyleyen Akın, “Bir rant projesi olan Kanal İstanbul, henüz bir çivi çakılmadan kamuya ek yük getirmeye başladı. Kanalın güzergahıyla kesişen YHT projesinin maliyeti iki kattan fazla arttırıldı” değerlendirmesinde bulundu.

MALİYETİN DAHA DA ARTACAĞI BELİRTİLİYOR

CHP’li Akın, 2020 yılında TCDD’nin yatırım programında Çerkezköy-Halkalı bölümünün toplam maliyeti 3,1 milyar TL olarak yer alırken Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan 2021 Yılı Yatırım Programı’nda ise söz konusu bölümle ilgili maliyet artışı yapıldığını ve projenin sorumluluğunun TCDD’den alınarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na devredildiğini kaydetti.

Buna göre, Kanal İstanbul ile aynı güzergahta yer alan YHT projesinin ilgili bölümünün maliyeti 3,1 milyar TL’den 7,7 milyar TL’ye çıkarıldı. Projenin maliyetinin iki katından fazla artmasının nedeninin Kanal İstanbul ile kesişmesinden kaynaklandığı belirtildi. Toplam 76 kilometre uzunluğundaki proje kapsamında Kanal İstanbul nedeniyle etüt çalışmalarının revize edilerek yaklaşık 10 kilometre uzunluğunda tünelin yapılmasının ve Kanal İstanbul ile uyumlu hale getirilmesi nedeniyle maliyetin artacağı belirtiliyor.

İKTİDARIN KANAL İSTANBUL İNADINI GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR

Maliyetin ikiye katlanmasının ardından projeye iktidara yakın firmaların yoğun ilgi göstereceğini dile getiren Akın, “Projenin ilk bölümü olan Kapıkule-Çerkezköy bölümü şu anda Kolin İnşaat tarafından yapılıyor. YHT projesinin ikinci bölümünün, henüz nasıl yapılacağı belli olmayan ve tartışmalara neden olan Kanal İstanbul projesine uyumlu hale getirilmesi de iktidarın bu konudaki inadını gözler önüne seriyor” dedi.

BİNLERCE DÖNÜM ARAZİ YOK OLMA TEHLİKESİNDE

CHP’li Akın, YHT projesinin ikiye katlanan ek maliyet artışının yanı sıra gıda fiyatlarının yükseldiği bir dönemde binlerce dönüm tarım arazisinin yok olmasına neden olacağına da işaret etti. Akın, Trakya bölgesinde yoğun olarak ayçiçek ekiminin gerçekleştiği tarım arazilerinin yok olmasının artan yağ fiyatının daha da yükselmesine neden olacağına dikkati çekti.

GÜNDE 24 BİN 650 İCRA DOSYASI AÇILDI: BORÇLAR DÖNMÜYOR

İcra dairelerinde son bir yılda dosya sayısı 1 milyonun üzerinde arttı. Sadece yılın ilk ayında günde 24 bin 650 yeni icra, iflas dosyası açıldı. Borcunu ödeyemeyen yurttaşın varlığına ise haciz yoluyla el konuluyor. İcradan en çok konut ve tarım arazisi satılıyor.

Salgın döneminde gelirsiz ve işsiz kalan milyonlarca yurttaş ucuz krediler aracılığıyla borçlandırıldı. Yaz aylarında dağıtılan düşük faizli krediler nedeniyle yurttaşın bankalara ve finans şirketlerine borcu ocak itibariyle 836 milyar liraya yükseldi. Yaklaşık bir yıldır ekonomik bunalım içerisinde olan milyonlarca kişi bu borçları döndüremiyor, böyle olunca borçlunun varlıkları icra yoluyla haczediliyor.

UYAP verilerine göre 5 Şubat itibariyle icra ve iflas dairelerinde halen derdest olan dosya sayısı da geçen yılın aynı günündeki dosya sayısına göre 1 milyon 674 bin adet artarak 22 milyon 160 bin 776’ya çıktı.

KONUT VE TARIM ARAZİLERİ SATIYOR

İcra yoluyla el konulan mülk veya gayrimenkuller Basın İlan Kurumu’na bağlı ilan.gov.tr adresinden satışa çıkarılıyor. Güncel verilere ilan.gov.tr’de 5 bin 850 emlak ilanı bulunuyor. İlanlar içerisinde en fazla 2 bin 714 ilan ile konut satışları dikkat çekiyor. Konut satışlarının ardından tarla, tarım arazisi statüsündeki alanların satışı dikkat çekiyor. Bin 437 adet tarım arazi icra müdürlükleri tarafından satışa çıkarılmış durumda. Salgın döneminde tarım sektörünün bankalara olan kredi borçları geçen yıl 2019’a göre 21,4 milyar lira artarak 125,4 milyar liraya kadar yükseldi. Sektörün ödeyemediği için takibe aldığı kredi borcu da temerrüt sürelerinin uzatılmış olmasına rağmen 2020 yılı sonunda 5 milyar lira olarak gerçekleşti. Bu da önümüzdeki günlerde icradan tarla ve tarım arazi satışlarında meydana gelebilecek artış ile ilgili endişe yaratıyor.

BATIKLAR MAKYAJLANDI

Bankaların donuk alacaklarına ilişkin 90 gün olan asgari gecikme süresinin, salgına karşı alınan önlemler kapsamında 31 Aralık 2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere 180 güne çıkarılmıştı. Salgının henüz kontrol altına alınmaması nedeniyle bu tarih 31 Haziran 2021’e kadar uzatıldı ve taksit öteleme ve yeniden yapılandırma uygulamaları hayata geçirildi. Bu nedenle, takibe düşmesi muhtemel kredilerin büyük bölümü batık kredi olarak görünmüyor. 90 gün uygulamasına geri dönülüp dönülmeyeceği ise henüz bilinmiyor.

İCRALAR BU YIL DAHA DA ARTACAK

İcra ve iflasların bu yıl daha da artacağına dikkat çeken Avukat Çağan Yazıcı, hacizlerin önümüzdeki günlerde artacağını şöyle anlattı:

“Mart ayında adli sürelerin durdurulması kararı ile birlikte açılan icra takiplerinde borçluların borca itiraz vb. süreleri de uzadığı için takip resmi olarak açılsa dahi fiili olarak ilerlemiyordu. Ancak bu dönemde özellikle yaz aylarında pandemi destek kredileri ile borçluluk arttı, dükkânlar yeniden kapandı. Yapılan ötelemelerin de sonuna gelindi. Yani sonuç olarak bu borçlanmalar nedeniyle hem yeni icra dosyaları açılıyor, hem de mevcut dosyalar da borçlular ödeme yapamadığı kapanmıyor. Sayı arttırıyor. Özellikle icralık olan borçlar taksitli telefon alımları vesaire. Adliyeler açıldıktan sonra da avukatlar salgın nedeniyle gidip icra dosyaları açmıyordu. Bir de avukatların icra dairelerinde işlem yapabilme hızı azaldı. İcra daireleri karantinaya alınıyor sık sık. Memurlar sağlık nedenleriyle izne çıkıyor. Genel olarak icra dairelerinde bir yığılma ve mesai/personel azlığı söz konusu. Bu nedenle önümüzdeki günlerde icra ve iflas sayısında ciddi artışların meydana geleceğini düşünüyorum.”

SAATTE BİN İCRA DOSYASI

İcra dairelerine UYAP üzerinden 1 Ocak ve 5 Şubat arasında 862 bin 747 adet icra ve iflas dosyası açıldı. Bir başka ifade ile yılın ilk 35 gününde icra dairelerine günde 24 bin 650 icra ve iflas dosyası geldi. Ancak salgın nedeniyle geri ödemelerde sağlanan ötelemenin sonuna gelindi bu da önümüzdeki günlerde çok sayıda iflas haberleri geleceği anlamına geliyor.

BORCUN BAŞKENTİ İSTANBUL

Ülkede toplam bireysel kredi kartı harcamalarının yüzde 33’ü İstanbul’da gerçekleşti. Bireysel kredi kartı harcamaları İstanbul’da yüzde 20 artarken ülke genelinde yüzde 23 arttı. İstatistik Ofisi, İstanbul’a ilişkin finansal piyasaların değerlendirildiği Şubat 2021 Finansal Piyasalar İstanbul Ekonomi Bülteni’ni yayınladı. Buna göre kredi kullanımı yıllık yüzde 33, takibe düşen krediler yüzde 10 arttı. Öte yandan kişi başına düşen nakdi kredi, yıllık yüzde 30 artarak 90 bin 322 TL’ye çıktı.

3 MİLYON KİŞİNİN ELEKTRİK VE DOĞALGAZI KESİLDİ

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in verdiği bilgiye göre 2020’nin ilk 10 ayında 2 milyon 530 bin elektrik faturası, 579 bin 642 doğalgaz faturası ödenmediği için bu abonelere geçici olarak kesinti uygulandı. Aynı dönemde 53 bin 840 elektrik abonesi ile 123 bin 657 doğalgaz abonesinin faturalarını ödeyemediği için haklarında yasal işlem başlatıldı.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesini yanıtlayan Bakan Dönmez, şu ifadeleri kullandı:

“Eylül sonu itibariyle üretilen 269 milyon 203 bin 49 elektrik faturasından, sözleşmesine göre yükümlülüklerini yerine getirmeyen muhtelif elektrik abone gruplarının yüzde 0,94’ünde,

Eylül sonu itibariyle üretilen 128 milyon 809 bin 427 doğal gaz faturasından, sözleşmesine göre yükümlülüklerini yerine getirmeyen muhtelif doğal gaz abone gruplarının yüzde 0,45’inde mevzuata bağlı kalınarak geçici olarak kesinti uygulanmış olup, mevzuat kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getiren bütün abonelere tekrar elektrik ve doğal gaz arzı sağlanmıştır.

NEREDE SOSYAL DEVLET?

CHP’li Gürer, pandemi nedeniyle uygulanan kısıtlamalar nedeniyle insanların evine ekmek bile götüremez bir duruma geldiği dönemde, elektrik ve doğalgaz faturalarını ödeyemediği için kesinti uygulanması ve hatta haklarında yasal işlem başlatılması üzüntü vericidir. Sosyal devletçilik anlayışı gereği böyle durumlarda hayati öneme sahip elektrik ve doğalgaz kesintisi yapılmamalı ve faturalarını ödeyemedi diye insanlar hakkında yasal takip başlatılmamalıdır” ifadelerini kullandı.

İş aramaktan vazgeçenlerin sayısı işsiz sayısını aştı

2020 yılının tamamında iş, güç sahibi 1 milyon 272 bin kişin işini kaybetti, Bu, tarihimizde tek bir yılda kaydedilen en yüksek istihdam kaybıdır. 2020’de çalışmaya hazır olduğu halde iş aramaktan vazgeçenlerin sayısı, Türkiye tarihinde ilk kez işsiz sayısının üzerine çıktı.

TÜİK 2020’nin son üç ayını kapsayan, Kasım dönemi işgücü ve istihdam verilerini açıklamıştır. Böylece 2020’ye ait işgücü ve istihdam verilerini hesaplamak da mümkün hale gelmiştir.

2020’DE REKOR İSTİHDAM KAYBI

Covid-19 salgını 2020’de, işgücü ve istihdam üzerinde yıkıcı etkiler yaratsa da, bu etkiler TÜİK ’in rakamlarına yansımamıştır. 2020’nin tamamında çalışma çağındaki nüfusumuz, 1 milyon 108 bin kişi artmasına karşın; aynı dönemde 1 milyon 678 bin yurttaşımız, işgücü piyasasından çekilmiştir. Yine 2020’de iş, güç sahibi 1 milyon 272 bin yurttaşımız işini kaybetmiştir. Bu, tarihimizde tek bir yılda kaydedilen en yüksek istihdam kaybıdır. Buna karşın, TÜİK’in rakamlarına göre 2020’nin tamamında işsiz yurttaşlarımızın sayısı 406 bin kişi gerilemiş ve işsiz sayısı 4 milyon 63 bin kişi olmuştur.

2020’DE GERÇEK İŞSİZ SAYISI 10 MİLYONU AŞTI

Oysa 2020’nin tamamında iş aramadığı halde çalışmaya hazır olan yurttaşlarımızın sayısı 4 milyon 209 bine sıçramıştır. 2020’de çalışmaya hazır ama iş aramaktan vazgeçen yurttaşlarımızın sayısı, işsiz sayımızın üzerine çıkmıştır. Böyle bir durumla, Türkiye tarihinde ilk kez karşılaşılmaktadır. 2020’de iş aramayan ama çalışmaya hazır olan, eksik, yetersiz ve mevsimlik istihdam edilenleri de kapsayan “gerçek işsiz sayımız” 2 milyon 298 bin kişi artarak, 10 milyon 273 bin kişi olmuştur. 2020’de “gerçek işsizlik oranı” ise 6,4 puan artarak yüzde 30’a dayanmıştır.

Aslan Zebra, Sırtlan Ceylan Yan Yana Koşuyorsa Ormanda Yangın Vardır

2020’de iş gücü piyasasında yaşananlar meşhur Afrika atasözünü hatırlatmaktadır. “Aslan zebra, sırtlan ceylan yan yana koşuyorsa ormanda yangın vardır.” Nitekim, 2020’nin son üç ayında, ekonomide kısmi kapanma nedeniyle, işgücü, istihdam ve işsiz sayısında aynı anda yaşanan düşüş daha da belirginleşmiştir.

SON 25 AYIN 23’ÜNDE İSTİHDAM KAYBI YAŞANDI.

2020’nin Kasım döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre, işini kaybeden yurttaşlarımızın sayısı yeniden bir milyonun üzerine çıkmıştır. Bu, dört ay aranın ardından, ilk kez karşılaşılan bir durumdur. Kasım’da istihdam, geçen yılın aynı dönemine göre, 1 milyon 103 bin gerilemiştir. Böylece 2018’in Ekim ayından bu yana geçen 25 ayın 23’ünde, istihdam da gerileme yaşanmıştır. Bu da tarihimizde ilk kez gerçekleşen bir durumdur. Kasım’da son bir yıldaki istihdam kayıplarının alt kırımlarına bakıldığında ise en yüksek istihdam kaybının 751 bin kayıpla hizmet sektöründe olduğu dikkati çekmektedir. Hizmet sektörünü 361 bin istihdam kaybıyla tarım ve 91 bin istihdam kaybıyla sanayi sektörleri takip etmektedir. İnşaat sektöründe ise son bir yılda 101 bin istihdam artışı olmuştur.

KASIM’DA “GERÇEK İŞSİZLİK ORANI” YÜZDE 31,1

TÜİK’e göre işini kaybedenlerle beraber işsizlikte düşmektedir. 2020’nin Kasım ayından, 2019’un aynı dönemine, işsiz yurttaşlarımızın sayısı 303 bin kişi gerileyerek, 4 milyon 5 bin kişi olmuştur. Aynı dönemde işsizlik oranı ise 0,4 puan gerileyerek, yüzde 12,9’a inmiştir. Oysa 2020 Kasım döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre “gerçek işsizlik oranı” 9,0 puan artarak yüzde 31,1’e çıktı. Yine aynı dönemde “iş aramayıp çalışmaya hazır, eksik ve yetersiz istihdam edilen ve mevsimlik çalışanlarla” beraber, “gerçek işsiz sayımız” ise 3 milyon 518 bin kişi artarak; 11 milyon 195 bin kişiye ulaşmıştır.

İŞSİZLİK ÜLKEMİZİN EN ÖNEMLİ BEKA MESELESİ

İşsizlik, ülkemizin en önemli beka meselesi haline gelmiştir. Özellikle genç nüfustaki işsizlik kaygı vericidir. Kasım ayında, 15-29 yaş arasında 5 milyon 529 bin gencimiz, ne bir işte, ne de eğitimdedir. “Ev genci” olarak annesinin babasının eline bakmaktadır. Saray hükümeti, ülkemizin en önemli stratejik üstünlüğünü değerlendirememekte ve heba etmektedir.

KAPSAYICI BİR SOSYAL DESTEK SİSTEMİ TÜRKİYE’NİN ÖNCELİĞİ

Salgın özellikle iş gücü ve istihdam piyasası üzerinde yıkıcı etkiler doğurmuştur. Önümüzdeki günlerin en önemli gündemi işsiz yurttaşlarımızın nasıl iş sahibi yapılacağı olacaktır. Yine kapsayıcı bir sosyal destek sisteminin yokluğu bu zor günlerde daha çok hissedilmiştir. Özellikle kayıt dışı çalışan, günlük emeğiyle hayata tutunan yüzbinlerce insanımız salgın döneminde büyük sıkıntılar yaşamıştır. Önümüzdeki dönemde kapsayıcı bir sosyal destek sistemini inşa etmek Türkiye’nin bir diğer önemli önceliği haline gelmiştir. Ancak tüm bunlar için Türkiye’de “yeni kurullara”, “yeni kurumlara”, “yeni kadrolara” ihtiyaç vardır.

Koronavirüs salgınının etkisiyle kapanmaların yaşandığı 2020 yılı Nisan ayında işsizlik sigortası menkul kıymet ve nakit fon varlığı 133 milyar 222,2 milyon TL ile en yüksek seviyesini gördü. Fon’un varlığı o tarihten itibaren özellikle kısa çalışma ödeneğinde yaşanan ödemelerle birlikte düşüşe geçti.

Koronavirüs salgınının etkisiyle kapanmaların yaşandığı 2020 yılı Nisan ayında işsizlik sigortası menkul kıymet ve nakit fon varlığı 133 milyar 222,2 milyon TL ile en yüksek seviyesini gördü. Fon’un varlığı o tarihten itibaren özellikle kısa çalışma ödeneğinde yaşanan ödemelerle birlikte düşüşe geçti.

Varlığı Son 9 Aylık Dönemde 35 Milyar 541,8 Milyon Tl Geriledi

İŞKUR tarafından açıklanan son bültende yer alan nota göre 9 Şubat 2021 tarihi itibarıyla Fon Varlığı 97 milyar 680,8 milyon TL oldu. Böylece Fon’un varlığı son 9 aylık dönemde 35 milyar 541,8 milyon TL geriledi.

En Yüksek Ödeme 2020 Haziran Ayında Yapıldı

İŞKUR raporlarına göre, 2020 Nisan ayından bu yana kısa çalışma ödeneğinden toplam ödeme tutarı 29 milyar 484,5 milyon TL oldu. En yüksek ödeme 2020 Haziran ayında 8,18 milyar TL olarak yapıldı.

CHP MEDYA VE KURUMSAL İLETİŞİMDEN SORUMLU GENEL BAŞKAN BAŞDANIŞMANLIĞI

 

500 milyar TL olarak hedeflenen yapılandırma başvuruları, 200 milyarda kaldı!

İktidarın 19 yılda 12 kez yasalaştırdığı Vergi-SGK barışı adı altındaki yapılandırma düzenlemesinde başvuruş süresinin dolmasıyla açıklanan rakamlar, ekonomideki büyük çöküşü, şirketlerin, esnafın, çiftçinin, milyonlarca mükellefin iki yapılandırma taksitini dahi ödeyecek takatinin kalmadığını apaçık göstermektedir. 500 milyar TL olarak hedeflenen yapılandırma başvuruları 200 milyarda kaldı!

Hazine ve Maliye Bakanı başvuruların sona ermesinin ardından yaptığı paylaşımda yapılandırmadan yararlanmak için 7 milyon 679 bin kişinin başvurduğunu 110 milyar liralık vergi alacağının yapılandırıldığını açıkladı.

Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı da SGK prim alacaklarına ilişkin yapılandırmaya 1 milyon 77 bin borçlunun başvurduğunu, yapılandırılan prim alacağı tutarının 90 milyar TL olduğunu duyurdu. Dolayısıyla 500 milyar liralık vergi ve prim alacaklarının 5’te 2’si toplamda 200 milyar lirası yapılandırılabildi.

Özellikle esnaf, tüccar, sanayici ve işverenlerin ödenemeyen vergi ve SGK primlerine işletilen yüklü ceza ve gecikme faizlerinin silinmesini, anapara üzerinden yapılandırmaya gidilmesini, mükelleflerle görüşülerek ödeme güçlerine göre taksitlendirme yapılmasını vurgulamamıza rağmen, mükellefler de ısrarla bu talepleri dile getirmesine rağmen iktidar hep kulaklarını tıkadı.

Nitekim bugüne kadar uygulamaya konulan uygulamalarda en düşük yapılandırma tutarı bu dönemde gerçekleşti. Korona salgını nedeniyle yüz binlerce işyeri ve işletme kapalı. Faaliyette bulunamadıkları için zaten gelir elde edemiyorlar. İktidar bu süreçte rutin ve güncel vergi-SGK prim ödemeleri için sadece 6 aylık bir ertelemeye gitti.

İktidar yapılandırmadan gelecek gelirlerle bütçe açığını azaltmayı, bütçe açığını hedeflenen 245 milyar TL düzeyinde tutmayı, hazinenin borçlanma ihtiyacını aşağı çekmeyi öngörüyordu. Ortaya çıkan tablo, yapılan hesapların sapmaya uğrayacağını gösteriyor. Şimdi iktidar, 300 milyarlık vergi-SGK borçları için elektronik haciz uygulaması başlatacak. Banka hesaplarına bloke koyacak, taşınmazlarına icra-haciz takibi başlatacak. Böyle bir durumda ekonominin çarkları tamamıyla duracağı gibi, ödeme zinciri tümden kopabilir.

Süratle yeni bir yapılandırma yasası çıkartalım. Aylardır para kazanamayan esnafa, KOBİ’lere, çiftçilere, işletmelere nefes aldıralım. Tümünün ceza, gecikme faizlerini silelim. Aylardır işyeri kapalı, kazanamayanların boğazına sarılmanın kime yararı olacak?

CHP MEDYA VE KURUMSAL İLETİŞİMDEN SORUMLU GENEL BAŞKAN BAŞDANIŞMANLIĞI

 

İktidarın esnaf kredilerini faizle erteleme kararı müjde değil, esnafı boğmaktır!

İktidar Haklbank’ın düşük faizle 1 milyon 300 bin esnafa verdiği 13 milyar kredinin taksit ödemelerinin 6 ay ertelendiğini müjdeleyerek, sözde esnafa destek çıktığını ilan etti. Halkbank ise ertelenen kredi taksitlerine faiz işletmeye devam edeceğini, kredisini yapılandırmak isteyenlere de yeni faiz üzerinden kredi verileceğini bildirdi. Bunun adı esnafa müjde değil, iki kat borca batırıp esnafı boğmaktır!

Halkbank’ın TESKOMB kefaletiyle verdiği ve tutarı 13 milyar lira açıklanan düşük faizli bu kredinin taksitleri sözde 6 ay ertelendi. Bu iktidarın salgın döneminde uyguladığı en büyük aldatma senaryolarından birisi. Öncelikle şayet esnafa gerçekten destek, nefes sağlanmak isteniyorsa kredilerde erteleme değil dondurmaya gidilmeliydi. 30 Haziran geldiğinde kredi borcu ertelenen esnaf 6 aylık erteleme süresince tahakkuk ettirilecek faizlerin kredi taksitlerine ilavesiyle, daha yüksek tutarlı taksitler ödemek zorunda kalacak.

Üstelik erteleme için kredi borçlularına işçi çıkartmayacağına dair taahhütname imzalatılıyor. Aylardır işyeri kapalı olan, gelir elde edemeyen işyerlerine bu dayatmayla şayet eleman çıkartırsa ertelemenin bozulacağı, ertelenen taksitlerin tahsil edileceği bildiriliyor.

Koskoca TOBB bile salgını bahane edip üstelik de TOBB-ETÜ Hastanesini kapattı, doktoru, hemşiresi, sağlık teknisyeni, 100’den fazla personeli ‘ÜCRETSİZ’ izne çıkarttı. İşsizlik Fonundan yeni yıl zammıyla günlük 47 liraya yükseltilen nakdi ödeme desteğine mahkûm etti.

İktidar ise zaten kredi ve borçtan başka bir şey vermediği esnafın kredi taksitini hem de faiziyle ertelemek için taahhütname istiyor. Ayrıca, krediyi ödeyemeyip yapılandırmaya giden esnafa da mevcut faiz üzerinden değil, MB tarafından artırılan faizle yüzde 20-25’e dayanan yeni kredi faizi üzerinden kredi teklif ediliyor. Yüksek faizlerle esnafı ‘son nefesini vermeye’ mahkûm edecek destek paketlerine TOBB, TESKOMB, TESK,…, ses çıkaramıyor!

BDDK kararıyla takibe intikali 180 gün ertelenen batık kredilerin tam miktarı bilinmiyor. Bu faizli kredi erteleme kararlarıyla batmış krediler sanki ödenebilirmiş gibi tekrar sürdürülmeye çalışılıyor. Bu gidişin sonu bankacılık krizi ve tüm batık kredilerin ödenemez hale gelmesinden ötürü kamu-özel ayrımı olmaksızın ‘kamulaştırılarak’ hazinenin üzerine yıkılmasıdır! Kamulaştırılan bu borç yükü de yeni zamlar ve vergi artışlarıyla vatandaşın sırtına yüklenecek!

CHP MEDYA VE KURUMSAL İLETİŞİMDEN SORUMLU GENEL BAŞKAN BAŞDANIŞMANLIĞI

 

Ülkemizde 2021 yılı Ocak ayında 70 bin 587 konut satış sonucu el değiştirdi,

Aydın’da 2021 yılı Ocak ayında 1 521 konut  satış sonucu el değiştirdi.

Denizli’de 2021 yılı Ocak ayında 815 konut  satış sonucu el değiştirdi.

Muğla’da 2021 yılı Ocak ayında 1 278 konut  satış sonucu el değiştirdi.

AYDIN İLİ KONUT SATIŞ İSTATİSTİKLERİ, OCAK 2021

Türkiye İstatistik Kurumu 2021 yılı Ocak ayı Konut Satış İstatistiklerini yayımladı. Bu kapsamda TÜİK Denizli Bölge Müdürü Özer COŞKUN tarafından verilen bilgiye göre Aydın ilinde;

KONUT SATIŞLARI %42,5 AZALDI

Aydın’da konut satışları 2021 Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %42,5 oranında azalarak 1 521 oldu. Bu satışların 408’i ilk satış, 1 113’ü ikinci el satış olarak gerçekleşti. Konut satışlarında, İstanbul       13 666 konut satışı ve %19,4 ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u, 6 635 konut satışı ve %9,4 pay ile Ankara, 4 063 konut satışı ve %5,8 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının düşük olduğu iller sırasıyla 10 konut ile Hakkari, 16 konut ile Ardahan ve 31 konut ile Bayburt oldu. Aydın ise Türkiye genelinde %2,2’lik payla 11. sırada yer aldı.

İPOTEKLİ SATIŞLAR¹ %75,8 AZALDI

Aydın’da ipotekli konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre %75,8 oranında azalış göstererek 212 oldu. 212 ipotekli satışın 50’si ilk satış, 162’si ikinci el satış olarak gerçekleşti. Aynı dönemde Türkiye genelinde ise 10 732 konut ipotekli satış sonucunda el değiştirdi. Türkiye genelinde toplam konut satışları içinde ipotekli satışın payı %15,2 olurken bu oran Aydın ili için %13,9 olarak gerçekleşti.

DİĞER SATIŞLAR² %26,1 AZALDI

Aydın’da diğer konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre %26,1 oranında azalış göstererek 1 309 oldu. Bu satışların 358’i ilk satış, 951’i ikinci el satış olarak gerçekleşti. Aynı dönemde Türkiye genelinde ise     59 855 konut diğer satış sonucunda el değiştirdi.

 

 

 

 

536 bin nüfusu olan Çorum’da 113 bin kişi sosyal yardım başvurusunda bulundu. Kentte yaşayan her 5 kişiden 1’i yardım istiyor.

Yoksulluk toplumsallaşırken, sosyal yardım talepleri de hızla artıyor. Son olarak Çorum’dan gelen haberler yoksulluğun hem derinliğini hem yaygınlığını teşhir etti.

Çorum Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan yapılan açıklamaya göre pandeminin de etkili olduğu 2020 yılında 536 bin nüfusu olan kentte toplam 113 bin 80 kişi yardım başvurusunda bulundu. Buna göre Çorum’da yaşayan her 5 kişiden 12i sosyal yardım başvurusunda bulundu. Başvuruların 51 bin 227 tanesi kanuna uygun olmadığı gerekçesiyle olumsuz sonuçlanırken, 62 bin 582 bin kişiye 95 milyon 786 bin lira tutarında ayni ve nakdi destek sağlandı.

Ayrıca pandemi sürecinde Pandemi Sosyal Destek Yardımı başvurusunda bulunan 25 bin 556 kişiye de 25 milyon 556 bin liralık ödeme yapıldı. 4 bin adet gıda kolisinin vatandaşlara dağıtıldığının belirtildiği açıklamanın devamında: “Ayrıca, Vakıf bünyesinde hizmet vermekte olan Aşevinden muhtaç durumdaki 282 ailedeki 1205 kişiye, günlük sıcak yemek yardımı paketlenmiş vaziyette doğrudan evlerine servis edilmektedir” denildi.

Özel İletişim Vergisi’nin yüzde 7,5’tan yüzde 10’a çıkartılması, halka, öğrenci-öğretmenlere, gençlere, topluma kötülük ve salgın fırsatçılığıdır!

İnsanların evlerine kapandığı, öğrencilerin uzaktan eğitimle, işyerlerinin e-ticaretle internet üzerinden ayakta kalabildiği bir salgın sürecinde Özel İletişim Vergisi’nin yüzde 7,5’tan yüzde 10’a çıkartması, halka, öğrenci-öğretmenlere, gençlere, topluma kötülük ve Salgın Fırsatçılığıdır!

17 Ağustos 1999 depreminden sonra, felaketin yaralarının sarılması için geçici olarak uygulamaya konulan Özel İletişim Vergisi’ni (ÖİV) 2003’te kalıcı hale getiren iktidar, 19 yıldır deprem vergisi olarak toplanan bu paraların hesabını vermediği gibi, CB Erdoğan’ın yayınladığı son kararla salgında halkın sırtına bir yük daha ekledi.

– ÖİV’yi yüzde 7,5’tan yüzde 10’a yükseltti.

Bir yandan esnafa, tüccara, üreticiye zam yapmayın diye parmak sallayan, ceza tehditleri savuran iktidar bu vergi artışıyla yeni ve yüklü zamların kapısını açarak, halkın canıyla uğraştığı bir dönemde cep telefonu ve internet dışında insanlara, dünyaya, ailesi, akrabası, arkadaşlarına, öğrencisine erişimi olmayan insanların çaresizliğini istismar ederek salgın fırsatçılığı yapıyor!

Zaten operatörler tarafından yılbaşında internet ve cep telefonu tarifelerine yapılan yüzde 20 düzeyindeki zam henüz yürürlüğe girmişken, şimdi ÖİV artışıyla yüzde 25’lik yeni bir zam daha internet ve cep telefonu faturalarına yansıtılacak.

Kaldı ki internet servis sağlayıcıları ve GSM operatörleri açısından bu vergi ilave bir gelir değildir. Onlar sadece faturalarda bu verginin ‘tahsildarlığını’ yaparak doğrudan hazineye parayı aktarmaktadır. Yani iktidar bu kararla halka yardım etmesi, destek vermesi gereken bir dönemde kendi kendisine milyarlarca liralık ilave bir kaynak yaratmaktadır.

Korona salgınında sokağa çıkma yasaklarıyla toplumsal yaşamın kısıtlandığı bir süreçte en temel ihtiyaç olan internet ve cep telefonu faturalarından kesilen ÖİV’yi artırmak insafsızlıktan da öte iktidarın gözünde halkın, gençlerin, işyerlerinin, çalışanların hiçbir değerinin olmadığının, onları sömürü aracı olarak gördüğünün apaçık sonucudur.

Halen dünyada ve Avrupa’da en pahalı internet ve GSM iletişimi olan ülkelerin başında Türkiye geliyor. Zaten telefon faturalarının ve telefon cihaz bedelinin yüzde 80’i, internet faturalarının yüzde 20’si vergiler ve kesintilerden oluşuyor. Şimdi bu ilave vergi artışıyla internet faturalarında vergi yükü yüzde 50’ye, cep telefonlarında yüzde 100’e çıkacak!

CHP MEDYA VE KURUMSAL İLETİŞİMDEN SORUMLU GENEL BAŞKAN BAŞDANIŞMANLIĞI

 

Arşivler