Eğitim | Didim Özgürses

Bookmarks

Eğitim

Sosyal hizmetler eğitiminde açıköğretimde okuyanlar örgündekilerden daha fazla. Uygulamalı derslerin fazlasıyla önemli olduğu bölüm için açıköğretimde bu durum oldukça eksik. SHUDER Genel Başkan Yardımcısı Yüksel ‘Açıköğretime yeni öğrenci alınmasın’ diyor.

YÖK’ün plansız şekilde izin verdiği veya açtığı açıköğretim kurumları örgünün yerini alıyor. Bunlardan biri de sosyal hizmetler bölümünün 4 yıllık programları. Açıköğretim okuyan öğrencinin örgünden daha fazla olduğu sosyal hizmetler bölümü için uzun süredir itirazlar dile getiriliyor. Özellikle Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği üzerinden seslerini duyurmaya çalışan yurttaşlar açıköğretime yeni öğrenci alınmasını istemiyor.

Sosyal hizmetler bölümünün örgün ve açıköğretimle ilgili dikkat çeken detayları şunlar:

ÖĞRENCİ SAYILARI

Açıköğretim, uzmanlar tarafından örgünü desteklemesi gereken bir yaygın eğitim türü olarak değerlendiriliyor. Fakat birçok bölümde açıköğretim okuyan öğrencilerin sayıları örgünde okuyanlara çok yakın veya geçmiş durumda. Açıköğretimde şu anda okuyan öğrenci sayısı 13 bin 612’yken örgünde okuyan öğrenci sayısı ise 11 bin 743. Açıköğretimde yaklaşık 2 bin daha fazla öğrenci okuyor.

UYGULAMALI DERSLER

Uzmanların verdiği bilgiye göre sosyal hizmet eğitiminin 3’te 1’i uygulamalı derslerden oluşuyor. Örgünde bu uygulamalı derslerin öğrenci öğretmen etkileşiminde de ciddi bir katkısı oluyor. Açıköğretimde bu durum oldukça eksik. Sadece zorunlu staj uygulamaları bulunuyor. Bu zorunlu staj uygulamalarının önemli bir kısmı da yapılmış gibi gösteriliyor.

SINAV SİSTEMLERİ

Örgünde uygulamalı derslerin sınavları da benzer şekilde uygulamalı oluyor ancak açıköğretimde bu durum da geçerli değil. Kazanımlar çoktan seçmeli sorularla ölçülüyor. Çoktan seçmeli soruların uygulamalı derslerin ölçümünde yetersiz kaldığı da dile getirilen itirazlar arasında.

ÇALIŞMA ALANLARI

Sosyal hizmet alanında çalışan insanların muhatap olduğu kişiler genelde dezavantajlı gruplar oluyor. Hak temelli ve insan odaklı bir meslek olan sosyal hizmetçiler kırılgan ve ezilebilir gruplar ile çalışır. Sosyal hizmet mesleğinin kendine özgü mesleki müdahale yöntem ve teknikleri bulunuyor. Bu yetkinlik ancak teorik bilginin uygulamaya aktarılması ile kazanılabiliyor.

‘YENİ ÖĞRENCİ ALINMASIN’

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUDER) Başkan Yardımcısı Fatma Tokmak Yüksel konuyla ilgili şunları söyledi:

“Tıp, hemşirelik, psikoloji, psikolojik danışma ve rehberlik yardım edici mesleklerdir. Diğer yardım edici mesleklerde olduğu gibi sosyal hizmet eğitimi de salt kitaptan, hazır ders notlarından bilgi edinme çabası değildir. Mesleği icra edecek sosyal hizmet uzmanı adaylarının şiddete maruz kalan kadınlar, ihmal – istismara uğrayan çocuklar, engelliler, yaşlılar, yoksullar, bağımlılar, göçmen ve sığınmacılar gibi birçok savunmasız / incinebilir kişi ve grupla çalışabilmek için gerekli beceri ve değer temeline sahip olmaları gerekir. Kendine özgü yapısı gereği sosyal hizmet eğitimi açıktan ya da uzaktan eğitimle verilebilecek bir eğitim değildir. Sonuç olarak zaten çok sayıda örgün eğitim kurumlarından mezun sosyal hizmet uzmanlarının istihdam olanakları kısıtlı iken sosyal hizmet eğitim standartlarına uymayan açık ve uzaktan eğitim uygulamalarına karşı olduğumuzu kesin bir dille belirtiyor, mevcut sosyal hizmet açıköğretim lisans programlarına yeni öğrenci alınmamasını talep ediyoruz.”

Sürekli şikâyet edilen fakat önlem alınmayan beyin göçü liselere kadar düştü. İstanbul Erkek Lisesi mezunlarının yüzde 53’ü 2020’de yurtdışını tercih ederken CHP’li Emre konu hakkında araştırma komisyonu kurulmasını istedi.

Ülkede en çok şikâyet edilen konulardan biri olan beyin göçü lise mezunlarına kadar geriledi. Nitelikli liselerin mezunları yurtdışında okumayı tercih etmeye başladı. Geçen yıl ilk kez üniversite tercihi yapanların yüzde 50’sinden fazlası yurtdışına giden İstanbul Erkek Lisesi’nde bu yıl da benzer bir durum yaşandı.

LGS sonuçlarında yüzde 1’lik dilimde bulunan İstanbul Erkek Lisesi mezunlarından 145’i tercih yaptı. Bunlardan 77’si üniversiteyi okumak için yurtdışını tercih etti. Bu öğrencilerin önemli bir kısmı Almanya’yı tercih ederken Avusturya, İsviçre ve ABD de listede kendine yer buldu. Bu sayılara göre tercih yapanların yüzde 53,1’i yurtdışına gitti. Geçen yıl bu oran yüzde 52’ydi.

Bu durum sadece İstanbul Erkek Lisesi için de geçerli değil. Galatasaray Lisesi, Alman Lisesi gibi birçok lisenin mezunlarında da aynı durum söz konusu. O kadar ki Üsküdar Amerikan Lisesi kendi tanıtımında dahi mezunlarının yüzde 50’sinin yurtdışına gittiğini vurguluyor: “Mezunlarımızın ortalama yüzde 50’si yükseköğrenimlerini, başta Amerika olmak üzere Kanada, İngiltere ve diğer Avrupa ve dünya üniversitelerinde sürdürmektedir. Yabancı üniversite fuarlarının ve okul dışında yapılan tüm yurtdışı üniversiteleri ile ilgili tanıtımların duyuruları yapılmakta, bu konuda öğrenciler bilgilendirilmektedir.”

HER YIL 50 BİN ÖĞRENCİ

Birleşmiş Milletler Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) verilerine göre Türkiye’den her yıl 50 bin öğrenci yurtdışına okumaya gidiyor. TÜİK verilerine göre ise 2019 yılında Türkiye’den yurtdışına 330 bin 289 kişi göç etti. Göç edenlerin toplam yüzde 37,1’i yükseköğretim çağı olan 20-34 yaş arasında.

MECLİS GÜNDEMİNE TAŞINDI

CHP’li Zeynel Emre 2019’da yurtdışına giden liselileri Meclis gündemine taşıyarak şunları söyledi: “LGS’de tüm soruları doğru yanıtlayıp, 500 tam puan alan yüzde 1’lik dilimdeki öğrencilerin eğitim aldığı İstanbul Erkek’in yanı sıra Galatasaray, Alman Lisesi gibi asırlık okulları kazanan öğrenciler, ‘işsizlik korkusu’ ve ‘niteliksiz üniversiteler’ gerekçesiyle eğitimlerini yurtdışında sürdürmekte. İstanbul Erkek Lisesi’nden 2019 mezunlarının yüzde 52.6’sının, Alman Lisesi’nde yüzde 94.7’sinin, Galatasaray Lisesi’nden yüzde 32.6’sının yükseköğrenim için Almanya, ABD, Kanada ya da Fransa’ya gittiği kaydedilmekte.”

CHP’li Emre, beyin göçünün Türkiye’nin gerçek beka sorunu olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak sorunun nedenlerinin tespiti ile çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve tersine beyin göçünün sağlanmasına yönelik gerekli tedbirlerin belirlenmesi için Meclis’te araştırma komisyonu kurulmasını istedi.

LİSE OKUMAYA GİDENLER DE ARTIYOR

Öte yandan liseyi yurtdışında okuyanlar da artıyor. Bu konuda çalışmalar yapan ISEWorld Genel Müdürü Gökyar Karşit’in 2020 Şubat ayında verdiği bilgilere göre lise okumak için gidenlerin sayısı yüzde 150 oranında arttı. Karşit bu durumda fen ve Anadolu liselerindeki kontenjanların düşük olmasının etkili olduğunu aktardı.

CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, yaptığı basın açıklamasıyla, Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye Maarif Vakfına kaynak aktarılmasına tepki gösterdi.

4 Şubat 2021 tarihinde yayımlanan Resmi Gazete’deki Cumhurbaşkanı Kararı ile vakfa 1 milyar 231 milyon 98 bin lira daha kaynak aktarılacağını ifade eden Karabıyık, “Bu karar ile 2016 yılında kurulan Türkiye Maarif Vakfı’na kuruluşundan bu yana toplamda 2 milyar 834 milyon 98 bin lira kaynak aktarılmış olacaktır. Türkiye Maarif Vakfına 2020 yılı sonuna kadar MEB bütçesinde toplam 1 milyar 603 milyon lira aktarıldığı unutulmamalıdır” dedi.

İnternet ya da tablet eksiği nedeniyle MEB 2 milyon öğrencimize ulaşamazken bu kadar büyük bir kaynağın bir vakfa aktarılması doğru değildir!

2020 yılı Mart ayından beri uzaktan eğitimde öğrencilerin ihtiyaçlarının karşılanması ve okulların yüzyüze eğitime hazırlanması için Milli Eğitim Bakanlığına ek kaynak verilmesi çağrısında bulunduklarını dile getiren CHP’li Karabıyık, “Geçtiğimiz Mart ayında Türkiye’de ilk vakanın görülmesi ve okulların uzaktan eğitime geçmesinin ardından, ülkeyi yöneten siyasal iktidar tarafından acil eylem planı yapılarak öncelikle MEB’e ek bütçe verilmeliydi. Salgının başlaması ile yeni sistemde ihtiyaç duyulacak derslik sayısı hesaplanmalı ve hemen bu dersliklerin inşasına başlanmalıydı. Okullara ihtiyaçları doğrultusunda İŞ-KUR’dan geçici değil; kadrolu temizlik, güvenlik ve sağlık personeli yeterli sayıda sağlanmalıydı. Uzaktan eğitime erişemeyen öğrencilerin MEB tarafından yaklaşık tespit edildiğini biliyoruz; ancak henüz interneti, televizyonu, bilgisayarı olmayan çok sayıda öğrencinin olduğu da bir gerçek. Bu konuda bir girişimde bulunulmalı, çocukların arasında zaten var olan makasın derinleşmesine, eşitsizliklerin artmasına neden olan bu eğitime erişim sorunu çözülmeliydi. Bu süreç içerisinde öngörüde bulunarak, tüm ihtiyaçların eksiksiz karşılanması gerekirdi. Ancak bu yapılmadı. Onun yerine Türkiye Maarif Vakfına 1 milyar 231 milyon 98 bin lira ek kaynak aktarılması kararı alındı, bu siyasi bir tercihtir” açıklamasında bulundu.

CHP’li Karabıyık, “Ülke genelinde uzaktan öğretim sürecinde internet ya da tablet eksiği nedeniyle MEB 2 milyon öğrencimize ulaşamazken ve yaklaşık 5 milyon öğrenci, uzaktan eğitime yeterli erişim sağlayıp etkin kullanamazken, bu kadar büyük bir kaynağın öncelik olarak Türkiye Maarif Vakfına aktarılması ne kadar doğrudur? Aktarılan kaynak ile 1 milyon 641 bin tablet alınabilmektedir. MEB salgın sürecinde bağışlarla birlikte çocuklarımıza sadece 500 bin tablet dağıtabilmiştir. Öncelikli olarak uzaktan öğretime katılamayan çocuklarımızın ihtiyaçları karşılanması gerekmektedir.

Bunun için doğru olan, Türkiye Maarif Vakfına bir kanyak aktarılacaksa bile, öncelikli olarak öğrencilerin ve öğretmenlerin tüm eksiklerinin karşılanması, 138.393 öğretmen açığına kadrolu öğretmen atanması ve derslik ihtiyaçlarının giderilmesi için MEB’e 2021 yılında yeterli bir bütçe verilmesiydi. Böylece, uzaktan eğitime erişemeyen öğrencilerin sorunlarını çözmek için, onlara tablet almak için bağış beklemek durumunda kalınmazdı. Zaten Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Maarif Vakfı’nın iki paralel Bakanlık gibi görünümü de doğru değildir. Doğru olan, yeterli bir kaynağın 2021 Bütçesinde Milli Eğitim Bakanlığı’na ayrılmış olmasıdır. MEB gerekli tüm harcamaları buradan yapabilmelidir.

Bir ülkede eğitim politikaları ne kadar siyasetten uzak, öğrenciyi merkezine alan, çağdaş ve eğitim çıtasını yükseltme hedefiyle yapılırsa, o ülkenin o kadar kalkınacağı unutulmamalı, atılan adımlar bu doğrultuda olmalıdır” sözleriyle açıklamasını tamamladı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Mesleki Yeterlilik Belgelendirme Merkezi (TOBB MEYBEM) tarafından, Motorlu Kara Taşıtları Alım Satım Sorumlusu ve Sorumlu Emlak Danışmanı başta olmak üzere diğer mesleki alanlarda da Belgelendirme Sınavları Didim Ticaret Odasında gerçekleştiriyor.

Sınavda başarılı olan adaylara MYK Mesleki Yeterlilik Belgesi verilerek yetkilendirilmeleri sağlanmaktadır.

Didim Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Erbaş, TOBB MEYBEM ile yapılan protokol ile Didim Ticaret Odasının sınav merkezi olduğunu, Mesleki Yeterlilik Belgesi istenen alanlarda çalışanların belge almak için Didim Ticaret Odasına başvurabileceğini vurguladı.  “Belge zorunluluğu olan meslek kollarındaki kişilerin, herhangi bir cezai işlem ve zorlukla karşılaşmamaları için eğitimleri vermeye devam edeceğiz. Kişiler Mesleki Yeterlilik Sınavları hakkında Odamıza başvurarak bilgi alabilir” dedi.

Ülke genelinde öğrenciler dini ağırlıklı dersleri ‘seçmeye’ zorlanıyor. MEB bu konuda sessizliğini korurken sendikalar ve veli dernekleri  yaptıkları açıklamalarda bu dayatmaya müsaade etmeyeceklerini açıkladı.

Seçmeli ders süreci başladığından beri il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin din dersi dayatması sürüyor. Son olarak Antalya, Samsun ve İstanbul’da öğrencilerin din dersine yönlendirilmesi istendi. Süreç böyle devam ederken pandemi boyunca eğitimde ortaya çıkan eşitsiz tabloyu çözmek için tek bir adım atmayan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) da kulağının üstüne yatıyor. MEB bu konuda olumlu ya da olumsuz tek bir açıklama dahi yapmazken göreve geldiğinde bazı çevrelerde beklenti yaratan Ziya Selçuk da ayrıca sessizliğini koruyor.

Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde bulunan Mecdude Başakıncı Ortaokulu’ndan ilçe milli eğitim müdürlüğü ve kaymakamlık tarafından onaylı olarak aynı kayıt bölgesinde bulunan ilkokullara gönderilen yazıda sadece üç seçmeli ders seçilebileceği ifade edildi. Yazıda bu derslerin İngilizce, temel dini bilgiler ile spor ve fiziki etkinlikler olduğu aktarıldı ve kayıt bölgesindeki öğrencilerin sadece bu dersleri seçmesi istendi.

Samsun’da ise il milli eğitim müdürlüğü tarafından okullara gönderilen görsellerde yine din ağırlıklı derslerin seçilmesi istendi.

İstanbul Maltepe İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yapılan seçmeli ders süreci adeta dini ağırlıklı dersleri seçme süreciymiş gibi ifadeler kullanıldı: “Ortaokul ve liselerimizde Din, Ahlak ve Değerler Alanı Seçmeli Dersler seçim süreci devam ediyor.” Duyuruda ayrıca ‘Kuran-ı Kerim, peygamberimizin hayatı ve temel dini bilgiler’ derslerine ilişkin bilgiler verildi.

Eğitim Sen İstanbul 5 No’lu Şube Başkanı Özer Tuncer konuya ilişkin şunları söyledi:

“Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortaokullar ve liseler için seçmeli ders tercihlerinin 4-22 Ocak 2021 tarihleri arasında yapılacağını açıklamasının ardından il, ilçe milli eğitim müdürlükleri, okul idarecileri, kimi vakıf, dernek ve cemaatlere bağlı kuruluşlar öğrencileri din derslerini zorunlu seçmek zorunda bırakmak için her türlü baskı aygıtını kullanmaya, suç işlemeye devam ediyor. Öğrencilerimizin laik, bilimsel eğitim hakkı, mesleki haklarımız için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

SENDİKALARDAN PROTESTO

Eğitim Sen, Veli-der ve Öv-der Ankara şubeleri ile Eğitim-İş şubeleri din dersi dayatmasına karşı protesto eylemi gerçekleştirdi. Eğitim Sen ile veli derneklerinin Ankara şubeleri tarafından yapılan açıklamada şunlar dendi: “Geçmişte defalarca yapıldığı gibi veli ve öğrenciler adına ders seçen okul yöneticileri, suç işlediklerini bilmeli ve ona göre hareket etmelidir. Seçmeli derslerin belirlenmesi sürecini yakından takip edeceğimizin bilinmesini istiyoruz.”

Seçmeli derslerin velinin bilgisi dahilinde öğrenci tarafından yapılması gerektiğinin altını çizen Eğitim–İş şubeleri de şu açıklamayı yaptı: “Bu konu, iki tane partizan müdürün koltuğunu sağlamlaştırmak için yapacağı hamlelere kurban edilmez, ettirmeyiz! Dayatmanın devreye sokulduğu her yerde mücadele edip, hukuki yollara başvuracağımızı ilan ediyoruz.”

Turgutlu Milli Eğitim Müdürü Ölmez’in AKP ilçe binasında ‘eğitimi istişare’ etmek için düzenlenen toplantıya katıldığı açığa çıktı.

Eğitim yöneticilerinin “kamu görevlisi” kimliğine aykırı uygulamalarına bir yenisi daha eklendi. Manisa Turgutlu İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ölmez ve beraberindeki iki şube müdürü, AKP Turgutlu Teşkilatı’nda düzenlenen istişare toplantısına katıldı.

AKP Turgutlu İlçe Teşkilatı binasında düzenlenen toplantının ana konusunun, “Yıkılan pansiyonlu kız imam hatip lisesi ve erkek imam hatip lisesi düzenlemesi” olduğu belirtildi.

Toplantıda AKP Turgutlu Başkanı Serkan Baş ile birlikte fotoğraf veren Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ölmez’in yanı sıra milli eğitim müdürlüğünden iki şube müdürünün ve STK temsilcilerinin de yer aldığı bildirildi.

HESAP SORAN YOK

Eğitimle ilgili bir toplantının adresinin AKP İlçe Teşkilatı olmaması gerektiğini söyleyen Eğitim Sen Manisa Şube Başkanı İsmail Şener, “Akıllarına geleni yapıyorlar, hesap soran da ‘Bu yanlış’ diyen de yok” ifadelerini kullandı. Şener, eğitim-öğretimle ilgili istişare toplantısında vakıfların rolünün olamayacağının da altını çizerek, “Bu toplantının adresinin ilçe milli eğitim müdürlüğü veya kaymakamlık olması gerekmez miydi?” diye sordu.

Turgutlu AKP İlçe Başkanı’nın ve vakıf temsilcilerinin, Kaymakamlık ile Milli Eğitim Müdürlüğü’nden daha yetkin olmadığını ifade eden Şener, “Suç işliyor, kantarın bütün ayarını bozuyorsunuz. Bizler bunu düzelteceğiz ve gereğini yapacağız. Eğitim Sen olarak kamu emekçisi arkadaşlarımızla da yan yana, omuz omuza olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Aydın Nazilli’de depreme dayanıksız olduğu için boşaltılan ve Sağlık Bakanlığı’na devredilen okulu Meclis gündemine taşıdı.

CHP’li Bülbül önergesinde, Milli Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında, Nazilli Yeşil Mahalle’de bulunan ve yüzlerce öğrencinin eğitim gördüğü Nazilli Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu binasının depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle Nazilli Devlet Hastanesi’nin kullanımına devredilmesine dair bir protokol imzalandığını belirterek şöyle dedi:

“Okul binası Sağlık Bakanlığı’na devredilmiş ve öğrenciler ise Aydoğdu İlköğretim Okuluna nakledilmiştir. 13 bin 500 nüfusu ile Nazilli’nin en büyük mahallelerinden biri olan Yeşil Mahalle’de Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu’nun devredilmesiyle mahallede iki adet İmam Hatip Ortaokulu dışında ortaokul kalmayacaktır. Mahalleye uzak bir konumda olan Aydoğdu İlkokulu’nda gitmekte zorlanacak öğrenciler adeta İmam Hatip Ortaokuluna gitmeye mecbur bırakılmaktadır.”

SALGIN RİSKİ ARTABİLİR

Salgın döneminde öğrencilerin başka okula nakledilmesinin riskli olacağını savunan Bülbül, “Özellikle içinde bulunduğumuz salgın döneminde yeni bir okul inşa edilmeden öğrencilerin eğitim faaliyetleri devam eden bir okula nakli, okulda kalabalığa sebebiyet vereceği gibi salgın riskini de arttıracaktır. Öğrencilerimizin daha fazla mağdur edilmemesi için depreme dayanıksız olduğu iddia edilen Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu’nun Yeşil Mahalle’de yeniden inşası için çalışmalara bir an önce başlanmalıdır” dedi.

Bülbül, konuyla ilgili Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu:

  • Nazilli Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu hakkında depreme dayanıksız olduğu yönünde rapor ne zaman verilmiştir?
  • Depreme dayanıksız olan bina neden Nazilli Devlet Hastanesi’ne devredilmiştir?
  • Nazilli Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu hakkında yıkım kararı var mıdır?
  • Nazilli Yeşil Mahalle’ye bir ortaokul yapılması düşünülmekte midir? Böyle bir planınız var ise bu okulun derslik kapasitesi ne kadar olacaktır?
  • Nazilli Zafer Mahallesi’nde bulunan Eski Devlet Hastanesi arazisine okul yapılması planlanmakta mıdır? Planlanmakta ise bu okulun derslik kapasitesi ne kadar olacaktır?

Türkiye Odalar ve Borsalar birliğinin başlattığı “Küçük Parmaklar tablet dağıtım kampanyası” kapsamında Didim’de dağıtılacak 55 adet tablet Didim Ticaret Odası Yönetimi tarafından Didim Kaymakamı Halil Avşar ve Didim İlçe Milli Eğitim Müdürü Şakir Sait Üstündağ’a teslim etti.

Didim Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Erbaş korona virüs salgını sebebiyle yapılan uzaktan eğitime her çocuğun sağlıklı bir erişim sağlaması için imkânlar ölçüsünde çalışma yaptıklarını ifade etti. M. Rifat Hisarcıklıoğlu Başkanlığında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin, ülkemizin ekonomisini büyütmeye çalışırken, çocuklarımızın da eğitim ve öğretim programlarına erişebilmesi için eğitime yatırım yapılması gerektiği bilinciyle 30 bin adet klavyeli tableti 81 ilde 365 Oda ve Borsa aracılığıyla dağıttığını söyledi.

Didim Kaymakamı Halil Avşar yapılan çalışmanın çok anlamlı ve önemli olduğunun altını çizdi. Başta Rifat Hisarcıklıoğlu olmak üzere TOBB camiası ve Didim Ticaret Odasına teşekkür etti.

Didim Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Erbaş, Başkan Yardımcıları Ebubekir Apaydın ve Hikmet Atilla, Yönetim Kurulu Üyeleri Figen Cevrem Gürsoy, Burhan Teke ve İsmet Kartal gerçekleştirilen ziyarette yer aldı.

Didim Ticaret Odası Uzaktan Eğitimde teknolojik erişimi olmayan öğrenciler için tablet kampanyası gerçekleştirmiş, hayırseverlerin katkıları ile alınan 80 adet yerli üretim tableti Didim Kaymakamlığına teslim etmişti. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin katkısı eklenince, eğitime toplam 135 adet tablet desteği sağlanmış oldu.

 

 

Türkiye’nin içinde olduğu ekonomik darboğaz, hemen her alanda olduğu gibi eğitimciler için de yıkıcı etkiler doğurdu. Eğitimde giderek artan sorunlar, niteliği de olumsuz etkilerken eğitimcilerin sorunları katlanarak arttı.

Öğretmenlerin alım gücü 2002 yılına göre sürekli azaldı. 2002 yılında göreve yeni başlayan bir öğretmen, maaşı ile 18 çeyrek altın alabilirken 2020 yılında ücretinin karşılığı altı çeyrek altına geriledi. OECD verilerine göre Türkiye, öğretmen maaşları açısından 33 ülke arasında 28’inci sırada yer aldı. Almanya’da 2019 yılında 77 bin 683 dolar olan brüt öğretmen maaşı, Türkiye’de 31 bin 359 dolar oldu. Türkiye’deki eğitim emekçilerinin büyük bölümünün aldığı maaş, yoksulluk sınırının altında kaldı.

CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, Türkiye’deki eğitim emekçilerinin içinde olduğu ekonomik sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karabıyık’ın öğretmenlerin alım gücüne ilişkin tespitleri şunlar oldu:

♦ 2010 yılında bir öğretmen, maaşı ile 24 ay çalışarak bir otomobil alabilirken şu an 51 ay çalışması gerekiyor.

♦ 2002 yılında bir öğretmen maaşı 2,4 asgari ücret iken, 2021 Ocak ayında ise 1,6 asgari ücret edecek.

♦ Eğitim bütçesi yıllar içinde rakamsal olarak artıyor gibi görünse de personel giderlerinin bütçenin yüzde 81’ini kapsaması, eşit eğitim imkânına erişmeyi engelleyecek önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır.

Yeni Düzenlemeler Yapılmalı

Öğretmenlerin Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki saygınlıklarına ulaşabilmesi için mali ve sosyal haklarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunan Karabıyık, şunları söyledi:

“Öğretmenler zor günler yaşamaktadır. Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması kaldırılmalıdır. En kısa zamanda Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarılarak öğretmenlikle ilgili tüm konular bu kanun kapsamında çözüme kavuşturulmalıdır.”

PISA’ya göre fen, matematik ve okuma becerileri açısından alarm veren Türkiye’deki eğitim sistemi, “İngilizce yeterliliği kazandırma” konusunda da sınıfta kaldı. Türkiye, 33 Avrupa ülkesinin İngilizce yeterliliğine göre sıralandığı listede 32’nci, 100 dünya ülkesinden oluşan listede ise 79’uncu oldu.

İngilizcenin ilk, orta ve lise kademelerinde zorunlu olarak toplam bin 296 saat okutulduğu Türkiye, “İyi İngilizce konuşan ülkeler” listesinde sondan ikinci sırada yer aldı. Azerbaycan 33 ülkelik listede son sırada yer alırken listenin birinci sırasına Hollanda yerleşti.

Uluslararası ölçüm kuruluşlarının raporlarına göre, Türkçe ve matematik alanlarında alarm veren Türkiye’deki eğitim sistemi, yabancı dil öğrenimi konusunda da sınıfta kaldı. EF Education First isimli kuruluşun son yayımladığı, “İngilizce Yeterlilik Endeksi” isimli çalışma, “Türkiye’deki yabancı dil eğitimi yetersiz mi?” sorusuna yol açtı.

TÜRKİYE SONDAN İKİNCİ

Avrupa’daki 33 ülke, “İngilizce yeterliliklerine” göre 100 puan üzerinden puanlandırılarak sıralandı. Hollanda 70,27 puan ile listenin ilk sırasında yer alırken İsveç 68,74 puanla ikinci, Norveç ise 67,93 puanla üçüncü sıraya kaydedildi. Belarus, Arnavutluk ve Gurcistan gibi ülkelere geçilen Türkiye’nin 33 ülkelik listedeki sırası ise 32 oldu. Türkiye’nin, “İngilizce yeterlilik” puanının 46,81 olduğu bildirildi.

Avrupa ülkeleri listesinde sondan ikinci olan Türkiye, 100 dünya ülkesinin olduğu listeye ise 79’uncu sıradan girebildi. İngilizce yeterliliği açısından, “Çok düşük yeterliliğe” sahip ülkeler arasında gösterilen Türkiye ile aynı sınıfta yer alan diğer bazı ülkelerin ise Bangladeş, Morokko, Katar, Afganistan olduğu belirtildi.

BAŞKA ÖNCELİKLER

Analizin ardından hazırlanan raporda, ülkelerin İngilizce yeterliliklerine ilişkin değerlendirmelere yer verilirken Türkiye hakkında, “Türkiye’nin son beş yılda AB’ye katılma hayalleri soldu ve başka öncelikler ortaya çıktı. İngilizce eğitiminde pratikten ziyade dilbilgisine odaklanıldı” yorumu yapıldı.

İHTİYAÇ KADAR İNGİLİZCE

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan başbakan olduğu dönemde ülkedeki İngilizce eğitiminin yetersizliğinden sık sık dem vuruyordu. Erdoğan’ın konuşmalarında zaman zaman dile getirdiği ‘Türkiye’de yabancı dilin iyi öğretilemediği’ eleştirisi üzerine ve bu konuda verdiği talimatla MEB, ”Yabancı Dil Öğretiminin Geliştirilmesi Projesi’ hazırlanmış, yurtdışından yabancı eğitimciler getirilmesi planlanmıştı. Fakat bu plan da başarısız olmuştu.

Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim sisteminin yakıcı sorunlarından biri olan yabancı dil öğrenimi konusunda 2019 yılında değişikliğe gitti. Öğrencilerin yabancı dil öğrenimini kolaylaştırmak amacıyla daha önce uygulanan birçok projeyi başarısız olduğu gerekçesiyle rafa kaldıran Bakanlık, yeni modeli, “Oyun tabanlı öğrenme” şeklinde tanımladı.

2019-2020 eğitim öğretim yılı itibarıyla uygulanan yeni yabancı dil eğitimi modeli kapsamında, “Ulusal Yabancı Dil Eğitimi Konseyi” oluşturuldu. Yeni yabancı dil eğitimi modeli, “Her öğrenci gereksinimi kadar yabancı dil eğitimi alacak” diyen Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un talepleri doğrultusunda kurgulandı.

Arşivler