Dünya | Didim Özgürses

Bookmarks

Dünya

A wonderful serenity has taken possession of my entire soul, like these sweet mornings of spring which I enjoy with my whole heart.

Yeni açtığım iş yerine hayırlı olsun ziyaretine gelen yeğenim Nuh Metin’in 10 dakikada kaleme aldığı bu yazı bana çok ilginç geldi.Sizlerle paylaşmak istedim.Aynen yayınlıyorum.

Mantık yürütüyorum.3000 yıl önce bir Kral, 300 kilometrelik bir yol gidecek. Altından arabası da var. Hava sıcaklığı -10 derece ya da +40 derece.Bu altından arabada ne klima var,ne kalörifer, ne de 100 kilometre hızla gidiyor.Bu kralcağız ne yapacak.Mecburen iyi bir havayı bekleyecek.

Kralın sarayında televizyon yok, internet yok, elektrik yok,asansör yok,yok,yok. Anlayacağınız teknoloji yok.Yani her şeyden yoksun.Biz bu kişiye Kral diyoruz.

Peki bir de bu günümüze bakalım. Hiç kimseye muhtaç olmadan, küçük dokunuşlarla her istediğimizi elde edebiliyoruz ama buna sadece imkanlar diyoruz. Bu kadar teknolojinin ve olanakların içerisinde yine de mutlu olamıyoruz.Kendimizi sorgulamamız gerekmiyor mu acaba ! Ne istiyoruz?

Bir kral mantığı ile yola çıkarsak, hepimiz kraldan fazla birer kralız.Kralın bu kadar bol olduğu bir dünyada mutlu olabilmemiz mümkün mü? Maalesef, belki de mutluluğumuz çok yükseklerde değil.Belki bir oltayla balık tutmakta mutluluk.Belki küçük bitkilerde,çiçeklerde ya da bir kuşun kanadında.Benimki  küçük bir beyin jimnastiği açıkçası.

Mutluluğu çok uzaklarda aramaya gerek yok. Mutluluk sizlerin kendi ellerinizde olan bir şey. Kendinizi çok da boşu boşuna yormayın bu dünyada. 3000 yıl önceki Kral da yok oldu sende yok olacaksın. Fakat bilime inanacaksın. Bugün 3000 yıl önceki kraldan daha kral yaşıyorsan, sen de bırakabilirsen bu dünyada küçük de olsa eserler bırakacaksın. Bir gün sende yok olacaksın ama bıraktığın eserler konuşulacak…

NUH METİN

 

Özel Ege Öğretim Kurumları Derneğini Yöneticileri ,eğitimciler ve basın mensupları kahvaltıda buluştu. Dernek başkanı Ömer YARAŞ’ın yaptığı konuşmayı aynen yayınlıyoruz.

 

Değerli Basın Mensupları , Saygı Değer Misafirler

Bölgemizin kıymetli okul yöneticileri Ege Özel Öğretim Kurumları Derneğinin hazırladığı kahvaltıya hoş geldiniz.

Bildiğiniz üzere ilimiz eğitime verdiği değer noktasında Türkiye’de ön sıradadır. Ancak il derecelerine baktığımızda AYDIN 43. Sıradadır.

Sistemsiz , birbirinden bağımsız ve kopuk halde , yola devam etmenin hem kurumlarda , hem eğitim-öğretimde , hem öğretmenlerde , hem öğrenci ve velilerde , istenilen beklentileri , karşılamadığını , hatta , bazen zarar verdiğini görmekteyiz.

Biz , okul yöneticileri olarak , bunun , farkına varmış , bir çok kez , ne gibi önlemler alabiliriz , noktasında , toplantılar , istişareler ve çalışmalar yaptık.

Sonuç olarak , birlikte ve sistemli yol yürümek , adımlar atmak , kafa yormak çözüme ulaşmanın en elzem yolu olduğu gördük.

Bu vesile ile , uzun süredir , yürüttüğümüz , görüşmeler sonucun da , Özel Ege Öğretim Kurumları Derneğini kurarak ilk resmi adımı atmış olduk.

Derneğimiz M.E.B bağlı , samimi ilkeli tüm kurumları ve kuruluşları kapsamaktadır. Eğitim; bir milletin geleceği , dünya üzerindeki , itibarı ve var olma göstergesidir.

Biz böyle bir yolda yürüdüğümüz için gururluyuz , ve üzerimize düşen görevin ağırlığının ve öneminin farkındayız.

Özel Eğitim – Öğretim Kurumları , eğitimin yanında , güçlü bir ticari yapıya da sahiptir. Bugün , bölgemizdeki kurumlarımızda , binin üzerinde çalışan istihdam , edilmektedir. Bu da , bölgemizin ekonomisine , ciddi bir katkı demektir.

Bu nedenle Özel Eğitim – Öğretim Kurumlarının varlığı bölgemiz açısından önem arz etmektedir.

Bildiğiniz gibi son yıllarda bazı kurumlarda yaşanan talihsiz olaylar kurumların , öğretmenlerin , öğrenci ve velilerinin mağduriyetlerine sebep olmuştur. Bu mağduriyetlerin başta “EĞİTİME VE GELECEĞİMİZE” zarar verdiğini görmekteyiz.

Derneğimizin amaçları:

  • Taraflara tarafsızca yaklaşarak tarafların meşru haklarını korumak: mağdur öğretmenler , mağdur kurumlar , mağdur öğrenci ve veliler olmasın diye üzerimize düşen görevi fazlasıyla yapmaktadır.

 

Bir nevi fahri hakem olup derneğimize üye olan kişi ve kurumlarla diyaloglar kurup mağduriyetleri gidermek , yeri geldiğinde de kurum haklarını savunmaktır.

  • Derneğimizin en hassas amaçlarından bir tanesi de “ fikir birliğidir. “ Amacımız , kurumlarımızla ilişiği olan herkesi;

 

Etik kurallarla ve ahlaki değerlerle , hareket etmelerini sağlayıp , ülkemize ve vatanımıza bağlı milli ve manevi değerlerini bilen , sağlam kurumlar kazandırmaktır

  • Aynı zamanda , Türk Milli Eğitimin , hedefleri , doğrultusunda , hizmet veren ve akademik başarılarını , sürekli olarak , yükseltmeye çalışan , özel okulların aynı zamanda birer ticari kuruluş olarak ekonomik yapılarını , korumalarına ve birbirleri ile , iyi ilişkiler kurmalarına olanak sağlayacak imkanlar yaratmak.

 

Ulu önder Atatürk’ün dediği gibi “ Eğitimde kaybedilecek tek bir fert yoktur. “ sözünden eğitimin ne kadar çok önemli olduğunu anlıyoruz.

Buradan , sizlerin aracılığı ile diğer tüm eğitim – öğretim kurumlarına çağrıda bulunmak istiyorum. kapımız , dürüst , samimi , ilkeli tüm öğretim kurumlarına açıktır.

Birlikten , kuvvet doğar , gelin birlik olalım , gücümüzü haktan , adaletten , liyakatten yana kullanalım , memleketimizin geleceği olan öğrencilerimizi , çağın dengine , hatta ilerisine götürelim.

Katılımlarınızdan dolayı sizlere , değerli okul yöneticilerine , çok teşekkür ediyor saygılarımı sunuyorum .

Ege Özel Öğretim Kurumları Yönetim Kurulu Adına Başkan Ömer YARAŞ

Truva’nın son kralı Priamos ve kraliçe Hekabe’nin, Güzeller güzeli bir kızları vardır; “Cassandra”…
Herkes bu güzeller güzeli prensesin etrafında pervane olsa da,Cassandra’nın önüne geçemediği bir tutkusu vardır;”Geleceği görebilme isteği”, Olacakları, yaşanacakları önceden görebilmek…
Ha, ayrıca bir de rahibe olmak.Truva’nın koruyucusu, güneş tanrısı Apollon görür bir gün Cassandra’yı…
Tanrı’da olsa (deyim yerindeyse) “dibi düşer” kızı görünce…
Yaklaşır, havadan sudan sohbet muhabbet açar,Öğrenir, “Cassandra hayatta en çok ne istiyor”…
“Tamam” der Apollon, “Ben sana geleceği görebilme yeteneği veririm. Ama bir koşulla…
Vereceğim bu yeteneğe karşılık benimle yatacaksın.”
Cassandra biraz düşünür ve “Peki kabul” der.
Yaklaşır Apollon ve Cassandra’nın ağzına tükürür…
Tükürür ki kendisindeki “geleceği görebilme yeteneği” ona da geçsin.
Cassandra bu yeteneğe sahip olunca, Bakire bir rahibe olma isteği devreye girmiş olmalı ki, Apollon ile beraber olmaktan vazgeçer. Çok sinirlenir Apollon, dağı taşı yıkar neredeyse…
Ama dokunmaz Cassandra’ya, verdiği yeteneği de almaz, Sadece lanetler.
“Ey Cassandra seni lanetliyorum. Sana verdiğim geleceği görme yeteneği lanetin olsun. Her şeyi gör, geleceği gör, neler olacak, neler yaşanacak gör. Ama gördüklerine kimseyi inandırama. Söylediklerine inanan son kişi ben olayım…”
Ve her şeyi görür Cassandra…
Ne olacak, kim ne yaşayacak görür…
Kardeşi Paris’in Sparta Kralı Menelaos’un karısı Helen’i kaçıracağını,Bu nedenle çıkacak savaşın Truva’nın sonunu getireceğini,Kardeşi Hektor’un Aşil tarafından öldürüleceğini,Tahta At’ın tuzak olduğunu, Her şeyi görür…
Ama kimseyi olacaklara inandıramaz.
Bu durum günümüzde psikolojik bir sendromun da adı;”Cassandra Sendromu” ya da “Cassandra Açmazı”…
Yani, “İleri sürüldüğünde başkaları tarafından inanılmayan, sonrasında gerçekleşerek insanları şaşırtan kötü ve üzücü olaylar ve sonrasında diğerlerini uyaran algısı yüksek insanların çektiği acıyı” anlatıyor…
Şimdi…Şöyle bir etrafa bakınca,Durumumuz Cassandra’dan daha vahim…
Çünkü Cassandra hiç değilse gelecek, olacaklar ve yaşanacaklar konusunda insanları inandıramıyormuş…
Biz ise bu halka “o an olanları” bile anlatamıyor, O an yaşanan şeylere bile inandıramıyoruz…
Apollon, sadece Cassandra’yı değil, Sanırsın bu coğrafyanın tümünü lanetlemiş…

 

 

‘ÖZEL SINAV FEN LİSESİ’ AÇILIYOR!

Eğitim öğretim alanındaki başarılarıyla Didim e önemli katkılar sunan ve ilçemizde kurulduğu yıldan bu yıla üniversite sınavındaki tüm ilçe derecelerini çıkarıp ve her yıl öğrencilerine tıp, diş hekimliği, mühendislik, hukuk, mimarlık gibi yüksek puanlı üniversite bölümlerini kazandıran Didim Sınav Eğitim Kurumları önümüzdeki eğitim öğretim döneminde fen lisesi açacağının müjdesini verdi.

Didim Sınav Eğitim Kurumları Özel Didim Fen Lisesine, liselere giriş sınavında fen liseleri yüzdelik dilimine girmeye hak kazanan öğrencilerin kaydolabileceğini yüzdelik dilime giremeyen öğrencilerin fen lisesine kaydının mümkün olamayacağını belirttiler.

Didim Sınav Eğitim Kurumları kurucusu Halis Canpolat ;Didim in puanla girilebilen bir fen lisesi eksikliğinin sonucu olarak her sene önemli sayıda öğrencinin lise eğitimi görmek için ilçe dışına çıktığını ve aileden uzakta olan öğrencinin ortaokuldaki başarısını lise hayatında sürdürmekte zorlandığını dile getirdi.

Sınav Fen Lisesi öğrencilerini, okul+after school(okul sonrası) konseptinin bir parçası olan ders+etüt+soru çözümü ve periyodik deneme sınavlarıyla akademik yönden üst düzey geliştirmeyi ve öğrencilerinin üniversite sınavında istedikleri bölüme derecelik puanlar alarak girmesini amaçlıyor. Sınav Fen Lisesi iyi bir Ingilizce eğitimiyle dünyayı okuyabilen yabancı dil bakımından donanımlı bireyler yetiştirmeyi amaçlıyor.

Sınav Fen Lisesi bilim, kültür, sanat ve spor alanında yetenekleri olan öğrencilerini bu alanlarda destekleyerek yurtiçi ve yurtdışı projelerde öğrencilerine katkı sunmayı amaçlıyor.

Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz öğrenci velileri Didimde çok önemli bir eksikliği gidermek için elini taşın altına koyan, Didimin lider eğitim kuruluşu olan Sınav yöneticilerine teşekkür ederiz” dediler.

Tarihsel olarak insanoğlunun enerji kullanımını inceleyecek olursak odun ile başlayan, endüstri devrimi ile birlikte kömür ve sonrasında petrol ve ürünleriyle, sonrasında ise doğal gaz ile devam etmekte olan grafikte karbon içeriğinin azaldığını görmekteyiz. Enerji ihtiyaçlarını gidermede ve çevreye verilen olumsuz etkileri azaltmada artık karbonsuz enerji çözümlerine ihtiyaç vardır ve de bunun “hidrojen” siz yapılması mümkün değildir.

Çağının çok ötesinde öngörülerde bulunan ünlü bilimkurgu yazarı Jules Verne 1874 yılında su kaynaklı enerji üretimi hakkında görüşünü şu şekilde belirtmiştir:

“Hidrojen ve Oksijen’den meydana gelen su gelecekte yakıt olarak kullanılacaktır.”

Esrarengiz Ada, Jules Verne, 1874

Günümüzde artan nüfus, genişleyen yaşam alanları ve gelişen teknoloji ile birlikte enerji talebi yıllar içerisinde artmaktadır. Yüz yılı aşkın süredir insanoğlunun birincil enerji üretim kaynağı olarak kullanılan fosil kaynaklı güç üretim yöntemlerinin sebep olduğu küresel ısınma etkisi ile birlikte hava, su ve toprak kirliliği gibi olumsuz çevresel etkiler artık insanoğlu tarafından çok ciddi bir şekilde hissedilir boyutlara ulaşmıştır. Doğaya karşı verilen bu olumsuz etkileri geri döndürerek Dünyamızın daha yaşanılabilir bir hale getirilmesi amacıyla alternatif enerji üretim teknolojilerine ilgi artmaktadır. Sürdürülebilir bir gelecek için karbon salımına yol açmayan, çevre dostu, yakıt tasarruflu ve yüksek enerji dönüşüm verimliliğine sahip güç üretim çözümlerinin oluşturulması gerekmektedir. Bu bağlamda, güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynakları kaynaklarının sürekliliğinin sağlanmasında hidrojen gibi çevre dostu yakıtların kullanımı öne çıkmaktadır. Yenilebilir kaynaklarla hidrojenin üretilmesi, güvenli bir şekilde depolanması ve yüksek verimli yakıt pillerinde elektrik enerjisine dönüştürülmesi üzerine yapılan bilimsel araştırmalar ve ürün tasarımları özellikle son yıllarda tüm Dünya’da ivme kazanmıştır. Hidrojen destekli güç üretim teknolojilerinin kullanımı özellikle ulaşım, taşınabilir ve sabit güç sistemleri başta olmak üzere bireysel ve yaygın güç gereksinimi olan çeşitli alanlarda yaygınlaşmaya başlamış ve bu konudaki AR-GE faaliyetleri yoğun bir şekilde devam etmektedir.

Dünya Hidrojen Enerji Kongresi (World Hydrogen Energy Conference – WHEC) uluslararası boyutta hidrojen enerjisi alanında bilinen en prestijli konferanstır. Konferansın organizasyonu Uluslararası Hidrojen Enerjisi Ajansı (International Association for Hydrogen Energy – IAHE) tarafından gerçekleştirilmektedir. IAHE 1974 yılında Prof. Dr. T. Nejat Veziroğlu başkanlığında “Hidrojen Romantikleri” olarak bilinen bir grup araştırmacı tarafından kurulmuştur. 18-20 Mart 1974 tarihleri arasında Miami’de düzenlenen ilk tematik hidrojen enerjisi konferansıyla “hidrojen enerjisi” ve “hidrojen ekonomisi” gibi günümüzde yaygın olarak kabul gören terimler oluşturulmuştur. Bu nedenle 18 Mart günü Uluslararası Hidrojen Enerjisi Ajansı tarafından “Dünya Hidrojen Günü” olarak ilan edilmiştir. Bu konferanstan sonra, 1976 yılında Miami, Florida’da ilk WHEC gerçekleştirilmiştir ve iki senede bir düzenli olarak Dünya’nın çeşitli yerlerinde düzenlenmeye devam etmektedir. Günümüz enerji sorunlarının çevreye zarar vermeden çözülebilmesi ancak ve ancak karbonuz yaklaşımlar ile mümkün olabilir. Bu bağlamda WHEC konferansları uluslararası arenada çok yönlü karbonsuz yenilikçi hidrojen enerji sistemlerinin geliştirilmesi ve dünyada yayılması konusunda son derece önemli rol oynamaktadır.

23. Dünya Hidrojen Enerji Kongresi 5-9 Temmuz 2020 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecektir. “23. Dünya Hidrojen Enerji Kongresi” Ulusal Hidrojen Teknolojileri Derneği tarafından organize edilecektir. Dernek Başkanı ve de Uluslararası Hidrojen Enerjisi Ajansı Başkan Yardımcısı olan Prof. Dr. İbrahim Dinçer, Konferans başkanı sorumluluğunu üzerine alarak organizasyon komitesi ile birlikte üniversiteler, kamu kurumları ve hidrojen enerjisi alanında faaliyet gösteren uluslararası boyutlu firmalar başta olmak üzere tüm paydaşlarla bu etkinliğin şu ana kadar düzenlenen en başarılı etkinliklerden olması için gerekeni yapmaktadır. WHEC-2020 ülkemizde hidrojen enerjisi alanında düzenlenecek en geniş kapsamlı kongre olma özelliğine sahiptir.

Profesör Dinçer, enerji verimliliği, yeni nesil güç üretim teknolojileri ve hidrojen uygulamaları konularında uluslararası düzeyde saygın bir bilim insanıdır. WHEC-2020’ye akademi, sanayi ve devlet kurumlarından hedef olarak 5000 kadar bir katılımcının iştirak etmesi beklenmektedir. Günümüzdeki enerji ve çevre konularının çözümünde yakın gelecekte çok önemli yere sahip olacağı düşünülen hidrojen enerji teknolojileri konusunda bilgi alışverişinin olacağı, hidrojen üretim, depolama, dağıtım, kullanım ve strateji konularındaki son gelişmelerin tartışılacağı 5 günlük bu konferansta ayrıca hidrojen ve yakıt pili alanında faaliyet gösteren yurtiçi ve yurtdışı firmalar ürünlerini sergileme imkânı bulacaktır.

WHEC 2020’yle ilgili detaylı bilgi www.whec2020.org adresinden ulaşılabilmektedir.

Mahkemeler emisyon azaltımları konusunda her gün daha fazla yaptırım uyguluyor

Dünyanın farklı yerlerinden altı iklim davasını temsil eden davacı, avukat ve kampanyacılar, hükümetlerin iklim değişikliğini durdurması için acil emisyon azaltımını amaçlayan yasal girişimleri görüşmek üzere Polonya’nın Katowice şehrindeki Birleşmiş Milletler İklim Müzakerelerine (COP24) katıldı.

Dünyada mahkemeye taşınan iklim davaları sayısında büyük artış kaydedildi. Halihazırda dünyada 1000’in üzerinde iklim değişikliği davası olduğu tahmin ediliyor.

Bu davaların arasında, 2015’te Hollanda hükümetine açılan ve mahkemenin Hollanda’nın 2020’ye kadar emisyonlarını önemli oranda azaltmasına karar verdiği ve bir dönüm noktası niteliğindeki Urgenda davası gibi, hükümetleri doğrudan iklim değişikliğinden sorumlu tutan davalar da bulunuyor. Hollanda hükümeti kararı temyize götürmüştü. Ekim ayında hükümetin temyiz davasını kaybetmesiyle birlikte, Urgenda davası iklim davaları açısından çok önemli bir emsal oluşturdu.

2018 yılında, politikacıların iklim değişikliğiyle gerekli düzeyde mücadele edememesi üzerine, dünyanın dört bir yanında bireyler mahkemelere başvurmaya başladı. Ekim ayında Almanya’da üç aile, Almanya’nın ulusal 2020 iklim koruma hedeflerini gerçekleştirmek için gerekli önlemleri almayarak yaşam, sağlık, malvarlığı edinme ve meslek seçme özgülüğü konularında anayasal haklarını ihlal ettiği iddiasıyla hükümete dava açtı.

Kasım ayında, Kanada’da bir grup genç, hükümetlerinin daha iddialı bir emsiyon azaltım hedefini uygulamaya geçirmeyerek ve mevcut zayıf hedefi gerçekleştirmek için gerekli adımları bile atmayarak, nesillerinin temel haklarını ihlal ettiği iddiasıyla yasal işlem başlattı.

Mayıs ayında Avrupa Birliği’nden 9 aile ve Fiji, AB’nin 2030 emisyon azaltım hedeflerinin yaşam, sağlık, meslek seçme ve malvarlığı edinme hakları dahil olmak üzere temel haklarını ihlal ettiği iddiasıyla AB’ye dava açtıKolombiya’da ise bir grup genç Nisan ayında Kolombiya hükümetine karşı çok önemli bir iklim davasını kazandı ve Yüksek Mahkeme hükümetin Kolombiya Amazon bölgesi için bir nesillerarası anlaşma hazırlamasına karar verdi.

2019 yılında bu tür davaların artması bekleniyor. Ocak 2019’da Friends of the Irish Environment tarafından İrlanda’nın Ulusal İklim Değişikliğiyle Mücadele Planı’nın meşruluğu konusunda İrlanda hükümetine açılan dava Dublin Yüksek Mahkemesi’nde görülecek. Kısa süre önce dava hakkında görüş bildiren Birleşmiş Milletler İnsan Hakları ve Çevre Özel Raportörü “İrlanda Hükümeti’nin insan haklarının iklim değişikliği tarafından ihlal edilmesine karşı korunmasına dair net, olumlu ve uygulanabilir yükümlükleri bulunmaktadır” dedi.

ABD hükümetine karşı kapsamlı “iklim tedbirleri” talep eden 21 genç tarafından açılan ve simgesel önem taşıyan dava ise, Trump yönetiminden kaynaklanan birçok ertelemenin ardından, nihayet görülmeye başlanabilecek. 39 binden fazla Belçika vatandaşı tarafından açılan iklim davasında ise, Belçika hükümetinin uzun süredir beklenen savunmasını nihayet yapması bekleniyor.

2019 yılında ayrıca, binden fazla İsviçreli kadın tarafından İsviçre’nin ulusal iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki yeterliliğinin sorgulandığı davada karar çıkması da bekleniyor. İklim davalarının mahkemeye taşınma hızına bakıldığında, bu mevcut davaların 2019’da görülecek davaların sadece küçük bir kısmını teşkil ettiği düşünülebilir.

Avrupa’nın en büyük iklim eylem ağı olan CAN-Europe (Avrupa İklim Eylem Ağı) yetkilileri, Türkiye’de iklim konusunda çalışan sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ve akademisyenler ile TEMA Vakfı’nda bir araya geldi.

 

Avrupa İklim Eylem Ağı yöneticileri, TEMA Vakfı’nın ev sahipliğinde düzenlenen iklim ve kömür toplantısında, Türkiye’de iklim konusunda çalışan bir grup sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve akademisyenle buluştu. Toplantıda Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin ve Türkiye’nin iklim hedeflerini yükseltmesi ve iklim politikalarında somut adımlar atması için karar alıcılara çağrıda bulunuldu.

Türkiye Paris Anlaşması’nı onaylamalı

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Türkiye’nin iklim değişikliğine uyum konusunda daha etkin olması için Paris Anlaşması’nı onaylaması önem taşıyor. Ülkelerin iklim değişikliği politikalarının dış politika, uluslararası ticaret gibi konuların temel belirleyicisi konumuna geldiğini görüyoruz. AB üyelik sürecinde olan Batı Balkan ülkeleri ve Türkiye kalkınma programlarında iklim değişikliğini göz ardı etmeleri halinde, hem iklimi korumanın yarattığı yan faydalardan mahrum kalma hem de uluslararası süreçlerde belirleyici rol oynama şansını yitirme riskini alacaklardır. Türkiye’nin kararlı bir şekilde sera gazı emisyonu azaltım hedeflerini ortaya koyması, iklim dostu politikaları savunarak çevresindeki ülkelere liderlik etmesi ve diğer ülkelere örnek teşkil eden bir azaltım katkı niyeti açıklaması, iklim mücadelesinde önemli bir yol almasını sağlayacaktır. Bu noktada en somut adım ise ülkemizin 2012 yılında ilan ettiği kömür odaklı enerji üretimi planını gözden geçirmesi ve odağına yenilenebilir enerjiyi almasıdır.

 

Türkiye hem rüzgar hem de güneş potansiyeli açısından olanakları zengin olan bir ülkedir. Yenilenebilir enerjiye geçiş sadece yeni enerji geleceğini yakalamak açısından değil, inovasyona dayalı sanayinin gelişimi açısından da ülkemize önemli bir fırsat sunmaktadır. Ayrıca altyapı yatırımlarının iklim dostu biçimde ve iklim değişikliğine direnci artıracak biçimde hızla gerçekleştirilmesi zaruri hale gelmiştir. Yatırım tercihlerimizin bu yönde kullanılması hem kalkınmayı sağlayacak hem de iklim değişikliğinin olumsuz etkileri nedeniyle gelecekte görülecek ekonomik kayıpları en aza indirecektir” dedi.

 

AB iklim hedeflerini daha da iddialı hale getirmeli

Avrupa İklim Eylem Ağı Direktörü Wendel Trio, “Paris Anlaşması’nın beraberinde getirdiği yeni iklim rejimi, tüm devletlerin ve devlet dışı aktörlerin sorumluluk almasını gerekli kılıyor. Birleşmiş Milletler (BM) 24. İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP24) öncesi gündem, sorumluluk alacak bu aktörlerin iddialı ve somut adımlar atması için pek çok fırsat sağlıyor. Bu süreçte AB’nin mevcut iklim hedeflerini daha iddialı hale getirmesi gerekiyor. Bununla birlikte üyelik sürecindeki Türkiye ve Balkan ülkelerinin de ulusal iklim ve enerji politikalarını net ve iddialı bir biçimde ortaya koyması büyük önem teşkil ediyor” dedi.

 

Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye Temsilcisi Elif Gündüzyeli, “Küresel sıcaklık artışlarının sanayi öncesi döneme göre 1 C derece kadar arttığı günümüzde, Türkiye’de ve Avrupa’da bu artışın etkilerini hepimiz yaşıyoruz. Paris Anlaşması doğrultusunda, sıcaklık artışlarını 1.5 C derecede sınırlayabilmek ve mevcut iklim değişikliği etkilerine uyum sağlayabilmek için iddialı iklim hedeflerini ortaya koymak, somut planlarla bu hedefleri gerçekleştirmek, devletlerin başlıca görevlerinden. İklim kırılganlığı yüksek olan Türkiye’nin de mevcut yüksek karbonlu kalkınma planlarından bir an önce vazgeçerek düşük karbonlu kalkınma politikalarını tasarlamaya başlaması, bunu uluslararası iklim müzakerelerinde gündeme getirerek çözümün parçası olduğunu göstermesi çok önemli” dedi.  

 

Avrupa İklim Eylem Ağı Hakkında

TEMA Vakfı’nın da üye olduğu Avrupa İklim Eylem Ağı (Climate Action Network Europe-CAN Europe), CAN International altında kurulmuş, 35 Avrupa ülkesinden 150’nin üzerinde üye kuruluşla ve bin 700’ün üzerinde sivil toplumu temsil eden küresel bir ağdır. Avrupa genelinde iklim değişikliği ile mücadele çalışmalarında öncü role sahip olan ağın temel çalışma alanları arasında ayrıca enerji kalkınma ve finans politikaları yer almaktadır. AB ve Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde sivil toplumun sesi olarak görülen ağ, sıfır karbona geçiş sürecinde yapılan küresel eylemlere ve çalışmalara aktif katkı sağlamaktadır.” 

Mehmet ÖZDEMİR

Umut Yeşertiyoruz!                                    TEMA Vakfı Aydın İl Temsilcisi

189 ülkenin yer aldığı 2018 İnsani Gelişme Endeksine göre Türkiye 64’üncü sırada yer alırken, Norveç’in bu listenin birinci sırasına yerleştiği görüldü.

Medya takip ve raporlama ajansı PRNet, dünya genelinde yapılan insani gelişmişlik raporu verilerini inceledi. PRNet’in Birleşmiş Milletler (BM) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye insani gelişmişlik seviyesinin 64’üncü sırasında yer aldı. Raporda 189 ülke yer alırken, listenin başına yerleşen ülke Norveç olarak belirlendi. İnsanların en iyi yaşam koşullarına sahip olduğu Norveç’i ikinci sıradan İsviçre, üçüncü sıradan Avustralya, dördüncü sıradan İrlanda, beşinci sıradan ise Almanya takip etti.

GELİŞEN ÜLKE SAYISI ARTTI

PRNet ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya araştırmasında konuyla ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu.2018 yılı içerisindeki haber adetleri incelendiğinde, insani gelişme başlığı altında bin 376 haber çıkışı tespit edilirken, bu rakamın bir önceki yıl bin 903 olduğu görüldü. Öte yandan yüksek insani gelişmişlik kategorisindeki ülke sayısının, 8 yıl öncesine oranla artışa geçerek gelişen ülke sayısının 46’dan 59’a çıktığı tespit edildi. Rapor, birçok insani gelişmişlik göstergesi baz alınarak hazırlanırken; beklenen yaşam süresi, eğitim seviyesi ve kişi başına düşen gelir gibi göstergelerin endeks hesaplaması kullanılarak oluşturuldu. 189 ülkeyi kapsayan raporda, 59 ülke ve bölgenin “yüksek insani gelişmişlik” kategorisinde yer aldığı görüldü. Buna karşın, listenin son sırasında Afrika ülkesi Nijer’in bulunduğu saptandı.

Arşivler