Haberler | Didim Özgürses

Bookmarks

Haberler

A wonderful serenity has taken possession of my entire soul, like these sweet mornings of spring which I enjoy with my whole heart.

TAKIM TUTAR GİBİ PARTİ TUTULMAZ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün Uşak Sivaslı’da önce belediyeyi sonra esnafı ziyaret etti. Kılıçdaroğlu, Uşak Atatürk Kültür Merkezi’nde kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşlan, esnaf odalan ve muhtarlarla ile bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, ülkenin güçlü olabilmesi demokrasi; üreten Türkiye; güçlü sosyal devlet ve sürdürülebilirliğin önemli olduğunu söyledi. ‘Takım tutar gibi parti tutulmaz. Bir parti yanlış yapıyorsa vatandaş yanlış yaptın, sana oy vermiyorum’ diyecek” dedi.

DEVRİM TÜZÜĞÜ’NÜ TESLİM ETTİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün Genel Merkez’de bir araya geldiği Bedri Baykam’dan önsözünü yazdığı, “CHP Demokratik Dijital Devrim Tüzük Taslağı”nı aldı. Baykam Milliyete, “Böyle bir tüzük olsaydı Muharrem İnce de ayrılmazdı, Mehmet Ali Çelebi ve diğer iki arkadaşı da ayrılmazdı” dedi.

EMEKLİLERİN HAKKINI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIM

CHP Genel Merkezi’nde emeklilerle bir araya gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, emeklilerin sorunlarını ve taleplerini dile getirmek üzere basın toplantısı düzenledi.

GERÇEK İŞSİZLİK ORANINI GİZLİYORLAR

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak başkanlığındaki CHP Ekonomi Masası Heyeti, Çorum’da iş dünyası temsilcileriyle buluştu.

İKTİDARIN SALGIN DESTEĞİ KARNESİ SINIFI GEÇEMEDİ!

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel, dünyayı ve Türkiye’yi sarsan pandeminin bir yılına ilişkin bilgi notu paylaştı.

CHP REZERV KONUSUNU SICAK TUTUYOR

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çarşamba günkü Merkez Bankası açıklamalarına göndermede bulunarak, “Eski yönetimi överek eski politikalar dönüleceği endişesi yaratıldı. Bu da belirsizliği artırdı. 128 milyar dolar rezervi eriten bürokratlara sahip çıkıldı, hiçbir işlem yapılmadı” değerlendirmesini yaptı.

ALACAHÖYÜK TARİHE IŞIK TUTUYOR

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak başkanlığındaki CHP Ekonomi Masası Heyeti, Atatürk’ün kişisel servetinden bütçeleyerek 1935 yılında başlattığı 4 kazı çalışmasından birine ev sahipliği yapan Alacahöyük Antik Kenti’ni gezdi.

 

TEKLİF KABUL EDİLİRSE MEŞRU MÜDAFA KAPSAMI GENİŞLEYECEK

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, sistematik fiziksel şiddet mağduru kadınların faillerine karşı işledikleri suçların meşru müdafa hükmü kapsamında değerlendirilmesi için kanun teklifi verdi. Teklif kabul edilirse, kendisinde Örselenmiş Kadın Sendromu tespit edilen ve hayati risk içeren sistematik fiziksel şiddet mağduru kişilerin faillerine karşı işledikleri suçlar meşru müdafa hükmü kapsamında değerlendirilecek.

KADINLAR HER AN ŞİDDET GÖRME İHTİMALİYLE YAŞIYOR

CHP Aydın Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, Meclis Başkanlığına Türk Ceza Kanunda değişiklik yapılması için kanun teklifi verdi. Kanun teklifinde Bülbül, kadınlarda ağır sistematik şiddetle birlikte gelişen öğrenilmiş çaresizlik duygusunun, şiddetin hayatın bir parçası olarak görülmesine sebep olduğunu ve bu durumun yargı makamlarınca değerlendirmesi gerektiğini belirterek, “Ülkemizde kadına yönelik hane içi şiddet bu kadar yaygınken mahkemelere intikal eden ceza dosyalarında kadınların yaşadığı travma bozukluğu, yargı makamlarınca dikkate alınmamaktadır. Örselenmiş Kadın Sendromu, sürekli olarak ağır fiziksel, duygusal ve cinsel şiddet gören kadınların psikolojik durumlarını niteleyen bir kavramdır. Günümüzde bu Sendromdan müzdarip olduğu gözlemlenen ve basına yansıyan şiddet olaylarında haksız tahrik hükümleri bile nadiren tartışılıyor. Oysaki mağdurlar, her an şiddet görebilme ihtimaliyle, hatta öldürülme ihtimaliyle yaşıyor. Bir kısır döngü içinde hayatlarını devam ettirirken her an hayatları risk altında.” dedi.

MEŞRU MÜDAFANIN GENİŞ DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİYOR

Bülbül, sistematik ağır şiddete maruz kalan kadınların kendilerini savunmak için işlemiş oldukları suçlara geniş çerçeveden bakılması gerektiğini ifade ederek, “Örselenmiş Kadın Sendromu’nu yaşayan mağdurların faillere karşı işlemiş olduğu suçlar hakkında yapılacak değerlendirmelerin klasik meşru müdafa tanımı dışından çıkarılarak geniş bir değerlendirmeye konu olması gerekmektedir. Meşru müdafaada, mağdura karşı olay anında yönelmiş mevcut bir tehlike söz konusudur. Örselenmiş Kadın Sendromu’nda ise failin kendisine yöneltilen saldırı o an bitmiş olabilir, ancak geçmişten beri gelen ve devam edecek olan düzenli ve sistematik bir şiddet mevcuttur. Bu bağlamda olayın ispatı adli tıp raporları ve psikolojik değerlendirmeler kapsamında sağlanacaktır.” ifadelerini kullandıBülbül, verdiği teklifte Türk Ceza Kanuna “Adli tıp ve uzman psikolog tarafından düzenlenen raporlar doğrultusunda Örselenmiş Kadın Sendromu tespit edilen ve hayati risk içeren sistematik fiziksel şiddet mağduru kişilerin kendilerini savunmak amacıyla faillerine karşı işlemiş olduğu suçlar da işbu madde kapsamında değerlendirilir.” ibaresinin eklenmesini talep etti.

 

Didim Ticaret Odası adına Genel Sekreter Murat Güneş ile Egemed Didim Tıp Merkezi Müdürü Cengiz Bayar tarafından imzalanan protokol kapsamında Oda üyeleri ile birinci derece yakınlarına %25 indirim sağlanacak. İndirim Egemed Söke Hastanesi ve Kuşadası Saydam Tıp Merkezinde de geçerli olacak.

SGK hasta farkları üzerinden; tetkikler, operasyonlar ve yatarak tedaviler ile diyet polikliniğinde %25, Tüm Özel Check-Up Paketlerinde %10 indirim uygulanacak.

Üyelerin bu indirimden faydalanabilmesi için Didim Ticaret Odasından üye kimlik kartı almaları gerekmektedir.

 

Bugün, milletçe İstiklal Marşımızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabulünün 100. Yıldönümünü kutlamanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz.

Üzerinde hür olarak yaşadığımız bu cennet vatana kasteden düşmanlara karşı büyük bir azim, inanç ve fedakârlıkla kazanılan istiklal mücadelemiz, vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un coşkulu mısralarıyla İstiklal Marşında ölümsüzleşmiştir.

Tarihten silinmek istenen bir milletin, hangi değerlere sarılarak istiklal mücadelesini kazandığını anlatan, tarihi belge niteliğindeki İstiklal Marşımız, milletimizin gönül yüceliğini, manevi değerlerini, milli kimliğini, vatan sevgisini en müstesna biçimde dile getirmektedir. Milli mücadelenin en zor döneminde bu eşsiz eser, halkımıza büyük cesaret ve moral vermiş, milletimizin şahlanışının timsali olmuştur.

İstiklal Marşı’nı şair, mütefekkir ve vatansever kimliğiyle yazan Mehmet Akif Ersoy, “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın” derken verilen mücadelenin büyüklüğünü ve zorluğunu ifade ediyordu.

Vatansever kimliğiyle Anadolu işgalinin en zorlu dönemlerinde, milli mücadeleye büyük destek veren Mehmet Akif,  ölümsüz eserleri, fikirleri,  idealleri, örnek kişiliği ve mütevazı hayatıyla milletimizin gönlünde taht kurmuştur.

Mehmet Akif, İstiklal Marşı’nı milletimize ve ordumuza  armağan ederek tüm eserlerini topladığı Safahat’a almamış, ne kadar büyük bir vatansever olduğunu bu ince davranışıyla bir kez daha göstermiştir.

Bizler bu topraklar üzerinde hür ve bağımsız yaşıyorsak, bunu istiklal mücadelemizin ölümsüz destanı İstiklal Marşı’nı yazdıran ruha, canı pahasına bu toprakları vatan yapan ve koruyan atalarımıza borçluyuz.

O gün savaş meydanlarında, vatanın her karış toprağında verilen büyük mücadele bugün, bilimde, teknolojide, kültürde, sanatta, ekonomide, hayatın her alanında devam etmektedir. Bu mücadelede, ülkemiz her geçen gün daha da büyüyerek ve güçlenerek yükselmekte; şehitlerimize, gazilerimize ve ecdadımıza karşı sorumluluğunu yerine getirmektedir.

İnanıyorum ki, milletimizi meydana getiren bireyler olarak her birimiz, bize armağan edilen bu eşsiz mısralardaki kardeşlik ruhunu, bu gönül birliğini dinmez bir coşkuyla ilelebet muhafaza edecek, İstiklal Marşımızda en güzel ifadesini bulan ortak değerler ve amaçlar etrafında birleşerek, daha iyi, daha müreffeh bir gelecek için azimle, inançla çalışmaya devam edeceğiz.

Bu düşüncelerle, İstiklal Marşımızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabulünün 100.Yıldönümünü kutluyor, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, milli şairimiz, büyük mütefekkir Mehmet Akif Ersoy’u ve bütün İstiklal savaşı kahramanlarımızı rahmet ve şükranla anıyorum

Hüseyin Aksoy Aydın Valisi

KILIÇDAROĞLU, AVCILAR’DA KENTSEL DÖNÜŞÜM İNCELEMELERİNDE BULUNDU

Avcılar’da kentsel dönüşüm incelemelerinde bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Burada kentsel dönüşüm güven içerisinde yürütülüyor.” dedi.

CHP, KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞTAYI DÜZENLEYECEK

CHP Türkiye’nin deprem gerçeğini göz önünde bulundurularak alternatif bir kentsel dönüşüm modeli belirlemek amacıyla hafta sonu İzmir’de Kentsel Dönüşüm Çalıştayı düzenleyecek. AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın başkanlığında “Yaşanabilir Kentsel Dönüşüm Masası” oluşturuldu. Türkiye’deki çalışmaları inceleyen Kentsel Dönüşüm Masası üyeleri, alternatif çözümler üretmek amacıyla akademisyenlerin de katılımı ile çalıştay düzenleme kararı aldı.

İSLAM: ACİL OLAN İHTİYAÇ NORMALLEŞMEDİR

Saadet Partisi’nden istifa ederek CHP’ye geçen İstanbul Milletvekili Cihangir İslam, CHP’ye katılmasıyla ilgili ilk açıklamasını yaptı. İslam, Twitter hesabından “Siyasi hayatıma ‘Adalet Yürüyüşü’nde birbirimizi yakından tanıma fırsatı bulduğumuz ve kaynaştığımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP ile devam etme kararı verdim” dedi.

HER VATANDAŞIN GELİRİ 3 BİN 477 DOLAR DÜŞTÜ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, devletin borçlanma politikasının vatandaşa ne kadara mal olduğunu hesapladı.

ERDOĞAN’I DANIŞMANLARI BATIRACAK

Erdoğan’a aşı konusunda da yanlış bilgi vermiş danışmanları yine. CHP genel başkanının aşı olmasını diline doladı Erdoğan ve “Hani sıranı bekleyecektin?” dedi. Kılıçdaroğlu da “Bekledim zaten, sıram geldi ve aşı oldum” dedi.

NÜKLEER ENERJİDE İNATLA ISRAR EDİLİYOR

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne ilişkin, “Tüm dünyada nükleer enerjiden uzaklaşma eğilimi hız kazanırken, Türkiye inatla mülkiyeti Rusya’ya ait olacak santrale yatırım yapıyor. Türkiye yenilenebilir enerji yerine nükleerde ısrar ediyor.” ifadesini kullandı.

EMEKLİLER İÇİN CHP’DEN 6 ÖNERİ

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, CHP Genel Merkezi’nin önünde emekli dernekleri üyesi emeklilerle bir araya geldi. Görüşmede emeklilerin sorunları ele alındı. CHP Genel Başkan Kılıçdaroğlu da toplantının sonuna katıldı.

CHP’Lİ İLGEZDİ’YE BAKANLIKTAN ‘GARİP’ YANIT

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, Türkiye’de sorulan soruların muhatabının bulunamadığını söyledi.

KALP KRİZİ GEÇİREN HASTANEYE GİDEMEDİ

CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fethi Açıkel başkanlığındaki Bilim Platformu tarafından hazırlanan “Kovid-19 Gölgesinde Bir Yıl” başlıklı çalışmada yer alan tespitler özetle şöyle: 2020 sonu itibarıyla nüfusun yaklaşık yüzde 78’i borçlu hâle gelmiştir. Ocak-Aralık 2020 döneminde halkımızın bankalara olan tüketici kredileri borcu yüzde 40, bireysel kredi kartı borçları yüzde 22 oranında artmıştır…

TAŞ OLUP MİLLETİN BAŞINA YAĞDINIZ

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Merkez Bankası’nın buharlaşan 128 milyar doları ile ilgili söylem değiştiren ve “Başınıza damat kadar taş düşsün” diyen Erdoğan’a yanıt verdi.

TÜRKİYE SABİT İNTERNETTE 175 ÜLKE ARASINDA 103’ÜNCÜ

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel, Türkiye’nin güncel internet karnesini kamuoyuyla paylaştı.

 

Gürer: “Üretici perişan, İktidar sadece seyrediyor.Çiftçi laf değil, İcraat bekliyor”

” patates ve soğan üreticileri “yandım anam ”diyor”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, patates ve soğan üreticilerinin sorunlarına değindi. Gürer,  “patates ve soğan taze satılabileceği gibi dondurulmuş ve işlenmiş ürün olarak değer bulacağı yerde depolarda çürüme noktasına erdi” dedi. TMO acil alım yapmasını istedi.

Gürer, ürün değer bulmadığı için kredi borçlarını ödeyemeyen Çiftçilerin haciz ve icra kıskacındaki olduklarını ve kelimenin tam anlamıyla “yandım anam” dediğini ifade etti.

Kilogram başına 1 liraya yakın maliyeti olan patates ve soğanın, maliyetinin çok altında fiyatlara bile satılamadığı için depolarda çürümeye terk edildiğini anlatan Gürer, iktidarın tarım konusunda planlamasının olmamasının, bu soruna neden olan en önemli etkenlerin başından geldiğine işaret etti.

PATATES VE SOĞANLI BASIN TOPLANTISI

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, patates ve soğan üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekti.

ÇÜRÜMEYE AZ KALDI

Tarım alanında yaşanan sorunların her geçen gün biraz daha büyüdüğünü kaydeden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu sorunlara çözüm bulunamaması halinde, Türkiye’de önümüzdeki dönemlerde kıtlık bile yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Basın toplantısına getirdiği patates ve soğanları basın mensuplarına gösteren CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde ve Nevşehir’de korunaklı olmayan depolarda bekletilen patatesin bir bölümünün filizlendiğini, halen değer bulacak depoda ürün olduğunu ancak  15 gün içinde ise çürüme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

NÜFUS ARTTI, ÜRETİM AZALDI

Ülkemizde 527 bin dekar alanda yıllık 2 milyon ton soğan ve 141 bin hektar alanda 5 milyon tona yakın patates üretiminin gerçekleştirildiğine dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2000’li yıllarda Türkiye’nin nüfusunun, bugünkü nüfustan 30 milyon daha az olmasına rağmen, o dönemki patates üretiminin, bugünden daha fazla olduğunu anımsattı.

PATATES FİLİZLENDİ

Köy ve kasabaları sürekli ziyaret ederek üreticilerin yaşadığı sorunları birinci ağızdan dinlediğini ve bu sorunları Meclis’te gündeme getirdiğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, filizlenmeye başlayan depolardaki patatesin, soğanın artık son aşamaya da geldiğini kaydetti.

PLANLAMA YOK

Buna rağmen halen kurtarılabilecek miktarda patatesin bulunduğunu söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde patates neden bu durumda? Soğanda niye bu sorun her yıl tekrarlanıyor? Çünkü planlama yok. Ürün para ederse çiftçi bir sonraki yıl daha çok ekiyor. İkinci yıl para etmeyince de ekim azalıyor. Bu kez sonraki yıl üretim az olduğu için tüketici daha pahalıya ürün almak zorunda kalıyor. Soğan ve patates bu nedenle üretici ve tüketici fiyatı en fazla değişken ürün oluyor, diye konuştu.

ÜRETİCİ “YANDIM ANAM” DİYOR

Patatesin ve soğanın katma değerli ürün haline dönüştürülmesi ve İhracat şansının olduğunu ancak iktidarı bu tür önerilere sürekli kulak tıkadığını ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Maliyeti 1 lirayı bulan her iki ürün ne yazık ki bu yıl maliyetine bile satılamamıştır. Yalnız İç Anadolu’da 500 bin ton patates üretici deposunda bekliyor. Girdi fiyatları ile ürün maliyeti artıyor. Üretici Ürettiği ürünü satamıyor. Büyük bir mağduriyet var. Binlerce üretici kelimenin tam anlamıyla ‘yandım anam!’ diyor. Ürünü depoda kalmış, çürüme riski artıyor. Bankalara, tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarını ödeyemeyen üretici, haciz ve icra kıskacıyla karşı karşıya. ” şeklinde konuştu.

BORÇLAR ERTELENİP FAİZLER SİLİNMELİ

Üreticilerin yaşadığı sorunların çözümüne yönelik değerlendirmelerde de bulunan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarım kredi kooperatifleri bu ayın sonuna kadar icraları ertelemişti; borçlarla ilgili bir yapılandırma gelmedi. Bu konuda Kanun Teklifi verdim. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun da gibi Çiftçilerin borçlarının faizleri silinmeli, ödemeler ertelenmeli ve yeni faizsiz kredi olanağı sağlanmalıdır. Çiftçi yeniden ekim yapabilmesi için kredi alabilmelidir” dedi.

TMO ALIM YAPMALI

Her çiftçinin modern depolama olanağı olmadığını, genelde ev altlarında sınırlı süre ürün depolandığını belirten Gürer,“ Çiftçilerin ürün depolayabileceği TMO’nun modern korumalı depolar, tesisler yaparak çiftçiye destek olması gerektiğini  ve daha uzun süre ürünün  bozulmadan depolanmasının sağlanabileceğini söyledi. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer,  acilen ise TMO ve tarım kredi kooperatiflerinin maliyetini bile satılamadığı için depolarda çürümeyi bekleyen patates ve soğanları hemen satın alması gerektiğini de söyledi.

PATATES VE SOĞAN KATMA DEĞERİ YÜKSEK ÜRÜNLER SINIFINA ALINMALI

Ürünlerin depolarda çürümeye terkedilmesinin akıl almaz bir durum olduğuna işaret eden Gürer, “Patates ve soğan taze tüketilmesi yanında dondurulup, işlenerek katma değerli ürün olarak değer bulması sağlanabilir. İhracat yapılabilir.  Patates işlenerek Parmak patates, cips, püre, patates unu olacakta değerlendirilebilir. Çürütülmesi akıl alacak iş değil. Cumhurbaşkanı ‘dağı taşı ekin’ dediği için üretici ekti ama şimdi ürünlerini satamıyor. Bu duruma siyasi iktidarın el koyması en kısa sürede soruna çözüm üretmesi gerekiyor”  diye konuştu.

TÜRK TARIMINI KİMLER YÖNETİYOR?

İktidarın, ürünün değer bulması için herhangi bir çaba göstermediğine de vurgu yapan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, basın toplantısında şu konulara da değindi:

“İktidar ürünlerin çürümesini seyrediyor. Tarımın bütününde de sorunlar katlıyor. İthale dayalı politikalar ağırlık kazanıyor. Burada bir iş bilmezlik mi yoksa kasıt mı var? Tarım yurtdışından yazılan reçetelerle yürütülmekten vazgeçilmelidir. Dünya Bankası, IMF ve ABD’li uzmanları raporladığı tarıma yönelik süreçler adları kullanılmasa da uygulama olarak devam ediyor. Çiftçi mağduriyet her yıl artarak devam ediyor. Sorunlarına çözüm getirilmiyor. Girdi fiyatları adeta patladı. Çiftçi gübrenin yanına varmakta zorlanıyor. Sulama suyu için kullanılan elektrik faturasını ödeyemez durumda. Bir an önce çiftçilerin borçları ve depolardaki ürünlerle ilgili, çözüm üretilmeli. Sıkıntı büyüklüğünü iktidar fark etmelidir. Anadolu’da pek çok ilde patates üreticisi gerçek anlamda şok yaşıyor ve haklı olarak ne olacak bu işin sonu?  Sorusunu soruyor. Niğde, Konya, Aksaray, Nevşehir, Afyonkarahisar, Bolu’da patates sorunu var. Ankara, Amasya, Çorum’da soğanla ilgili sorunlar büyüyor. İktidar laf üretmek yerine sorunlara çözüm bulmalı. Patates tamamı geçmişte Toprak Mahsulleri Ofisi üreticiden almıştı. Durum vahim, bu yılda aynı uygulama yapılıp acilen TMO alıma girmelidir.”

 

Didim’de kamu alanlarına ait sahil şeritlerinde işgaliyeye geçit verilmiyor.

Didim Belediyesi’ne bağlı Fen İşleri Müdürlüğü, Yapı Kontrol Müdürlüğü ve Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin ortaklaşa çalışmaları kapsamında Didim Fevzipaşa Mahallesi’nde kamu alanlarında bulunan işgaliyeler yıkılarak ortadan kaldırıldı.

            Didim’de kesinlikle kaçak işgaliyeye geçit verilmeyeceğinin altını çizen Didim Belediye Başkanı A.Deniz Atabay, “Fevzipaşa Mahallesi’nde  kamu alanlarında bulunan ve sahil şeritlerini işgal eden yapıların yıkımları devam edecek” dedi.

Türkiye’de yanlış tarım politikaları nedeniyle son 18 yılda üretim yapılan tarım arazileri 3.5 milyon hektar azaldı. Durum böyleyken iktidar, Afrika ülkeleri Nijer ve Sudan’da 1.78 milyon hektarlık tarım arazisi kiraladı. Tarım artık küçük çiftçiler yerine gıda devlerinin elinde.

Dünya tarımı, kapitalist tekellere emanet edilirken, küçük çiftçilik tasfiye ediliyor. Et, süt, buğday, şeker pancarı, mısır gibi en temel gıda mallarının yanında pamuk gibi en temel sınai ürünlerin üretimi artık küresel ölçekli devlerin elinde. Sadece merkez kapitalist ülkelerde değil, artık Türkiye gibi çevre ülkelerde de köyden kente göç sürecinin sonuna yaklaşılırken Dünya nüfusunu beslemek giderek daha büyük bir soruna dönüşüyor. Bir yandan kente göçe zorlanan küçük çiftçiler kentte ucuz işgücü arzını oluşturuyor, bir yandan da küçük çiftçilerin bıraktığı topraklar büyük ölçekli tarım şirketleri tarafından kapatılıyor. Kentlere hapsedilmiş milyonlar ise önlerine gelen besinlere yabancılaşmış durumda.

GIDA DEVLERİ DEVREDE

Bu sürecin sonunda tasfiye edilen küçük tarım arazileri yerine geleneksel çiftçilikle ilgisi olmayan küresel gıda şirketleri büyük arazilerin peşine düşüyor. Bu arazilerin toplandığı en önemli kıta ise Afrika… Dünyada sadece son birkaç yılda 50 milyon hektarın üzerinde tarım arazisinin yabancı firmalara, ülkelere kiralandığı tahmin ediliyor. Bu büyüklük 780 bin kilometrekarelik Türkiye’nin yüzölçümünün yüzde 64’üne karşılık geliyor. Bu toprakların da yüzde 70’i Afrika’da. Sudan, Mozambik, Kongo, Kenya, Etiyopya gibi ülkeler topraklarını ucuza elden çıkaran ülkelerin başında geliyor. Bu ülkeler ya tarım arazilerini satıyor ya da 100 yıla varan sözleşmelerle kiralıyor.

Afrika, bu ülkeler ve küresel şirketler için biçilmiş kaftan. Zira dünyadaki tarım arazilerinin yüzde 20’ye yakını bu kıtada bulunuyor. Arazileri işleme maliyetleri geniş düzlüklere yayıldığı için ucuz. Afrika’daki mevcut tarım alanlarının olası verimlilik ömrünün Avrupa ve dünyadaki diğer tarım alanlarına nispeten iki veya üç kat daha fazla olduğu dile getiriliyor. Kıtadaki işgücünün yüzde 65’i tarım işkolunda istihdam edilirken, Afrika’nın gelirinin yüzde 30’undan fazlası da tarımdan sağlanıyor.

Tablo buyken, tarım arazisi sorunu yaşamayan, hatta mevcut tarım arazilerini kullanmayan Türkiye, tarımdaki küçük çiftçi düşmanı politikalar nedeniyle Afrika’dan toprak kiralamaya başlamış durumda. Daha önce Sudan’da 99 yıllığına kiralanan İstanbul’un yüzölçümünün 1,5 katına karşılık gelen 780 bin 500 hektar tarım arazisinin yanında 2020’de de 1 milyon hektarlık tarım arazisi Nijer’de kiralandı. Bu haliyle Türkiye, ne tarım arazisi sorunu yaşanan Körfez ülkelerine ne de nüfusunu besleme sorunu yaşayan Çin, Hindistan gibi milyarlarca insanın yaşadığı ülkelere benziyor. Küresel tarım tekellerine de sahip olmayan Türkiye, tüm bunlara rağmen gıda ihtiyacını Afrika’dan karşılama stratejisi izliyor.

18 YILIN BİLANÇOSU

Türkiye’deki tarım arazileri büyüklüğü ve çiftçi sayısı AKP’nin çelişkili tarım politikasını teşhir ediyor. TÜİK verilerine göre 2002’de 41,1 milyon hektar olan ülkedeki toplam tarım arazisi büyüklüğü, 18 yılın sonunda 37,7 milyon hektara geriledi. Bu süreçte üretim yapılamayan toprak büyüklüğü yaklaşık 3,5 milyon hektar. Bu büyüklük neredeyse Konya’nın yüzölçümüne eşdeğer. Kaldı ki, üzerinde üretim yapmaktan vazgeçilen tarım arazileri Sudan ve Nijer’de kiralanan tarım arazilerinin 2 katı.

Yine TÜİK verilerine göre 2002 yılında tarımda istihdam edilen kişi sayısı 8 milyon 709 bindi. Bu sayı 2020 yılı eylül ayı itibariyle yüzde 41’lik azalmayla 5 milyon 132 bine düşmüş durumda. Üstelik aynı süreçte ülke nüfusu yaklaşık 20 milyon arttı.

KÖYLÜLER KENTE SÜRÜLDÜ

2000 yılında yapılan genel nüfus sayımında köylerde 23 milyon 797 bin kişi yaşıyordu. Bu sayı 2012’de 17 milyon 178 bine geriledi. Başka bir ifadeyle sadece 12 yıl içinde en az 6 milyon kişi yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan kente sürüldü. 2012’de çıkarılan yasayla köyler mahalle oldu. 2013’te köy nüfusu böylece 6 milyon 633 bine geriledi. 2019’da ise bu sayı 6 milyon 3 bin. Yani son 7 yılda da köylerin yüzde 10’u boşaltıldı. Köylerdeki nüfus ise giderek yaşlanıyor. Nüfus projeksiyonlarına göre yakın zaman içinde tarımdaki istihdam 4 milyonun altına inerken, ülke nüfusu 100 milyona yükselecek. Buna karşılık hükümetin küçük çiftçiliği kurtaracak bir vizyonu bulunmuyor.

ÇARE 3 BİN 500 KM UZAKTA DEĞİL

Afrika’dan kiralanan topraklara ilişkin değerlendirmede bulunan CHP Bursa Milletvekili ve Genel Başkan Tarım Politikaları Başdanışmanı Orhan Sarıbal, çarenin 3 bin 500 km uzakta olmadığını, ülkede Trakya’daki tarım arazilerinin 3 katı büyüklüğünde arazinin AKP döneminde ekilmediğini söyledi. Sarıbal:

“Dünya nüfusunun artması, küresel ısınma, iklim değişikliği ve gıda ihtiyacının artması sonucu emperyalist ülkeler, stratejik bir sektör olan tarımsal üretim konusunda, dünya gıda tekeli şirketleri aracılığıyla Afrika’da arazi kiralıyor veya satın alıyorlar.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Gıda Fiyat Endeksi verilerine göre dünyada gıda fiyatları 7 aydır üst üste yükselmekte.

Ülke içerisinde hububat, baklagil, yağlı tohumlar ve endüstri bitkilerinde yeterli üretimi sağlamayan AKP, arz açığı olan ürünleri ithalatla karşılamakta. Üretim politikasızlığının sonucu ülke içerisinde 650 bin üreticinin tarımı bırakması sonucu 35 milyon dönüm arazi üretimden çıktı. Bu da Trakya’daki tarım alanlarının 3 katından fazla tarım alanı ekilmiyor demek.

Yeni çıkış yolları arayan AKP bugün 3 bin 500 km uzakta olan Nijer’den 10 milyon dönüm arazi kiralayarak tarımsal üretimi artırma peşinde.

Nijer’de ilk etapta yem bitkisi üretimi planlanarak ülke içerisinde yem fiyatlarının düşürülmesi hedeflense de bu konuda yapılmış fizibilite raporu ortada yok. Bölgede iş yapan iş insanlarımız yatırım yapılsa dahi nakliye bedelleri nedeniyle maliyetli bir üretim olacağından çok rantabl bir üretim modeli olmayacağını söylemekte.

Biz öncelikle yurt içinde tarımsal üretimin ‘sürdürülebilir’ limitleri tamamen kullanıldığında ve ülke insanın ihtiyacının karşılanamayacak hale gelmesi durumunda, diğer ülkeleri sömürge anlayışı olmadan, ortak bir sinerji yaratılarak tarımsal üretim yapılmasından yanayız”.

Güney Ege Kalkınma Ajansı’nın 137’nci Yönetim Kurulu Toplantısı 10 Mart 2021 tarihinde Aydın’da gerçekleştirildi.

Aydın Valisi ve GEKA Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aksoy’un başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya; Muğla Valisi Orhan Tavlı, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, Aydın Sanayi Odası Başkanı Mehmet Yunus Şahin, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Ercan ve GEKA Genel Sekreteri Özgür Akdoğan katıldı.

Vali Aksoy toplantıya, Ajansın bölgedeki temel sosyal sorunların çözümüne katkı sağlamak amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının koordinasyonunda yürüttüğü 2021 yılı Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı’na (SOGEP) değinerek başladı. Programın son başvuru tarihinin 15 Mart 2021 Pazartesi günü olduğunu açıklayan Aksoy,  Aydın, Denizli ve Muğla’daki uygun başvuru sahiplerinin bu tarihe kadar ön başvurularını GEKA’nın web adresinden yapabileceğini ve programla ilgili detaylı bilgi alabileceğini söyledi.

Toplantıda Ajansın çalışma birimlerinin 2020 yılı Birim Faaliyet raporlarını gözden geçireceklerini söyleyen Aksoy, GEKA’nın 2020 yılında hayata geçirdiği tüm çalışmalarını “Eko-turizmde Yeni Destinasyonlar”, “Üretici Örgütlerinin Güçlendirilmesi” ve “İmalat Sanayiinde Kurumsallaşma ile Dijital Dönüşüm” sonuç odaklı programları doğrultusunda uyguladığını belirtti. Vali Hüseyin Aksoy, turizm faaliyetlerinin iç kesimlerde yaygınlaştırılması ve hedef ilçelerde turizm gelirlerinin artırılması amacıyla yürütülen “Eko-Turizmde Yeni Destinasyonlar” programı kapsamında belirlenen 9 ilçede 2020 yılı içerisinde destinasyon tanıtım ve hazırlık toplantıları gerçekleştirdiklerini sözlerine ekledi. Bu çalışma kapsamında Buldan ve Karacasu ilçelerinde Eko-turizm çalıştaylarını hayata geçirirken Karacasu, Buldan ve Çameli ilçelerinin eko-turizm eylem planlarını tamamladıklarını, Ajansın diğer 6 ilçe için çalışmalarına devam edeceğinin belirtti.

Vali Aksoy, Aydın, Denizli ve Muğla illerinde öne çıkan sektörlerde dijitalleşme ve kurumsallaşma alanındaki mevcut durumun detaylı bir şekilde belirlenmesi ve analiz edilmesi amacıyla “Öne Çıkan Sektörlerde Dijitalleşme Mevcut Durum Analizi”ni tamamladıklarını söyledi. Araştırma ile elde edilecek bilgilerin GEKA’nın önümüzdeki dönemde dijitalleşme ve kurumsallaşma alanındaki faaliyetlerine ve desteklerine ışık tutacağının altını çizdi.

Proje destek programlarının tasarlanmasının yanı sıra uygulama ve izleme çalışmalarını da titizlikle yürüttüklerini söyleyen Aydın Valisi, Ajansın 2020 yılında; Teknik Destek, Fizibilite Desteği, Yönetim Danışmanlığı, COVID-19 ile Mücadele ve Dayanıklılık ile Sosyal Gelişmeyi Destekleme (SOGEP) programlarını ilan ederek uyguladığını ifade etti.

 

 

 

2020 yılında GEKA’nın yürüttüğü Proje Teklif Çağrısı’na değinen Vali Aksoy; “Çağrı kapsamında Alternatif Turizm Altyapısı, Alternatif Turizm ve Kooperatif ve Birliklerin Rekabet Gücünün Geliştirilmesi programlarını ilan ettik. Programlar kapsamında pandemi dönemi olmasına rağmen Bölgemizden 192 proje başvurusu yapıldı. Projelerin değerlendirme süreci tamamlanmış olup yeterli başarı kriterine sahip projeler, bugün Genel Sekreterliğimiz tarafından Yönetim Kurulumuza sunulacaktır. Yapılacak son değerlendirme neticesinde başarılı bulunan projeler en kısa zamanda kamuoyuna duyurulacaktır. 2020 yılında Aydın Yenilenebilir Enerji Soğuk Hava Deposu Güdümlü Projesi’nin tamamlanarak faaliyete geçtiğini de duyurmak isterim. Ajansımız sonuç odaklı programlar kapsamında, bölge kalkınmasına ivme kazandıracak güdümlü proje çalışmalarına devam etmektedir. Bölgedeki yatırımcı ilişkilerine yön veren Yatırım Destek Ofislerimiz tarafından 2020 yılında yatırımcılara yol göstermesi amacıyla ön fizibiliteler hazırlanmıştır.”

Aydın Valisi Hüseyin Aksoy konuşmasına şu şekilde devam etti “Toplantımızın son bölümünde görüşeceğimiz diğer konu başlıklarından birisi de 2021 yılında ilan edeceğimiz Teknik Destek ve Yönetim Danışmanlığı programları olacak.”

GEKA Yönetim Kurulu Başkanı Vali Aksoy, Yönetim Kurulu Üyelerine katılımlarından dolayı teşekkür ederek toplantının bölge ve ülke için hayırlı olmasını dileyerek sözlerini sonlandırdı.

 

08.03.2021 günü İlçemiz Altınkum Mahallesinde ikametin bahçesinden hırsızlanan elektirikli bisiklet hırsızlığı ile ilgili olarak Asayiş Büro Amirliğince yapılan çalışmalarda olayın şüphelisinin M.D. isimli şahıs olduğu tespit edilerek, çaldığı bisiklet ile yakalanmıştır. Elektrikli bisiklet sahibine teslim edilerek, şüpheli M.D. yapılan işlemlerinin ardından sevk edildiği adli mercilerce tutuklanarak cezaevine teslim edilmiştir.

Vatandaşların ikametlerine, ikametlerine ait müştemilata ve işyerlerine kamera takması caydırıcılığın yanı sıra, hırsızların tespitinde ve yakalanmasında önemli bir faktör olacaktır.

 

Arşivler