ATI ÖLEN KOVBOY YASTA… | Didim Özgürses
Bookmarks

(Çocuklara Masallar…)

Ta, bebeklikten beri binmeye meraklıydı.

Babasının, dedesinin sırtından bir türlü inmiyordu.

Biraz büyünce, koyunlara keçilere binmeye başladı. Fakat her defasında da düşüyordu.

Bu alışkanlığını ilkokulda da devam ettirip, arkadaşlarının sırtına binmeye başlayınca, öğretmeni tarafından cezalandırıldı. Bu binme sevdasından bir türlü vazgeçemiyordu.
Hedefi ata binmekti. Gel gör ki, at büyük, kendisi küçüktü.

Hedefe varmak için küçüklerden başlamalıydı binmeye. Çok seviyordu bu binme işini…

Önce sıpalara, biraz daha büyüyünce de eşeklere binmeye başladı. Bu eşeklerin ne yaptığı belli olmuyordu.. Bir yolunu bulup üzerinden atıyorlar, insanı rezil ediyorlardı. Bu yüzden bir kaç kez de kolu kırılmıştı. Sonunda eşeklere binmeyi öğrendi. O eşeğe, eşekler de ona alışmıştı.

Hedefi ata binmekti. At gibi soylusu var mıydı ! Eşeğe benzemezdi.

Gel zaman, git zaman, büyüdü delikanlı oldu. İçinde ata binme tutkusunu bir türlü yenemiyordu.

Zor olan eşeklere binmekti ve onu başarmıştı. Hedef, soylu olan atlara binmekti.

Okullar okudu, büyük şehirler gördü, iyi mevkilere geldi.

Ama hiç bir zaman içinden ata binme tutkusunu atamadı.

Mutlaka soylu, soplu bir ata binmeliydi. Ancak kendisine bu yakışırdı.
Etrafa haberler salındı. Tez elden soylu bir at buluna ve getirile diye…

Ve böyle bir at bulundu.

Gazetecilere haber uçuruldu, böyle soylu soplu bir ata, ülkenin makam sahibi biri binerken bu tarihi an
kaçırılmamalıydı. Bu rakiplere karşı da çok iyi olurdu.
Soylu atla ilk kez gözgöze geldiklerinde çok duygulanmıştı. İşte benim atım bu dedi. Atla bakıştılar bir süre. Bu duygulu anı resimledi gazeteciler.

Beklenen gün gelmişti. Tüm cesaretini topladı. Bunca yıldır eşeklere binmişti. Bu soylu ata mı binemeyecekti !

Dostlarına, arkadaşlarına, bu güzel anı görüntülemek isteyen gazetecilere gülümseyerek poz verdi.

Kendisini sessizce bekleyen ata biraz sevgi, biraz da korkuyla bakarak, Cüneyt Arkın’ın filmlerinde yaptığı gibi soylu ata atladı.

Kendisi havadayken alkış başlamıştı. Kendisi yerdeyken de devam ediyordu bu alkış. Çok kötü bir oyuna gelmişti. Sırtı, dizi bacakları ağrımaya başlamıştı. Şu gazetecilere de sinir oluyordu. Hem gülüyorlar, hemde resim çekiyorlardı. Allah bilir, kameraya da alıp, televizyonlarda gösterip kendisini madara edeceklerdi. Bu işte bir hile vardı. Bir kere bu atı rakip firma göndermiş olabilirdi.

Çok sinirlenmişti. Ben ata binemediysem, binecek çok şey bulurum dedi.

Dedikleri çıktı. Halkın sırtına binmeye başladı… At onun için iyi bir ders olmuştu. Artık rahatça binebileceği çok önemli şeyler bulmuştu.

Binme sevdasına halkın sırtına daha çok binerek devam ederken, o atı hiç unutmadı. O at binme konusunda ona çok önemli dersler vermişti.

Soylu atla, daha sonra dost oldular. Her zaman görüşüne gitti, selam gönderdi.

Ve o acı anı öğrendiğinde yıkıldı. Sevgili atı ölmüştü. Çok üzüldü, kendisine bunca güzel ders veren atı unutamadı.

Adamlarına, tez çabuk elden, atın heykeli yapıla, heykelin altına da: ” Atı ölen kovboy yasta yazıla” demiş.

İşte, gördüğünüz bu anıtın öyküsü bu çocuklar.

Başka bir masalda buluşmak üzere hoşça kalın…

ERDOĞAN ŞAHİN

Arşivler