Mart | 2021 | Didim Özgürses

Bookmarks

Aylık arşiv: Mart 2021

TAKIM TUTAR GİBİ PARTİ TUTULMAZ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün Uşak Sivaslı’da önce belediyeyi sonra esnafı ziyaret etti. Kılıçdaroğlu, Uşak Atatürk Kültür Merkezi’nde kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşlan, esnaf odalan ve muhtarlarla ile bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, ülkenin güçlü olabilmesi demokrasi; üreten Türkiye; güçlü sosyal devlet ve sürdürülebilirliğin önemli olduğunu söyledi. ‘Takım tutar gibi parti tutulmaz. Bir parti yanlış yapıyorsa vatandaş yanlış yaptın, sana oy vermiyorum’ diyecek” dedi.

DEVRİM TÜZÜĞÜ’NÜ TESLİM ETTİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün Genel Merkez’de bir araya geldiği Bedri Baykam’dan önsözünü yazdığı, “CHP Demokratik Dijital Devrim Tüzük Taslağı”nı aldı. Baykam Milliyete, “Böyle bir tüzük olsaydı Muharrem İnce de ayrılmazdı, Mehmet Ali Çelebi ve diğer iki arkadaşı da ayrılmazdı” dedi.

EMEKLİLERİN HAKKINI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIM

CHP Genel Merkezi’nde emeklilerle bir araya gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, emeklilerin sorunlarını ve taleplerini dile getirmek üzere basın toplantısı düzenledi.

GERÇEK İŞSİZLİK ORANINI GİZLİYORLAR

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak başkanlığındaki CHP Ekonomi Masası Heyeti, Çorum’da iş dünyası temsilcileriyle buluştu.

İKTİDARIN SALGIN DESTEĞİ KARNESİ SINIFI GEÇEMEDİ!

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel, dünyayı ve Türkiye’yi sarsan pandeminin bir yılına ilişkin bilgi notu paylaştı.

CHP REZERV KONUSUNU SICAK TUTUYOR

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çarşamba günkü Merkez Bankası açıklamalarına göndermede bulunarak, “Eski yönetimi överek eski politikalar dönüleceği endişesi yaratıldı. Bu da belirsizliği artırdı. 128 milyar dolar rezervi eriten bürokratlara sahip çıkıldı, hiçbir işlem yapılmadı” değerlendirmesini yaptı.

ALACAHÖYÜK TARİHE IŞIK TUTUYOR

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak başkanlığındaki CHP Ekonomi Masası Heyeti, Atatürk’ün kişisel servetinden bütçeleyerek 1935 yılında başlattığı 4 kazı çalışmasından birine ev sahipliği yapan Alacahöyük Antik Kenti’ni gezdi.

 

TEKLİF KABUL EDİLİRSE MEŞRU MÜDAFA KAPSAMI GENİŞLEYECEK

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, sistematik fiziksel şiddet mağduru kadınların faillerine karşı işledikleri suçların meşru müdafa hükmü kapsamında değerlendirilmesi için kanun teklifi verdi. Teklif kabul edilirse, kendisinde Örselenmiş Kadın Sendromu tespit edilen ve hayati risk içeren sistematik fiziksel şiddet mağduru kişilerin faillerine karşı işledikleri suçlar meşru müdafa hükmü kapsamında değerlendirilecek.

KADINLAR HER AN ŞİDDET GÖRME İHTİMALİYLE YAŞIYOR

CHP Aydın Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül, Meclis Başkanlığına Türk Ceza Kanunda değişiklik yapılması için kanun teklifi verdi. Kanun teklifinde Bülbül, kadınlarda ağır sistematik şiddetle birlikte gelişen öğrenilmiş çaresizlik duygusunun, şiddetin hayatın bir parçası olarak görülmesine sebep olduğunu ve bu durumun yargı makamlarınca değerlendirmesi gerektiğini belirterek, “Ülkemizde kadına yönelik hane içi şiddet bu kadar yaygınken mahkemelere intikal eden ceza dosyalarında kadınların yaşadığı travma bozukluğu, yargı makamlarınca dikkate alınmamaktadır. Örselenmiş Kadın Sendromu, sürekli olarak ağır fiziksel, duygusal ve cinsel şiddet gören kadınların psikolojik durumlarını niteleyen bir kavramdır. Günümüzde bu Sendromdan müzdarip olduğu gözlemlenen ve basına yansıyan şiddet olaylarında haksız tahrik hükümleri bile nadiren tartışılıyor. Oysaki mağdurlar, her an şiddet görebilme ihtimaliyle, hatta öldürülme ihtimaliyle yaşıyor. Bir kısır döngü içinde hayatlarını devam ettirirken her an hayatları risk altında.” dedi.

MEŞRU MÜDAFANIN GENİŞ DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİYOR

Bülbül, sistematik ağır şiddete maruz kalan kadınların kendilerini savunmak için işlemiş oldukları suçlara geniş çerçeveden bakılması gerektiğini ifade ederek, “Örselenmiş Kadın Sendromu’nu yaşayan mağdurların faillere karşı işlemiş olduğu suçlar hakkında yapılacak değerlendirmelerin klasik meşru müdafa tanımı dışından çıkarılarak geniş bir değerlendirmeye konu olması gerekmektedir. Meşru müdafaada, mağdura karşı olay anında yönelmiş mevcut bir tehlike söz konusudur. Örselenmiş Kadın Sendromu’nda ise failin kendisine yöneltilen saldırı o an bitmiş olabilir, ancak geçmişten beri gelen ve devam edecek olan düzenli ve sistematik bir şiddet mevcuttur. Bu bağlamda olayın ispatı adli tıp raporları ve psikolojik değerlendirmeler kapsamında sağlanacaktır.” ifadelerini kullandıBülbül, verdiği teklifte Türk Ceza Kanuna “Adli tıp ve uzman psikolog tarafından düzenlenen raporlar doğrultusunda Örselenmiş Kadın Sendromu tespit edilen ve hayati risk içeren sistematik fiziksel şiddet mağduru kişilerin kendilerini savunmak amacıyla faillerine karşı işlemiş olduğu suçlar da işbu madde kapsamında değerlendirilir.” ibaresinin eklenmesini talep etti.

 

-Ananın adı ne?

-Damat.

-Babanın adı ne?

-Damat.

Damat da damat, damat da damat!

Şimdi de tutturmuşlar 128 milyar dolar diye bir türkü, koro halinde söylüyorlar.

Ne zaman söyleyecek diyordum, söyledi:

-Damat kadar başınıza taş düşsün!

Meheldir. İnsanoğlunun fıtratında yadsıma huyu var. Yer, içer keyif çatarsın da “Bu değirmenin suyu nereden geliyor”, diye düşünmek aklından bile geçmez.

Şimdi bir düşün bakalım, nüfusun arttığı, istihdamın azaldığı bir ortamda nasıl oluyor da işsizlik azalıyor?

Nasıl oluyor da bu memlekette yatırım yapmadan, üretmeden bütçe açığıyla enflasyon dengede tutulabiliyor?

Nasıl oluyor da dolarıydı, avrosuydu, yuanıydı… lirayı görünce kaçacak delik arıyorlar?

Kefereyi perişan eden şu salgın ortamında nasıl oluyor da senin yurttaşın beğendiği aşıyla coronadan korunabiliyor, ekonomin şaha kalkıyor?

Bu işler ustalık ister, beceri ister; öyle mikrofonun başına geçip de işkembe-i kübradan atmakla olmaz.

Şimdi her şeyi bir yana bırakıp soralım:
Damat olmasa, neresi çok önemli, neresi değil; kimden öğrenecektiniz, bunu hiç düşündünüz mü?

 

Didim Ticaret Odası adına Genel Sekreter Murat Güneş ile Egemed Didim Tıp Merkezi Müdürü Cengiz Bayar tarafından imzalanan protokol kapsamında Oda üyeleri ile birinci derece yakınlarına %25 indirim sağlanacak. İndirim Egemed Söke Hastanesi ve Kuşadası Saydam Tıp Merkezinde de geçerli olacak.

SGK hasta farkları üzerinden; tetkikler, operasyonlar ve yatarak tedaviler ile diyet polikliniğinde %25, Tüm Özel Check-Up Paketlerinde %10 indirim uygulanacak.

Üyelerin bu indirimden faydalanabilmesi için Didim Ticaret Odasından üye kimlik kartı almaları gerekmektedir.

 

Bugün, milletçe İstiklal Marşımızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabulünün 100. Yıldönümünü kutlamanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz.

Üzerinde hür olarak yaşadığımız bu cennet vatana kasteden düşmanlara karşı büyük bir azim, inanç ve fedakârlıkla kazanılan istiklal mücadelemiz, vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un coşkulu mısralarıyla İstiklal Marşında ölümsüzleşmiştir.

Tarihten silinmek istenen bir milletin, hangi değerlere sarılarak istiklal mücadelesini kazandığını anlatan, tarihi belge niteliğindeki İstiklal Marşımız, milletimizin gönül yüceliğini, manevi değerlerini, milli kimliğini, vatan sevgisini en müstesna biçimde dile getirmektedir. Milli mücadelenin en zor döneminde bu eşsiz eser, halkımıza büyük cesaret ve moral vermiş, milletimizin şahlanışının timsali olmuştur.

İstiklal Marşı’nı şair, mütefekkir ve vatansever kimliğiyle yazan Mehmet Akif Ersoy, “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın” derken verilen mücadelenin büyüklüğünü ve zorluğunu ifade ediyordu.

Vatansever kimliğiyle Anadolu işgalinin en zorlu dönemlerinde, milli mücadeleye büyük destek veren Mehmet Akif,  ölümsüz eserleri, fikirleri,  idealleri, örnek kişiliği ve mütevazı hayatıyla milletimizin gönlünde taht kurmuştur.

Mehmet Akif, İstiklal Marşı’nı milletimize ve ordumuza  armağan ederek tüm eserlerini topladığı Safahat’a almamış, ne kadar büyük bir vatansever olduğunu bu ince davranışıyla bir kez daha göstermiştir.

Bizler bu topraklar üzerinde hür ve bağımsız yaşıyorsak, bunu istiklal mücadelemizin ölümsüz destanı İstiklal Marşı’nı yazdıran ruha, canı pahasına bu toprakları vatan yapan ve koruyan atalarımıza borçluyuz.

O gün savaş meydanlarında, vatanın her karış toprağında verilen büyük mücadele bugün, bilimde, teknolojide, kültürde, sanatta, ekonomide, hayatın her alanında devam etmektedir. Bu mücadelede, ülkemiz her geçen gün daha da büyüyerek ve güçlenerek yükselmekte; şehitlerimize, gazilerimize ve ecdadımıza karşı sorumluluğunu yerine getirmektedir.

İnanıyorum ki, milletimizi meydana getiren bireyler olarak her birimiz, bize armağan edilen bu eşsiz mısralardaki kardeşlik ruhunu, bu gönül birliğini dinmez bir coşkuyla ilelebet muhafaza edecek, İstiklal Marşımızda en güzel ifadesini bulan ortak değerler ve amaçlar etrafında birleşerek, daha iyi, daha müreffeh bir gelecek için azimle, inançla çalışmaya devam edeceğiz.

Bu düşüncelerle, İstiklal Marşımızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabulünün 100.Yıldönümünü kutluyor, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, milli şairimiz, büyük mütefekkir Mehmet Akif Ersoy’u ve bütün İstiklal savaşı kahramanlarımızı rahmet ve şükranla anıyorum

Hüseyin Aksoy Aydın Valisi

Didim Şoförler ve Otomobilciler Odası ile Egemed Hastaneleri arasında imzalanan protokol kapsamında oda üyeleri ile birinci derece yakınlarına, hastanenin sunduğu hizmetlerden %25 oranında indirim sağlanacak.

Didim Şoförler ve Otomobilciler Odası, sağlık alanında son teknolojik cihazlarla hizmet veren Egemed Hastaneleri ile oda üyeleri ve personeller için indirim protokolü imzaladı. Didim Şoförler ve Otomobilciler Odası makamında gerçekleşen imza törenine Didim Şoförler Odası Başkanı Savaş Cengiz ile Egemed Didim Tıp Merkezi Müdürü Cengiz Bayar katıldı.

“BİRİNCİ DERECE YAKINLARI DA YARARLANACAK”

Protokol kapsamında bilgiler veren Egemed Didim Tıp Merkezi Müdürü Cengiz Bayar, kurumlara yönelik yaptıkları protokoller kapsamında Didim Şoförler ve Otomobilciler Odası ile protokol gerçekleştirmekten duyduğu memnuniyeti belirterek, “Şoförler Odası üyeleri ile birinci derece yakınları ve oda personeline tetkikler, operasyonlar ve yatarak tedaviler ile diyet polikliniğinde SGK hasta farkları üzerinden %25 oranında, tüm özel Check-Up paketlerinde %10 oranında indirim uygulanacak. Ayrıca acil haller nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri, yoğun bakım hizmetleri, yanık tedavisi hizmetleri, yeni doğana verilen sağlık hizmetleri, doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlerine yönelik sağlık hizmetleri, diyaliz tedavileri ve kardiyovasküler cerrahi işlemleri gibi hizmetlerden ilave ücret alınmayacak. Doğum, sünnet, alerji testleri, diş hastalıkları ve tedavisi, ESWT ve SGK ödemesi olmayan hizmetler gibi istisnai haller için ise indirim uygulanmayacak. Bu protokolden Didim Şoförler Odası üyeleri ile birinci derece yakınları ve oda personeli faydalanacak. İndirim Egemed Söke Hastanesi, Egemed Didim Tıp Merkezi ve Kuşadası Saydam Tıp Merkezi’nde geçerli olacak. Protokolün hazırlanması ve hayata geçirilmesinde emeği geçen oda başkanımıza ve yönetim kurulu üyelerine teşekkür ediyorum ve hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

“ÜYELERİMİZ, ODAMIZDAN ÜYE KİMLİK KARTLARINI ALABİLİRLER”

Didim Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Savaş Cengiz de oda üyelerine sağlık anlamında destek olunması amacıyla Egemed Hastaneleri ile protokol yenilediklerini ifade ederek, “Bu protokolden oda üyelerimizin yanı sıra birinci derecede yakınları da yararlanacak. Üyelerimizin bu indirimden faydalanabilmesi için odamızdan üye kimlik kartlarını almaları gerekiyor. Üyelerimiz bu kartla kendisi yada birinci derece yakınları hastaneye giderek tedavi olabilecekler. Bu protokolün odamıza ve üyelerimize hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

KILIÇDAROĞLU, AVCILAR’DA KENTSEL DÖNÜŞÜM İNCELEMELERİNDE BULUNDU

Avcılar’da kentsel dönüşüm incelemelerinde bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Burada kentsel dönüşüm güven içerisinde yürütülüyor.” dedi.

CHP, KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞTAYI DÜZENLEYECEK

CHP Türkiye’nin deprem gerçeğini göz önünde bulundurularak alternatif bir kentsel dönüşüm modeli belirlemek amacıyla hafta sonu İzmir’de Kentsel Dönüşüm Çalıştayı düzenleyecek. AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın başkanlığında “Yaşanabilir Kentsel Dönüşüm Masası” oluşturuldu. Türkiye’deki çalışmaları inceleyen Kentsel Dönüşüm Masası üyeleri, alternatif çözümler üretmek amacıyla akademisyenlerin de katılımı ile çalıştay düzenleme kararı aldı.

İSLAM: ACİL OLAN İHTİYAÇ NORMALLEŞMEDİR

Saadet Partisi’nden istifa ederek CHP’ye geçen İstanbul Milletvekili Cihangir İslam, CHP’ye katılmasıyla ilgili ilk açıklamasını yaptı. İslam, Twitter hesabından “Siyasi hayatıma ‘Adalet Yürüyüşü’nde birbirimizi yakından tanıma fırsatı bulduğumuz ve kaynaştığımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP ile devam etme kararı verdim” dedi.

HER VATANDAŞIN GELİRİ 3 BİN 477 DOLAR DÜŞTÜ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, devletin borçlanma politikasının vatandaşa ne kadara mal olduğunu hesapladı.

ERDOĞAN’I DANIŞMANLARI BATIRACAK

Erdoğan’a aşı konusunda da yanlış bilgi vermiş danışmanları yine. CHP genel başkanının aşı olmasını diline doladı Erdoğan ve “Hani sıranı bekleyecektin?” dedi. Kılıçdaroğlu da “Bekledim zaten, sıram geldi ve aşı oldum” dedi.

NÜKLEER ENERJİDE İNATLA ISRAR EDİLİYOR

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne ilişkin, “Tüm dünyada nükleer enerjiden uzaklaşma eğilimi hız kazanırken, Türkiye inatla mülkiyeti Rusya’ya ait olacak santrale yatırım yapıyor. Türkiye yenilenebilir enerji yerine nükleerde ısrar ediyor.” ifadesini kullandı.

EMEKLİLER İÇİN CHP’DEN 6 ÖNERİ

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, CHP Genel Merkezi’nin önünde emekli dernekleri üyesi emeklilerle bir araya geldi. Görüşmede emeklilerin sorunları ele alındı. CHP Genel Başkan Kılıçdaroğlu da toplantının sonuna katıldı.

CHP’Lİ İLGEZDİ’YE BAKANLIKTAN ‘GARİP’ YANIT

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, Türkiye’de sorulan soruların muhatabının bulunamadığını söyledi.

KALP KRİZİ GEÇİREN HASTANEYE GİDEMEDİ

CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fethi Açıkel başkanlığındaki Bilim Platformu tarafından hazırlanan “Kovid-19 Gölgesinde Bir Yıl” başlıklı çalışmada yer alan tespitler özetle şöyle: 2020 sonu itibarıyla nüfusun yaklaşık yüzde 78’i borçlu hâle gelmiştir. Ocak-Aralık 2020 döneminde halkımızın bankalara olan tüketici kredileri borcu yüzde 40, bireysel kredi kartı borçları yüzde 22 oranında artmıştır…

TAŞ OLUP MİLLETİN BAŞINA YAĞDINIZ

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Merkez Bankası’nın buharlaşan 128 milyar doları ile ilgili söylem değiştiren ve “Başınıza damat kadar taş düşsün” diyen Erdoğan’a yanıt verdi.

TÜRKİYE SABİT İNTERNETTE 175 ÜLKE ARASINDA 103’ÜNCÜ

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel, Türkiye’nin güncel internet karnesini kamuoyuyla paylaştı.

 

Gürer: “Üretici perişan, İktidar sadece seyrediyor.Çiftçi laf değil, İcraat bekliyor”

” patates ve soğan üreticileri “yandım anam ”diyor”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, patates ve soğan üreticilerinin sorunlarına değindi. Gürer,  “patates ve soğan taze satılabileceği gibi dondurulmuş ve işlenmiş ürün olarak değer bulacağı yerde depolarda çürüme noktasına erdi” dedi. TMO acil alım yapmasını istedi.

Gürer, ürün değer bulmadığı için kredi borçlarını ödeyemeyen Çiftçilerin haciz ve icra kıskacındaki olduklarını ve kelimenin tam anlamıyla “yandım anam” dediğini ifade etti.

Kilogram başına 1 liraya yakın maliyeti olan patates ve soğanın, maliyetinin çok altında fiyatlara bile satılamadığı için depolarda çürümeye terk edildiğini anlatan Gürer, iktidarın tarım konusunda planlamasının olmamasının, bu soruna neden olan en önemli etkenlerin başından geldiğine işaret etti.

PATATES VE SOĞANLI BASIN TOPLANTISI

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, patates ve soğan üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekti.

ÇÜRÜMEYE AZ KALDI

Tarım alanında yaşanan sorunların her geçen gün biraz daha büyüdüğünü kaydeden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu sorunlara çözüm bulunamaması halinde, Türkiye’de önümüzdeki dönemlerde kıtlık bile yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Basın toplantısına getirdiği patates ve soğanları basın mensuplarına gösteren CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde ve Nevşehir’de korunaklı olmayan depolarda bekletilen patatesin bir bölümünün filizlendiğini, halen değer bulacak depoda ürün olduğunu ancak  15 gün içinde ise çürüme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

NÜFUS ARTTI, ÜRETİM AZALDI

Ülkemizde 527 bin dekar alanda yıllık 2 milyon ton soğan ve 141 bin hektar alanda 5 milyon tona yakın patates üretiminin gerçekleştirildiğine dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2000’li yıllarda Türkiye’nin nüfusunun, bugünkü nüfustan 30 milyon daha az olmasına rağmen, o dönemki patates üretiminin, bugünden daha fazla olduğunu anımsattı.

PATATES FİLİZLENDİ

Köy ve kasabaları sürekli ziyaret ederek üreticilerin yaşadığı sorunları birinci ağızdan dinlediğini ve bu sorunları Meclis’te gündeme getirdiğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, filizlenmeye başlayan depolardaki patatesin, soğanın artık son aşamaya da geldiğini kaydetti.

PLANLAMA YOK

Buna rağmen halen kurtarılabilecek miktarda patatesin bulunduğunu söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde patates neden bu durumda? Soğanda niye bu sorun her yıl tekrarlanıyor? Çünkü planlama yok. Ürün para ederse çiftçi bir sonraki yıl daha çok ekiyor. İkinci yıl para etmeyince de ekim azalıyor. Bu kez sonraki yıl üretim az olduğu için tüketici daha pahalıya ürün almak zorunda kalıyor. Soğan ve patates bu nedenle üretici ve tüketici fiyatı en fazla değişken ürün oluyor, diye konuştu.

ÜRETİCİ “YANDIM ANAM” DİYOR

Patatesin ve soğanın katma değerli ürün haline dönüştürülmesi ve İhracat şansının olduğunu ancak iktidarı bu tür önerilere sürekli kulak tıkadığını ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Maliyeti 1 lirayı bulan her iki ürün ne yazık ki bu yıl maliyetine bile satılamamıştır. Yalnız İç Anadolu’da 500 bin ton patates üretici deposunda bekliyor. Girdi fiyatları ile ürün maliyeti artıyor. Üretici Ürettiği ürünü satamıyor. Büyük bir mağduriyet var. Binlerce üretici kelimenin tam anlamıyla ‘yandım anam!’ diyor. Ürünü depoda kalmış, çürüme riski artıyor. Bankalara, tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarını ödeyemeyen üretici, haciz ve icra kıskacıyla karşı karşıya. ” şeklinde konuştu.

BORÇLAR ERTELENİP FAİZLER SİLİNMELİ

Üreticilerin yaşadığı sorunların çözümüne yönelik değerlendirmelerde de bulunan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarım kredi kooperatifleri bu ayın sonuna kadar icraları ertelemişti; borçlarla ilgili bir yapılandırma gelmedi. Bu konuda Kanun Teklifi verdim. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun da gibi Çiftçilerin borçlarının faizleri silinmeli, ödemeler ertelenmeli ve yeni faizsiz kredi olanağı sağlanmalıdır. Çiftçi yeniden ekim yapabilmesi için kredi alabilmelidir” dedi.

TMO ALIM YAPMALI

Her çiftçinin modern depolama olanağı olmadığını, genelde ev altlarında sınırlı süre ürün depolandığını belirten Gürer,“ Çiftçilerin ürün depolayabileceği TMO’nun modern korumalı depolar, tesisler yaparak çiftçiye destek olması gerektiğini  ve daha uzun süre ürünün  bozulmadan depolanmasının sağlanabileceğini söyledi. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer,  acilen ise TMO ve tarım kredi kooperatiflerinin maliyetini bile satılamadığı için depolarda çürümeyi bekleyen patates ve soğanları hemen satın alması gerektiğini de söyledi.

PATATES VE SOĞAN KATMA DEĞERİ YÜKSEK ÜRÜNLER SINIFINA ALINMALI

Ürünlerin depolarda çürümeye terkedilmesinin akıl almaz bir durum olduğuna işaret eden Gürer, “Patates ve soğan taze tüketilmesi yanında dondurulup, işlenerek katma değerli ürün olarak değer bulması sağlanabilir. İhracat yapılabilir.  Patates işlenerek Parmak patates, cips, püre, patates unu olacakta değerlendirilebilir. Çürütülmesi akıl alacak iş değil. Cumhurbaşkanı ‘dağı taşı ekin’ dediği için üretici ekti ama şimdi ürünlerini satamıyor. Bu duruma siyasi iktidarın el koyması en kısa sürede soruna çözüm üretmesi gerekiyor”  diye konuştu.

TÜRK TARIMINI KİMLER YÖNETİYOR?

İktidarın, ürünün değer bulması için herhangi bir çaba göstermediğine de vurgu yapan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, basın toplantısında şu konulara da değindi:

“İktidar ürünlerin çürümesini seyrediyor. Tarımın bütününde de sorunlar katlıyor. İthale dayalı politikalar ağırlık kazanıyor. Burada bir iş bilmezlik mi yoksa kasıt mı var? Tarım yurtdışından yazılan reçetelerle yürütülmekten vazgeçilmelidir. Dünya Bankası, IMF ve ABD’li uzmanları raporladığı tarıma yönelik süreçler adları kullanılmasa da uygulama olarak devam ediyor. Çiftçi mağduriyet her yıl artarak devam ediyor. Sorunlarına çözüm getirilmiyor. Girdi fiyatları adeta patladı. Çiftçi gübrenin yanına varmakta zorlanıyor. Sulama suyu için kullanılan elektrik faturasını ödeyemez durumda. Bir an önce çiftçilerin borçları ve depolardaki ürünlerle ilgili, çözüm üretilmeli. Sıkıntı büyüklüğünü iktidar fark etmelidir. Anadolu’da pek çok ilde patates üreticisi gerçek anlamda şok yaşıyor ve haklı olarak ne olacak bu işin sonu?  Sorusunu soruyor. Niğde, Konya, Aksaray, Nevşehir, Afyonkarahisar, Bolu’da patates sorunu var. Ankara, Amasya, Çorum’da soğanla ilgili sorunlar büyüyor. İktidar laf üretmek yerine sorunlara çözüm bulmalı. Patates tamamı geçmişte Toprak Mahsulleri Ofisi üreticiden almıştı. Durum vahim, bu yılda aynı uygulama yapılıp acilen TMO alıma girmelidir.”

 

Zeki Sarıhan

12 Mart 1971 Cuma günü öğleyin Milas Selimiye Bucağı Ortaokulunda dersten çıktım. Öğle yemeği için bekâr evime giderken esnaftan biri, “Gözün aydın hocam” dedi, ordu darbe yapıp hükümeti devirmiş!

Bu habere sevindiğimi söyleyemem. Askeri yönetimin ne getireceği belli değildi. Solun büyük bir kısmı, yıllardır mücadele ettikleri Süleyman Demirel’in Adalet Partisinden kurtulmanın sevinci içindeydiler. Bütün 1960’lı yıllar boyunca gençler, memurlar, işçiler, öğretmenler demokratik bir Türkiye için ayaktaydılar. 12 Mart Muhtırası ile şimdi bu mücadelenin mutlu sonucu mu alınıyordu?

Hükümetin devrilip ordu denetiminde yeni bir hükümet kurulmasından umuda kapılmamakla birlikte, yeni hükümetin Selimiye’de beni bulup içeri tıkacağına ihtimal vermezdim. Hele 11’ler denen Attila Karaosmanoğlu gibi genç beyinlerin hükümette yer almasından, özellikle Şinasi Orel gibi reformcu bir akademisyenin Millî Eğitim Bakanı olduğunu öğrendikten sonra.

Gazi Eğitimi bitirip burada göre başlayalı daha sekiz ay olmamıştı.  Kendime hayat ilkesi olarak seçtiğim daima gerçekleri söyleme huyum burada da başımı belaya sokmuştu. 29 Ekim 1970 günü Cumhuriyet Bayramı töreninde emperyalizmden söz ettiğim için şikâyet edilmiş, Bakanlıktan gelen bir başmüfettiş, benim ve öğrencilerin ifadelerine başvurmuş, fanatik gerici bir anlayışla kaleme aldığı rapor sonucunda Bakanlık emrine alınmam kararlaştırılmıştı. Karar, 12 Mart darbesinden sonra okula ulaştı.

Hayal kırıklığına uğramaktan öte küplere bindim. Atatürkçü reformcu Erim hükümeti yapacağı başka bir iş yokmuş gibi beni Bakanlık emrine almakla mı işe başlıyordu!

Ankara’ya gidecek, Bakan Şinasi Orel’e çıkacak, “ağzıma geleni” söyleyerek kararı geri aldıracaktım. Bir mayıs sabahı, kalabalık bir öğrenci grubunun uğurlamasıyla Ankara’nın yolunu tuttum. Birkaç kez bakanlık kapısına dayanmakla birlikte Bakanla görüşebilene aşk olsun! Türkiye Öğretmen Sendikası’na raporumu bırakıp Milas’a dönerken 17 Mayıs günü Söke’de gözaltına alınarak geceyi sidikli bir nezarethanede geçirdim. Ertesi günü bırakılacağım kesin iken Başbakan Yardımcısı Sadi Koçaş’ın o gece radyodan yaptığı “uzaktan yakından ilgili olanların hepsini tutuklayın!” emri üzerine ertesi gün İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı’na götürülüp teslim edildim. Mahir Çayan ve arkadaşları o gece İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom’u kaçırmışlar. Ülkenin bütün devrimcileri bu olayla “uzaktan yakından” ilgili sayılmış!

Bizim kolluk kuvvetlerine elini veren kolunu alamaz! “Bak Bakanlık emrine de alınmışsın. Ankara’ya neden gittin? Kimlerle görüştün? Mahir Çayan’la ne ilgin var? Bir de 1969’da Gazi’de dernek başkanlığı yapmışsın…” Alınış o alınış! Ankara’ya getirilerek Dev-Genç davasına dâhil edildim ve 9 yıl 3 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldım.  Mamak tutukevinin kalın duvarları içinde ağır bir romatizmaya yakalandım. Neyse ki, “Ecevit affı” denen kanuna Anayasa Mahkemesinin getirdiği bir yorumla Temmuz 1974’te tahliye olduk. Romatizmam da zaman içinde kayboldu. Yoksa daha 29 yaşında işe yaramaz bir insan haline gelecektim.

Ölmeyen neler görüyor? Cezam Yargıtaya bile gitmedi. Bütün sonuçlarıyla silindi. Bakanlık emrine alınma işlemi de Danıştay kararıyla iptal oldu. Bu kez Fatsa Ortaokulunda göreve başladım. Yeni bir mücadele dönemi başladı.

12 Mart, devricilerin üzerinden bir silindir gibi geçti. Yorulup yolda kalanlar, dökülenler olduysa da hayatta kalabilenlere faşizmin, lanet olası yüzünü tanıttı ve onları dayanıklı hale getirdi.

12 Mart’ın yaptığı kültüre tahribattan biri, yüz binlerce kitabın yok edilmesi, yakılması gibi, döneme ışık tutan pek çok kişisel belgesinin de yok edilmesine sebep olmasıdır.

Türkiye’nin devrim ve demokrasi birikimi, 12 Mart zulmünü aşmasını bildi. Halk hareketi yeniden yükselmeye başladı. Yarım kalan işi, Kenan Evren’in 12 Eylül faşizmi tamamlamaya çalıştı.

Şimdiki durum ise: “Gele gele geldik bir kara taşa!” Elbet bunu da aşacağız.

Bu dünya Sultan Süleyman’a kalmamış…(12 Mart 2021)

Zekisarihan.com

Fotoğraf: 2) Selimiye’de 29 Ekim 1970 konuşması; 1) Mamak’ta Gazili gençlerle.

Didim’de kamu alanlarına ait sahil şeritlerinde işgaliyeye geçit verilmiyor.

Didim Belediyesi’ne bağlı Fen İşleri Müdürlüğü, Yapı Kontrol Müdürlüğü ve Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin ortaklaşa çalışmaları kapsamında Didim Fevzipaşa Mahallesi’nde kamu alanlarında bulunan işgaliyeler yıkılarak ortadan kaldırıldı.

            Didim’de kesinlikle kaçak işgaliyeye geçit verilmeyeceğinin altını çizen Didim Belediye Başkanı A.Deniz Atabay, “Fevzipaşa Mahallesi’nde  kamu alanlarında bulunan ve sahil şeritlerini işgal eden yapıların yıkımları devam edecek” dedi.

Arşivler