Haziran | 2020 | Didim Özgürses

Bookmarks

Aylık arşiv: Haziran 2020


Zeki Sarıhan
Boşuna “Kavanoz Dipli Dünya” dememişler. Ne yapacağı, ne şekle gireceği hiç belli değil.
Daha şunun şurasında 5.5 milyar yıl önce, Güneş’ten kopmuş kızgın bir gaz topu iken, göz açıp kapayıncaya kadar soğuyup kabuk bağlayacağını, yüzeyinin üçte ikisinin su ile kaplanacağını ve üzerinde türlü çeşitli canlıların oluşacağını kim düşünebilirdi?
Bundan 65 milyon yıl önce düşen büyük bir göktaşı nedeniyle bütün gökyüzünün tozla kaplanması sonucu pek çok canlı türüyle birlikte bütün canlıların efendisi dinozorların yok olup gideceğini kime söyleseniz inanmazdı.
Afrika ormanları yok olunca savanlarda av peşinde koşmak zorunda kalan atalarımızın iki ayak üzerine kalkacağını birisi söylese alaya alırlardı.
Romalıların zulmüne karşı Nasıra’da pasif direnişe geçen, halkı kışkırttığı için çarmıha gerilen İsa’nın öğretilerinin üç yüz yıl sonra aynı Roma devleti tarafından resmi din ilan edileceğini kim bilebilirdi? Ama dünya gerçekten kavanoz dipliydi ve bir zamanı diğerine uymuyordu…
Osmanlılar bir zamanlar Viyana önlerine kadar giderek Avrupa’ya korku salıyordu. İstanbul 1918’de Avrupalı devletlerin askerleri tarafından denetim altına alınıp, 1920’de de resmen işgal edilince Türkler, bu dünyanın gerçekten kavanoz dipli olduğunu bir kez daha anlamış olmalılar.
Alman ırkının yüceliği ve bütün dünyanın Almanlara köle olması gerektiğini savunan, Avrupa’yı ateşe salan, milyonlarca Alman’ı peşinde sürükleyen Hitler’in bir sığınakta intihar edeceği kimin aklına gelirdi?
Anadolu’da düzenli ordu kurulmadan önce beş bin kişiye ulaşan çeteleriyle isyancıları bastırıp Ankara hükümetine nefes aldıran, Yunan kuvvetleriyle sert savaşlara girişen Kuvayı Seyyare Komutanı Ethem Bey’in en sonunda Yunanlılara sığınması kavanoz dipliliğin bir kanıtı değil mi?
Nasıl da her şey oynak bir zemin üzerinde gidiyor? Arkadaşlıklar düşmanlığa dönüşüyor! İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif’in Türkiye’yi terk etmek zorunda kalması ve uzun bir vatan özleminden sonra İstanbul’a gelip öldüğü zaman cenazesine hükümetin sahip çıkmaması, bir başsağlığı mesajı bile yayımlanmaması nasıl bir şeydir? Mütarekede miting alanlarında kalabalıkları coşturan, İstanbul’un işgaliyle eşi Doktor Adnan Bey’le birlikte Ankara’ya geçip önemli roller alan Halide Edip ve Dr. Adnan’ın da Cumhuriyet’ten sonra Türkiye’yi terk etmeleri de dünyanın kavanoz dipli olduğunu gösteriyor.
Yirmi sekiz yıla hüküm giyen ve vatan haini ilan edilen bir Türk şairinin bütün dünya tarafından en büyük Türk şairi sayılacağını, şiirlerinin meydanlarda okunup milyonlarca insana ilham kaynağı olabileceğini akıl edenler var mıydı?
Türkiye’yi on yıl yöneten, iktidardan hiç gitmeyeceklermiş gibi görünen Celal Bayar’la Adnan Menderes’in hayatlarının darağacında sona ereceğini kimse tahmin bile edemez, kavanozun dibinin bu kadar yuvarlak olduğunu düşünemezdi.
Felek kimlere oyun oynamayacaktı ki: Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlardan “İkinci Adam”, uzun yıllar başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapmış İsmet İnönü, gün gelecek nerdeyse değişmez başkanı olduğu partiyi Ecevit ekibine kaptıracak, sonunda bu partinin üyeliğinden bile istifa edecekti!
Ya bu kavanoz dipli dünyanın Kenan Evren’e oynadığı oyuna ne demeli? 12 Eylül darbesinden sonra az mı esip gürledi. Herkese korku saldı. Kaç bin insana işkence yaptırdı. Sonunda yapayalnız ve rezillik içinde öldü.
Orduya ve ABD’ye güvence vererek Erbakan’ı terk edip yeni bir parti kuran Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk seçimde iktidara geldi. Anayasa mahkemesi partinin gericilik odağı haline geldiğine karar verdi. Buna karşılık peş peşe bütün seçimleri kazanarak 18 yıldır kesintisiz başta kalıyor. Onun anayasayı değiştirerek tek adam rejimine geçeceği, bunca demokrasi mücadelesi vermiş Türkiye’nin buna rıza göstereceği hiç akla gelir miydi?
“Yurtta barış, dünyada barış” ilkesini ortaya atan bir ülkeden, “Cuma namazını Şam’da kılacağız” diyenlerin başta olduğu bir Türkiye’ye dönüşmek, dünyanın kavanoz dipli oluşundan.
Ya yıllarca Marksizm-Lenizim-Mao Ze Dung düşüncesi için mücadele etmiş, bunun için yıllarca hapiste yatmış, bir siyasetçinin en hararetli Erdoğan taraftarı kesilmesine ne demeli? Kimilerinin dönüş hızına, 365 günde Güneşin çevresinde bir tur atan kavanoz dipli dünya bile yetişemiyor!
Bir zamanların kudretli savcısı Zekeriya Öz’ün şimdi suratını gizleyerek başka ülkelerde gizlenmesi de ibret alınacak bir durum.
Kavanoz dipli dünyanın yarın kimler için nasıl bir son hazırlayacağı meraka değer. Dünya kavanozun dibi gibi yuvarlak ve sürekli dönüyor. Nereye evrileceği, ne yapacağı, kimin için nasıl bir son hazırlayacağı hiç de belli olmuyor!
Ne demişler: Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli… (30 Haziran 2020)
zekisarihan.com

Didim’de vergilerini ödemek isteyen vatandaşlar Didim Belediyesi önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Sabahın erken saatlerinde Didim Belediyesi’ne gelerek sıra bekleyen vatandaşlarımıza Didim Belediye Başkanı A. Deniz Atabay’ın talimatı ile belediyemiz görevlileri tarafından çay ve su ikram edildi.
BAŞKAN ATABAY’A TEŞEKKÜR
Başkan Atabay’ın yapmış olduğu çay ve su ikramı sabahın erken saatlerinde Didim Belediyesi bahçesinde sıra bekleyen vatandaşlar tarafından takdirle karşılandı. “Halkla iç içe olan bir başkana sahip olduğumuz için çok şanslıyız diyen vatandaşlar, ikramları için Başkan Atabay’a teşekkür etti.

* Yaşam olduğumuz yerle, olmak istediğimiz yer arasında yaşadığımız ‘gel-gitlerle geçip gidiyor. Hem de inanılmaz bir hızla. Yaşamın hızını fark edemiyoruz. Dünyanın evrendeki dönüşünü hissedemediğimiz gibi. Eksiğimiz farkında olamamak.
* “Farkındalık” öz gücümüzün temelidir. İrademizin gücünü farkındalığımızdan alırız. Güçlü bir irade bizi hedeflerimize az emekle kısa zamanda ulaştırır. Bu da istediğimiz yerde olmayı kolaylaştırır.
* İrademizi kuşatan ve bizi durağan kılan; yaşamımızı başka güçlerin yönlendirdiği inancıdır. Yaşadıklarımızın yazgımız olduğunu, kaderden kaçılamayacağını düşündükçe isteklerimiz gerçekleştirmemiz mümkün olmamaktadır çoğu kez. Kadercilik iç potansiyelimizin en büyük engelidir.
* Çevremizdeki bir çok insan ne yazık ki yeteneklerinin öz güçlerinin farkına varmadan, kendilerini kaderlerine terk etmişler ve yaşamlarını rastlantıların değiştireceği beklentisi içine düşmüşlerdir.
* Oysa her insan; kendi hayatının efendisi olma çabasını sürdürmeli yaşamını kuşatan engelleri bir bir ortadan kaldırma uğraşısı içine girmelidir. Yaşama tam anlamıyla yerleşmek, kendi isteklerimize göre yaşamak ve geleceğimize hükmedebilmek bizi, “hayatımızın efendisi” yapar.
* “Hayatımı isteklerimle biçimlendirdim.” diyebildiğimizde, “Kendimiz miyiz?” sorusunun yanıtı “Evet.” olacaktır.
Yaşamın ‘an’lardan ibaret olduğunu anlatan J.Luis Burges’in şiiri farkındalığı’da en mükemmel şekilde tanımlıyor…
ANLAR
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, / İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. / Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar, /Çok az şeyi /Ciddiyetle yapardım. /Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim. /Seyahat ederdim daha fazla. / Daha çok güneş doğuşu izler, / Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. /Görmediğim bir çok yere giderdim. / Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye. /Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. /Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben. / Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu. /Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten. / Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın. / Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben. /Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım. /Eğer yeniden başlayabilseydim, /İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım. / Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. /Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, /Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85’indeyim ve biliyorum… ÖLÜYORUM… /JORGE LUIS BORGES

Öğrenciler, Ege Üniversitesi Öğrenci Köyü’ndeki yurt fiyatlarına zam yapılmasına “Yönetim, öğrenciye darbe vurdu” diyerek tepki gösterdi
Koronavirüs salgını döneminde çok sayıda aile ekonomik zorlukla boğuşurken Ege Üniversitesi kendi bünyesine bağlı olan öğrenci köyündeki yurtlara zam yaptı. Geçen yıla göre yüzde 8 oranında artan zamlara ilişkin Öğrenci Köyü yönetiminden bir açıklama gelmedi. Yeni eğitim dönemi için çift kişilik odaların fiyatı aylık 470 liradan 510 liraya, tek kişilik odaların fiyatı ise aylık 800 liradan 870 liraya çıktı. Yapılan zamlara tepki gösteren öğrenciler konuştu.
Böyle Bir Dönemde Çok Acımasızca
Öğrenci Köyü’nde kalan C.K, söz konusu zammın acımasızca olduğunu söyledi. Tüm dünyanın etkilendiği pandemi döneminde üniversite yönetiminin yine cebini düşündüğüne dikkat çeken C.K., “Biz öğrencilere kolaylık sağlamak yerine ailelerimize ve bizlere yeni yükler yüklüyorlar” dedi.
Öğrenci köyünde kalan ve ismini vermek istemeyen diğer bir öğrenci ise zam yapılmasa da üniversitenin etkilenmeyeceği vurguladı. İsmini vermek istemeyen öğrenci, “Bu kadar büyük bütçeleri olan yönetimler öğrencilere darbe vurmasa da dönebilir. Yapılan zam öğrencileri göz ardı edilerek yapılmıştır. Geri çekilmesini istiyoruz” diye konuştu.
Çamaşır Yıkamanın Bedeli 8 Lira
Diğer bir zam da çamaşırhane fiyatlarına yapıldı. 1,5 TL olan çamaşırhane ücreti şimdi 4 TL’ye yükseltildi. Yıkama ve kurutma ücretiyle birlikte çamaşırhanedeki ihtiyaçlarını karşılamak isteyen bir öğrenci 8 TL ödemek zorunda kalacak.

Yerel Yönetimlerin pandemi sürecinde içine düştükleri sıkıntıları birçok kez dile getirdik. Belediyelerin sürüklendikleri çıkmaza dair hızlı bir düzenleme yapılmazsa, birçok belediyenin kısa süre içinde batacağını öngörmekteyiz. Amacımız burada karamsar bir tablo çizmek değil. İhtiyaç olan bir alanda ivedi bir şekilde düzenleme yapılması için hükümeti uyarmaktır. Taleplerimizin hiçbiri sadece muhalefet partilerinin yönettiği belediyelere yönelik değildir. Bu düzenlemeler her belediyenin ihtiyaç duyduğu, özellikle salgın döneminde iyiden iyiye hissettiği kronikleşmiş sorunlarına yöneliktir. Bu sorunların çözümüne yönelik hazırlamış olduğumuz 10 madde:
1- Belediyelerin sözleşmeden kaynaklanan ve bankalara kredi borçları ertelenmeli, belediyelerin kamuya ait borçlarının faizleri silinmelidir.
2- Vergi gelirlerindeki azalma nedeniyle, Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Belediyelere aktarılan payın hesaplanmasında kullanılan oranlar güncellenmeli, bu oran büyükşehir belediyelerinde en az %10, diğer belediyelerde en az %6’ya yükseltilmelidir.
3- Belediyelere gelir getirici yatırım projelerinde borçlanma limiti arttırılmalıdır. Bu projelerde kamu bankaları belediyelere uzun vadeli ve piyasa oranlarından düşük kredi olanakları sağlamalıdır.
4- Temel belediye hizmetlerinin sürdürülebilmesi adına başta su ve kanalizasyon, alt yapı, yenilenebilir enerji, artma tesisi, katı atık bertaraf tesisi vb. alanlarda kullandırılmak üzere faizsiz kredi imkânı sağlanmalı veya hibe programları başlatılmalıdır
5- Belediye Kanununda ‘Belediyelerin Görev ve Sorumlulukları’ başlığı altında sayılmış tüm kamu hizmetlerinde kullanılan personel, araç, gereç, teçhizat vb. konularında belediyelerin ödedikleri vergilere yeniden düzenleme yapılmalıdır.
6- Toplu taşımadaki zararın artması nedeniyle, toplu taşımada kullanılan araçların akaryakıtlarından tahsil edilen vergiler kaldırılmalıdır.
7- Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından belediyelere verilen yardım ödeneği kriterleri somut, net bir şekilde belirlenmeli; fon ulaşılabilir olmalı ve fon kullanımına dair her türlü bilginin kamuya açık olmalıdır.
8- Yurtiçi ve yurt dışı hibe programlarından belediyelerin daha rahat yararlanmasına yönelik düzenlemeler yapılmalı, vergi ve sigorta borçları istisna kapsamına alınmalıdır.
9- Oluşabilecek gıda krizine karşı ucuz ve güvenilir gıdaya rahat ulaşabilmek adına, belediyelerin tarımsal üretime katkıda bulunmasına yönelik çalışmaları desteklenmeli; bu alanda özel sektöre sağlanan teşvik ve muafiyetlerden belediyeler de yararlanmalıdır.
10- Artan işsizlik karşısında İŞKUR destekli toplum yararına proje gibi uygulamaları çoğaltarak, belediyelerin istihdam edebilirlik kapasitesi arttırılmalıdır.
Kira bedellerinin, faturaların ertelenmesi vb. nedenlerle öz gelirlerinde azalma yaşayan belediyeler merkezden aktarılan paylarda da yaşadıkları düşüş nedeniyle ciddi ekonomik sıkıntılar çekmektedirler. Bu hususta belediye borçlarının ertelenmesi, kamuya ait borçlarının faizlerinin silinmesi önem arz etmektedir.
Vergi gelirlerinde yaşanan düşüş nedeniyle merkezden belediyelere aktarılan tutarlarda bir azalma yaşanmaktadır. Bu nedenle belediyelere aktarılan paylar hesaplanırken kullanılan oranlarda salgının ekonomideki etkileri düzelene kadar arttırılması gerekmektedir.
Belediyeye uzun vadede gelir getirici yatırım projelerinde kamu bankalarından belediyelere yeni kredi olanakları sağlanmalıdır. Maaş ödemesi gibi konularda sağlanan krediler belediyeleri daha fazla borçlandırmakta uzun vadede borç yükünü arttırmaktadır. Bu nedenle gelir getirici yatırımlara yönelik sağlanacak düşük faizli kredi imkanı daha verimli olacaktır. Bu tip krediler son dönemde farklı türlerde birçok kesim için yapılmıştır. Yerel Yönetimler de ekonominin içerisinde önemli bir unsurdur. Bu tip kredilerin belediyeler içinde hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Kamu hizmeti gören belediyelerin kar amacı güden serbest piyasada özel bir teşebbüs gibi vergilendirilmesi hizmet maliyetlerini ciddi oranda arttırmaktadır. Bu hususta kar için düzenlenmiş vergi oranlarının kamu hizmeti gören belediyeler için yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Salgın döneminde toplu taşım kullanım oranın azalması ancak belediyelerin hizmetlerine aynı şekilde devam etmesi nedeniyle toplu ulaşımdaki zarar artmıştır. Belediye otobüsünün kullandığı akaryakıt Özel Tüketim Vergisinden ve Katma Değer Vergisinden muaf olmalıdır.
Tamamen Cumhurbaşkanının inisiyatifine bırakılan fondan ihtiyacı olan her belediyenin yararlanması için koşulların somut kriterlerin net olması gerekmektedir. AKP’nin yönetmediği belediye sınırlarında yaşayan vatandaşlarımız hükümete muhalif bir başkan seçmiş olmasından dolayı imkânlardan muaf bırakılmamalıdır.
İçinde bulunduğumuz dönemde belediyelerin yeni gelir kaynaklarına ulaşmasının önü açılmalıdır. Ekonomik zorluklar nedeniyle vergi borcu ve SGK primleri gibi kamu alacaklarını ödeyemeyen belediyelerin hibe programlarına başvuruların alınmaması gibi ön koşullar salgının ekonomi üzerindeki etkileri geçene kadar gevşetilmelidir.

Belediye Meclisimiz 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 20. maddesi gereğince 01/07/2020 Çarşamba günü saat 09:00’da Belediye Başkanlığı Meclis Toplantı Salonunda aşağıda yazılı bulunan gündem dahilinde toplanacaktır.

GÜNDEM :

1) 5393 Sayılı Belediye Kanununun 33. maddesi gereğince 1 yıllığına 2 adet Encümen Üyesi Seçimi (Gizli oy, açık tasnif / 1 yıl süre ile),

2) 5393 Sayılı Belediye Kanununun 24. maddesi gereğince 5 adet Bütçe Komisyon Üyesi Seçimi (Açık oy, açık tasnif / 1 yıl süre ile),

3) 5393 Sayılı Belediye Kanununun 24. maddesi gereğince 5 adet İmar Komisyon Üyesi Seçimi (Açık oy, açık tasnif / 1 yıl süre ile),

4) 5393 Sayılı Belediye Kanununun 24. maddesi gereğince 5 adet Sağlık Komisyon Üyesi Seçimi (Açık oy, açık tasnif / 1 yıl süre ile),

5) 5393 Sayılı Belediye Kanununun 24. maddesi gereğince 5 adet Hukuk Komisyon Üyesi Seçimi (Açık oy, açık tasnif / 1 yıl süre ile),

6) 5393 Sayılı Belediye Kanununun 24. maddesi gereğince 5 adet Gençlik, Spor ve Engelliler Komisyonu Üyeliği Seçimi (Açık oy, açık tasnif / 1 yıl süre ile),

7) 5393 Sayılı Belediye Kanununun 24. maddesi gereğince 5 adet Belediye Meclis Proje ve Etüt Komisyonu Üyeliği Seçimi (Açık oy, açık tasnif / 1 yıl süre ile),

8) 5393 Sayılı Belediye Kanununun 24. maddesi gereğince 5 adet Belediye Meclis Kırsal Tarımı Destekleme Komisyonu Üyeliği Seçimi (Açık oy, açık tasnif / 1 yıl süre ile),

9) 5393 Sayılı Belediye Kanununun 56. maddesine göre 2019 yılı faaliyet raporlarının görüşülmesi,

10) 5393 Sayılı Belediye Kanununun 25. maddesine göre 2019 Yılı Denetim Komisyonu Raporunun okunması.

11) 2019 mali yılına ait kesin hesabın görüşülmesi.

12) Sağlık İşleri Müdürlüğü’nün 04.06.2020 tarih ve 99 sayılı “Didim Tarım İlçe Müdürlüğü tarafından ilçemizdeki hayvan üreticilerine uygulanan programlı aşıların ücretlerinin (uygulama ücretleri hariç) Belediyemiz tarafından karşılanması için ilgili müdürlük ile Belediyemiz arasında protokol imzalamak üzere Belediye Başkanımız Ahmet Deniz ATABAY’a yetki verilmesi” konulu yazısının görüşülmesi.

13) Aydın Valiliği Söke Kadastro Müdürlüğü’nün 12.06.2020 tarih ve 1371514 sayılı yazısı gereğince; Akköy, Balat, Batnaz Mahallesinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu kapsamında yapılacak olan tüm çalışmalarda, kadastro ekipleriyle birlikte görev yapmak üzere her mahalle için 6 (altı) adet bilirkişinin belirlenmesi konusunun görüşülmesi.

14) Fen İşleri Müdürlüğü’nün 25.06.2020 tarih ve 636 sayılı “Didim Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü’nün Hazır Beton Talebi” konulu yazısının görüşülmesi.

Alman vatandaşlığına geçen yabancılar arasında Türk vatandaşları ilk sırada. 2019 yılında 16 bin Türk’ün Alman vatandaşlığına geçtiği resmi olarak açıklandı.
İktidarın bir yıl önce ilan ettiği beyin göçünü tersine çevirme, yurt dışındaki Türk bilim insanlarına, araştırmacılara dolar ve Euro bazında maaşlar vaat ederek ülkeye dönemlerini sağlama kampanyası unutuldu. Bu kampanyanın sonuçlarının ne olduğu kaç kişinin döndüğü konusunda bir bilgi yok. Zaten anlamlı bir sonuç alınsaydı, muhtemelen her yerde anlatılırdı. Üç yıl önce 1 milyon dolarlık gayrimenkul alan yabancılara TC vatandaşlığı vaat eden iktidar, döviz darboğazına girince geçen yıl bu tutarı 250 bin dolara düşürdü.
Almanya Federal İstatistik Dairesi’nin sonuçlarına göre 2019 yılında Almanya’dan vatandaşlık alan yabancıların sayısı yüzde 15 artarken, Alman vatandaşlığına geçen 128 bin 900 kişi arasında Türkler 16 bin 200 kişi ile her yıl olduğu gibi yine birinci sırada yer aldı. En az 10 yıldır Almanya’da yaşayan ve vatandaşlık alma hakkı bulunan Türklerin başvuruları yüzde 1,2 düzeyinde kalırken vatandaşlık alan Türklerin büyük bölümünü başta siyasi nedenler olmak üzere Almanya’ya iltica eden Türk vatandaşları oluşturuyor.
Türklerden sonra Alman vatandaşlığına geçen yabancılar arasında ikinci sırada Birleşik Krallık (İngiltere) vatandaşları yer alıyor. Bunun da nedeni Brexit öncesi AB vatandaşlığı ve AB ülkelerinde serbest dolaşım, çalışma, işe girme olanağını kaybetmek istemeyen İngilizlerin başvurularında geçmiş yıllara göre gözlenen artış.
2019 yılı verilerinde Türklerin ardından ikinci sırada yer alan 14 bin 600 İngiliz de Alman vatandaşlığına geçti. Brexit tartışmalarının başladığı 2016 yılındaki referandumdan bu yana son dört yılda Alman vatandaşlığına geçen İngilizlerin sayısı böylece 31 bine ulaştı.
Alman vatandaşlığına geçen Türklerin neredeyse tamamına yakınının üniversite mezunu, eğitimli kişilerden ve gençlerden oluşuyor. Bu tabloyu ülkemizdeki mevcut siyasi ve ekonomik koşulların bir sonucu olarak görmek ve değerlendirmek yanlış bir yorum olmaz!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, orman alanlarının durumunu Meclis Araştırma Önergesiyle, TBMM’nin araştırmasını istedi.
Ülkemizdeki orman varlığının tehdit altında olduğunu belirten Gürer, enerji ve madencilik çalışmaları yüzünden orman varlıklarımızın sürekli azaldığını, 3 katına çıkarılan odun üretimi nedeniyle de mevcut orman kapasitesinin odun üretim miktarının altında kaldığını ifade etti.
Hazırladığı Meclis Araştırma Önergesini TBMM Başkanlığına sunan Gürer, orman varlıklarının azalmasına, orman alanlarının rantsal alanlara dönüştürülmesine neden olan olumsuzlukların belirlenmesi ve çözüm yollarının bulunması için acilen çalışma başlatılması gerektiğini belirtti.
GÜRER’DEN MECLİS ARAŞTIRMA ÖNERGESİ
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis Araştırma Önergesinde, ülkemizin orman alanları ve ağaç varlıklarının azalmasındaki tehlikeye dikkat çekti.
ORMAN ALANLARI İKTİDAR ELİYLE YOK EDİLİYOR
Orman alanlarının iktidar eliyle yok edildiğini; madencilik ve enerji sektörü başta olmak üzere, inşaat ve diğer sektörlerin orman varlıklarımızı adeta delik deşik ettiğini anlatan Gürer, bu soruna dur denilmemesi halinde Türkiye’nin orman varlıklarının birkaç yıl sonra mevcudun yarısı kadar bile kalmayacağına dikkat çekti.
KAZDAĞLARINDAKİ AĞAÇ KATLIAMINA KİM DUR DİYECEK
Ülkemizin tüm orman alanlarının madencilik sektörüne peşkeş çekildiğine işaret eden CHP Milletvekili Gürer, “Geleceğe Nefes Kampanyası” kapsamında dikildiği iddia edilen 11 milyon fidanın tamamı tutsa bile en az 10 yılda 350 bin ağacın kesildiği Kaz Dağları’nda duran oksijen üretiminin ürettiği oksijeni üretemeyeceğine vurgu yaptı. Gürer, bu sorunun 2004 yılında çıkarılan Maden Kanunu ile başladığını ve bu kanunla her türlü orman alanının her türlü maden işletmesine açıldığını hatırlattı.
Türkiye’de orman alanlarından odun üretiminin 2003 yılından bu yana 3 kat arttığını, 13 milyon metreküp olan odun üretiminin 31 milyon metreküpe çıkarıldığını belirten Gürer, ülkemizin orman kapasitesinin, bu üretim miktarını karşılayabilecek kapasitede olmadığına vurgu yaptı.
RANTIN YÜKSEK OLDUĞU İLLERDE ORMAN ALANLARI AZALIYOR
Sanayileşen ve rantın yüksek olduğu illerde orman varlıklarının sürekli azalıyor olmasının da araştırılmaya değer bir sorun olduğunu ifade eden CHP Milletvekili Gürer, Marmara Bölgesi’nde 3 il dışındaki kentlerde orman alanlarının son 15 yılda büyük ölçüde azaldığını belirtti.
Enerji ve maden tesislerinin ormanları talan ettiğini ancak kayıtlarda bu alanların halen orman alanı olarak görüldüğünü vurgulayan CHP Milletvekili Gürer, “Otel, maden tesisi ve enerji santrali kurulan toplam alanın 673 bin ha olduğu görülüyor. Buralar halen orman alanı olarak görülmesine rağmen ortada orman alanı diye bir şey kalmamış” dedi.
11 MİLYON FİDAN KAMPANYASI BİLİMSEL VERİLERE DAYANMIYOR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz yıl başlatılan “Geleceğe Nefes Kampanyası” kapsamında 11. Ayın 11’inde, saat 11’de, 11 milyon fidan dikildiği yönündeki iddiaların da bilimsel olarak gerçekleri yansıtmadığını anlatan Gürer, 11 ay olan Kasım ayının ülkemizin coğrafi şartları bakımından ağaçlandırma çalışmaları için her bölgede uygun bir ay olmadığının, konunun uzmanları tarafından dile getirildiğini hatırlattı.
11 MİLYON FİDAN NE OLDU?
Ülkemizin coğrafi şartları ve iklimsel farklılıkları nedeniyle aynı anda ülkemizin her yerinde eşit şartlarda fidan dikiminin yapılamayacağını kaydeden Gürer “Batı ve Güney bölgelerimizin alçak kısımlarında Şubat ayı başında başlayan fidan dikimi Doğu Böğlerimizde Mart ayı sonuna kadar sarkar. Kasım ayında Doğu Anadolu’da eksi 8-10 derece donda fidan dikilemez. İç Anadolu’da sonbaharda damla yağmur düşmemiş kupkuru toprağa fidan dikemezsiniz. Ancak yağış olursa, toprakta bir rutubet olursa ağaçlandırma çalışması yapılabilir. Sembolik 50-100 fidan dikerseniz bunu sulayabilirsiniz ama 11 milyon fidanı sulayamazsınız. Bu fiilen ve ekonomik açıdan mümkün değildir” diye konuştu.
Fidan dikiminin Anadolu’da genellikle mart aylarında yapıldığını ve bunun uzmanlık gerektiren bir iş olduğunu ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde 3 saat içinde 11 milyon fidanı dikecek uzman kadro var mı?” dedi. Gürer, Uzman olmayan kişiler tarafından dikilen 11 milyon fidanın ne kadarı tutmuştur. Aynı yerde birden fazla dikim yapılmış mıdır? Mevcut durumun Meclis Araştırması ile ele alınması gerektiğini belirtti.
SORUNLAR BELİRLENİP ÇÖZÜM YOLLARI BULUNMALI
CHP Milletvekili Ömer FETHİ Gürer, ülkemizde orman alanları ranta kurban edilirken, iktidarın göstermelik kampanyalarla orman varlığı artmış gibi bir algı yaratmaya çalışmasının, var olan sorunu çözemeyeceğini belirterek, bu konuda hazırladıkları Meclis Araştırma Önergesiyle, sorunların tespit edilerek çözüm yollarının bulunması için çalışma başlatılmasının amaçlandığını da sözlerine ekledi.

Türkiye İstatistik Kurumu 2020 yılı Mayıs ayı Motorlu Kara Taşıtları İstatistiklerini yayımladı. Bu kapsamda TÜİK Denizli Bölge Müdürü Özer COŞKUN tarafından verilen bilgiye göre Aydın ilinde;
Toplam araç sayısı 462 563’e ulaştı
2019 yılı Mayıs ayında toplam araç sayısı 451 831 iken, 2020 yılı Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %2,4 oranında bir artış göstererek 462 563’e ulaştı.
Otomobil sayısı %1,3 arttı
Otomobil sayısı 2020 yılı Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,3 artışla 184 805’e ulaştı. Aydın’daki araçların türlerine göre dağılımı incelendiğinde; 184 805 adet otomobil, 10 597 adet minibüs, 2 931 adet otobüs, 70 689 adet kamyonet, 8 982 adet kamyon, 134 621 adet motosiklet, 49 194 adet traktör ve 744 adet özel amaçlı araç bulunduğu görülmektedir.
Oransal olarak en fazla artış %4,1 ile motosiklette gerçekleşirken, adet bakımından da en fazla artış 5 291 adet ile motosiklette gerçekleşti.
8 560 aracın devri(1) yapıldı
2020 yılı Mayıs ayında Aydın’da toplam 8 560 taşıtın devri yapıldı. Taşıt türüne göre devri yapılan araçlar içinde ilk sırada 4 786 adet ile otomobil yer alırken, ardından 1 642 adet ile kamyonet, 1 313 adet ile motosiklet, 531 adet ile traktör, 131 adet ile kamyon, 125 adet ile minibüs, 27 adet ile otobüs ve 5 adet ile özel amaçlı araçlar geldi.
1 189 aracın trafiğe kaydı yapıldı

2020 yılı Mayıs ayında toplam 1 189 aracın trafiğe kaydı yapıldı. Trafiğe kaydı yapılan araçlar türlerine göre incelendiğinde, ilk sırada 830 adet ile motosiklet yer alırken, ardından, 192 adet ile otomobil, 99 adet ile traktör, 60 adet ile kamyonet, 5 adet ile kamyon, 2 adet ile otobüs ve 1 adet ile minibüs geldi.

Dış ticaret hacmi dikkate alındığında Doğu Avrupa ülkeleri Bulgaristan ve Romanya, Türkiye’nin en önemli ilk 20 ticaret ortağı arasında yer alıyor.
Pandemi sonrası artık tedarik zincirlerinin kısalması ve Batı’ya kayması bekleniyor. Yeni dizayn edilecek dünya düzeni Türkiye ile AB arasında daha yakın ilişkilerin geliştirilmesi için bir avantajı da beraberinde getiriyor.
Ege İhracatçı Birlikleri’nin düzenlediği “Koronavirüs’ün hedef pazarlarımızdaki seyri” webinar serisinin sekizinci ayağında Sofya Ticaret Müşaviri Sinem Taştan ve Filibe Ticaret Ateşesi Mehmet Ali Erdem, Bükreş Ticaret Müşaviri Sude Gürcan, Köstence Ticaret Ateşesi Kadir Yazıhan pandemi sonrası Bulgaristan ve Romanya’nın dış ticaretindeki gelişmelerle ilgili sunum yaptı, ihracatçıların sorularını yanıtladı.
Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, dünya konjonktürünün pandemi döneminde artık her bölgeye ihracat gerçekleştirmenin kolay olmadığını gösterdiğini söyledi.
“Ülkeler en temel sağlık ekipmanlarının üretiminde bile ciddi krizler yaşadılar. Bu durumda coğrafi yakınlık, komşu ülkelerle güçlü iş birlikleri büyük önem arz ediyor. Romanya, Türkiye geneli 3,8 milyar dolarlık ihracatımızla 2019 itibariyle 12. sırada yer alıyor. Bunun 215 milyon doları EİB tarafından yapılıyor. Türkiye’den Romanya’ya ihraç edilen ürünler arasında taşıt araçları, çelik ve kimya ürünleri yer alırken Ege İhracatçı Birlikleri’nden ise tütün, yaş meyve, zeytin ve zeytinyağı gönderiyoruz. Bulgaristan ise 2,5 milyar dolarla Türkiye geneli ihracatımızda 17. sırada ve 110 milyon doları EİB üyeleri tarafından gerçekleştiriliyor. Bulgaristan’a da tekstil, demir, demir dışı sektörler ve kimya ihracatımız ağırlıkta. EİB’den ise zeytin, zeytinyağı, işlenmiş gıda ürünleri önemli bir pay alıyor.”
Eskinazi, pandemi döneminde temassız ihracata geçilmesi ve önlemler dahilinde Ro-Ro seferlerinin devam etmesinin tedarik zincirinin sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından çok önemli olduğunu sözlerine ekledi.
“Türkiye geneli Ocak-Mayıs döneminde Romanya’ya 1 milyar 360 milyon dolarlık, Bulgaristan’a 875 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Pandemi döneminde Türkiye’nin toplam ihracatı yüzde 19 gerilerken buna paralel olarak Romanya ve Bulgaristan’a ihracatımızda da yüzde 20 civarında bir düşüş oldu. Ege İhracatçı Birlikleri özelinde ise Romanya’ya ihracatımız normal bir seyir izledi ve düşüş yüzde 4’te kaldı. EİB olarak ilk 5 ayda Romanya’ya 89 milyon dolarlık, Bulgaristan’a 40 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Bulgaristan’a ihracatımızda ise yüzde 21’lik bir düşüş söz konusu. Gümrük kapılarının uluslararası yük taşımacılığına kontrollü bir şekilde yeniden açılması ve seyahat yasaklarının kalkmasıyla kendi coğrafyamıza yakın komşu ülkelere ve hedef pazarlarımıza yönelik ihracatımız yeni iş birlikleriyle artarak devam edecek. Türkiye’nin en büyük avantajı genç nüfus, nitelikli iş gücü ve hızlı üretim. Bu gücümüzü komşu ülkelerimizde kullanmak AB pazarından daha fazla pay almak için sağlam bir basamak olacak.”
Romanya pazarı için tavsiyeler şu şekilde;
– Yıllık 250 milyar dolar seviyesinde GYSİH var. 165 milyar dolar dış ticaret hacmi söz konusu. İlk üç ay ihracatı yüzde 2, ithalatı yüzde 1 arttı.
– En fazla ithalat yaptığı ülkeler; Almanya, İtalya, Macaristan, Polonya, Çin, Fransa, Türkiye. AB ülkeleri ilk sırada. Türkiye 2019’da 7. sırada yer aldı. En fazla ihracat yaptığı ülkeler ise Almanya, İtalya, Fransa, Macaristan, İngiltere, Polonya, Bulgaristan. 2019’da Türkiye 8. sırada yer aldı.
Avrupa Birliği dışındaki ülkelerde Türkiye, Romanya’nın ticaretinde birinci sırada. 1,3 milyar dolarlık ticaretimizde dış ticaret fazlası var. Pandemi nedeniyle ticaretimiz 1,1 milyar dolara geriledi.
– Ticaretimizdeki ilk 10 ürün içerisinde; dizel ve yarı dizel motorlar, karayolu taşıtları aksam, demiri çelik, domates yaş meyve sebze ürünleri var.
– Türkiye ve Romanya arasında uçak seferleri oturma izni ve Romanya vatandaşı olanlar hariç yapılmıyor. Uçuş sonrası 14 gün karantina süreci var.
– Pandemiden en çok etkilenen sektörler kimya, otomotiv ve mobilya. Romanya, Avrupa Birliği içinde en çok ekonomik büyümeyi gerçekleştiren ikinci ülke. Hizmet, inşaat, bilişim sektörleri öne çıkıyor. Yatırımların yüzde 23’ünü inşaat sektörü oluşturuyor.
– Avrupa Birliği, Romanya’ya ekonomik tedbirler kapsamında 1 milyar euroluk destekte bulundu.
Yaş meyve ve sebze süt ürünleri, domates, peynir ürünleri, turunçgiller, işlenmiş tarım ürünleri, çikolata, kakao potansiyel ürünler arasında. Bunlar Türkiye’nin Romanya’ya halihazırda ihracat gerçekleştirdiği ürünler ama pazarda ihraç edilenden daha çok talep var.
– Plastik ürünleri, tekstil konfeksiyon, demir çelik bakır teller, makine aksam parçaları, elektrikli makine, kara nakil vasıtaları aksam, bebek bezlerinde potansiyel var.
– Yatırım alanları ve iş yapma fırsatları çok yüksek. Romanya’nın AB üyeliğiyle birlikte doğrudan yabancı yatırımlarda özellikle imalat sektörü ve inşaatta artış yaşandı. Otomotiv ürünleri revaçta. Romanya teknoloji ve bilgi işlem merkezi olmayı hedefliyor.
– Sağlık altyapısı güçlü olmadığı için sağlık alanında Romanya’da fırsatlar var. Geniş tarım alanları var ama tarım makinaları üretimi sınırlı. Sağlık ve tarım makinaları alternatif pazarlar olabilir.
– İnşaat sektöründe Türk firmaları altyapı üstyapı faaliyetlerde bulunuyor. Teşvik oranları yatırım yapılan bölgeye göre farklılık gösteriyor. Romanya AB üyesi olduğu için gümrük vergisi avantajı var.
– Türkiye’ye coğrafi konum yakınlığı nedeniyle olumlu yaklaşımları var. Romanya, Türk iş camiasının yoğun faaliyetlerde bulunduğu bir ülke. 15 bin 800 Türk firması var. 5 bin-6 bin civarı aktif. Ülkede yabancı firmaların en çok faaliyette bulunduğu ilk üç ülke arasında Almanya ve İtalya’nın ardından Türkiye yer alıyor. Romanya’da doğrudan yatırım 7,5 milyar dolara ulaşıyor.
Romanya, Türkiye için Avrupa’ya ulaşımda iki geçit noktasından biri. Türk yatırımları 4 milyar seviyesinde.
– Pandemi nedeniyle üretim düştü. Satışlar ve hizmetler sektöründe, otomotiv sektöründe de yüzde 90’lara varan düşüşler yaşandı ancak şu an toparlandı.
– AB’ye son derece bağımlı bir ülke. Toplam cironun yüzde 52’si yabancı firmalar tarafından gerçekleştiriyor. AB fonlarının net kullanıcısı durumunda. Avrupa pazarlarındaki büyüme ve küçülmenin katlanarak Romanya’ya yansıma olasılığı tehlike arz ediyor.
– Türkiye ile ticaret, Köstence özelinde deniz ticaretinin yoğunlaşmasıyla arttı. Ro-Ro seferleri başladı. Büyük fabrikalar üretimlerine yaz nedeniyle ara verdi. Bu da Ro-Ro seferlerinin 3 ay durmasına neden oldu. Sebze meyve gibi çürüyebilen kısa ömürlü ürünler bu yolla taşındığı için Ro-Ro seferleri önemli.
Bulgaristan pazarı için tavsiyeler şu şekilde;
– Bulgaristan satın alma gücü paritesine göre dünyanın 74. sırasında yer alıyor. Dünya Bankası, Bulgaristan’ı üst orta ekonomik gelirli ülke olarak tanımlıyor. 2007’de AB’ye üye olmasından sonra ekonomik reformlar gerçekleşti ama hala AB’nin hala en fakir ülkesi.
– GSYİH yüzde 3,4 büyüyerek 60,7 milyar euroya ulaştı. İhracatı 2019’da 4,2 artarak 29,9 milyar euro, ithalatı ise 3,6 oranında artarak 33,3 milyar euro oranında gerçekleşti. 2020 yılında ihracatın yüzde 13,2 ve ithalatın da yüzde 12,5 oranında küçülmesi bekleniyor.
– 2019 yılında Bulgaristan’a doğrudan yapılan yabancı sermaye miktarı 1 milyar euro. İşsizlik oranı yüzde 4,2. Enflasyon yüzde 3,8. Yüzde 7,2 daralma öngörülüyor. Hizmetler sektörünün yüzde 71, sanayi sektörünün yüzde 25 ve tarımında yüzde 3 oranında pay aldığını görüyoruz. Yüzde 7,2 seviyesinde daralma olacağı öngörülüyor.
– Pandemide çok ölüm olmadı, kurallara uyuldu. Türkiye’nin iki günde yaptığı test miktarı ülkenin toplam yaptığı kadar. Sağlık altyapısı yetersiz.
– Dünya Sağlık Örgütü, Bulgaristan’ı daha kötü bir senaryonun beklediğini söyledi. Olağanüstü pandemi hali dönemi 15 Temmuz’a kadar uzatıldı. İş adamlarının gelişi gidişi, Bulgaristan üzerinden dünyanın dört bir yanına transit geçişlerde sıkıntı yaşanıyor.
– AB’den 1,5 milyar leva fon sağladı. Üç ay boyunca yüzde 60’ı perakende sektörüne olmak üzere tüm sektörlerin brüt maaşları ve sigortaları ödendi.
– Yerel üretici seralarından büyük tedarikçi perakende gıda ticaret şirketlerine yerel domates salatalık aldığında ton başına hibe desteği verdi. Bu durum üçüncü menşeili ülkelerin pazar payının daralmasına neden oldu.
– Avrupa Komisyonu 750 milyar euroluk toparlanma fonu oluşturulması çağrısında bulundu. 500 milyar eurosu hibe desteği, 250 milyar eurosu kredi desteği. Bulgaristan da 15 milyar euro finansman alacak.
– Bulgaristan’ın perakende gıda zincirlerinde yerel üreticilerin tarım ürünleri satılması zorunluluğu getirildi. Taze Bulgar sütünden elde edilen süt ve süt ürünleri, balık ve balık ürünleri, taze et, yumurta, arı balı, taze meyve sebze. Örneğin toplam satılan süt ve süt ürünlerinin yüzde 90’nı olması gibi.
– Giysi ayakkabı deriden mamul eşyaların satışları yüzde 66,5 düştü. AB ülkeleri arasında perakende satışların en çok daraldığı ülke oldu. Sektörlerin ciroları yüzde 56 azaldı. Perakende taşımacılık otel ve restoranlar yüzde 40 kapasiteyle çalıştı.
– Bulgaristan’ın 33,3 milyar dolar ihracat hacmi var. 2019’da 17 trilyon euro seviyesinde gerçekleşen küresel ithalat hacminden aldığı yüzde binde 2 payla en çok ithalat gerçekleştiren 60. ülke olmuş.
– İthalatında hammadde ve malzeme, yatırım ve tüketim malları, enerji ürünleri ilk sıralarda. Almanya, Rusya, Çin, İtalya ve Türkiye 6,6’lık payla ithalatta ilk 5’teki ülkeler. AB ülkelerinden yaptığı ithalat yüzde 60. 2019’da Çin’e ithalatı 38 kat artarak 2,8 milyar euro seviyesinde gerçekleşti.
– Bulgaristan en çok mineral yakıtlar, mineral yağlar ve müstahzarları, elektrikli makine ve cihazlar, aksam ve parçaları, nükleer reaktörler, kazan, makine ve cihazlar, aletler ve parçaları, kara taşıtları, parçaları ve aksesuarları, plastik ve plastikten mamul eşya, eczacılık ürünleri, metal cevherleri, cüruf ve küf, demir ve çelik, demir ve çelik, demir ve çelikten eşya, kimyevi maddeler ithal ediyor.
– Ham petrol yağları ve mineralli yağlar, bakır cevherleri, ilaçlar, doğalgaz, telsiz telefonlar, motorin, biodizel, elektrik devresi teçhizatın aksam ve parçaları, binek otomobilleri, ambulanslar, motorlu karavanlar, ayçiçeği tohumu da 2019’da Bulgaristan’ın en çok ithal ettiği ürünler arasında yer alıyor.
– İhracatında ise bakırdan katotlar, buğday, motorin, kurşunsuz benzin, ilaçlar, blister bakır, bakır anotlar, kıymetli metal cevherleri, elektrik enerjisi, mısır, biodizel var.
– Türkiye, AB ile yaptığı ticareti Bulgaristan üzerinden karayolu ile yapılıyor. Balkanların merkezinde olması coğrafi avantaj, AB üyesi olması, gümrük birliğine dahil olması, düşük vergi oranıyla Türk ihracatçılarının gözünde önemli. Bulgaristan küçük bir pazar. Vatandaşların satın alma gücü düşük. Mal ve kişilerin serbest dolaşımı nedeniyle Bulgarlar AB ülkeleriyle daha kolay ticaret yapıyor.
– Bulgaristan AB’deki ortalama büyüme oranından daha hızlı büyüdü. Altyapı güçlü. Siyasi küresel bölgesel krizler var.
– 2000 yılında 7 milyar euro tutarında ithalat gerçekleştiren Bulgaristan, aynı yıl Türkiye’den 234 milyon euro ithalat gerçekleştiriyor. Türkiye, Bulgaristan’ın payından yüzde 3,3 pay almış. Geçen sene ise tüm dünyadan 33,3 milyar euro ithalat gerçekleştiren Bulgaristan, Türkiye’den 2,2 milyar euro ithalatı yapmış. Türkiye, Bulgaristan’ın toplam ithalatından yüzde 6,6 pay alıyor.
– Türkiye 6’lı GTİP bazında 57 üründe Bulgaristan pazarında yüzde 70 ve üzeri paya sahip. Türkiye’nin Bulgaristan pazarında en yüksek pazar payına sahip olduğu ürünler; koyun ve kuzuların yaş derileri, bakırdan pul büriyeli tuzlar, ince pullar, taze karanfil, feldispat, iplik, sentetik devamsız lif, rafine edilmiş bakırdan tel, polyester esaslı lastik, tabii magnezyum karbonat, demir-çelik, çimento, alüminyumdan borular, taze ve kuru incir. Bu ürünlerden Bulgaristan’ın toplam ithalatının yüzde 83,5’ini, 20 üründe ise ithalatının yüzde 90’nını Türkiye’den gerçekleştiriyor. 40 üründe Türkiye’den ithalatı 1 milyon euronun üzerinde.
– Potansiyel olan ürünler ise demir ve alaşımsız çelik, soya yağı ve fraksiyonları, yüksek sıcaklıkta katranın damıtılmasından elde edilen yağlar, zararlı bitkileri yok edici, sürgünleri önleyici ve bitkilerin büyümesini düzenleyici ürünler, soya fasulyesi yağı üretiminden arta kalan küspe ve katı atıklar, ham ayçiçeği ve tohumu yağları, cüruf moloz demir/çeliğin imalinden elde edilen diğer döküntüler, ilaçlar.
– Son 20 yılda Bulgaristan’a Türkiye’den 33 bin 358 firma ihracat gerçekleştirdi. Her yıl yüzde 10 ihracatçı artışı var. Bulgaristan Balkanların merkezi ve AB üyesi olmasından faydalanmak lazım.
– Pandemi sonrası artık tedarik zincirleri kısalacak. Çin’den Doğu’dan Batıya kayması bekleniyor. Bulgaristan’ın işçi açısından sıkıntısı var. Tedarik zincirindeki daralmadan optimal faydalanılması için iş birliği mekanizmaları geliştirmeli. Türkiye’nin istihdamdaki gücünden faydalanıp Bulgaristan’da ciddi üretimler yaparak ürün gruplarına AB menşei kazandırılabilir.
– Et ve süt ürünleri işleyen tesisler ve mobilya tesisleriyle ilgili Avrupa’ya açılabilirler. En büyük mobilya üretim tesisi geçtiğimiz günlerde satışa çıktı. Et işleme tesisi de satışa çıkmaya hazırlanıyor. Hem Bulgaristan’a hem Avrupa’ya açılmak için bir fırsat olabilir.

Arşivler