Şubat | 2020 | Didim Özgürses

Bookmarks

Aylık arşiv: Şubat 2020

Uzun süredir işsiz olduğu belirtilen A.Y. adlı yurttaş, Hatay Valiliği önünde “Çocuklarım aç” diyerek kendini yaktı. Yangın tüpleriyle müdahale edilen yurttaş hayatını kaybetti. Geniş tanımlı işsiz sayısı 7 milyonu aştı. Her 4 gençten biri işsiz. Açlık sınırı 17 yılda 5 kattan fazla arttı. İğneden ipliğe gelen zamların ardı arkası kesilmiyor.

Kriz can yakmaya devam ediyor. Türkiye’de açlık sınırı 17 yılda 5 kattan fazla arttı. Her ay işsizler ordusuna yenileri ekleniyor. Ülke nüfusunun yüzde 40’tan fazlası asgari ücretle çalışırken yurttaş ayda 2 bin 324 TL ile hem ev kirası ödemek, hem çocuklarını okula göndermek, hem de mutfak masraflarını karşılamak zorunda. Hatay’ın Antakya ilçesinde bulunan Hatay Valiliği önünde ise bir süredir işsiz olan bir yurttaş kendini yakarak hayatına son verdi.

Yardımla Ayakta

Ekonomik krizle birlikte işsiz ve yoksul sayısında yaşanan artış, bütçeden yapılan sosyal yardım harcamalarını rekor düzeye çıkardı. 2015’te 33.7 milyar lira olan sosyal yardım ödemeleri için 2020 yılı bütçesine tam 69.5 milyar liralık rekor ödenek kondu. 2003 yılından bu yana halkın dar gelirli ve yoksul kesimine 374 milyar liralık kaynak aktarılmasına rağmen yardıma muhtaç nüfus azalmadığı gibi daha da arttı.

Cumhurbaşkanlığı 2020 Yıllık Programı’na göre, Türkiye’de yoksulluk oranı yüzde 21.2. En zengin yüzde 20’lik grubun yıllık kullanılabilir gelirden aldığı payın en yoksul yüzde 20’lik grubun aldığı paya oranı 7.8. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından açıklanan İnsani Gelişme Endeksi’nde Türkiye, 189 ülke içerisinde 64. sırada yer alıyor. Kamunun yaptığı yardım harcamalarının GSYH’ye oranı yüzde 1.15 oldu. Toplam 16 milyon 831 bin 210 kişi, aldığı sosyal yardımlarla ayakta durabiliyor.

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama 2 bin 250 TL’yi aşıyor. Bu harcama sadece gıda için yapılması gereken minimum tutarı ifade ediyor.

2003 yılının Ocak ayında 4 kişilik bir aile, günlük minimum 14.6 TL’ye sağlıklı beslenebilirken, bugün ancak 74.99 TL’ye sağlıklı beslenebilmekte.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 23.7 ile konut ve kira harcamaları alırken, ikinci sırayı yüzde 20.3 ile gıda ve alkolsüz içecek harcamaları bulunuyor. Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan harcama grupları ise yüzde 2.2 ile sağlık ve yüzde 2.3 ile eğitim hizmetleri. Resmi verilere göre ise işsiz sayısı 4 milyon 396 bine yükseldi. Yurttaşların banka ve finansman şirketlerine olan tüketici kredisi ve kredi kartı borcu 2019 sonu itibarıyla 583 milyar lirayı aştı.

‘Çocuklarım Aç’ Dedi İntihar Etti

Hatay’ın Antakya ilçesinde bulunan Hatay Valiliği önünde, bir süredir işsiz olan Adem Yarıcı isimli yurttaş, “Çocuklarım aç” diyerek kendini yaktı. Uzun süredir işsiz olduğu öğrenilen Yarıcı’ya yangın tüpleriyle polisler tarafından müdahale edildi. Zorla kendine gelen baba, çocuklarının aç olduğunu ve yaşadığı işsizlik durumundan bunaldığını belirtti.

Sağlık ekipleri, Yarıcı’nın tedavisini yaparken, üzerine yapışan elbiseleri de keserek çıkardı. Hatay Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Adem Yarıcı, tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Hatay Valiliği’nden yapılan açıklamada, “Hatay Devlet Hastanesi’nden Mersin Devlet Hastanesi yanık ünitesine sevk edilmek üzere giderken Hatay Dörtyol ilçesi mevkiinde ambulansta geçirdiği kalp krizi sonucu tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir” denildi.

2001 Şubat krizi, bankacılık kesimini içine alan bir finansal krizdi ve dış sermaye girişleriyle 1 yıldan kısa süre içinde toparlandı. Bugün ise kriz yalnızca finansal değil aynı zamanda sosyal bir boyut kazandı. Halkın gündeminde işsizlik, borçluluk ve yoksulluk var

İşsizlik ülke gündeminde sadece ekonomik bir veri olmaktan çıktı. Giderek sosyal bir boyut kazanan soruna karşı tüm kesimlerde tedirginlik artıyor. İstihdam yaratma yeteneğini kaybeden ekonomide çalışanlar işsiz kalmaktan korkarken milyonlar her ay iş başvurusu yapıyor ve bulamıyor. İşsizlerin bakımını üstelenen çalışanlar ise sorunun diğer boyutu…

Siyasi Sorumluluğu Atacak Kimse Yok

Hatay’da “İşsizim, çocuklarım aç” diyerek kendini valilik önünde yakan Adem Yarıcı’nın ölümü tüm ülkeyi sarstı. Dahası hastanede hayatını kaybeden Yarıcı hakkında Valilik’ten yapılan “ölüm sebebi kalp krizi” açıklaması da sorumluluğu almayan hükümetin tutumunu gözler önüne serdi. Geçmiş krizlerin tümünde siyasi sorumluluk önceki hükümete atılabilirken, 2019 krizini özgün yapan şey siyasi iktidarın sorumluluğu atacak eski bir hükümetin bulunmaması. Zira Türkiye’yi 17 yılı aşkın süredir AKP hükümeti yönetiyor. Sorumluluğu başkasına atamayan hükümet buna çare olarak kriz söylemini kabul etmiyor ve toz pembe hayaller kurmaya devam ediyor. Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak’a göre 2020’de hedeflenen yüzde 5 büyüme bile az, üzerine çıkılması muhtemel.

Ancak gerçekler geçmiş krizlere nazaran sosyal boyutları daha çarpıcı olan dahası henüz finansal aşaması yaşanmamış olan bir sürecin içinden geçtiğimizi gösteriyor. Halkın zihninde yer eden 2001 kriziyle bugünü karşılaştırdık.

19 Yıl Önceki Kriz Ekonomikti

2001 Şubat krizinden 1 yıl sonra

İşsiz sayısı: 2 milyon 689 bin

İşsizlik oranı: yüzde 10,6

İşsiz sayısındaki artış: 996 bin kişi

1 yıldan uzun süredir iş arayan sayısı: 429 bin

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) o dönemki adı olan Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), 2001 yılında Türkiye’de işsizler ordusuna 996 bin kişinin daha katıldığını ve işsizlik oranının yüzde 6,3’ten yüzde 10,6’ya yükseldiğini açıkladı. 2000 yılı sonunda 1 milyon 409 bin olan işsiz sayısı 2001 yılı sonunda 2 milyon 404 bine yükseldi. 2002 sonunda ise işsiz sayısı 2 milyon 689 bini buldu. Bu işsizlerin 429 bini 1 yıldan uzun süredir iş arayıp bulamayanlardan oluşuyordu. Başka bir deyişle 2001 krizinin ardından geçen bir buçuk yılın sonunda işsizlerin yüzde 15,9’u 1 yıldan uzun süredir iş arıyordu.

2001 Şubat krizinden 1 yıl sonra

Türkiye’nin toplam dış borcu: 123 milyar dolar

Halkın bankalara tüketici kredisi borcu: 1,2 milyar dolar

Bireysel kredi kartı borcu: 2,7 milyar dolar

Türkiye’de yurttaşlar tüketmek için borç almayı AKP döneminde öğrendi. Bir yandan kredi kartları bir yandan taşıt, konut ihtiyaç gibi banka kredileri bu dönemde yaygınlık kazandı. Bu nedenle 2001 krizine tüketicilerden ziyade devlet borçluluğu damga vurmuştu. AKP’nin iktidara geldiği 2002 Kasım ayında halkın bankalara olan tüketici kredisi borcu toplamı 1,2 milyar dolar seviyesindeyken, bireysel kredi kartı borcu toplamı ise 2,7 milyar dolardı.

Bugünkü Kriz Sosyal ve Ekonomik

2018 Kur şokundan 1 yıl sonra

İşsiz sayısı: 4 milyon 642 bin

İşsizlik oranı: yüzde 14

İşsiz sayısındaki artış: 972 bin

1 yıldan uzun süredir iş arayan sayısı: 1 milyon 133 bin kişi

2018’in yazında patlak veren ve “Rahip Brunson Krizi” olarak küçümsenen kur şoku ekonomiyi allak bullak etti. Borç krizi faizlerin de yükselmesiyle beraber yatırımları bitirdi. Hükümet faizleri düşürerek yatırımların önünü açmak istese de düşen faizler yatırımları değil tüketici borçluluğunu artırdı. Kur şokunun patlak verdiği 2018 Ağustos ayında işsiz sayısı 3 milyon 670 bin iken şokun ardından geçen 1 yılın sonunda işsiz sayısı 972 bin artarak 4 milyon 642 bin oldu. İşsizlerin 1 milyon 133 bini 1 yıldan uzun süredir işsiz. Başka bir hesapla 2018 ağustosta patlak veren kur şokunun ardından geçen 1 yılın sonunda işsizlerin yüzde 24,4’ü 1 yıldan uzun süredir iş arıyor.

2018 Kur Şokundan 1 Yıl Sonra

Türkiye’nin toplam dış borcu: 433 milyar dolar

Halkın bankalara olan tüketici kredisi borcu: 78,8 milyar dolar

Bireysel kredi kartı borcu: 19,9 milyar dolar

İktidarının ilk yıllarında dünyadaki parasal genişlemeden de olumlu etkilenen AKP hükümeti dış borçlarla ekonomik büyümeyi köpürttü. AKP’nin iktidara geldiği 2002 son çeyreğinde toplam 123 milyar dolar dış borcu olan Türkiye’nin bu borcu sadece 5 yıl sonra 2007 sonunca iki katına çıkarak 249 milyar doları buldu. 2019’un sonundaki dış borç tutarı ise 433 milyar dolar. Alınan bu dış borç bir yandan ticari kredileri bir yandan da tüketici kredilerini besledi. 2002 kasım’da 1,2 milyar dolar olan tüketici kredisi borçları 2019 aralık ayı itibariyle 78,8 milyar dolar. 2,7 milyar dolar olan bireysel kredi kartı borcu ise bugün 19,9 milyar dolar. İşsizlik 2019 krizinin görünen yüzüyken hane halkı borçluluğu krizin sosyal boyutunun bir başka unsuru.

Geniş Tanımlı İşsiz Sayımız İse Bulgaristan Nüfusundan Daha Fazla

Türkiye ve genelinde işsizlik geçen yıl Kasım ayına göre 327 bin kişi arttı ve işsiz sayımız 4 milyon 308 bin kişi oldu. Yani daha açık söylememiz gerekirse neredeyse İzmir nüfusu kadar işsizimiz olmuş durumda. Ülkemiz de işsizler ordusu azalmamakta her geçen gün artmaktadır. Ve artık işsizlik içinden çıkılamayan sosyal bir sorun haline düşmüştür.

Dar tanımlı işsiz sayısına; iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar, iş bulma ümidi olmayanlar, zaman bağlı eksik istihdam edilenler, mevsimlik çalışanlar ve diğer sebepleri de dâhil ettiğimizde bu oran 7,7 milyon civarına denk gelmektedir. Bu durumda geniş tanımlı işsiz sayımız komşumuz Bulgaristan’ın nüfusundan daha büyüktür.

Ayrıca TÜİK verilerine göre 1 yıldan daha az süreli işsizlerin sayısı 3 milyon 149 bin kişi olması nasıl bir krizin içerisinde olduğumuzun ayrı bir göstergesidir.

İşsizlik AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 2 milyon 700 bin idi. AKP 18 yılda ülkeyi işsizliğin kol gezdiği ve insanların işsizlikten kaynaklı canına kıydığı bir noktaya getirmiştir.

TÜİK geçtiğimiz hafta enflasyon hesabında gıda ürünlerinin ağırlığını düşürmüştü. Şimdi de TÜİK verilerine baktığımızda ise ayrı bir paradoksla daha karşı karşıyayız. TÜİK verilerine göre çalışabilecek çağda nüfus artışı bir yılda 944 bin kişi artarken, iş gücüne katılanların sayısı ise bu 1 yılda sadece 182 bin kişi olmuş durumda. Yani TÜİK verilerine göre çalışma nüfusunda olan 7 yüz binden fazla vatandaş çalışma gereği duymamıştır.

Bu oranın hiçbir mantıkla izah edilebilecek bir yanı yoktur.

Neden?

Çünkü ülkede bir hanenin tek bir maaşla geçinebilmesi imkânsızken, açlık ve yoksulluk sınırı her geçen ay artarken insanların geçinebilmesi için iş aramayı bırakması sizce mantıklı mıdır?

TÜİK’in yayımladığı veriler ciddi şüphe barındırmaktadır. Özellikle TÜİK’in hem enflasyon verileri hem de işsizlik verileri ciddi manada tezatlıklar içermektedir. TÜİK Berat Albayrağ’a bağlı bir kurum gibi çalışmakta, gerçekleri çarpıtmakta ve suç işlemektedir.

Ekonomide Dengelenme Değil Çöküş Süreci Var

Hazine ve Maliye Bakanı ekonomide dengeleme sürecine girildiğini hem işsizliği hem enflasyonu ülke gündeminde kalıcı olarak çıkarılacağını açıklıyor. Lakin yapılan açıklamalar yaşanılan acıları gizlemeye yetmiyor aksine her gün yeni acılar ülke gündemini meşgul etmeye devam ediyor. İşsizlik ve hayat pahalılığı artık sosyal bir sorun haline dönüşmüş iken bu işin sorumluluğunu üstlenen bir tane iktidar yetkilisi ortada yok. Bu vurdumduymaz ve pişkince tavrın neticesinde ise insanlarımız her gün birer ikişer canlarına kıyıyor.

Son olarak Hatay’da Âdem Yarıcı isimli yurttaş işsiz olduğunu, çocuklarının evde aç olduğunu söyleyerek kendisini ateş verdi. Yurttaşlarımız sadece işsiz oldukları için yaşamlarına kast etmiyor, çalışan yurttaşlarımızda geçinemedikleri için canlarına kıyıyor. Geçtiğimiz 2019 yılında 20’den fazla yurttaş hem geçim sıkıntısı hem de işsizlik nedeni ile hayatlarına son verdiler.

Bu Durumun Sorumlusu Kim?

Ülkeyi 18 yıldır yöneten, power point sunumla ekonomiyi düzeltme hayalinde olanlardır. TÜİK’i kendisine bağlayıp manipüle kurumuna çevirip zorla halktan her şeyin güllük gülistanlık olduğuna inanmasını bekleyenler inanmayanları da düşman olarak görenlerdir.

327 BİN KİŞİ DAHA İŞSİZ

Türkiye’nin en can yakıcı gündemlerinden işsizlikte artış sürüyor. İşsiz sayısı Kasım 2019 döneminde 327 bin kişi artarak 4 milyon 308 bine yükseldi. İstihdam edilenlerin sayısı ise 145 bin kişi azaldı.

Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 327 bin kişi artarak 4 milyon 308 bin kişiye çıktı. İşsizlik oranı 1 puanlık artış ile yüzde 13.3 seviyesinde gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı 1.1 puanlık artış ile yüzde 15.4 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ekim, kasım ve aralık aylarını kapsayan Kasım 2019 dönemi işgücü istatistiklerini açıkladı. Buna göre, 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 0.9 puan artışla yüzde 24.5 oldu. Aynı yaş grubunda ne eğitimde ne de istihdamda olanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 0.9 puanlık artışla yüzde 25.2 seviyesinde gerçekleşti. 15-24 yaş arası genç işsiz sayısı 1 milyon 229 bin. 15-29 yaş grubu için açıklanan verilere göre, gençlerin yüzde 28.8’i yani 5 milyon 113 bini ne eğitim görmekte ne de çalışmakta. Gençlerin alt yaş kırımlarının tamamında geçen yılın aynı ayına göre işsiz sayısı arttı. Özellikle ilk kez işgücü piyasasına girenler iş bulmakta oldukça zorlanıyor. İşsizlik oranı kadınlarda 2018 Kasım döneminde yüzde 14.7 iken, 2019 Kasım döneminde yüzde 16.6’ya yükseldi. Üniversite mezunu kadınlarda ise bu oran yüzde 17.4’ten yüzde 18.2’ye fırladı.

Türkiye’de istihdam edilenlerin sayısı, Kasım 2019’da bir önceki yılın aynı dönemine göre 145 bin azalışla 28 milyon 169 bin kişiye indi, istihdam oranı da 0.9 puan azalarak yüzde 45.6 olarak gerçekleşti.

İstihdam Düşüyor

İstihdam edilenlerin sayısı, geçen yılın kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 145 bin kişi azalarak 28 milyon 169 bin kişi oldu. İstihdam oranı 0.9 puanlık azalışla yüzde 45.6’ya geriledi. Söz konusu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 147 bin, inşaat sektöründe 253 bin kişi azalırken, sanayi sektöründe 102 bin, hizmet sektöründe ise 152 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 17.3’ü tarım, yüzde 20.4’ü sanayi, yüzde 5.6’sı inşaat ve yüzde 56.6’sı ise hizmet sektöründe yer aldı.

Ümitsizler Yüzde 37 Arttı

DİSK-AR’a göre, ne eğitimde ne istihdam olanların (NEET) oranında artış var. NEET oranı Kasım 2019’da yüzde 25.2’ye ulaştı. Kasım 2018’de 522 bin olan ümitsiz işsizlerin sayısı Kasım 2019’da 715 bine yükseldi. Son 1 yılda ümitsiz işsizlerin oranı yüzde 37 arttı. Kentsel genç kadın işsizliği yüzde 36’lara ulaşarak, kadın işsizliği kategorisinde en yüksek işsizlik seviyesini gördü.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, emeklilere en az bir maaş tutarında banka promosyon ücreti ödenmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye Bankalar Birliği’nin emeklilere ödenecek promosyon ücretlerini, iktidar baskısıyla düşük tutmaya çalıştığının iddia edildiğini belirten Gürer, “Özel bankaların yüksek promosyon ücreti verme isteğine engel olunmamalıdır” dedi.

 

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, SGK ve Türkiye Bankalar Birliği’nin imzaladığı, emeklilere maaş karşılığı ödenen banka promosyon ücretleriyle ilgili sözleşmenin bu ay sona erecek olması nedeniyle TBMM’de basın toplantısı düzenledi.

2007’DE ÇIKAN YÖNETMELİK ANCAK 2017’DE UYGULANMAYA BAŞLANDI

Gürer, emeklilere banka promosyon ücreti verilmesiyle ilgili yönetmeliğin 2007 yılında çıkmasına rağmen, uygulamanın ancak 2017 yılında hayata geçebildiğini hatırlattı.

YILDA 300 TL…

3 yıl önce Sosyal Güvenlik Kurumu ve Türkiye Bankalar Birliği’nin yaptığı anlaşma gereği emeklilere maaş aldıkları bankalardan cüzzi miktarda banka promosyon ücreti verildiğini kaydeden Gürer, emeklilerin aldıkları maaşlara göre anlaşma yapılan bankalardan yıllık 300 TL ile 450 TL arasında değişen fiyatlarla banka promosyonu aldıklarını ifade etti.

HER YIL BİR MAAŞ TUTARINDA PROMOSYON ÜCRETİ ÖDENMELİ

Banka promosyonlarının kamuda ya da özel sektörde aktif olarak çalışan ve emeklilik hakkı elde edenlere bankalar tarafından maaş karşılığı verilen para olduğuna dikkat çeken CHP Milletvekili Gürer, “Halihazırda emeklilere verilen 300 TL ile 450 TL arasında değişen tutardaki promosyonların emekli ve emekli aylığından yararlanan dul ve yetiş yurttaşlarımıza ödenecek promosyon bedeli her yıl için aldıkları bir maaş olarak ödenmelidir” dedi.

ÖZEL BANKALARA ENGEL OLMAYIN

Özel bankaların yüksek promosyon ücreti verme isteğinde olduğu ancak, Türkiye Bankalar Birliği ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kendi aralarında anlaşarak, özel bankaların daha çok promosyon ücreti verme girişimine engelledikleri yönünde duyumlar aldıklarını belirten CHP Milletvekili Gürer, “Bugün için verilen promosyon ücretlerine battığımızda, yıllık olarak ödenen promosyonun günlük olarak hesaplarsak 1 çay parası bile etmemektedir” diye konuştu.

EMEKLİNİN GÖZÜ, KULAĞI PROMOSYONDA

Promosyon ücretlerinin emeklinin üç yıl aynı bankadan maaş alması şartına bağlandığını ve sadakadan öteye geçmeyen bir tutar olarak ödendiğini ifade eden CHP Milletvekili Gürer, “13 milyon emeklinin gözü ve kulağı bu promosyon ücretlerindedir. Kredi çekmeden, kredi kartlarına yüklenmeden, o bankadan alıp bu bankaya yatırıp ay sonunu nasıl getireceğini düşünmek zorunda emeklilere hak ettikleri promosyon ücreti verilmeli ve günümüz koşullarına göre güncellenmelidir” şeklinde konuştu.

EMEKLİLER 10 YIL OYALANDI

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, düzenlediği basın toplantısında, “9 Ağustos 2010 tarihli Başbakanlık Genelgesi sonrasında kamu kurum ve kuruluşlarının banka promosyonlarının tamamını personeline dağıtması gerektiği, mevzuatın çok açık hükmüdür. Buna rağmen aksine eylemde bulunanlarda ilgili Yargıtay, Danıştay içtihat kararları ile Türk Ceza Kanunu (TCK) açısından güveni kötüye kullanmak suçunun oluştuğu kabul edilmiştir. Başbakanlığın bu genelgesi, bir kamu kurumu olan ve 13 milyon emekli ile emekli dul ve yetimin aylığını ödeyen, emeklilerin işvereni konumunda bulunan Sosyal Güvenlik Kurumunu da bağlamasına rağmen kurum gerekli çalışmaları yapmamış ve promosyon ödemesini sağlamamıştı. 2007 yılından 2017 yılına kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanları zaman zaman yaptıkları açıklamalarda emeklilere promosyon verilmesi için çalışmaların devam ediyor olduğunu, yakında müjdeli haberler vereceklerini söyleyerek popülist açıklamalarla emeklileri oyalamışlardır” dedi.

SGK, EMEKLİNİN MAĞDURİYETİNİ GİDERSİN

Emeklilere ödenen promosyon ücretlerinin bir müjde ya da lütuf olmadığını vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “ilgili genelge ile promosyon ödenmesindeki farklı uygulamalara son vermek ve ödemeleri düzenli hale getirmek amacıyla çıkarılmış olup, tüm kamu kurumlarını bağlamaktadır. Kendisi de bir kamu kurumu olan, milyonlarca emeklinin maaşını ödeyen SGK’nın adilane davranarak, emeklilerin promosyon konusundaki uğradıkları mağduriyetini gidermesi gerekmektedir” diye konuştu.

EN AZ BİR MAAŞ

SGK ile Türkiye Bankalar Birliği arasında yapılacak olan görüşmelerde 13 milyon emekliye ilgilendiren promosyon ödemelerinin yılda 1 maaş kadar olması gerektiğini belirten CHP Milletvekili Gürer, “Bankalar Birliği’nin iktidar baskısıyla kamu bankalarını dikkate alarak promosyon ücretini düşüt tutmaya çalıştığı ifade edilmektedir. Özel bankaların promosyonu yüksek tutma isteğine engel olunmaktadır. Memurlara bu konuda sağlayan avantaj emeklilere de sağlanmalıdır. Emekliler, bankaların maaşlar üzerinden kazanç sağladığı ve bankalar açısından en düşük risk grubu olarak değerlendirilenlerdir. Emeklilerin maaş vereni olarak SGK’nın ve teklifi verecek olan bankaların oturacağı promosyon pazarlığı masasında, en az bir maaş tutarında promosyon ödenmesi sağlanmalıdır. Promosyon sadaka değil, haktır” ifadelerine yer verdi.

EMEKLİ DERT KÜPÜ

Basın toplantısında emeklilerin ciddi anlamda ekonomik sıkıntı yaşadığına da değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Türk-İş’in yaptığı araştırmaya göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2 bin 257 TL, yoksulluk sınırı ise 7 bin 353 TL’dir. Bugün 13 milyon emeklinin büyük çoğunluğu açlık sınırının altında yaşam mücadelesi vermektedir. Mutfak enflasyonunda yıllık ortalama artış 14.90, bir çalışanın aylık yaşam maliyeti 2 bin 744 TL olarak açıklanmıştır. Artan enflasyon, pahalılık, ekonomik kriz, temel tüketim ürünlerine gelen zamlar emeklinin belini bükmektedir. Yaşamlarının en güzel yıllarını çalışma yaşamı ile getiren ve en az 25 yıl çalışan emeklilere hak ettiği verilmelidir” şeklinde konuştu.

DİĞER TALEPLER…

CHP Milletvekili Gürer, emeklilerin beklentilerinin sadece promosyon ücreti değil, aile ve gıda yardımı, intibak yasasının düzenlenmesi, sosyal yardımların düzenlenmesi olduğunu ifade etti. İntibak düzenlemesinin Kamu Denetçiliği Kurumunun Anayasa’yı da dayanak gösterip yapılması yönünde SGK uyardığını ancak kurumun bu talebe karşı çıktığını anımsattı. İntibak kanun tekliflerimizde iktidar ret etti. Halen bayram ikramiyeleri asgari ücret tutarına çıkarılması içinde kanun teklifim TBMM’de diye konuştu.

Avrupa’dan ABD’ye dünyanın birçok noktasına ihracat yapan su ürünleri sektörü Türkiye’de balık tüketimini artırmak için 8 Ağustos’ta ilk kez ödüllü fotoğraf yarışması başlattı.

Konsepti su ürünleri sektörünün uluslararası arenada zirvede olduğu levrek, çipura ve alabalık olan yarışmada jüri 19 Şubat’ta toplandı, fotoğrafları değerlendirdi.

19 Şubat’ta fotoğraflar değerlendirildi

Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu ile harekete geçtiklerini ve yarışmada sona yaklaşıldığını söyledi.

“Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 2019’da su ürünlerinde Türkiye geneli toplam 1 milyar dolarlık ihracatın yüzde 70’ini gerçekleştirerek hanesine 700 milyon dolar yazdırdı. Türk balıkçılığının tanıtılmasına ve gelişmesine katkı sağlamak, balıkçılığın yaygınlaşmasını, balık üretimi ve tüketiminde farkındalık yaratmayı istiyoruz. 7’den 70’e 364 katılımcı, balığın en güzel halini fotoğraflamak için yurdun dört bir yanını karış karış gezdi. Uzmanlardan oluşan jüri, 19 Şubat’ta 1153 görselin içinden finale kalan en iyi 20 fotoğrafı seçti ve içlerinden de ödül alacak 4 fotoğrafa karar verdi. Yarışma aynı zamanda fotoğrafçılık becerilerini test etmek ve yeteneklerini göstermek isteyenlere fırsat sunuyor.”

Hedef 100 ülke

Kızıltan, deniz yetiştiriciliğinin başta İzmir ve Aydın olmak üzere tamamına yakınının Ege Bölgesi’nde yapıldığını, aynı zamanda Türkiye’nin ihraç ettiği 10 balıktan 7’sini Egeli balıkçıların gerçekleştirdiğini anlattı.

“Dünyanın en büyük Avrupa deniz levreği ve çipura ihracatçısı Ege, AB pazarında önemli bir paya sahip. 332 milyon dolarla levrek, 286 milyon dolarla çipura ve 117 milyon dolarla alabalık ihracatında dünyada lider konumdayız. Su ürünleri sektörü 80’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. En çok ihracat yapılan ülkeler Hollanda, İtalya, Rusya, Japonya, Yunanistan, Almanya, Birleşik Krallık, İspanya, ABD. Hedefimiz 2020’de 1 milyar 100 milyon dolara ulaşmak ve 100 ülkeye girmek.”

İlk üçe hediye çeki

Sinan Kızıltan, üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’de kişi başına yıllık ortalama 8 kilogram balık tüketimini, 15 kilograma çıkarmayı istediklerini sözlerine ekledi.

Jüri arasında Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk A. Demir, İsmail Aksoy, Osman Özpek, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü Öğretim ÜyesiDoç.Dr. A. Beyhan Özdemir, Doç.Dr. Gökhan Birinci, İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği Fotoğraf Sanatçısı Oktay Atilla, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu Temsilcisi Zafer Gazi Tunalı bulunuyor.

Fotoğraf yarışmasının birincisi 5 bin TL, ikincisi 3 bin TL, üçüncü yarışmacı ise 2 bin TL’lik hediye çeki kazanacak.

 

Türkiye İstatistik Kurumu 2020 yılı Ocak ayı Motorlu Kara Taşıtları İstatistiklerini yayımladı. Bu kapsamda TÜİK Denizli Bölge Müdürü Ali İhsan YÜCEDAĞ tarafından verilen bilgiye göre Aydın ilinde;

Toplam araç sayısı 457 801’e ulaştı

2019 yılı Ocak ayında toplam araç sayısı 448 630 iken, 2020 yılı Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %2,0 oranında bir artış göstererek 457 801’e ulaştı.

Otomobil sayısı %0,7 arttı

Otomobil sayısı 2020 yılı Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %0,7 artışla 183 249’a ulaştı. Aydın’daki araçların türlerine göre dağılımı incelendiğinde; 183 249 adet otomobil, 10 590 adet minibüs,    2 922 adet otobüs, 69 984 adet kamyonet, 8 967 adet kamyon, 132 741 adet motosiklet, 48 610 adet traktör ve 738 adet özel amaçlı araç bulunduğu görülmektedir.

Oransal olarak en fazla artış %4,5 ile özel amaçlı taşıtlarda gerçekleşirken, adet bakımından da en fazla artış 5 368 adet ile motosiklette gerçekleşti.

11 955 aracın devri(1) yapıldı

2020 yılı Ocak ayında Aydın’da toplam 11 955 taşıtın devri yapıldı. Taşıt türüne göre devri yapılan araçlar içinde ilk sırada 7 778 adet ile otomobil yer alırken, ardından 2 301 adet ile kamyonet, 730 adet ile traktör, 686 adet ile motosiklet, 231 adet ile minibüs, 138 adet ile kamyon, 73 adet ile otobüs ve 18 adet ile özel amaçlı araçlar geldi.

 

 

 

Türkiye İstatistik Kurumu 2020 yılı, Ocak ayı Dış Ticaret İstatistiklerini yayımladı. Dış ticaret istatistikleri genel ticaret sistemi ve özel ticaret sistemi olmak üzere iki farklı ticaret sistemine göre hesaplanmaktadır. Genel ticaret sisteminde, bir ülkenin ekonomik alanına giren ve ekonomik alanından çıkan mallar kapsanmaktadır. Bu sistemde, ülkenin ekonomik alanını oluşturan serbest bölgeler, gümrük antrepoları ve serbest dolaşım alanına giren veya bu alanlardan çıkan mallar hesaplamalara katılmaktadır. Özel ticaret sisteminde ise, gümrük antrepoları ve serbest bölgeler istatistiklerde yer almamakta, sadece ülkenin serbest dolaşım alanına giren ve bu alandan çıkan mallar kapsanmaktadır.

Dış Ticaret İstatistikleri, Ocak 2020’den itibaren ayrıntılı olarak genel ticaret sistemine göre yayımlanmasına başlanmıştır. Özel ticaret sistemine göre özet dış ticaret istatistikleri ile detaylı metodolojik açıklama aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Bu kapsamda TÜİK Denizli Bölge Müdürü Ali İhsan YÜCEDAĞ tarafından verilen bilgiye göre Aydın ilinde;

Genel ticaret sistemine göre ihracat %23,7 arttı, ithalat %14,1 azaldı

İhracat 2020 yılı Ocak ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre %23,7 artarak 60 milyon 422 bin dolar, ithalat ise %14,1 azalarak 16 milyon 452 bin dolar olarak gerçekleşti.

Ocak ayında Aydın bu değerlerle Türkiye genelinde en fazla ihracatın gerçekleştiği 23. il olurken ithalatta ise 30. sırada yer aldı.

En fazla ihracat yapılan ülke İtalya oldu

Aydın’dan, 2020 yılı Ocak ayında en fazla ihracat yapılan ülke İtalya oldu. Bu ülkeye yapılan ihracat 7 milyon 927 bin dolar olarak gerçekleşti. İtalya’yı 5 milyon 568 bin dolar ile İspanya ve 4 milyon 753 bin dolar ile ABD izledi.

En fazla ithalat yapılan ülke Çin oldu

Aydın’a, 2020 yılı Ocak ayında en fazla ithalat Çin’den yapıldı. Bu ülkeden yapılan ithalat
6 milyon 333 bin dolar olarak gerçekleşti. Çin’i sırasıyla 1 milyon 341 bin dolar ile Birleşik Krallık ve 1 milyon 16 bin dolar ile ABD izledi.

En fazla ihracatı yapılan fasıl “Kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler, nükleer reaktörler, bunların aksam ve parçaları” oldu

TÜİK Denizli Bölge Müdürü Ali İhsan YÜCEDAĞ tarafından verilen bilgiye göre Ocak ayında Aydın’da fasıllar düzeyinde en büyük ihracat kalemi, “Kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler, nükleer reaktörler, bunların aksam ve parçaları’’ (15 milyon 658 bin dolar) oldu. Bu fasılı “Tuz, kükürt, topraklar ve taşlar, alçılar, kireçler ve çimento” (13 milyon 485 bin dolar) ve “Yenilen meyveler ve sert kabuklu meyveler” (9 milyon 734 bin dolar) fasılları izledi.

En fazla ithalatı yapılan fasıl “Kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler, nükleer reaktörler, bunların aksam ve parçaları” oldu

Ocak ayında; Aydın’da ithalatı en yüksek fasıl, “Kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler, nükleer reaktörler, bunların aksam ve parçaları” (5 milyon 32 bin dolar) oldu. Bu fasılı; “Motorlu kara taşıtları, traktörler, bisikletler, motosikletler ve diğer kara taşıtları, bunların aksam, parça, aksesuarı” (1 milyon 705 bin dolar) ve “Tuz, kükürt, topraklar ve taşlar, alçılar, kireçler ve çimento” (1 milyon 376 bin dolar) fasılları izledi.

 

Aydın İl Emniyet Müdürlüğü Didim İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalarda;

“Askeri Ceza Kanununa Muhalefet, Mala Zarar Verme (2adet), Hükümlü veya Tutuklunun Cebir ve Tehdit Kullanarak Kaçması, Kilitlenmek Suretiyle Muhafaza Altına Alınmış Eşya Hakkında Hırsızlık” suçlarından aranması ve 10 ayrı suçtan kaydı bulunan H.U. isimli şahıs Didim İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalar neticesi yakalanmış olup, sevk edildiği adli mercilerce tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.

Kamuoyuna duyurulur.

AYDIN İL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ

 

Ülkemizde kara avcılığına 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ve 2019-2020 Av Sezonu Merkez Av Komisyonu Kararları doğrultusunda izin verilmektedir.

2019-2020 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu Kararları doğrultusunda, kara avcılığı sezonu ülke genelinde ilk olarak 17 Ağustos 2019 tarihinde, Ege Avlanma Bölgesinde bulunan Manisa, İzmir, Aydın, Muğla, Balıkesir, Çanakkale ve Uşak illerinde ise avlanma izinleri 24 Ağustos 2019 tarihinde başlayan av sezonu 01.03.2020 tarihinde sona ermiştir. Bu tarihten itibaren 2020-2021 Av Dönemi açılışına kadar Kara Avcılığı faaliyetleri tüm yurdumuzda yasaktır.

Ülkemizde 481 tür kuş, 150 tür memeli ve 130 tür sürüngen bulunmaktadır. Bu türler içerisinden yeterli popülasyon büyüklüğüne sahip olan ve av dönemi boyunca Merkez Av Komisyonunca belirlenen sadece 30 tür kuş ve 6 tür memelinin avına izin verilmekte ve bunların dışındaki tüm türlerin avlanması yıl boyunca yasaktır.

Yaban hayvanlarının eşleşme, üreme, yavru büyütme, erginleşme gibi yaşam evrelerini kapsayan avın yasaklandığı dönemde avcılık yapılması ülkemiz yaban hayatına ciddi zarar vermektedir. Bu sebeple avcılarımızın yasak dönemde avcılık yapmaması, yaban hayatını yaşam alanlarında rahatsız etmemesi ile av ve yaban hayvanlarının yavru ve yumurtalarını toplamaması büyük önem arz etmektedir.

Avın kapalı olduğu, yaban hayvanlarının üreme ve yavru büyüttüğü dönemlerde avcılık yapılması durumunda en yakın Doğa Koruma ve Milli Parklar Bölge Müdürlüğü’nün yerel il teşkilatlarına, jandarma ve polis teşkilatlarına ihbar edilmesi yaban hayatının korunması için verilebilecek en büyük katkıdır. Kamuoyuna duyurulur.

TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI   4.Bölge Müdürlüğü   Aydın Şube Müdürlüğü

     Hayat bir öyküdür. Bazı hayatlar öyküden öte derstir, deneyimdir… İnsan hayatında farkındalık yaratan, mucize gibi olaylar inanılması güç öykülere dönüşmüştür. İşte onlardan bir kaçını bu gün sizlerle paylaşmak istedim. Bunlardan çıkarılacak algılar belki de bizi mutluluğa bir adım yaklaştıracaktır.

     Su, ateş ve ahlak dost olup birlikte zaman geçiriyorlarmış. Çevrede dolaşırken eğer kaybolurlarsa bir birlerini nasıl bulabilecekleri konusunda düşünce üretmeye başlamışlar. Suya sormuşlar “Kaybolursan seni nasıl bulacağız?”  “Nerede bir  şırıltı duyarsanız, beni orada bulabilirsiniz.” diye yanıtlamış su. Ateşe sormuşlar: “Seni kaybedersek ne yapalım?” “Bir duman gördüğünüz yerde ben varım.” demiş ateş. Sıra ahlaka gelmiş. Onun yanıtı ise oldukça düşündürücüymüş.  “Beni yitirirseniz, asla bulamazsınız.” demiş.

*

      Güneş ve rüzgar, kimin daha güçlü olduğunu tartışıyorlarmış. Rüzgar; “Ben daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım. Şu karşıdaki yaşlı adamı görüyor musun? Paltosunu senden daha hızlı çıkaracağıma bahse girerim.” demiş. Güneş bir bulutun arkasına çekilmiş ve rüzgar kasırga şiddetinde esmeye başlamış. O kuvvetle estikçe ihtiyar adam paltosuna daha sıkı sarılıyormuş. Sonunda rüzgar pes etmiş. Güneş bulutların arasından çıkıp yaşlı adama nazikçe gülümsemiş. Çok geçmeden adam alnındaki teri silip paltosunu çıkarmış. Güneş rüzgara nazik ve dostça davranmanın şiddet ve güç gösterisinden her zaman daha etkili olduğunu söylemiş.

 *  

    500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. Herkese bir balon vererek başladı. Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı. Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi. Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu. 5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı.
Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu. Konuşmacı dedi ki: “Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes  deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin sizin ki size gelir. Ve insanların yaşam amacı budur. ”    
(Mutsuzluğu Rahat Bırak / Ali Gençli)

 

Arşivler