Kasım | 2019 | Didim Özgürses

Bookmarks

Aylık arşiv: Kasım 2019

Ekim Ayında En Az 155 İşçi Can Verdi

İSİG Meclisi’nin raporuna göre, geçen ay en az 155, bu yılın ilk 10 ayında ise en az bin 477 işçi hayatını kaybetti. Raporda ülkenin dört bir yanında süren işçi direnişlerine dikkat çekilerek, “Yaşamak ve yaşatmak için direniyoruz!” dendi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, ekim ayı iş cinayetleri raporunu açıkladı. Buna göre, ekim ayında en az 155, bu yılın ilk 10 ayında ise en az bin 477 işçi yaşamını yitirdi. Raporda ülkenin dört bir yanında işçi direnişlerinin sürdüğüne de dikkat çekilerek, “Soma’dan Eskişehir’e, Ataşehir’den Cargill’e, Koton’dan Saica Pack’e… Patronun kim olduğu fark etmez! Yaşamak ve yaşatmak için direniyoruz!” dendi.

7 Kadın, 2 Çocuk, 8’i Göçmen İşçi Öldü

Raporda şu bilgiler yer aldı:

Ekim ayında hayatını kaybeden 155 emekçinin 124’ü ücretli (işçi ve memur), 31’i ise kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluştu.

Ölenlerin 7’si kadın, 148’i erkek işçiydi. Kadın işçi cinayetleri tarım, tekstil, büro, ticaret ve taşımacılık işkollarında gerçekleşti.

Geçen ay, biri 14 yaş ve altında olmak üzere 2 çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi cinayetleri tarım ve konaklama işkollarında yaşandı.

Emeklilik çağında (51 yaş ve üstünde) olduğu halde çalışırken hayatını kaybeden işçi sayısı ise 50 olarak saptandı.

Ekim ayında 8 göçmen/mülteci işçi yaşamını yitirdi. Bu işçilerin 3’ü Suriyeli, 2’si Rusyalı, 1’i Afganistanlı, 1’i Özbekistanlı ve 1’i İranlıydı. Yılın ilk 10 ayında ise en az 99 göçmen/mülteci işçi çalışırken hayatını kaybetti.

En Çok Ölenler Güvencesizler

Geçen ay işçi ölümleri en çok tarım, inşaat, taşımacılık, ticaret/büro, belediye/genel işler, metal, madencilik, tekstil/deri, gıda ve konaklama/eğlence işkollarında gerçekleşti.

Tarımda çalışırken ölenlerin en az yüzde 45’i ücretli, yüzde 55’i ise çiftçiydi.

Tüm işkollarında en çok güvencesiz işçiler (mevsimlik, taşeron, yevmiyeli çalışanlar) can verdi.

Raporda, geçen yıllara göre inşaat işkolundaki ölümlerde azalma görüldüğü belirtildi. Ancak rapora göre bunun nedeni alınan önlemler değil, ekonomik krize bağlı olarak sektördeki küçülme.

Trafik Kazaları İlk Sırada

Ekimde işçiler yine en çok trafik/servis kazaları nedeniyle yaşamını yitirdi. Bunu sırasıyla; yüksekten düşme, ezilme/göçük, kalp krizi, şiddet, elektrik çarpması, zehirlenme/boğulma ve intihar takip etti.

Raporda, kalp krizi ve beyin kanaması nedenli ölümlerin sürekli arttığı, ancak bu konuya dair yeterince araştırma bile yapılmadığı belirtildi.

Ölüm nedenlerinde 6’ncı sırada yer alan elektrik çarpmalarının ise çok küçük maliyetlerle önlenebileceğine dikkat çekilen raporda, “Son aylarda sürekli artan ve neredeyse her 10 işçiden birinin ölüm sebebi olan elektrik çarpmaları 200-300 TL’lik bir maliyetle önlenebilir. Bu durum patronların niyetini ortaya koyuyor” dendi.

Sendikasız Çalışmak Ölüm Demektir

Ekimde Türkiye’nin 57 şehrinde ve yurt dışında 5 ülkede iş cinayeti gerçekleşti. En çok işçi ölümünün yaşandığı iller 11’er ölümle İstanbul ve Konya oldu. Bu illeri sırasıyla Antalya (10 ölüm), Bursa (8 ölüm), İzmir (7 ölüm) ve Sakarya (6 ölüm) izledi.

İSİG Meclisi’nin raporuna göre, ekim ayında ölen işçilerin tamamı sendikasızdı. Raporda, “Sendikasız çalışmak ölüm demektir” ifadeleri kullanıldı.

Eylem Sonuç Verdi

İstanbul Havalimanı şantiyesinde geçen hafta yaşanan iş cinayetinin ardından iş bırakan işçilerin talepleri karşılandı. İstanbul Havalimanı kargo binası şantiyesinde çalışırken asansör boşluğuna düşerek yaşamını yitiren 18 yaşındaki Mehmet Aydın’ın çalışma arkadaşları, iş güvenliği önlemlerinin alınması talebiyle 1 Kasım’da iş bırakmıştı. Eylemin 4’üncü gününde işçiler firma yetkilileriyle görüştü. Şantiye aydınlatmalarının yapılması, asansör ve şaft boşluklarının korkuluklarla kapatılması taleplerinin kabul edilmesi üzerine, işçiler yeniden işbaşı yaptı.

“EFESLİ HERAKLEİTOS FELSEFE GÜNLERİ I” YAPILDI

“Efesli Herakleitos Felsefe Günleri I”,  21-23 Kasım 2019 tarihlerinde Efes-Selçuk’ta yapıldı. Selçuk Belediyesi, Selçuk Ticaret ve Sanayi Odasının katkılarıyla düzenlenen etkinlikte, 2500 yıl önce bu topraklarda yaşayan,  dünya felsefesinde bir dönüm noktası oluşturan ve felsefesinin etkileri günümüzde de süren filozof Herakleitos ele alındı. Türkiye’nin farklı üniversitelerinden felsefecilerin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte Herakleitos ile birlikte İyonya bölgesinin ve Anadolu’nun düşünce ve uygarlık tarihi açısından önemi ve bu bağlamda taşıdığı tarihsel ve felsefi miras üzerinde konuşuldu. Selçuk Efes Kent Belleği binasındaki felsefe günlerine halkın da yoğun ilgi gösterdiği gözlemlendi. Dünya Felsefe Günü’nde başlayan etkinliğin dinleyicileri yalnız Efesliler değildi. İzmir’den ve yakın kentlerden olduğu gibi, daha uzaklardan, Adana’dan gelen dinleyiciler de bulunmaktaydı.

Felsefe günlerine katılan kişiler ve konuşma başlıkları şöyledir: Yun. Reh., Uzm. Hasan GENÇCAN-“Söylemin Arkeolojisi: Batı Anadolu’da Söylemciliğin Biçimlenişi”, Prof. Dr. Fahri IŞIK-“Uygarlık Anadolu’da Doğdu”, Prof. Dr. Ali Osman GÜNDOĞAN -“Felsefe için Mitolojiden İki Örnek: “Nietzsche ve Camus”, Prof. Dr. Hüseyin Gazi TOPDEMİR-“Bilgelik Ateşi”, Doç. Dr. Mustafa GÜNAY  -”Felsefe-Şiir İlişkisi ve Herakleitos”,  Prof. Dr. Hatice Nur ERKIZAN- ”Herakleitos’tan Aristoteles’e, Aristoteles’ten Bize: İnsan Nedir?”,  Prof. Dr. H. Haluk ERDEM-“Felsefi Miras ve Mavi Anadolu”.

Konuşmacıların özellikle dile getirip vurguladıkları düşünce ve öneriler arasında şunlar sıralanabilir:

Batı Avrupa’nın temellerinin Anadolu’da, İyonya’da atıldığı ve günümüzde de insanlığın karşılaştığı sorunların aşılabilmesi için “yeni bir aydınlanma”nın(üçüncü aydınlanma) köklerinin yine bu topraklardan çıkacağı dile getirildi. Bu nedenle yeniden İnsana, yaşama ve dünyaya dönük, yeryüzünü olumlayan İyonya felsefesine/bilimine yeniden dönülmesi gerektiği vurgulandı. İyonya felsefesinin Atina’yı merkez alan Yunan felsefesinden farklı yönleri irdelendi. Bu bağlamda Anadolu’da yaşamış insanların ve halkların düşünce ve kültür mirasının, hem günümüz için hem de  daha insanca bir gelecek bakımından taşıdığı olanaklar üstüne konuşuldu. Düşüncede ve kültürde Avrupa-merkezcilikten uzaklaşarak, fikirde de bağımsızlığın vazgeçilmez olduğuna dikkat çekildi. Anadolu felsefesinin, bundan sonra yapılacak etkinlikler ve akademik çalışmalarla daha doğun biçimde irdelenmesi gerektiği vurgulandı.

“Efesli Herakleitos  Felsefe Günleri I” etkinliğinin gerçekleşmesine uzun süredir emek veren ve programın hazırlanmasını sağlayan arkeolog Yusuf Yavaş, Efesli Herakleitos Felsefe Günlerinde yapılan konuşmaların metinlerinin önümüzdeki günlerde bir kitap olarak yayımlanacağını ve Herakleitos adıyla başlayan etkinliklerin bundan sonra da devam edeceğini açıkladı. Etkinlik, Arkeolog Yusuf Yavaş ve Yunanca rehberi Hasan Gençcan’ın rehberliğinde yapılan Efes-Selçuk tarih-kültür gezisiyle sona erdi.

 

 

İşsizlik Fonu’nda Biriken Para 130 Milyar Liraya Ulaşırken İşsizlere Yapılan Ödemeler “Devede Kulak” Kaldı.

İşçilerin işsiz kaldıklarında yararlanmaları için kurulan ancak hükümetin kamu bankalarını finanse etmek için bile kullandığı İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken para 130 milyar liraya ulaşırken işsizlere yapılan ödemeler “devede kulak” kaldı. İşsizlere ödemeler dahil fonun giderleri 8 milyar lira olurken “122 milyar lira nereye gitti” sorusu gündeme geldi. Sosyal Sigortalar Kurumu’na (SGK) gelecek yıl bütçeden yapılacak transfer miktarı ise dudak uçuklattı.

Büyüme Yok

Hükümetin 2020 Yıllık Programı’na göre, 2020’de toplam fon varlığının 138.1 milyar liraya ulaşması hedefleniyor. Bu yıl bütçeden SGK’ye faturalı ödemeler, ek karşılıklar, devlet katkısı, emeklilere yapılan ek ödeme, prim teşviklerinden kaynaklanan transferler dahil 192 milyar lira transfer yapılacağı tahmin edildi. Ancak, SGK gelecek yıllarda da açık verecek. SGK’nin bu yıl sonunda 39.2 milyar lira, gelecek yıl ise 50.1 milyar lira açık vermesi öngörülüyor

Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, 2020 Bütçe Kanunu Teklifi Görüşmeleri Tartışmalarla Başladı

CHP’ye göre, milli gelirin en az yüzde 1’i çiftçiye destek olarak verilmeli. Gelecek yıl tarımsal destek için 22 milyar lira ayrılmış. Bu rakam 48.7 milyar lira olmalıydı. Çiftçinin 26.7 milyarı tırpanlandı.

Gelecek yılki vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 70’i dolaylı vergilerden temin edilecek. Dolaylı vergilerin yüksek olması, dar ve sabit gelirli yurttaşa daha fazla yük bineceği anlamına geliyor.

Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, 2020 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi ve 2018 Yılı Kesinhesap Kanunu Teklifi’nin geneli ile Sayıştay raporları üzerindeki görüşmeler, tartışmalarla başladı. HDP’nin aralarında DİSK, KESK, TMMOB ve Türk Tabipleri Birliği’nin de yar aldığı meslek ve sivil toplum örgütlerinin görüşmelere katılarak görüş bildirmesi talebi, hükümet tarafından reddedildi. Hükümet adına komisyonda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal yer aldı.

CHP Plan ve Bütçe Komisyonu Sözcüsü, Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, yaptığı sunumda bütçedeki çarpıklıkları şöyle sıraladı:

– İdarelerin yedek ödenekleri, başlangıç ödeneklerinin yüzde 2’sini aşamaz. Oysa 2018’de yedek ödenek tutarı 56.6 milyar liraya ulaştı. Bu tutar, genel bütçeli idarelerin yıl sonu toplam ödeneğinin yüzde 7.21’ine denk geliyor. Yani yasayla öngörülen oran yüzde 260 aşıldı. 2018’de bütçeden 63.2 milyar lira ödenek üstü harcama yapıldı. Örneğin Diyanet, 3.2 milyar lira ödenek üstü harcama yaptı. Bu tutar başlangıç ödeneğinin yüzde 41.21’ine denk geliyor.

– Sayıştay, kamu idarelerine yönelik 8 bin 240 hata tespit etti. 159 idarede taşınmazlar mali tablolarda yer almadı. Yani devlet tapuyu deldirdi.

– 36 kamu idaresi faaliyet raporunu yayımlamadı. Yönetmelikteki bilgileri içerecek şekilde rapor hazırlamayan idare sayısı 141. Yardım yapılan birlik, kurum ve kuruluşlara ilişkin bilgilere yer vermeyen kamu idaresi sayısı 134.

– 2019 bütçesinde hiçbir hedef gerçekleşmedi. Bu hedefler Merkez Bankası kârı ve yedek akçeleri gibi gelirlerin bütçeye aktarılmasına karşın tutmadı.

– 2019 için hükümete verilen borçlanma limiti 88.9 milyar liraydı. Hükümet ocak-temmuz döneminde net 99.5 milyar lira borçlanmaya giderek limiti aştı. Şimdi limit 70 milyar lira daha artırılıyor.

– Yasaya göre, milli gelirin en az yüzde 1’i çiftçiye destek olarak verilmeli. Gelecek yıl tarımsal destek için 22 milyar lira ayrılmış. Bu rakam 48.7 milyar lira olmalıydı. Çiftçinin 26.7 milyarı tırpanlandı.

– Eğitime ayrılan pay 2018’de yüzde 17.66’ydı. Bu yıl yüzde 16.81’e indi. Gelecek yıl yüzde 16.1’e düşecek.

Gösterişli temsiller, lüks taşıtlar, tek bakan için kiralanan uçaklar: Bilanço dudak uçuklatıyor

Ejder meyveli gösterişli temsiller, ülkede kimsenin binemediği lüks makam araçları, tek bir bakan için dünyanın öbür ucuna kalkan uçaklar ve dahası… 85 milyar açığı olan bütçeden harcanan kalemler dudak uçuklatıyor. Kiralama ve temsil giderleri yüz milyonlarca lira tutuyor

Meclis’e gönderilen vergi paketi, gözleri devlet geliri ve harcamalarına çevirdi. Özellikle bütçedeki israf kalemleri, taşıt kiralama bedelleri, temsil giderleri kamuoyunun gündeminde. İsrafın önüne geçilememesi ise yeni vergilere olan tepkiyi büyütüyor. Zira devlet gereksiz harcamaları kısmak yerine ek vergilerle bütçe açığını kapatma yoluna gidiyor. Peki, bu yılın bütçe performansı nasıldı?

2019 bütçesine göre yılbaşında hedef, 80 milyar lira açık vermekti. Ancak ilk 9 ayın sonunda gerçekleşen açık 85 milyar lirayı yakaladı. Ancak bu hesap yapılırken gerek Merkez Bankası’ndan kullanılan 41 milyar liralık ihtiyat akçesi gerekse imar barışından elde edilen 23,5 milyar lirayı hesaba katmak gerekir. Eğer Merkez’in ihtiyat akçesi ve imar barışı olmasaydı ilk 9 aydaki bütçe açığı 85 milyar lira değil 150 milyar lira olacaktı.

Bütçedeki mevcut durum karşısında 2020’de ya vergi artırıcı ya da gider azaltıcı önlemler almak şart hale geldi. Ancak hükümet, bütçedeki “elzem olmayan” giderleri kısmak yerine vergi artırmayı tercih etti. Bol sıfırlı taşıt kiralama giderleri ve temsil, ağırlama tören giderleri dikkat çekici olanlardan. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre bu giderler ilk 9 ayda şu şekilde gerçekleşti;

*Taşıt (makam aracı) kiralama giderleri; 405 milyon 51 bin lira

*Hava taşıtı kiralama giderleri; 203 milyon 767 bin lira

*Temsil, ağırlama, tören giderleri; 91 milyon 353 bin lira

Yukarıdaki giderler yıllar içinde azalmak bir yana artıyor. Bütçeyi yöneten hükümet ne uçaklardan ne milyonluk temsillerden, ne de lüks makam araçlarından vazgeçmiş değil. Bu giderlerde yıllar içinde yaşanan artış ise dudak uçuklatan cinsten. Karşılaştırmayı daha kolay yapmak adına giderleri ortalama dolar kuru cinsinden karşılaştırdık. İsraf kalemleri tablodaki gibi.

Makam aracı kira giderleri

2009 ilk 9 ay

(LİRA)75 milyon 27 bin TL

(DOLAR) 47 milyon 787 bin dolar

2019 ilk 9 ay

(LİRA)405 milyon 51 bin TL

(DOLAR)71 milyon 817 bin dolar

Hava taşıtı kiralama giderleri

2009 ilk 9 ay

(LİRA)59 milyon 220 bin lira

(DOLAR)37 milyon 719 bin dolar

2019 ilk 9 ay

(LİRA)203milyon 767 bin lira

(DOLAR)36 milyon 128 bin dolar

Temsil, ağırlama, tören giderleri

2009 ilk 9 ay

(LİRA)26 milyon 886 bin lira

(DOLAR)17 milyon 124 bin dolar

2019 ilk 9 ay

(LİRA)91 milyon 353 bin lira

(DOLAR)16 milyon 197 bin dolar

Makam aracı alımı (zırhlı dahil)

2009 ilk 9 ay

(LİRA)63 milyon 10 bin lira

(DOLAR)40 milyon 133 bin dolar

2019 ilk 9 ay

(LİRA)310 milyon 660 bin lira

(DOLAR)57 milyon 964 bin dolar

*Dolar cinsinden hesaplamalar ortalama kur üzerinden yapılmıştır. 2009 yılının ilk 9 ayı için ortalama dolar kuru 1,57 TL’den 2019’un ilk 9 ayı için ortalama dolar kuru 5,64 TL’den hesaplanmıştır.

Hukuk skandalı: Çift imzalı dekan

Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde iki akademisyenin görev sürelerine ilişkin rektörlüğe görüş bildiren ve üç kişiden oluşması gereken heyetin aslında iki kişi olduğu, hukuk fakültesi dekanının aynı zamanda bölüm başkanı sıfatı ile çift oy kullandığı ortaya çıktı.

Akademideki mobbing Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yeni bir boyut kazandı.

Üniversitede yıllardır görev yapan akademisyenlerin sözleşmeleri uzatılmazken, süreç içinde hukuk fakültesinde skandal uygulamalar yaşandı. İki akademisyen, üniversitenin haklarında “kokteyl örgüt” soruşturması başlattığını, sözleşmelerinin yenilenmemesiyle öğrendi. Savcılığa başvuran akademisyenler, haklarında yargıda yürütülen herhangi bir soruşturma olmadığına ilişkin resmi yazı alsa da, üniversitenin “FETÖ ve PKK/KCK/YPG/PYD terör örgütü ile DHKP-C terör örgütüne propaganda yardım” ve “üyelik” suçlamaları ile karşılaştı. Fakülte yönetimi, önce sözleşmeyi yenilemedi ardından görevleri ellerinden alınan akademisyenleri savunmaya çağırdı. Akademisyenlerin savunma yapmak için soruşturma dosyasına erişim talebi de “gizlilik” gerekçesiyle reddedildi.

Vekaleten Koltukta

Üniversitede sözleşmelerin sürelerine ilişkin fakülte görüşü için 3 kişiden oluşması gereken heyetin hukuk fakültesinde bütün idari görevleri tek başına yürüten dekan Prof. Dr. Hüseyin Özcan’ın insafına bırakıldığı belirlendi. Sözleşmesi uzatılmayan akademisyenlerden Dr. Barış Işık’ın görev süresinin devamına ilişkin hazırlanan formda, vekâleten dekanlık koltuğunda oturan Özcan’ın hem dekan hem de bölüm başkanı sıfatı ile çift imza attığı ortaya çıktı. Akademisyenlerin beraber görev yürüttüğü anabilim dalı başkanlarının “görevinde başarılıdır”, “görev süresinin uzatılmasını öneririm” görüşüne karşın, dekan Özcan’ın “başarısızdır” ve “uzatılmamasını öneririm” görüşü ve attığı çift imza ile akademisyenlerin işine son verdiği belirlendi.

Özcan’ın fakültede dekanlık görevinin yanı sıra, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı Başkanı, Kamu Hukuk Bölümü Başkanı, Özel Hukuk Bölümü Başkanı, Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalı Başkanı, Genel Kamu Hukuku Anabilim Dalı Başkanı sıfatları ile görev yürüttüğü öğrenildi.

Hukukçunun Şaşkınlığı

Dr. Işık, “Bir ceza hukukçusu olarak kızgınlığımın yanında büyük bir şaşkınlık içerisindeyim. Adeta minareyi çalıp kılıfı hazırlamaya çalışıyorlar. Atamamın yenilenmesi tarihi olan 30 Eylül’den bir ay önce soruşturma açılıyor; bu tarih Sayın Dekan’ın bize ‘durumunuz sıkıntılı’ dediği zamana denk düşüyor. İfademizi almaya gerek bile duyulmadan işten atılıyoruz. Dosya içeriğini göremiyoruz. Tanık beyanlarından, bulgularından bahsediliyor ama kim bu tanıklar bilmiyoruz” dedi.

699 milyon lira borcu olan AKP’li Konya Büyükşehir Belediyesi, Özel Büyükşehir Hastanesi’ni satışa çıkarma kararı aldı

Türkiye’nin en borçlu belediyelerinin arasında yer alan Konya Büyükşehir Belediyesi, 2005 yılından beri iştiraki olan Özel Büyükşehir Hastanesi’ni satışa çıkarıyor.

Ekim ayı meclis toplantısında alınan kararda, satışa gerekçe olarak hastanenin 18 milyon borcu olduğu ve zarar ettiği gösterildi. Belediyeye ait hastanenin hisseleri önümüzdeki günlerde ihale usulüyle satışa çıkarılacak.

Belediye Yerel Seçimlerden Önce De Tartışılan Projelerle Gündeme Geldi

Konya Büyükşehir Belediyesi daha önce de, 31 Mart yerel seçimlerinden önce imzaladığı kafeterya ve süs havuzu projeleriyle gündeme gelmişti. 699 milyon lira borcu olan Konya Büyükşehir Belediyesi seçim öncesi 3 milyon 800 bin TL’lik kafeterya sözleşmesi imzalaması tartışma yaratmıştı.

2018 yılı itibariyle İller Bankası’na 699 milyon borcu bulunan Konya Büyükşehir Belediyesi bir süre önce zarar edildiği gerekçesiyle 18 ilçede toplu ulaşım hatlarını da kaldırmıştı.

‘Bu Daha Başlangıç, Her Şeyi Satacaklar’

İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş, belediyenin borç batağında olduğunu ve bu satışların başlangıç olduğunu belirterek şunları söyledi: AKP’li Konya Büyükşehir Belediyesi’nin yeni başkanı kurumu 1 milyarın üzerinde borçla devraldı. Bu da belediye yönetiminde ne kadar başarısız olduklarını gösteriyor. Sosyal belediyecilik anlayışıyla yola çıkanlar, belediyenin hastanesini dahi satışa çıkarıyor. Önümüzdeki süreçte her şeyi satacaklar. Takipçisi olacağız.

40 Yıl Önce Kuruldu

1979 yılında kurulan Büyükşehir Hastanesİ, 1983’e kadar 22 doktorun ortaklığı ile devam ederek, aynı yıl 35 ortaklı Özel Sağlık ve Tedavi Kurumları Limited Şirketi’ne dönüştü. 1985 yılında bugünkü binasına taşınarak, Avrupa’dan ithal ettiği cihazlarla bölgenin en modern hastanelerinden biri olarak hizmete vermeye devam etti.

Şirket ticari unvanını 1985 yılında Özel Sağlık Yurdu A.Ş. olarak değiştirdi. Bu tarihten sonra ortaklardan büyük kısmı hisselerini Konya Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki olan Sağtaş Sağlık Tesisleri ve Ticaret Anonim Şirketi’ne sattı. Kalan ortakların da önemli bir kısmı hisselerini satınca, hastane 1993 yılında Konya Büyükşehir Belediyesi’nin oldu.

Adıyaman’nın Gölbaşı ilçesine bağlı Belören beldesinde bulunan Belören Çok Programlı Anadolu Lisesi Müdürü Abdullah Özbay, öğrencilere Menzil tarikatına bağlı Semerkand dergilerini okunması için dağıttı. Kız öğrencilerin erkek öğrencilerle konuşması yasaklandı. Beden eğitimi dersi ise kız öğrencilere tamamen yasaklandı. Yeniköy muhtarı, savcılığa dilekçe vererek suç duyurusunda bulundu.

Adıyaman’da Gölbaşı ilçesine bağlı Belören Beldesi Belören Çok Programlı Anadolu Lisesi Müdürü Abdullah Özbay ve rehber öğretmen Gökhan Öksüz hakkında, Alevi öğrencilere namaz kılmaları için baskı yaptıkları iddiası ile aileler tarafından suç duyurusunda bulunuldu.

Yeniköy köyünden aileler, namaz kılmayan öğrencilerin notlarının düşürüldüğünü ve kız öğrencilere beden eğitimi dersini yasakladığını iddia etti. Alevi Kültür Derneği Başkanı Cafer Koca: “Kimse kimseye zorla din öğretemez” diyerek tepki gösterdi.

Öğrencilerin şikayetini ailelerine iletmesinin ardından, Belören beldesine bağlı Yeniköy köyü muhtarı Adbdurrahman Bener savcılığa dilekçe vererek suç duyurusunda bulundu. Bener, çocukların psikolojik olarak çöktüğünü belirtti. Baskının biran önce bitmesini, okul müdürünün ise görevden alınmasını isteyen Bener; “Olayı ilk olarak komşumuzun kızından öğrendik. Eğitim-Sen’den öğretmenler de gelmişti. Daha sonra kendi oğluma sordum böyle bir şey var mı diye. ‘Evet Baba var. Bize bunları yapıyorlar’ dedi. Müdür ve Rehber öğretmen Alevi öğrencilere, ‘Hz. Ali namaz kılıyordu siz niye namaz kılmıyorsunuz’ diye kızmış. Çocuklar psikolojik olarak çökmüş durumda. Bende Okulun Müdürü hakkında savcılığa bir dilekçe vererek suç duyurusunda bulundum.” dedi.

‘Kimse Kimseye Zorla Din Öğretemez’

Köylüler, Alevi Kültür Derneği Başkanı Cafer Koca’yı köye çağırarak okulda yaşananlar hakkında bilgi verdi. Yaşananları Alevi Kültürü Derneği Genel Merkezine de aktaran Koca, “Kimse kimseye zorla din öğretemez. Semerkand dergileri öğrencilere verilerek evlerinde okunması isteniyor. Dernek başkanı olarak bu olayı geç öğrendik. Bununla ilgili genel merkezimizi de bilgilendirdik.” diye konuştu.

Yeniköy Muhtarı Abdurrahman Bener, veliler ve öğrencilerden aldıkları şikayetleri listeleyip bir dilekçe oluşturarak savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Koca’nın aktardığına göre, velilerin ve öğrencilerin şikâyetleri şöyle:

*Alevi kız öğrencilere başlarının örtülmesi için baskı kurulması

*Zorla namaz kıldırması

*Dini kitaplar dışında kitap okumanın yasaklanması

*Kız ve erkek öğrencilerin birbirleriyle konuşmasının yasaklanması

*Kız öğrencilere beden eğitimi dersinin yasaklanması

*Öğrencilere Menzil tarikatının kitaplarının dağıtılması

*Geçen sene mezuniyet töreninde sadece erkek öğrencilerin katıldığı Menzil Tarikatına bağlı ‘Haşemi’ adlı tesiste mevlid okutuldu.

*Öğrencilere fiziki ve psikolojik şiddetin uygulanması.

*Okul müdürü, müdür yardımcısı ve rehber öğretmen bir Veli’nin evini basarak veliyi darp etti. Olay karakola taşındı. Soruşturma devam ediyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2019 yılı bütçesinin yüzde 4,88’i eğitim yatırımları için ayrılırken bu oran 2020 yılında yüzde 4,65’e geriledi. 2019 yılında 8 milyar 679 milyon TL’lik ödenek ile rekor kıran Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne ayrılan ödenek ise yüzde 15 artırılarak 9 milyar 904 milyon TL’ye çıkarıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her fırsatta, “Bütçesini artırdık” dediği Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2020 yılı Bütçe Teklifi’nde, eğitim yardımlarına ayrılan payda kesintiye gidildi. Eğitim yatırımları için ayrılan pay, son dört yılın en düşük seviyesini gördü.

MEB, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ardından bütçeden en yüksek payı alan üçüncü bakanlık olsa da bütçesinin merkezi yönetim bütçesi içindeki payı düştü. MEB bütçesinin 2019 yılında yüzde 16,81 olan merkezi yönetim bütçesi içindeki payı 2020 yılında yüzde 16,1’e indi. Eğitim bütçesinin milli gelire oranı da yüzde 3,6 oldu.

2019 yılında 8 milyar 679 milyon TL’lik ödenek ile rekor kıran Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, 2020 yılında yeni bir rekora daha imza attı. Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne ayrılan pay, 2019 yılına oranla yüzde 15 artırılarak 9 milyar 904 milyon TL’ye ulaştırıldı.

Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’nün bütçesi de 2019 yılına göre artırıldı. 2019 yılında 14.7 milyar TL ayrılan Mesleki ve Teknik Eğitimin Genel Müdürlüğü’nün 2020 yılı ödenek teklifi 15.9 milyar TL oldu. MEB’in 2020 yılı bütçesinden Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’ne aktarılması öngörülen tutar, Ortaöğretim Genel Müdürlüğü’ne aktarılacak tutarın iki katına yaklaştı. Bakanlık, dini eğitim ve mesleki eğitim veren okullara Anadolu, fen ve sosyal bilimler liselerinin bağlı olduğu Ortaöğretim Genel Müdürlüğü’nden yüzde 93 daha fazla pay ayırdı.

CHP’ye ve Ramazan’da tatile çıkan vatandaşlara alenen hakaret eden Süleymanpaşa İlçe Müftüsü Ayhan Okur’a skandal terfi. Müftü Okur, hakkındaki adli ve idari soruşturması devam ederken vekaleten baktığı koltuğa asaleten atandı.

Okur, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, CHP’nin “Yahudi şapkası takmayanları astığını” öne sürdü. Okur, Ramazan’da tatile çıkan vatandaşlara da ‘şerefsizler’ sözleriyle gündeme gelmişti. Okur hakkında “Topluma alenen hakaret” soruşturması başlatılmıştı.Skandal paylaşımlar üzerine CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, Okur’un derhal görevden alınmasını istemişti. Bununla da yetinmeyen Diyanet’in, hakkında çifte soruşturma süren Okur’un göreve ağustos ayında asaleten atamasını yaptığı belirlendi.;

CHP’li Aygun, Okur’un asaletinin tasdik edilmesine tepki gösterdi. Aygun, “Adli ve idari soruşturması devam eden İlçe Müftüsünün asaleten atanması düşündürücü” diye konuştu. SÖZCÜ’nün ulaştığı Müftü Ayhan Okur da, “Facebook’um çalınmıştı. Onları ben yazmamıştım. Valilik inceledi, bir şey bulamadı. Savcılık soruşturması sürüyor. İfade verdim, ne çıkar bilemem” dedi.

Arşivler