Ağustos | 2019 | Didim Özgürses

Bookmarks

Aylık arşiv: Ağustos 2019

Gülizar Biçer Karaca: Tek adamın gözü Milli parklarda, doğal varlıklarda!

Yaşam savunucuları ise tüm direnciyle doğada!

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde yapılması planlanan değişiklikle Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü’nün kapatılacağına dair iddia üzerine açıklama yapan CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, “anayasal haklarını kullanan vatandaşların doğa mücadelesine set çekilmenin formülü Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yöntemiyle karşımıza mı çıkarılacak? Türkiye’nin dört bir yanında büyüyen doğa hakları mücadelesinden korkan iktidar  “Doğa Koruma”nın adına dahi tahammül edemiyor mu? Amaç ne: Doğal varlıkları sömürmek, denetimsizliği getirmek, Türkiye’nin doğal varlıklarını yok edecek projeleri hızlıca hayata geçirmek…” dedi. CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Biçer Karaca: “Kazdağları’ndan Salda’ya Hasankeyf’ten Munzur’a, yok etme politikaları karşısında direnen ve doğasına sahip çıkma hassasiyetleri artan toplumun hak arama kanallarını ortadan kaldırma gayreti başarısızlığa mahkumdur” diyerek şu açıklamalarda bulundu:

DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KAPATILMAK MI İSTENİYOR?

4 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde yapılması planlanan değişiklik hayata geçirilirse, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) kapatılacak, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları ve sulak alanlar ilgili çalışmalar Orman Genel Müdürlüğü’nce yürütülecek. Değişiklikler yapılırsa, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü de kapatılacak, bu birimin görevleri de Orman Genel Müdürlüğü’ne devredilecek.

KAMUOYUNU YANILTAN OGM Mİ DOĞAL VARLIKLARI KORUYACAK?

Orman Genel Müdürlüğü’nün ormanlar konusundaki yetersizliğinin açığa çıktığı ve kamuoyu tarafından sorgulandığı bugünlerde, korunması gereken alanların da Orman Genel Müdürlüğü uhdesine dahil edilmesini düşünmek dahi istemiyoruz. Genel Müdürlük düzeyinde çalışan kamu biriminin, Orman Genel Müdürlüğü uhdesine dahil edilmesi demek; korunması gereken alanlarla ilgili çalışma yapan birimlerin, bu alanlarla ilgili hürriyetlerinin elinden alınması, başka bir birimin emir silsilesi içerisinde dar bir alana hapsedilmesi anlamına gelir.  İncirini, zeytinini, suyunu, havasını, yaşadığı yeri savunmaktan başka gayesi olmayan halkın uyanışı karşısında iktidarın tek adam anlayışının acz içinde olduğu ve yeni formüllere sarıldığı ortadadır.

“Kazdağları’nda ÇED raporuna rağmen 195000 ağacın kesilmesinde payı olan, sonrasında, kamuoyunu 13400 ağaç kesilmiştir” diyerek yanıltmaya çalışan Orman Genel Müdürlüğü mü doğayı, Milli Parklarımızı koruyacak? Yoksa Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü kapatılırsa, Saray talimatlarına göre yaşam alanlarını rant alanlarına çevirecek işler için gölge mi olacak?

DENETİMSİZLEŞTİRME VE DOĞAYI TAHRİBATTAN VAZGEÇİN

Salda’da yapılmak istenen Millet Bahçesi projesinde olduğu gibi, önemli tabiat alanlarını korumak anayasal görevi olan kamu kurumları ne yazık ki inşaat projeleriyle vatandaşların karşısına çıkıyor.

Doğal varlıkları sömürmek amacıyla, doğayı korumakla mükellef kamu kurumları, başka kamu kurumlarının hiyerarşisi içerisinde eritilmek isteniyor. Yapılmak istenen değişiklik, korunması gereken alanların daha fazla denetimsizleştirilmesinden başka bir sonuç getirmeyecektir. Buradan ilgililere sesleniyoruz, bu taslağı geri çekiniz. Devletin hangi kademesinde olursa olsun her bir kamu görevlisinin anayasal görevlerini yerine getirme yükümlüğü olduğunu hatırlatıyor, vicdanınızın sesine kulak verin diyoruz.

Zeki Sarıhan

 

Başkomutanlık Meydan Savaşı: Büyük Taarruz’un beşinci günü. Yunan kuvvetleri sabaha doğru Çalköy’da karmakarışık bir halde toplandılar. Sayım yapıldı. Mevcudun oldukça azalmış olduğu görüldü ve kuvvetler yeniden örgütlendi. Gene sabaha karşı Türk Batı Cephesi Harekât Şubesi Müdürü Tevfik Bey, harita üzerinde saptadığı durumu İsmet Paşa’ya gösterdi. İsmet Paşa, Tevfik Bey’i Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdi. Tevfik Bey, Afyon Belediye Dairesinde uyuyan Mustafa Kemal Paşa’yı uyandırdı. Mustafa Kemal Paşa, düşmanın sarılmaya elverişli bir durumda olduğunu saptayarak Fevzi ve İsmet Paşaları çağırdı. Üçü toplanarak “gerçek kurtuluş güneşinin” bugün doğacağı sonucuna vardılar. Ordulara 6.30’da gerekli talimat verildi. İsmet Paşa, Birinci ve İkinci Ordulara düşmanın bir an önce kaçıp kurtulmaya çalıştığını bildirerek Dumlupınar’ın hızla alınmasını, düşmanın tamamen teslim olmaya mecbur edilmesini emretti. Fevzi Paşa’yı, İkinci Orduya ve Süvari Kolordusuna gönderen Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa’yı karargâhta bırakarak Birinci Ordu karargâhına gitti. Çay köyünde Yunanlıların mutlaka imha edilmesini emretti. Esir subaylardan bilgi aldı. Trikopis ve Diyenis’in de çember içinde kaldığını bildirerek bunların da esir alınmasını emretti. Türkçe bildiği anlaşılan Selanikli bir esir subay bu emri duyunca baygınlık geçirdi.

Mustafa Kemal Paşa, saat 14.00’te harekâtı bizzat yöneteceği tepeye çıktı. Öğleyin başlayan şiddetli savaş akşama kadar sürdü. Yunanlılar kaçmak istedilerse de başaramadılar. Bir köy halkı Yunanlıların kaçmasını önlemek için demiryolunu tahrip etti. Yunan Bağımsız Tümeni, Yunan Ordusuyla bağlantı kuramayarak batıya çekildi. Daha sonra Başkomutanlık Savaşı adı verilecek Dumlupınar Savaşı, Türk ordusunu Yunan ordusunu biraz daha küçültmesi ve perişan etmesiyle sonuçlandı. Mustafa Kemal Paşa akşam Dumlupınar köyüne gitti. Yanlarında eşya olmadığından oda döşemeleri, peykeler veya toprak üzerinde yatılarak sabah edildi. (37 kaynaktan derlenmiştir)

Kütahya, Çivril, Demirci, Gördes kurtarıldı. Türk ordusunu Kütahya’ya girişi sırasında yüzlerce kurban kesildi. Kazanlar kaynatılarak askere yemek verildi.

Başkomutan Hacıanesti’nin yerine Birinci Ordu Kumandanı Papulas atandı. Trikopis’in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi. Yunan telsizi bu emri tebliğ etmek için Tripkopis’i aradıysa da bulamadı. Telsiz emrini Türk telsizi yakalayacak ve atama haberini 2 Eylül’de esir edildiğinde ona Mustafa Kemal duyuracaktır.

Yunan Savaş Bakanı Teotakis, Atina’dan İzmir’e hareket etti.

 

Anadolu ile haberleşmesi kesilmiş olan İstanbul’a ulaşan ilk zafer haberi: Afyon alındı! Dört gündür Anadolu’dan merakla haber bekleyen İstanbulluları bu haber sevince boğdu.

İstanbul Hükümetlinin Dışişleri Bakanı İzzet Paşa, İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold’a, “Zafer Mustafa Kemal’in şöhretini iade etmiştir” dedi.

Avrupa başkentleri, zaferden hâlâ habersiz. Bunda Anadolu’nun dışarıyla bağlantısının kesik olması kadar, Yunanlıların da tebliğlerinde Türk zaferini örtmesi rol oynuyor. İngiltere’nin Atina Elçiliği, Londra’ya bugün iki kısa tel çekti. Birinde iki bakanın İzmir’e gittiğini, ikincisine Yunan Genelkurmay Başkanının dünden beri Anadolu’dan haber alamadığını ve yedek kuvvetlerin ne derece kullanıldığını söylemediklerini haber verdi. Yunan Genelkurmay Başkanı, Fransızlarla İtalyanların Türklere yardım ettiğinden de şikâyet etmiş. Fransız Hükümeti bugün bir kere daha Fransız makamlarının Türklere yardım etmemiş olduğunu açıkladı. Fransız Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Poincare de İngiltere’ye Venedik Konferansı’nın mümkün olduğu kadar çabuklaştırılmasını önerdi. “İzmir çevresinde cereyan etmekte olan askerî olaylar karşısında konferansın toplanmasının “son derece acil” olduğunu bildirdi.

Halide Edip Dumlupınar’da. Nurettin Paşa, köylü kadınlar, Mustafa Kemal, Yunan esirleri, vb…

Meclis, firar ettiğinden dolayı idama mahkûm edilen bazı erleri, yurda ve göreve bağlılıkları, hatta Sakarya savaşında kahramanca çarpıştıkları gerekçesiyle affetti.  Mecliste Dışişleri Bakanlığı bütçesi görüşülmeye devam edildi. Bazı mebuslar medreselerin yozlaştığını söylediler, diğer bazısı medreseleri savundu. Başbakan Rauf Bey, İran ve Afganistan elçilerinin dün kendisini ziyaret ederek son zaferden dolayı Meclisi kutladıklarını bildirdi. (Kurtuluş Savaşı Günlüğü, Cilt IV, Sakarya Savaşı’ndan Lozan’ın Açılışına, 23 Ağustos 1921-20 Kasım 1922, Türk Tarih Kurumu, 1996, s. 610-611.)

30 Ağustos’un ertesi günü, yerli ve yabancı basın neler yazdı? Yarınki yazıyı da buna ayırsak fena olmaz.

(30 Ağustos 2019)

 

zekisarihan.com

 

4 Eylül Sivas Kongresi’nin 100 Yılı Sivas merkez olmak üzere Türkiye’de çeşitli illerde düzenlenecek etkinliklerle kutlanacak.

Aydın’da geçtiğimiz ay kurulan Aydın, Didim, Kuşadası, Nazilli ve Söke Sivaslılar derneklerinin birleştirerek oluşturduğu  Aydın Sivaslılar Dernekleri Federasyonu (AYSİDEF) ve Efeler Belediyesi öncülüğünde düzenlenen etkinliklerle kutlanacak.

AYSİDEF’in  düzenleyeceği etkinlik 4 Eylül 2019  günü saat 9.45’de  Aydın Valiliği önünde Atatürk anıtına Çelenk sunulması ile başlayacak daha sonra Baltaköy’de ayrılan alanda 4 Eylül 100 Yıl hatıra ormanı için fidan dikilecek. Saat 17.00’de Sivas’ı tanıtan çeşitli envanterlerin ve Sivas’a özgü eserlerden ve mutfağından örneklerin  bulunduğu tanıtım çadırlarının açılışı ve lokma hayrı yapılacak.

Tanıtım çadırlarının açılmasının ardından  Sivas Belediyesi Folklor Ekibi bir gösteri sunacak ve Erdem Özgün Abay’ın katılacağı Sivas türküleri  dinletisi yapılacak.

Saat 19.00 da başlayacak olan Kutlama Programı açılışında AYSİDEF Başkanı Mukadder Özer, Efeler Belediye Başkanı Fatih Atay ve Aydın Vali Yardımcısı Ömer Faruk Günay katılacak. Programının devamında Sivas ve Aydın folklor ekipleri de çeşitli gösteriler yapacaklar.

Adnan Menderes Üniversitesi öğretim görevlisi Coşkun Türk’ün 4 Eylül tarihsel önemini belirten konuşmadan sonra saat 21.00’de etkinlik Ayhan Mutlu ve ekibi ile TRT sanatçısı İsmail Koç’un katıldığı konserle devam edecek.

Sivas Kongresinin tarihi olan 4 Eylül ile Aydın’ın kuruluş tarihi olan 7 Eylül arasında bu etkinlikler devam edecek

 

Adalet Komisyonu Üyesi CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Aydın Valiliği’nin kayyum atamalarıyla ilgili eylemleri yasaklama kararına karşı “Anayasa’yı hiçe sayarak ülke yönetiyorlar. Bu karar tam anlamıyla kanunsuz emirdir” dedi.

Aydın Valiliği, Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyeleri kayyım atanmasıyla ilgili toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklama kararı aldı. Bir ay sürecek yasakla ilgili Adalet Komisyonu üyesi CHP Aydın Milletvekili Avukat Süleyman Bülbül tepki gösterdi. Konuyla ilgili açıklama yapan Bülbül, “somut olgulara dayanmadan, herhangi bir risk durumu ortada yokken vatandaşın toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğü kısıtlanamaz. 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’nın 17. Maddesindeki hüküm bölge valisinin milli güvenlik, kamu düzeni suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyı bir ayı geçmemek üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması halinde yasaklayabilir demektedir. Kanun Valiye tek bir toplantıyı gerekçesiyle yasaklama hakkını verirken, Aydın Valisi tüm toplantı ve gösteri yürüyüşlerini hiçbir somut gerekçe, dayanak olmadan yasaklamıştır. Valilik bu hükmü ihlal ettiği gibi Uluslararası Sözleşmeleri ve Anayasa’nın  34’üncü maddesinde yer alan ‘Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir’ hükmünü çiğnemiştir. Toplantı ve gösteri yapma hakkını, ifade özgürlüğü ve düşünceleri açıklama hakkını ihlal etmiştir. Kısaca bu karar tam anlamıyla kanunsuz emirdir” dedi.

“Kamu otoriterleri özgürlükleri kısıtlamak için değil vatandaşın haklarını, özgürlüklerini kullanabilmeleri için vardır” diyen Bülbül, “Ancak kendilerini her konuda muktedir sayan yasakçı zihniyet ne yazık ki özgürlüklerin de nasıl kullanılacağını da kanunları hiçe sayarak keyfi belirliyor. Asıl OHAL budur” ifadelerini kullandı.

Halkın iradesiyle seçilen kişilerin Saray’ın talimatıyla kesinleşmiş yargı kararı olmadan idari bir kararla görevden alınmasına karşı yapılması gereken en doğal eylemin protesto olduğunu belirten Bülbül, “Bu karardan derhal vazgeçilmeli. Baskı ve yasaklarla yapılan hukuksuzluğun üstü bu kararlarla örtülemez. Aydın genelinde hukuka aykırı bir yasaklama kararı vererek, insanların toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını, dolayısıyla da ifade özgürlüğünü kullanmaları engellenemez” dedi.

Didim Belediye spor Kulüp yöneticileri, teknik heyet ve oyuncuların katılımıyla 30 Ağustos Zafer Bayramını kutlarken Antrenör Özgür Gönül’ün doğum gününü de unutmadı. Didim Atatürk Stadında dev Türk Bayrağı açarak 30 Ağustos coşkusunu yaşayan Mavi beyazlı ekip Antrenör Özgür gönül’ün doğum gününü de pasta keserek kutladı
Kulüp yöneticilerinden Cemal Şahin, yeni sezon öncesin olumlu mesajlar vererek ”Öncelikle Didim Belediye spor kulübü olarak 30 Ağustos Zafer Bayramını ve Antrenörümüz Özgür Gönül’ün  doğum gününü  kutluyoruz. Yeni sezonun herkes için hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Yeni sezon hazırlıklarımız sürüyor. İnşallah yeni sezonda hedefe oynayan seyir zevki veren bir takım kuracağız. Bunun için çalışmalarımız sürüyor. Yeni sezonda bütün takımlara başarılar diliyoruz” diye konuştu..

Ulusumuzun, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, emperyalizme karşı verdiği mücadele, bundan 97 yıl önce Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde kazanılan zaferle sonuçlandı.
Fakat 30 Ağustos, Türkiye Cumhuriyeti için mücadelenin sonunu değil, yeni bir aşamaya geçişini ifade etmektedir. O mücadele, genç Cumhuriyetin ekonomide, sosyal alanda ve hayatın diğer tüm alanlarında vereceği uygarlık mücadelesidir. Milletimizin bu mücadeledeki pusulası, Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimleridir.
Bir büyük savaş yaşamış, ardından yedi düvele karşı kan ve can pahasına verdiği Kurtuluş Savaşıyla bu toprakları bizlere vatan kılmış atalarımız, Atatürk önderliğinde medeniyet mücadelesine girişmiştir.
Kalbinde vatan aşkı ve ruhunda çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkma kararlılığı: İşte Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinde bu iki değerli hazine yatmaktadır.
Bizler de bugün, devraldığımız onurlu mirasın sorumluluğunu biliyor, uygarlık yolunda hiç durmadan yürüme azmini koruyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle Büyük Zaferin yıldönümünde, Cumhuriyetimizin değerlerinin vazgeçilmez olduğunu bir kez daha tekrarlıyor, Atatürk ve silah arkadaşları ile tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi şükran ve minnetle anıyoruz.
ALİ ÇANKIR – CHP AYDIN İL BAŞKANI

 

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, memur zammına tepki gösterdi, “AKP’nin Hakem Kurulu sarayın talimatları doğrultusunda memura ve memur emeklilerine sefalet ücretini layık gördü. Saray’ın karnı tok alabilir ama halk aç” dedi.

28 Ağustos 2019 tarihinde toplanan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu, memur sendikaları ile siyasi iktidar arasında 2020 ve 2021 yılları için yapılan toplu görüşme sürecinde yaşanan uyuşmazlık çerçevesinde kararını verdi. CHP’li Bülbül, kamu emekçilerinin zammını belirleyen 11 kişiden oluşan Hakem Heyetindeki 7 kişinin Cumhurbaşkanı tarafından belirlendiğini hatırlatarak, “Bu haliyle bile zammın ne olacağı, kamu emekçilerinin hakkını savunan sendikaların görmezden gelineceği belliydi” dedi.

“SARAYA PARA BULANLAR MEMURA BULAMIYOR”

2020 ve 2021 yılları için verilen memur zammıyla reel ücretleri düşürme politikasının hayata geçirildiğinin gösterildiğini belirten Bülbül, “Yeni Ekonomik Program adı altında açıklanan programla emekçilere yapılacak saldırılar belirlenmişti. Bu programda 2020 ve 2021 yılları için kamu emekçilerine hedeflenen enflasyon düzeyinde zam yapılacağı açıklanmıştı. Yaşanan gelişmeler, siyasi iktidarın arka bahçesi olan memur-sen konfederasyonun da bu orta oyununa dahil olduğunu göstermektedir. Gıda enflasyonunun %50 arttığı bir dönemde memura bir yıl için %4 + %4 maaş zammı vermek demek, memurların açlığa ve sefalete mahkum edilmesi demektir. Marmaris’te yazlık Saray ve Ahlat’ta 1071 metrekare saray için para bulan zihniyet, memuru için para bulamıyor” dedi.

“İKTİDAR LÜKS VE ŞATAFAT İÇİNDE”

“Gıda harcamalarındaki yıllık fiyat artışı yüzde 54,4’e kadar çıktı. Geçen yılın aralık ayına göre ekmek, un, bulgur gibi gıda ürünlerinin fiyatları yüzde 12,1, et ve balık fiyatları yüzde 4,4, süt ve süt ürünlerinin fiyatlarında yüzde 41,3, meyve fiyatlarında yüzde 53,4, sebze fiyatlarında yüzde 36, bakliyat fiyatlarında yüzde 14 artış oldu.  Bu harcamalar halkın en yoksul yüzde 20’lik kesiminin harcamalarının üçte birini oluşturuyor. 2019 yılı için gerçekleşecek enflasyonun siyasi iktidar tarafından manipüle edilmiş hali bile % 14 olarak tanımlanmışken 2020 yılı için maaşlara yapılan bu zam memur ve memur emeklilerimizin reel maaşlarının % 6 oranında düşürülmesi anlamına gelmektedir. Gerçekte ise bu düşüş daha da yüksektir. Bir iktidar, memuru, emeklisi açlık ve sefalet içerisinde yaşarken lüks ve şatafat içinde gününü gün ediyorsa bu ülkede demokrasiden, adil ve eşit yaşamdan söz edilemez” dedi.

 

 

Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarının İçişleri Bakanlığınca görevden alınması ile ilgili olarak kamuya açık alanlarda yapılacak olan her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, stant açma, bildiri dağıtma, oturma eylemi vb. etkinlikler, 31.08.2019- 30.09.2019 tarihleri arasında, İlimiz genelinde (İl Merkezi ve İlçeler dahil) kamu düzeni, genel güvenlik ve asayiş açısından Valiliğimizce 29.08.2019 tarih ve 327 sayılı kararla yasaklanmıştır.

Kamuoyuna duyurulur.

AYDIN VALİLİĞİ

Belediye Meclisi 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 20. maddesi gereğince 04/09/2019 günü saat 14:oo’de Belediye Başkanlığı Meclis Toplantı Salonunda aşağıda yazılı bulunan gündem dahilinde toplanacaktır.

 

GÜNDEM     :  

 

 

  • Yazı İşleri Müdürlüğü’nün 26.0.2019 tarih ve 110 sayılı “Sosyal Demokrat Kamu İşverenleri Sendikasına Üye Olunması ve Yetki Verilmesi” konulu yazısının görüşülmesi.
  • Mali Hizmetler Müdürlüğü’nün 26.08.2019 tarih ve 1868 sayılı “Belediyemizce haczedilen gayrimenkullerin satış komisyonu üyeliği için belediye meclis üyeleri arasından bir kişi seçilmesi” konusunun görüşülmesi.
  • Mali Hizmetler Müdürlüğü’nün 26.08.2019 tarih ve 1850 sayılı “Ödenek Aktarma” konulu yazısının görüşülmesi.
  • İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 26.08.2019 tarih ve 2111 sayılı “Didim İlçesi, Akyeniköy Mahallesi, 1338 ada 3 parsele ilişkin plan değişikliği teklifi” konulu yazısının görüşülmesi.
  • İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 27.08.2019 tarih ve 2127 sayılı “Didim İlçesi, Kızılyer Mevkii 1187 parsele ilişkin ilave uygulama imar plan değişikliği teklifi” konulu yazısının görüşülmesi.

 

Zeytin ve zeytinyağı sektörü 2019/20 sezonuna sayılı günler kala 12.5 milyon zeytin ağacı varlığı ile Türkiye’nin en önemli zeytin üretim bölgelerinden Mersin’in Mut ilçesinde “Zeytin ve Zeytinyağı Ortak Akıl Toplantısı”nda bir araya geldi.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) ve Mut Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) işbirliğinde düzenlenen toplantıda, son 30-40 yıllık süreçte zeytin varlığında büyük gelişim olan Mut’un sofralık zeytin ve zeytinyağı üretiminin daha fazla ihracata yönelmesi için MUTSO ve EZZİB işbirliği kararı aldı.

Mut’un coğrafi konumu nedeniyle hiç ilaç kullanmadan sofralık zeytin ve zeytinyağı üretebildiği bilgisini veren Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Davut Er, Son yıllarda Zeytinyağı rekoltesi 10 bin tonu aşan, sofralık zeytin rekoltesi ise 30 bin tonu aşan Mut ilçesinin, yeni plantasyonların verime geçmesi ile birlikte önümüzdeki dönemde zeytincilik sektöründe konumunu güçlendireceğine vurgu yaptı.

Sofralık zeytin ihracatı 100 bin tona koşuyor

Sofralık zeytin ihracatında, 2018/2019 sezonun da 10 aylık dönemi geride bıraktıklarını ifade eden Er, “Türkiye’nin 2018/19 sezonunda 10 aylık dönemde, sofralık zeytin ihracatı miktarda yüzde 40 oranında arttı ve 80 bin tona ulaştı. Bu sezonun tamamında sofralık zeytin ihracatımızın tahminimizin de üzerinde gerçekleşerek 100 bin tona varacağını düşünüyoruz. Zeytinyağı ihracatımız ise; 9 aylık dönemde miktarda yüzde 18 düşüş ile 44 bin ton olarak gerçekleşti. Sezonun tamamında 55-60 bin tona ulaşacağını tahmin ediyoruz” şeklinde konuştu.

Yurt dışı pazarlardaki kazanımlarının sürekli hale gelebilmesi için, istikrarlı, kaliteli ve rekabet edebilir şekilde mal alıp satmak istediklerini anlatan EZZİB Başkanı Davut Er şöyle konuştu, “İhracatçımızın sürekli ve düzenli ihracatını arttırabilmesi için lisanslı depoculuğun sektörümüze kazandırılması elzemdir. Bu konuda ilgili bakanlıklarla işbirliği ve görüşmelerimiz devam ediyor.”

Sofralık zeytine 50 kuruş, zeytinyağına 2.5 TL destek talebi

Zeytin ve zeytinyağı ihracatçılarının dünya pazarlarında rekabet gücünün artırılması için; üretimin her safhasında, özellikle üretim aşamasında girdi maliyetlerinin daha rekabetçi seviyelere çekilmesi gerektiğinin altını çizen Er, “Ülkemizdeki üretilen zeytin ve zeytinyağının maliyetleri rakip ülkelerden daha yüksek düzeydedir. Bu da ihracatımızı zora sokmaktadır. Burada asli çözüm yolu zeytin çiftçilerimizin girdi maliyetlerinin asgari düzeye indirilmesi, makineli tarım ve modern zeytincilik yöntemlerine geçişin sağlamasıdır.Şu an zeytinyağı üreticimize verilmekte olan kg başına 80 kuruş destek, AB ülkelerinde verilen kg başına 0,90 € civarındaki destek ile kıyaslandığında yetersiz kalmaktadır. Bu kapsamda, Sofralık zeytine en az 0,50 TL, zeytinyağına ise 2,5 TL düzeyinde destek sağlanması gerekmektedir. Tane zeytine prim desteği sağlandığı takdirde, üretilen ve piyasada işlem gören ürünlerin tamamı kayıt altına alınabilecektir. Hem de ihracat ve rekabet gücümüz artacaktır” dedi.

Türkiye’de zeytinyağı tüketiminde son yıllarda önemli bir artış olmasına rağmen kişi başı tüketimin 2 kilogramla sınırlı kaldığı bilgisini de veren Er, Türkiye’de kişi başı zeytinyağı tüketiminin 5 kg’a çıkmasını hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Mut Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Gürsel Aydın “Sağlık Zeytinden, Zeytin Mut’tan” söylemi ile Mut zeytin ve zeytinyağının tanıtımını gerçekleştirdiklerini, Türkiye genelinde zeytinyağı ile ilgili alınan 11 coğrafi işaretten bir tanesinin “Mut Zeytinyağı” olduğunu dile getirdi. Aydın, “Bundan sonra zeytinyağı ambalajlarında Türkiye haritasını içeren menşe işareti ve Mut Zeytinyağı Logosu kullanılacak” diye konuştu.

Klopatra güzelliğini Mut zeytinyağına borçlu

Mut’ta 1300 yıllık anıt zeytin ağacı bulunduğu bilgisini veren MUTSO Başkanı Aydın, Klopatra’nın Mut zeytinyağı ile güzel ve genç kaldığını savundu.

Mut’un iklim özelliklerinden dolayı Mut zeytininin ilaçsız üretildiğini anlatan Aydın, “Mut zeytini ilaçsız olup, sofralık olarak erken hasat edilmektedir. Sağlığa faydalı bileşenler açısından çok zengin. Dünya’da ilk zeytin hasadı Mut’ta yapılmaktadır. Dünyadaki 60 zeytin ağacından bir tanesi Mut’ta bulunmaktadır” diyerek sözlerini noktaladı.

Mut Kaymakamı Muammer Köken, zeytinyağının ana sütü gibi sağlıklı olduğunu, Anadolu’nun simge ağacı zeytin ağacının, filmler, romanlar, hikayelerle toplumda daha fazla tanınması ve yer etmesi için çalışmalar yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Daha önce görev yaptığı yörelerde zeytin ve zeytinyağı tüketiminin düşük olduğunu gözlemlediğini dile getiren Köken, “Türk zeytinyağının hem yurtdışında, hem de yurtiçinde tüketiminin arttırılması için tanıtım çalışmalarına yoğunlaşmamız lazım” şeklinde konuştu.

Mut Tarım ve Orman İlçe Müdürü Ekrem Bayır da, Mut’ta zeytin ve diğer meyvelerin üretimi hakkında bilgi verdi.

Ege İhracatçı Birlikleri uzmanları, ihracatçı birliklerinin görevleri ve devlet yardımları ile ilgili sunumlar yaptı.

Toplantının sonraki bölümünde Mut’ta zeytin üreticiliği, tüccarlığı ve ihracatçılığı yapan firma temsilcileri ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu sektörel konularla ilgili görüş alışverişinde bulundu.

 

Arşivler