Haziran | 2019 | Didim Özgürses

Bookmarks

Aylık arşiv: Haziran 2019

????????????????????????????????????

Türk Ekonomi Bankası Didim Şubesi ve Didim Ticaret Odasından Didimli Kadınlara Ezber Bozan Eğitim

Didim Ticaret Odası Kadın Girişimciler Kurulu Üyeleri ve Türk Ekonomi Bankası Kadın Akademisi iş birliğiyle Didimli kadınlara Ezber Bozan pazarlama teknikleri isimli eğitim programı düzenlendi.

Didim Ticaret Odası Kültür Merkezinde gerçekleşen etkinliğe; Didim Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Erbaş ve Meclis Üyeleri, Didim Ticaret Odası Kadın Girişimciler Kurulu Temsilcisi Nuran Arslan ve Kurul Üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri Sevinç Karataş ve Gül Ülker, TEB Didim Şube Müdürü Nurçin Yılmaz, TEB Kadın Bankacılığı Müdürü Berna Tüzüner, Teb Ege Bölge Müdürlüğü İşletme Bankacılığı Satış Yöneticisi Osman Sekli, TEB Didim Şubesi portföy yöneticileri Mustafa Kemal Baykara ve Özge Erel, ile kadın girişimciler katıldı.

Didim Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Erbaş Kadın girişimciler ve katılımcıları selamlayarak başladığı açış konuşmasında Kadın Girişimciler Kurulunun Üyelerine ve Başkanına ve Türk Ekonomi Bankası yöneticilerine programı hazırlıkları için teşekkür etti.

Girişimcilikle ilgili düşüncelerini paylaşan Erbaş sözlerini şöyle sürdürdü.  “Programın ismindeki gibi ezber bozmaya ihtiyacımız var, kadınların bu işe el atmasına ihtiyacımız var. Girişimciliğin ülkemizin en önemli dinamiklerinden biri olduğunu ve dünya ile rekabet edebilmek için girişimin ve üretimin ne kadar önemli olduğu hepimiz için bilinen bir gerçek. Özellikle kadınlarımızın bir adım öne geçerek onların girişimci ruhlarından yararlanarak girişimci sayısını da arttırmaya ihtiyacımız var. İçinde bulunduğumuz konjonktürde ihracatımızda, ticaretimizde, kalkınmada kadınlarımızın bu sürece dahil olmasına ihtiyacımız var. Bugün elbette ki gelişmiş bir ülke seviyesinde değiliz. Kadınlarımızın gerek girişimcilik içinde aldıkları pay, gerekse istihdam içerisinde aldıkları pay arzulanan yerde değil. Bugün hem kadın girişimciliğimizi, hem de istihdama katılımlarını arttırmak zorundayız. 21. Yy ilk çeyreğini geçirdiğimiz bu dönemde ekonomimiz ve ticaretimiz çok zor günlerden geçiyor. İşsizlik rakamlarımız çok ciddi seviyede artmış durumda, bu noktada girişimciliğe ihtiyacımız var.  Bir iş ve hizmeti daha iyi yapabilmek, ona inovasyon ekleyebilmek ve daha önemlisi hiç kimsenin yapamadığını yapabilmek gerek. Bugün yaptığımız ihracata ve dünya ticaretinden aldığımız paya bakarsak hak ettiğimiz yerde değiliz. Ülkedeki yatırım ikliminin, eğitimin, kültürün temelden değişmesine ihtiyacımız var. Yoksa gelişememek kalkınamamak bizim talihimiz, bizim bahtsızlığımız olamaz.

Dünyanın gelişmiş ülkeleri ile mukayese ettiğimiz zaman çok ciddi şekilde eğitime kültüre yatırım yaptıklarını görürüz. Girişim konusunda da bir takım yanlışlıklarımız var, bunları düzeltmeye ihtiyacımız var.  Tek başına bir şeyler yapma konusunda çok cesuruz ama araştırma konusunda yeteri kadar iyi değiliz. Atağa geçme konusunda, korkusuz olma konusunda son derece iyiyiz, ama işbirliği konusunda birlikte işbirliği yapma konusunda yeteri kadar iyi değiliz. Başkasının yaptıklarını taklit etme konusunda iyiyiz ama yeni bir şeyler ortaya koyma konusunda son derece fukarayız.  Demek ki bu tespitleri yaparak temel politikada değişikliklere ihtiyacımız var. Şüphesiz ki bu ulusal; hükümetleri, siyasi partileri ve sivil toplumu ilgilendiren bir mesele. Türkiye kendi rotasını doğru çizerse hedeflerini doğru belirlerse gelişmiş ülkeler seviyesine rahatlıkla gelebilir aksi halde 21. yüzyılın ikinci çeyreğinde Türkiye başka konuları konuşur. Onun için girişimcilik ruhu son derece önemli. Girişimcilik ruhunu çocuklarımızdan başlamak üzere beslemeliyiz onları girişimciliğe teşvik etmeliyiz ama bu konuda yanlışlıkları gidererek.

Bu yaz ayında günün mesainin tam ortasında kadınlarımızın gösterdiği ilgiye teşekkür ediyorum. Bu toplum isterse her şeyi başarabilir; tıpkı kurtuluş savaşında olduğu gibi, tıpkı büyük işleri başardığı gibi, tıpkı olmaz denilenleri oldurduğu gibi, tıpkı bozulmaz denilen ezberleri bozduğu gibi. Geçmişi iyi anlayarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu hedefleri doğru anlayarak eğitimde kültürde sanatta ticarette ciddi yeni yaklaşımlara ihtiyacımız var. Toplum olarak birtakım değerleri yeniden inşa etmemize ihtiyacımız var. Yaptığımız bütün çalışmalarda yurt dışı münasebetlerde görülen bir şey var ki ahlaki değerlerde ciddi parametrelerde sorunlar var. Yani yurtdışında Türkiye ile ticaret yapanlar ciddi güvensizlik yaşıyorlar. Neden? geçmişte yapılan bir takım yanlışlıklar suiistimallerden dolayı sıkıntılar yaşıyoruz.  Onun için toplumun yeni değerler inşasına ihtiyacı var, girişimciliğin de yeni değerler üzerinden yeniden inşa edilmesine ihtiyaç var. Aksi halde gelişmekte olan ülkeleri yakalamak ve gelişmiş ülke sınıfına geçmek sadece sözden ibaret kalacak. Bu noktada bu eğitim programının güzel sonuçlar getirmesini, kadın arkadaşlarımızın girişimciliğine katkıda bulunmasını temenni ediyorum. Katıldığınız için teşekkür ediyor, programı düzenleyen arkadaşlarla beraber saygılarımı sunuyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.

Didim Ticaret Odası Kadın Girişimciler Kurulu Üyelerinin Temsilcisi olarak kürsüye gelen Nuran Aslan  Didim’de kadınların iş hayatındaki rolünü güçlendirmek ve kadın istihdamını arttırmak için farklı alanlar ve konu başlıklarında birçok proje ile kadınlara destek olmayı planladıklarını belirtti. “Bundan sonraki süreçte de kadınlarımızın bizden daha talepkâr olmasını istiyoruz” diyen Aslan “Kadın girişimciliği ile ilgili paydaşların işbirliğinin önemini bildiğimizden bugün her fırsatta girişimciliğin özendirilmesine ve teşvik edilmesine yönelik söylemler ve eylemler ile Türk Ekonomi Bankası’na  ve siz kadınlarımızı bir araya getirmek istedik. Bu eğitim programı ile TEB yöneticilerine, eğitimcimiz Ayşegül Akşak hanıma, siz değerli katılımcılarımıza ve bu fırsatı sağlamak için tüm desteğini sunan Ticaret Odası Başkanımız ve değerli çalışanlarımıza çok çok teşekkür ediyorum. Bu duygularla eğitim programlarımızın her dönem güçlenerek gelişmesini diliyor aktivitemizin başarılı geçmesini sizlerin katılımı ile geliştirilerek sürekliliğini sağlanmasını diliyorum” dedi, konuşmasını “hep beraber daha güçlüyüz” diyerek tamamladı.

Türk Ekonomi Bankası adına kürsüye gelerek katılımcıları selamlayan Kadın Bankacılığı Müdürü Berna Tüzüner 34. Kez kadınlarımızla bir araya geliyoruz. Bu kalabalığı görmekten ötürü çok mutluyum diyerek başladığı konuşmasında girişimciliğe her daim önem veren bir banka olduklarını belirtti. Türkiye’de kadın girişimciliği konusunda gelinen nokta hakkında sunum yaptı. TEB’in kadın girişimciliği ile ilgili yaptığı çalışmalar ve sunduğu destekleri anlattı. Keyifli bir eğitim dileyerek konuşmasını tamamladı.

Açış konuşmalarının tamamlanmasının ardından sahneye gelen ActionCOACH Türkiye eğitmeni ve işletme koçu Ayşegül Akşak, Didimli kadınlara daveti ve yüksek katılımı için teşekkür ederek başladığı eğitim 2 oturumda 3 saat sürdü.

Katılımcılara eğitim sonunda sertifikaları verildi. Günü anısına eğitimci Ayşegül Akşak öz çekim gerçekleştirdi.

 

31 Mart yerel seçimlerinin üzerinden yaklaşık üç ay geçti…

Belediye yönetimimiz bu süreç içinde kutlamalarla uğraşmaktan ve Belediye içindeki yönetim değişiklikleriyle uğraşmaktan Belediye çalışmalarına bir türlü dönemedi… Didim gibi turizmde iddialı olmaya çalışan kentlerin, zamanını verimli işlerle değerlendirmesi beklenir…

Belediyelerin yaşamında üç ay çok önemli süreçtir… Didimliler’in serzenişlerini yönetimler eğer hissedemiyorsa bir iletişim sorunu da var demektir… Belediye yönetimi eğer sosyal medyayı tararsa bir takım rahatsızlıkları görebilir… Didim’e yönelik şikâyetler, basınla ilgili olmamdan dolayı mesaj, telefon ve birebir görüşmelerde bana da iletiliyor… Bunların bazılarını yönettiğim Didim’in Gündeminde neler var, Didimli Emekliler Grubunda ve köşe yazıları yazdığım Özgürses Gazetemizde ve Milliyet Blog’da Didim kamuoyuna duyurmaya çalışıyorum… Tüm bunlar Belediye yönetimince ne derecede dikkate alınıyor, değerlendiriliyor ve önemseniyor doğrusu bil(e)miyorum…

Yaklaşık bin kişinin çalıştığı belediyemizde çalışmaların verimliliği ne düzeydedir, ülke gündemine özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile bir kez daha gelen Bankamatik memurları- çalışanları- ilçemizde de var mıdır merak ediyoruz… Didim Belediyemizin diğer CHP’li Belediyeler gibi emeğe saygılı olduğunu biliyoruz ama personel verimliliğinin de değerlendirilmesi gereklidir…

Didim’deki olumlu ve olumsuz değişimlerin farkına en çok Didim’de yazlığı olan ve sadece yaz dönemlerini Didim’de geçiren tatilciler varıyor. Ülkemizin her köşesinden ve Dünya’nın birçok ülkesinden gelerek Didim’i yaşamlarının son deminde mekân olarak seçmiş Didimliler de ilçelerinde tüm olup bitenleri, gelişmeleri yakından takip etmektedirler ve Belediyemizi çeşitli yollarla uyarmaktadırlar… Didimliler hiçbir zaman “büyüklerimiz iyi bilir” anlayışında olmadıkları gibi her türlü eleştiriyi de açıkça yapmaktadırlar…

Avrupa ülkeleri birer kurallar ülkesidir(uzun süre yaşadığım için biliyorum)… Herkes istediği her şeyi yapamaz… Bireyler ülkelerinin kurallarına uymayı bir görev bilirler ve uymayanları da uyarırlar…

Ülkemiz genelinde yaşadığımız kuralsızlıkların en çok yaşandığı yerlerden birisi de turizmde iddialı olmaya çalışan Didim ilçemizdir… Herkesin her şeyi bir kurumdan izin almadan kafasına göre yapma eğiliminin yaygın olduğu ilçemiz, bu ve buna benzer nedenlerle gitgide düzensizleşiyor…

Sokağınıza kendi kafanıza göre bir bariyer yapabilirsiniz hatta siparişle yaptırabilirsiniz de… Didim ilçemizin sokakları bu yüzden estetikten, standarttan uzak, her türlü tehlikelere açık bariyerlerle doldu…(Çağdaş anlayışlarda bariyerlere yer yoktur.)

İsteyenin istediği büyüklükte, standartlara uymayan kalitesiz güneş enerjilerini çatıların uygun olup olmadığına bakmadan yaptırabilir hatta tonluk su depolarını da binanın taşıyıp taşımayacağını düşünmeden yanına ekleyebilirler. Didim’e şöyle yüksek bir yerden hatta kendi çatınıza çıkıp baktığınızda mezbeleye dönmüş bir kirlilik ve görüntü kirliliği ile karşı karşıya kalırsınız… Yılların kiriyle pasıyla sözde temizlenme aracı olarak kullanılan bu sular gerçekte bir sağlık sorununu da beraberinde getiriyor… Solunum yolları ve akciğer hastalıklarına neden olma potansiyeli yüksek bu sistem, ölümcül “lejyoner hastalığına” neden oluyor… Kaynağını da kalitesiz güneş enerji sistemlerine bağlıyor… Turizm kentlerinin de Dünya sağlık örgütü tarafından bu yönde denetlenmesi gerekiyor… Didim bu tehlikenin içindedir. Belediyemizin biran önce bu düzensizliğe ve sağlığımızı tehdit eden bu duruma müdahale etmelidir…(Bu konudaki detaylı yazıma bu linkten ulaşabilirsiniz.) http://blog.milliyet.com.tr/gunes-enerjili-su-isitma-sistemleri-ve-lejyoner-hastaligi/Blog/?BlogNo=486913

Didim ilçemiz gelirini turizmden sağlarken, gitgide herkesin her şeyi rahatlıkla yapabildiği kuralsızlıkların da ilçesi oldu… Yaz ayları sıcak geçer ilçemizde… Haliyle pencereler açık yatarsınız geceleri… Yatarsınız da nasıl yatabilirsiniz ki gürültülerden… Geldikleri yerlerde bu tür gürültüleri yapmayanlar tatil beldelerine gelince tüm kuralsızları yapmayı kendilerinde bir hak gibi görmeye başlıyorlar… Sabahın üçüne dördüne kadar gürültü yapıyorlar… Bunları denetleyen bir sistem de olmadığından bu seferde kavgalar çatışmalar başlıyor… Yaşamının son deminde Didim’den ev alarak yerleşmeye karar verenler, bu durumdan çok rahatsız oluyorlar. Kendilerini koruyacak bir sistemin- kuralın- olmadığını da görüyorlar. Hiç değilse yoğun bu dönemi Didim dışında geçirmeyi bile planlıyorlar…

Didim ilçemizde sıralanacak o kadar çok kuralsızlıklar var ki… Belediye yönetiminin biran önce kendi işine dönmesini ve Didim adına kısa ve uzun vadeli çalışma planlarını ortaya koyarak çalışmaya başlamalıdır… Festivalleri ve kültürel etkinlikleri verimlilik ve yararlılık açısından tekrar bir değerlendirmeye alıp bu yönde önemli tasarruf yapmalıdır… Kuralsızlıkların yaygınlaşmasını önlerken zabıtanın yetmeyeceği de bilinmeli ve bu yönde eğitici bir çalışmanın içine de girilmelidir…

Haydi, başlayın gari…

ERDOĞAN ŞAHİN

 

Didim Belediyesi Zabıta Müdürlüğüne bağlı ekipler, tüm uyarı ve kontrollere rağmen, halk sağlığını hiçe sayarak, güneş altında açık biçimde uzun süre kalan balık, midye ve benzeri ürünleri satan seyyar satıcıların ürünlerini toplayıp imha ederek vatandaşlarımızın sağlığı için mücadele ediyor. Sizlerde bu ürünleri tüketmeyerek bu mücadeleye destek olup, sağlığınızı riske edecek hareketlerden kaçınabilirsiniz.

 

          Sizlerin de bildiği gibi; Hepimiz hiç bir bilgiye sahip olmadan doğduk. Yaşamımız  boyunca öğrendiğimiz bir çok bilgiyi kitaplara borçluyuz. Başarılı ve farkındalıklı bir hayatın sırrı okumaktır.

          Okumak bir bakıma kendi dışımıza çıkmaktır. Kitaplar bize üçüncü bir göz açar. Bilgili olmak hayatımız kolaylaştırır. Bilgiye çoğunlukla kitaplardan ulaşırız.   Uygar ve kültürlü bir insan olmak için çok okumalıyız. Uygarlık dediğimiz şey; bizden önceki kuşakların biriktirdiği bilgi ve anıların bir  toplamıdır.

Okumak aynı zamanda bir arayıştır, gerçeği, doğruyu, güzeli arayış. Bilgili olmak, seçimlerimizi ve düşüncelerimizi geliştirir. Bu iki olgu bizim yaşamımızın ta kendisidir…

          Bir kültür kenti olan Didim, Yazarlar Festivaliyle, Edebiyat ve Sanat Günleriyle ve her gün onlarca öğrenciye hizmet veren Belediye Kütüphanesiyle, çevre ilçelere örnek olacak konumundadır.

        Nüfusun bir bölümünü oluşturan emekliler sosyal yaşam içerisinde sanatsal ve kültürel etkinliklere yoğun ilgi göstermektedir.

        Tatil sezonunda beş yüz binin üzerine çıkan nüfus, kitaba ilginin yoğunluğunu arttırmaktadır. Bu yüzden Altınkum’da sezonda adeta bir kitap panayırı yaşanmaktadır.

        Bunun yanında  sanatın diğer dallarına mensup sanatçılarla birlikte,  azımsanmayacak sayıda  şair ve yazar Didim’de yaşamını sürdürmektedir. Engelliler Haftası içersinde kitaplarını okurlarıyla buluşturan sanatçılar, örgütlü olmanın yararlarını gündeme getirerek ‘Didim Sanat Platformu’nu oluşturdular.                                           

       Modern toplum bir bakıma örgütlü toplumdur. Tanım olarak ise örgütlü toplum; sosyal demokrasinin temel ilkesi, sessiz çoğunluğun sesli hale gelmesi, toplumun ortak konularda uzlaşarak tavır ya da görüş belirlemesidir.

       Didim Sanat Platformu üyeleri, geçtiğimiz günlerde Didim Belediye Başkanı Sayın Deniz Atabay’ı ziyaret ederek yeni görevini kutladılar ve  Didimli Yazarlar ve Şairler olarak  kentin  sosyal ve kültürel yaşamına katkı sunmak amacıyla hazırladıkları  projeye desteklerini istediler.

        Ve hedeflerini;

        Günümüzde bireyin toplum içerisinde varoluşu toplumsal hayat açısından bakıldığında kentler içerisindeki yeşil alanlar, çocuk parkları, kaldırımlar , yollar temel yapılanmayı oluştursalar da  kentlerin kültür sanat faaliyetleri için de alanlar oluşturulması çok önemli bir yere sahiptir. Kültürel etkinlikler açısından Yerel Yönetimin Didim’i emsal ilçeler göre  oldukça üst düzeye taşımış olması kent yaşayanlarını mutlu kılmaktadır. 

     Bu bağlamda yıl içinde gerçekleştirilen ve geleneksel hale getirilmiş etkinlik ve  festivallerimiz gurur verici boyutlardadır.

     Biz Didimli yazar ve şairler, oluşturduğumuz Didim Sanat Platformu olarak bu etkinliklerde, festivallerde Belediyemizin bize destek vermesinden son derece memnunuz.

    Yaz sezonunda bir çok sanatseverin tatillerini geçirdiği beldemizde ürettiğimiz eserlerimizi onlarla buluşturmayı ve elde edeceğimiz katma değerle yeni yapıtlar oluşturmaya  olanak bulacağımızı düşünerek,   sanatsal yoğunluğun çekim merkezi olan Altınkum’da Yalı Caddesi üzerinde uygun görülecek bir alanda yılın 12 ayında faaliyetlerimizi sürdürebileceğimiz satış reyonları oluşturulmasını, Yalı caddesi üzerinde bulunan “YAZARALR FESTİVAL STANDI” nın; yıl içersinde Didim Sanat Platformu sanatçılarına, 15 Günlük Geleneksel Yazarlar Festivali süresince  stand dışında, festival çadırlarından (3Adet) oluşturulacak bir bir bölümün, Yazarlar Festivali öncesi ve sonrasında yapılan satış organizasyonlarında Stantta bulunan 2 masanın Didim Sanat Platformu üyelerine, tahsis edilmesini, talep ediyoruz. Şeklinde açıkladılar.

       Kitap okuma oranının oldukça düşük olan ülkemizde kitaplara, yazarlara , şairlere sahip çıkılması ve koşulsuz destek sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Böyle destekler kentimizde yaşayan okur sayısını çoğaltırken, kentimiz kültürel çekim merkezine dönüşecektir. 

ALİ GENÇLİ

 

TÜRKİYE ÜÇÜNCÜ SIRADA

Dünyada en çok haber takip eden ülkeler belli olurken, Türkiye bu listenin üçüncü sırasında yer aldı.

Ajans Press, haber okumaya yönelik yapılan araştırma istatistiklerini inceledi. Haber ve Medya Araştırma Merkezi ile Avusturalya Kanberra Üniversitesinin ortak hazırladığı raporun yanı sıra medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye dünyanın en çok haber takip eden 3. ülkesi oldu. Böylelikle Türkiye yüzde 78’lik bir orana sahip olurken, listenin başına yüzde 85 ile İsveç’in yerleştiği görüldü. İlk 5’te yer alan diğer ülkeler ise yüzde 79 ile Polonya, yüzde 77 ile Güney Kore, yüzde 70 ile İtalya olarak kaydedildi. Türkiye’de her gün en az 1 kere haberleri kontrol eden kesimin yüzde 42’sinin online olduğu anlaşılırken, yüzde 58’inin çevrimdışı kaynaklardan haberleri takip ettiği, yüzde 14’lük bir kesimin ise haber kaynağı olarak sosyal medyayı tercih ettiği analiz edildi.

Gerçekleştirilen incelemede 2019 yılının yarısında en çok konuştuğumuz haber başlıkları derlendi. 31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçimler, 23 Haziran’da tekrarlanan İstanbul seçimi, S-400 ve F35 başlıklarının yanı sıra Doğu Akdeniz’de tırmanan gerilim ve ABD ile İran arasında yaşanan kriz 2019 medya gündeminin en çok konuşulan başlıkları arasında yer aldı.

BODRUM YOLUNA SIFIR, YOLA 215 METRE CEPHELİ VE İÇİNDE 70 KADAR ZEYTİN AĞACI BULUNAN  5401 M2 DOĞAL SİT ALANI ,  BAFA GÖLÜ MANZARALI TARLA SATILIKTIR. SADECE 165.000 TL

…………………………………………………………………………………………………………………………

AKKÖY BÖLME YOLUNDA YOLA SIFIR DENİZE 500 METRE UZAKLIKTA VE DENİZ MANZARALI DOĞAL SİT ALANI 6500 M2 TARLA SATILIKTIR. SADECE 165.000 TL

TEL : 0 533 591 72 59

Akbük Mahallesinde bulunan Türkan Saylan Kültür Merkezinde açılan yıl sonu sergisine Didim Belediye Başkanı A. Deniz Atabay, Belediye Başkan Yardımcısı Öznur Gündoğdu, DİTAB Başkanı ve Belediye Meclis Üyesi Sevinç Karataş ile Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Badeser Dumlupınar da katıldı.
Başkan Atabay, Akbük’te açtıkları kurslara katılımın çok iyi olduğunu belirtti. Kadınların el emeği ürettikleri eserlerin gelişimlerine ve ev ekonomilerine katkı sunduğunu ifade etti.
Konuşmanın ardından Başkan Atabay, açılış kurdelesini keserek sergiyi gezdi. Ardından Akbüklü kadın kursiyerlerin sertifikalarını dağıttı.

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim.

Süleyman BÜLBÜL

Aydın Milletvekili

Türkiye’nin pek çok ilinde faaliyette bulunan ve hükümete yakınlığı ile bilinen İlim Yayma Cemiyeti’ne bakanlıklardan ve bazı devlet kurumundan bazı taşınmazlar kira, satış, bağış ya da hibe yoluyla verilmektedir.

Özellikle Aydın ilinde Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan Cihanoğlu Külliyesi restorasyon çalışmalarının ardından bahsi geçen cemiyete verilirken, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun olduğu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın binası yine aynı cemiyete konuk evi olarak, Hazineye devredilen Aydın Fen Lisesi’nin eski yurt binası kız öğrenci yurdu olarak ve Nazilli’de FETÖ yurdu olduğu için KHK ile Hazineye devredilen bina yine aynı cemiyete verilmiştir.

Öte yandan devlet tarafından desteğe ihtiyaç duyan ancak “hükümete muhalif” olarak adlandırıldıkları için birçok kurum, STK, vakıf, dernek bu destekten mahrum bırakılmaktadır. Bu durum sosyal devlet anlayışından uzak olduğu gibi “eğitimde fırsat eşitliği” ilkesini de ihlal etmektedir.

Bu bağlamda;

  • 2002-2019 yılları arasında İlim Yayma Cemiyeti’ne hangi bakanlıklardan ve devlet kurumlarından kaç taşınmaz kiraya verilmiştir? Kaç taşınmaz satılmıştır? Kaç taşınmaz hibe edilmiştir? Kaç taşınmaz bağışlanmıştır?
  • Aynı yıllar arasında İlim Yayma Cemiyeti’nin hangi bakanlıklarla ve devlet kurumlarıyla protokolleri bulunmaktadır? Bu protokoller hangi alanlarda/konularda yapılmıştır? Kaçı devam etmektedir?
  • Protokollerden kaçı askıya alınmıştır? Aslıya alınan ya da iptal edilen protokol varsa gerekçesi nedir?
  • İlim Yayma Cemiyeti’nin yönetim kurulu ve üyeleri arasında bakanlık veya devlet kurumlarında olan kimse var mıdır?

 

 

Türkiye İstatistik Kurumu 2018 yılı Sinema ve Tiyatro İstatistiklerini yayımladı. Bu kapsamda TÜİK Denizli Bölge Müdürü Ali İhsan YÜCEDAĞ tarafından verilen bilgiye göre Aydın’da;

Sinemaların toplam koltuk kapasitesi 3 726 oldu

Aydın ilinde 2018 yılında 39 sinema salonunda bulunan koltuk kapasitesi toplam 3 bin 726 oldu.

Sinemalarda 912 filmin gösterimi yapıldı

2018 yılında Aydın’da sinema salonlarında gösterilen film sayısı 912 oldu. Sinemalarda gösterilen yerli film sayısı 539 olurken, yabancı film sayısı 373 oldu.

Sinema seyirci sayısı 794 098

2018 yılında Aydın’da gösterilen sinema filmlerini izleyenlerin sayısı 794 bin 098 kişi oldu. Yerli filmleri izleyenlerin sayısı 531 bin 946 olurken, yabancı filmleri izleyenlerin sayısı 262 bin 152 kişi oldu.

Tiyatro seyircisi sayısı 33 267

2018 yılında 10 tiyatro salonunda sahnelenen eser sayısı 72 oldu. Bu eserler toplam olarak 158 kez sahnelendi. Sahnelenen bu eserleri izleyenlerin sayısı 33 bin 267 kişi oldu.

Tiyatrolarda sergilenen 72 eserin 40’ı yetişkin, 32’si çocuk oyunu olurken yetişkin oyunlarını 12 bin 862 kişi, çocuk oyunlarını ise 20 bin 405 kişi izledi.

 

Zeki Sarıhan

 

22 Haziran günü, içimde yarın sandığa gidecekmişim gibi bir his vardı. Seçim günü plan 23 Haziran’da da aynı duyguyla uyandım. Nerdeyse giyinip tıraş olacaktım ki, Ankara’’da oturduğumu, seçimin İstanbul’da olduğunu hatırladım.

Bu durum, İstanbul Belediye Başkanlığı için yenilenen seçimlerin aslında İstanbul değil Türkiye seçimi olduğunu gösteriyor. İstanbul’un nüfus yapısı bakımından bütün Türkiye’yi temsil etmesi bir yana seçim çalışmaları da bütün Türkiye’ye yayılmıştı.

Türkiye’nin demokrasi tarihinde, sonuçları 23 Haziran seçimleri kadar merakla beklenen bir seçim olmuş mudur bilmiyorum.

31 Mart seçim sonuçlarının akla ziyan gerekçelerle iptal edilmesi üzerine 23 Haziran seçimlerinin Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu tarafından yeniden kazanılacağı belli gibiydi. Belediyenin kaynaklarına varıncaya kadar bütün propaganda araçlarını sonuna kadar ve son ana kadar devreye sokan iktidar bloğu durumu seziyor, son bir umutla Tayyip Erdoğan’ı sahaya indiriyordu.

DEMOKRASİ TSUNAMİSİ

Doğrusunu söylemek gerekirse İmamoğlu’nun bu üç aydan kısa sürede aradaki 13.729 oy farkını 56’ya katlayarak 808.426’ya çıkaracağını, İktidar adayının Yüzde 44.99 oyuna karşılık oyların yüzde 54ç21’e çıkaracağını hemen hiç kimse tahmin edemezdi. 31 Mart seçimlerinden hemen sonra “Daha Büyük Farkla” başlıklı yazımda oran vermemekle birlikte ben aradaki farkın yüzde 2 olabileceğini tahmin ediyor, bu şartlarda bunun büyük bir zafer olacağını düşünüyordum. Bu farkın yüzde 9’a çıkması İstanbul Belediye seçimlerinde görülmemiş bir durumdu.  Bu durum büyük bir dip dalgasının harekete geçtiğini gösteriyor.

23 Haziran gecesine kadar herkesin birbirine sorduğu soru şuydu. “AKP, seçim sonuçlarına rıza gösterecek mi?” Buna benim verdiğim yanıt şuydu: Aradaki fark büyük olursa razı olmak zorunda kalır. Ancak iktidarın başkanı çalıştırmamak için yapmayacağı yoktur.” Bunu zaten iktidarın en yetkili kişisi kendisi söylüyordu. Herkes bunu duydu.

Fakat dip dalgası bir tsunami hâlini alınca, iktidar yelkenleri suya indirmiş görünüyor… Yenilenin yenilgiyi kabul etmesi ve kazanana başarılar dilemesi, olağanüstü bir durum gibi algılanıyor! Hangi dağda kurt ölmüştü? Kurt, dağda değil, seçim sandıklarında ağır bir yara almıştı ve muhtemelen artık bu yarasını saramayacak!

DİKTATÖRLÜK KAYBETTİ

Seçim akşamında seçim sonuçlarının kendini belli etmesinden beri televizyonlarda ve gazetelerde yorum sağanağına tutulmuş durumdayız. AKP-MHP İttifakı neden kaybetmişti? Bu seçim sonuçlarını nasıl okumalıydık? Bundan sorma neler olabilirdi? Bu tarihî seçim sonuçları için yapılmadık yorum kalmadı ve bunlarda birçok gerçeğe vurgu yapıldı?

Ben de bundan önceki seçimlerde olduğu gibi, kendimi bu seçimler hakkında birkaç ana noktaya değinmek zorunda hissediyorum.  Bu bir yurttaşlık hakkı ve görevidir. Bu görüşlerimden ötürü bir partiden atılma riskim de yok! O, 2012’de gerçekleşti, ben de çok rahatladım…

KAYNEDEN: Irkçılık ve gericilik, saldırganlık, yalancılık, siyasi zorbalık, kışkırtıcılık, kamplaştırma, düşmanlık, fitne ve fesat, kibir, hakaret dili kaybetmiş, demokrasi, birlik, kardeşlik, hoşgörü, dürüstlük, sevgi kazanmıştır.

ERDOĞAN’IN DURUMU: Kendini tek yetkili sayan ve hukuku da buna göre düzenleyen Tayyip Erdoğan’ın prestiji çok ağır bir yara almıştır. Kaybetmeyi hayalinden bile geçirmediği bir dönemde söylediği “İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır” sözü ona aittir.  Şimdi Millet İttifakının, İstanbul’u yüzde 54.21  ile alması ve İstanbul’un 39 ilçesinden 28’nde İmamoğlu’na daha çok oy çıkması nedeniyle Erdoğan Türkiye’yi gerçekte kaybetmiştir. Sonuçları ölçü alarak istifa etmesi gerekirdi ancak iktidar hırsı nedeniyle ondan böyle bir şey beklenmiyor.

Seçimin kaybeden tarafı,  sonuçları kendi zaferleri gibi göstermeye çalışıyor. Neymiş? Sandık, onların aşkıymış ve sandık sonuçlarına rıza gösteren bu Cumhur İttifakı’nın  ne kadar demokrat olduklarını anlamamız gerekiyormuş.  Doğrusu ise şudur: İktidarı hiçbir biçimde bırakmamaya ant içmiş bir siyasi akım, bunun için kırk takla atsa da halkın gücüyle baş edememiştir.

Bundan sonra neler olabileceğini gelecek yazıya bırakalım. (26 Haziran 2019)

zekisarihan.com

 

Arşivler