Mayıs | 2019 | Didim Özgürses

Bookmarks

Aylık arşiv: Mayıs 2019

Zeki Sarıhan

İnsanları vatanlarını savunmaya iten güdü ile bir köylünün tarlasını, bir esnafın dükkânını, bir sanayicinin fabrikasını savunmaya yönlendiren güdü aynıdır. Kendisine hayat veren, geçimini sağladığı kaynakları elde tutmak için insanlar, vahşi doğada da görüldüğü gibi canlarını bile ortaya koyarlar.   Yabancı bir gücün, kaynaklara el koyması, milleti yönetmeye kalkması, istilacılarla işbirliği halindeki bir avuç işbirlikçi dışında, herkesi yoksullaştırır ve köle durumuna düşürür.

Kurtuluş savaşları, bazı kavramlara başvurularak yapılır. Türkiye’nin Kurtuluş Savaşında bu kavramların başında din vardı. Daha önceki yüzyıllarda da başkalarının toprak, servet ve egemenliklerine el koymak için en çok kullanılan din, Kurtuluş Savaşında millî kurtuluşun hizmetinde kullanılmıştır.

TÜRKLÜK VE MÜSLÜMANLIK

Millî Mücadele, İslam nüfusun çoğunluğu oluşturan topraklarda, İslamlar tarafından verilmiştir. Köklü ve yaygın bir kurum olarak, İslami inançlar Kurtuluş Savaşı yıllarında, günümüzdekinden daha güçlüydü. Kitleleri en kısa yoldan ve en çabuk harekete geçirecek olan da İslam kimliği idi.

Türklük bilinci de oluşmaktaydı ve bu kimlik aydınlar arasında daha yaygındı. Fakat geniş halk kesimleri için İslam kimliği, Türklükten önce gelmekteydi. Birinci Dünya ve Kurtuluş Savaşı hakkında anılarını yazanlar, özellikle erler arasında önde gelen kimliğin Müslümanlık olduğunu gösteriyor. Şevket Süreyya Aydemir’in Suyu Arayan Adam’da anlattığı gibi Türk denildiğinde dağların arkasındakiler (Alevi Türkmenler) anlaşılıyordu. Bunca yıldır okullarda asıl olarak Türklük eğitimi yapıldığı halde bugün bile Müslümanlık kimliğinin Türklükten önce geldiği açıktır.

Kurtuluş Savaşını yönetenler, hem bu gerçeği göz önünde bulundurarak, hem de Türk olmayan ama Müslüman olan unsurları da kapsaması için bunun bir “millet” savaşı olduğunu vurguladılar. 1921 Anayasasında “Türk” sözcüğünün bulunmaması, daha çok ikince nedenledir.

CAMİNİN ROLÜ

Yunan bağımsızlık savaşının kiliselerde örgütlendiği bilinir. Aynı derecede olmasa bile Kurtuluş Savaşının camilerde örgütlendiğini, propagandasının en çok cami cemaatinde yapıldığını söyleyebiliriz. Büyük Millet Meclisinin Hacıbayram’daki Cuma namazından sonra dualarla açılmasının nedeni budur. O gün taşra kasaba ve şehirlerinde yapılan törenlere camilerde başlanmış, yeşil bayraklarla meydanlara yürünmüş ve din önderleri yürüyüşlerde ön safta yer almıştır.

Maraş’ta kaledeki Fransız bayrağının indirilerek yerine Türk bayrağının asılması eyleminin camide kararlaştırıldığını hatırlamak gerekir. 1920 yazında Yunan ilerlemesi sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisinin yayımladığı iki beyannameden birinde millet ayağa kalkmaya çağrılırken Yunan erlerine saldırmanın “Her Müslüman’ın görevi” olduğunu belirtilmiş (2 Temmuz 1920), İstanbul’un işgali üzerine İslam Âlemine hitaben yayımlanan beyannamede (17 Mart 1920) saldırının bütün İslam dünyasına yönelik olduğu anlatılmıştır. 25 Nisan 1920’de BMM’nin memlekete hitaben yayımladığı bildiride işgaller üzerine “millettaş ve dindaşların” silaha sarıldığı anlatılırken, 9 Mayıs 1920 tarihli TBMM’nin “Bütün İslam Âlemine” bildirisinde, İslam kardeşliğine vurgu yapılarak onların desteği istenmiştir. Mustafa Kemal imzasıyla aynı tarihi taşıyan Şer’iye Encümenin İslam Âlemi’ne Beyannamesi de aynı içeriktedir. Bildiride “Ey Müslümanlar birbirinize iyilik konusunda yardım ediniz” diyen ayeti hatırlatılmaktadır. Kastamonu’da yapılan cuma talimlerine çağrı bildirisinde buna “her Müslüman’ın” katılması istenmekteydi.

İŞBİRLİKÇİ MÜSLÜMANLAR- YURTSEVER MÜSLÜMANLAR

Kurtuluş Savaşı ile ilgili yazı ve kitaplarda, Halife ve bazı İslamcıların tutumu öne çıkarılarak İslami çevrelerin İngiliz işbirlikçisi olduğu çok tekrarlanmıştır. Oysa Halifelik ve Şeyhülislamlık dinî olmaktan çok siyasi organlardır. Halifenin ve şeyhülislamların tutumu Türkiye Müslümanlarını temsil etmekten uzaktır. Nitekim Kuvayı Milliye önderlerinin öldürülmelerinin caiz olduğunu ileri süren şeyhülislam fetvasına karşı Anadolu’da din bilginlerinin ve önderlerinin toplu bir bildiri yayımladıklarını hatırlamak gerekir. İstanbul ve İzmir’de kalıp da kaderlerini işgalcilerle birleştiren birçok laik olduğu gibi, Mehmet Akif örneğinde görüldüğü üzere Anadolu’ya geçerek Mücadele saflarında önemli görevler alan İslamcılar da vardır.

Her dönemde olduğu gibi Kurtuluş Savaşı yıllarında da din olgusu, taraflara göre farklı yorumlanmaktaydı. İşbirlikçiler Kuvayı Milliye’yi “dinsiz, Bolşevik” olarak suçlarken, yurtseverler bağımsızlığın dinin bir emri olduğunu anlatıyorlar, hatta bazı komünist çevreler İslam dininin komünizmin ilkelerini içerdiğini savunuyorlardı.

GÜNÜMÜZE KALAN DERS

Din günümüzde de toplum için vazgeçilmez bir kurum halinedir. Bunu bilen sağcılar onu sömürünün emrinde bir araç olarak kullandılar ve kullanıyorlar. Uzun yıllar devleti yöneten modernistler ise İslamiyet’in toplumdaki yerini göz ardı ettiler. Onu kendi elleriyle gericilerin kullanımına bıraktılar. Laik iktidarlar, toplumun temel ihtiyaçlarına yanıt verseler, örneğin ağalığı ve tefeciliği kaldırsalar, topraksızlara toprak verselerdi muhtemelen İslam, bu kavramlarla ilişkilendirilecek, siyasi İslamcılık hayat hakkı bulamayacaktı.

Bir süreden beri ise roller değişmeye başlamıştır. İktidar çevrelerinin diktatörlük, şatafat, soygun ve adaletsizliklerine karşı halk Müslümanlığı, adalet ve dürüstlükle birleşerek harekete geçmişe benziyor…

Dinin toplumdaki yerini kabul etmek, laik bir yönetim sistemine aykırı değildir. Kurtuluş Savaşı yönetimi de laikti. Tekrarlanan İstanbul Belediye Başkanlığı seçimleri, halkçılar için fabrika ayarlarına dönüşün de bir işaret gibi… Kamunun mallarını gasp edip eşe dosta dağıtanlar, bu soygun ve zulüm rejimini yönetenler, buna karşılık her türlü yalan dolan ve tertibe başvuranlar, sağda solda siyasetçi ve gazeteci dövdürüp saldırganları serbest bırakanlar, halkın gözünde artık İslamiyet’i temsil edemeyecekleri gibi, bu kavramın dışına atılacaklar. (30 Mayıs 2019)

 

zekisarihan.com

 

Türkiye İstatistik Kurumu 2019 yılı, Nisan ayı Dış Ticaret İstatistiklerini yayımladı. Bu kapsamda TÜİK Denizli Bölge Müdürü Ali İhsan YÜCEDAĞ tarafından verilen bilgiye göre Aydın ilinde;

İhracat %4,4 arttı, ithalat %17,9 azaldı

Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2019 yılı Nisan ayında, 2018 yılının aynı ayına göre %4,4 artarak 63 milyon 407 bin dolar, ithalat ise %17,9 azalarak 19 milyon 442 bin dolar olarak gerçekleşti.

Nisan ayında Aydın bu değerlerle Türkiye genelinde en fazla ihracatın gerçekleştiği 21. il olurken ithalatta ise 31. sırada yer aldı.

En fazla ihracat yapılan ülke ABD oldu

Aydın’dan, 2019 yılı Nisan ayında en fazla ihracat yapılan ülke ABD oldu. Bu ülkeye yapılan ihracat 5 milyon 8 bin dolar olarak gerçekleşti. ABD’yi 4 milyon 844 bin dolar ile İtalya ve 4 milyon 247 bin dolar ile İspanya izledi.

En fazla ithalat yapılan ülke Çin oldu

Aydın’a, 2019 yılı Nisan ayında en fazla ithalat yapan ülke Çin oldu. Bu ülkeden yapılan ithalat
9 milyon 426 bin dolar olarak gerçekleşti. Çin’i sırasıyla 1 milyon 355 bin dolar ile İspanya ve 1 milyon 33 bin dolar ile Almanya izledi.

En fazla ihracatı yapılan fasıl “Kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler, nükleer reaktörler, bunların aksam ve parçaları” oldu

TÜİK Denizli Bölge Müdürü Ali İhsan YÜCEDAĞ tarafından verilen bilgiye göre Nisan ayında Aydın’da fasıllar düzeyinde en büyük ihracat kalemi, “Kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler, nükleer reaktörler, bunların aksam ve parçaları’’ (17 milyon 723 bin dolar) oldu. Bu fasılı “Tuz, kükürt, topraklar ve taşlar, alçılar, kireçler ve çimento” (14 milyon 557 bin dolar) ve “Yenilen meyveler ve sert kabuklu meyveler” (8 milyon 777 bin dolar) fasılları izledi.

En fazla ithalatı yapılan fasıl “Motorlu kara taşıtları, traktörler, bisikletler, motosikletler ve diğer kara taşıtları, bunların aksam, parça, aksesuarı” oldu

Nisan ayında; Aydın’da ithalatı en yüksek fasıl, “Motorlu kara taşıtları, traktörler, bisikletler, motosikletler ve diğer kara taşıtları, bunların aksam, parça, aksesuarı” (4 milyon 318 bin dolar) oldu. Bu fasılı; “Kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler, nükleer reaktörler, bunların aksam ve parçaları” (3 milyon 976 bin dolar) ve “Plastikler ve mamulleri” (2 milyon 28 bin dolar) fasılları izledi.

 

 

 

Türkiye İstatistik Kurumu 2019 yılı Nisan ayı Motorlu Kara Taşıtları İstatistiklerini yayımladı. Bu kapsamda TÜİK Denizli Bölge Müdürü Ali İhsan YÜCEDAĞ tarafından verilen bilgiye göre Aydın ilinde;

Toplam araç sayısı 450 762’ye ulaştı

2018 yılı Nisan ayında toplam araç sayısı 440 761 iken, 2019 yılı Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %2,3 oranında bir artış göstererek 450 762’ye ulaştı.

Otomobil sayısı %0,9 arttı

Otomobil sayısı 2019 yılı Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %0,9 artışla 182 300’e ulaştı. Aydın’daki araçların türlerine göre dağılımı incelendiğinde; 182 300 adet otomobil, 10 461 adet minibüs,    2 992 adet otobüs, 68 952 adet kamyonet, 8 952 adet kamyon, 128 668 adet motosiklet, 47 732 adet traktör ve 705 adet özel amaçlı araç bulunduğu görülmektedir.

Oransal olarak en fazla artış %4,3 ile motosiklette gerçekleşirken, adet bakımından en fazla artış 5 306 adet ile motosiklette gerçekleşti.

9 388 aracın devri(1) yapıldı

2019 yılı Nisan ayında Aydın’da toplam 9 388 taşıtın devri yapıldı. Taşıt türüne göre devri yapılan araçlar içinde ilk sırada 5 885 adet ile otomobil yer alırken, ardından 1 658 adet ile kamyonet, 953 adet ile motosiklet, 491 adet ile traktör, 203 adet ile minibüs, 129 adet ile kamyon, 59 adet ile otobüs ve 10 adet ile özel amaçlı araçlar geldi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Dünyayı ve insanlığı tehdit eden iklim değişikliği tehlikesine karşı çalışmalar sürdüren, Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) İzmir’de iklim ekonomisi, enerji verimliliği ve temiz enerji gibi konuların ele alındığı bir yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirdi

Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin (EGD) iklim değişikliğe dönük çalışmaları devam ediyor. Önümüzdeki Kasım ayında İzmir’de Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ile Küresel Isınma Kurultayı’nın yapılmasına karar veren EGD bu etkinlikteki gündemi belirlemek üzere bir yuvarlak masa toplantısı yaptı.

Gazeteciler, sivil toplum önderlerinin katıldığı toplantıda, Kurultay’da enerji dönüşüm ve yenilenebilir enerjinin mutlaka ele alınması gerektiği vurgulandı.

Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda (EBSO) düzenlenen toplantıda, EGD Başkanı Celal Toprak bugüne kadar, 10 kez Küresel Isınma Kurultayı düzenlediklerini, 11. Kurultayın ise Kasım ayında İzmir’de gerçekleşeceğini belirtti.

Öncesinde konunun paydaşlarıyla görüş alışverişinde bulunmak istediklerini dile getiren Toprak, küresel ısınma ve temiz enerji konularında toplumda farkındalığı artırmayı hedeflediklerini vurguladı.

Dünyanın ortak sorunu olan küresel ısınmaya ilişkin gazetecilerin büyük sorumluluğu olduğuna vurgu yapan Celal Toprak, “Bir meslek örgütü olarak düzenlediğimiz kurultaylarla dünyanın daha iyi bir yer olmasına katkıda bulunmak istiyoruz” diye konuştu.

İzmir’de enerji ve tarım alanında çalışmalarıyla bilinen kurum ve sivil toplum örgütü temsilcilerini de katıldığı toplantıda, kurultayda ele alınacak öncelikli konularla ilgili öneriler dile getirildi. Toplantıya, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim  Kurulu Üyesi ve Enerji Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ENSİAD) Başkanı Hüseyin Vatansever, İzmir Kalkınma Ajansı Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Murat Çelik,  Çevreci Enerji Derneği Başkanı Tolga Şallı, İGC Başkan Yardımcısı Dilek Gappi, İşadamı Arif Koşar,  İzmir Ticaret Borsası Danışmanı Dr. Pınar Nacak, Yaşar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şevkinaz Gümüşoğlu ile Hacer Şekerci Öztra, Yaşar Holding Kurumsal İletişim Direktörü Mehmet Aykırı, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve  gazeteciler katıldı.

DİKKAT ÇEKEN ÖNERİLER 

İzmir’in tarım ve enerjide ulusala model olacak bir gelişim sergilediğine dikkat çekilen toplantıda, Kasım ayında düzenlenecek kurultayda yenilenebilir enerji, enerji kooperatifleri, tarım ve temiz enerji, kirletici kaynaklar ve karbon ayak izi, küresel ısınma ve çocuk gibi başlıklarda oturumlar düzenlenmesi gibi öneriler dile getirildi.

KİMLER KATILDI

Yaşar Üniversitesi Prof. Dr. Şevkinaz Gümüşoğlu, ASKON İsmail Çapak, Gürdal Tarım İsletmesi Arif Gürdal, İzmir Ticaret Borsası Danışmanı Dr. Pınar Nacak, İGC Başkan Yardımcısı Dilek Gappi, Konak Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Yasemin Sağlam, Gözlem Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Gürel, Konak Belediyesi Nurselin Karaloğlu, Yenilebilir Enerji Üretim Kooperatifi Mehmet Ülgen, Cevreci Enerji Derneği Hazal Coşkun, Focep Bahadir Doğutürk, Austrotherm Türkiye Genel Müdürü Özgür Kaan Alioğlu, Yaşar Holding Kurumsal İletişim Direktörü Mehmet Aykırı, ENSİAD Serkan Aksüyek, Jesder Dr.Osman Şen, , Gözlem Gazetesi Engin Tatlıbal ,TÜRAP Sabuhi Attar, Yrd. Doç. Dr. Hacer Şekerci, Anadolu Ajansı Tolga Albay ve İlkses Gazetesi Nurettin Baki, Şiir Ajans Murat Şahin

 

 

 

 

 

İlçemizin sahil şeridinde izinsiz bir biçimde şezlong ve şemsiye bulunduran, kiralayan kişi ve kurumlara ait tüm materyaller Didim Belediyesi Zabıta Müdürlüğüne bağlı zabıta ekipleri tarafından toplatılarak yerlerine, Didim halkının ve ilçemize gelen misafirlerimizin sağlıklı ve düzenli bir biçimde, T.C Didim Belediyesi kontrolünde faydalanabileceği materyaller yerleştirilmeye başlanıldı. Başkan Atabay konu ile ilgili yaptığı açıklamada “Sahillerimizin düzensiz bir şekilde gasp edilip, vatandaşlarımızın ve misafirlerimizin mağdur edilmesine asla izin veremeyiz. Bu konu ile ilgili kontrollerin sıklaşması ve eksikliklerin giderilmesi konusunda çalışma arkadaşlarımız ile gerekli görüşmeleri gerçekleştirdik. Turizm sezonu süresince de konu ile ilgili Didim Belediyesi olarak asla taviz vermeyeceğiz” şeklinde konuştu

Didim Belediyesi, Didim Turizm Altyapı Hizmet Birliği ve Didim Doğayı ve Hayvanları Koruma Derneği tarafından “Patili Dostlarımıza Haybulans” etkinliği için iftarda buluştu. Etkinliğe Didim Kaymakamı Mehmet Türköz, Garnizon Komutanı Çetin Gülseven ve Belediye Başkanımız A.Deniz Atabay Didim Turizm Altyapı Hizmet Birliği Başkanı Sevinç Karataş’ın yanı sıra birçok yerli ve yabancı hayvan sever katılarak projeye destek verdiler.
Etkinlik ve bağışlanan gelirle sokak hayvanlarına acil müdahalede bulunacak donanımlı bir ambulans alınarak barınağa bağlı çalışacak.
Etkinlikte konuşan Didim Belediyesi Hayvan Barınağı veterineri Ali Karahallı; sadece sokak hayvanlarına değil tüm deniz ve kara canlılarına da müdahalede bulunduklarını belirterek barınağın mevcut durumu ve işleyişi hakkında bilgi verdi. Kayıpların en aza indirilebilmesi için bu aracın gerekliliğini de anlatan Karahallı barınak personeline ve barınakta gönüllü çalışan, bu kampanyaya destek veren herkese teşekkür etti.
Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay; bu araç belediyemiz tarafından veya bir hayırsever tarafından alınabilirdi ancak biz tüm Didim bir araya gelerek neler başarabildiğimizi göstermek istedik. Bu akşam Didim’deki tüm hayvan severler bir araya gelmiş, birbirleriyle tanışmış oldular. Etkinliğe destek olan herkese teşekkürlerimi sunuyorum dedi. Atabay daha sonra; Hayvan hakları konusunda en büyük desteği ilçemizde yaşayan İngiliz gruplarından görüyoruz, bu akşamda aramızdalar diyerek, destekleri için İngilizce olarak teşekkür etti.
Dernek üyelerinden ve Dernek adına sunum yapan ve gerçek bir hayvan sever olan Ali Coşkun Haybulans için gerekli miktarın toplandığına dikkat çekerek işimiz bununla da bitmiyor aracın iç donanımını en yüksek seviyeye çekmek ve yeni bir transfer aracı kazandırmak istiyoruz. Bunun dışında belediyemizin projesi olan Didimli hayvan severlerin heyecanla beklediği “Patiköy” için de tüm hayvan severler olarak elimizden gelen desteği sunacağız, dedi. Dünyadaki örneklerini araştırdıklarını söyleyen Coşkun; hayvanların birbirine zarar vermeden yaşayabileceği düzenli temiz bir merkez olması için örnek uygulamaları inceliyoruz şeklinde konuştu.

 

Didim belediyesinin milli parklar genel müdürlüğü’nün açtığı ihaleye girerek kiraladığı tavşan burnu orman kampı, sözleşme şartlarının hepsinin yerine getirilmesine rağmen, yeni ihale açılmayarak, Didim belediyesinden orman kampını boşaltması talep edildi.Herhangi bir parasal sıkıntı olmamasına , her türlü altyapı hizmeti ve peyzaj çalışmaları yapılmasına , orman işletmesinin Didim belediyesinden son derece memnun olmasına , Didimlilerin de her türlü sosyal etkinliklerini gerçekleştirdiği ve belediyenin işletmesinden memnun olmasına rağmen, Ankara orman kampına el koyuyor gibi. Didimliler orman kampına” elveda “diyorlar.

5 yıllık Sözleşme, yapılan yatırımlarla 29 yıla çıkacaktı.. Karavan ve çadır turizmi ile ilçemizde turizm çeşitliliği de sağlandı ve bir çok etkinliğe ev sahipliği yaptı. Didim Belediyesi kamp alanını aldıktan sonra altyapı, elektrik su ve kanalizasyon sorunları halledilmiş, STK’ların ve bazı kamu kurumlarının burada ücretsiz etkinlik yapmalarına da izin verilmeye başlamıştı.

Didim belediyesi tarafından üç sene önce dokuz eylül üniversitesine gelişim planı yaptırılmasına, bu planların bakanlıkça onaylanmasına rağmen sözde tadilat gibi gerekçe ile “çadır ve kampink alanını kapatıyoruz” diye pankart asarak, Didim belediyesinin 16 haziran 2019 tarihine kadar orman kampını boşaltmasını talep ettiler. İhaleye çıkmıyorlar, çıkacaklar ise de tarih belli değil, tam da sezon başında “Didimliler ile ne alıp-veremediğiniz var ?” diye sormadan edemiyoruz.

Perde arkasında kimin  ya da kimlerin olduğu, buranın ne zaman ihaleye çıkacağı, ya da akıbetinin ne olacağı bilinmiyor.Para kazanan ve istihdam yaratan bir kuruluş durduk yerde neden atıl duruma getirilir. Bu arada olan Didimlilere oluyor. Hem işsizlik var diyeceksin hem istihdam için sözde seferberlik ilan edeceksin, sonra da yaklaşık 25 işçinin istihdam edildiği işletmeyi atıl duruma sokacaksın…

Sadece “yazık” diyoruz…

MERAK EDİYORUZ

İlçemizin demokratik kitle örgütlerinin, kentimizin konseyinin, mahalle meclislerinin ve yüzlerce dernek yöneticisi ile siyasi partilerimizin tavrının ne olacağını da doğrusu merak ediyoruz. Parlementer sitesi bitişiğinde Didimlilere ait 527 dönüm arazinin satışa çıkarılmasına, Martı sitesi bitişiğinde 204 dönüm arazinin satışa çıkarılmasına sessiz kalarak, sineye çekenler acaba 150 dönümlük orman kampının da Didimlilere rağmen Didimlilerden alınmasına da sessiz kalarak sineye mi çekecekler !..

Hani güzel günler görecektik; hani hak verilmez, alınırdı !..

CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, İşsizlik Sigortası Fonu’nun detaylarını TBMM gündemine taşıdı

İşsizlik Sigortası Fonu’ndaki toplam varlıkların reel olarak azalışı 2017 yılında başladı. Ancak durumun ciddiyeti, işverenin İşsizlik Fonu’ndan kullandığı teşvik ve desteklerin nisan ayında işçi ve işveren primi olarak yatırdığı tutarı geçmesiyle ortaya çıktı.

Fon varlıkları 2019’un ilk 4 aylık döneminde reel anlamda yüzde 3,02 oranında azaldı.

Mart ayında 130 milyar 597 milyon lira olan İşsizlik Fonu varlıkları, nisan ayında 130 milyar 208 milyon liraya geriledi. Fon varlıkları bir ayda 467 milyon lira azalmış oldu.

Nisan ayında fonun gelirleri azalırken, giderleri yüzde 67 oranında arttı. Fonun toplam gelirleri martta 3 milyar 339 milyon lira iken, nisanda 3 milyar 91 milyon liraya geriledi. Fakat mart ayında toplam giderleri 2 milyar 79 milyon lira olan fonun giderleri, nisanda 3 milyar 480 milyon liraya yükseldi.

Öte yandan işverenin nisan ayında İşsizlik Fonu’ndan kullandığı teşvik ve destekler ise, işçi ve işveren primi olarak yatırdığı tutarı geçti.

“İşsizlik Fonu, İşçiye Destek Ve Teşvik İçin Kullanılmalı”

İşsizlik Fonu’ndaki azalışın 2017’den beri devam ettiğini ancak özellikle geçtiğimiz nisan ayında durumun ciddiyetinin ortaya çıktığını belirten Bakan, “Nisan ayında işverenlerce fona işçi ve işveren primi olarak 1 milyar 306 milyon lira para yatırılırken; aynı ay fondan işverene sadece teşvik ve destek ödemeleri için 1 milyar 345 milyon lira aktarıldığını görüyoruz. Fondan aktif işgücü programları ve işbaşı eğitim programları için de sırasıyla 746 ve 256 milyon lira harcanıyor. Aktif işgücü ve işbaşı eğitim programları ile işverene işgücü sağlanmasından dolayı aslında bu ödemeler de işverene yapılmış oluyor. Bunun yanı sıra fondan yapılan işsizlik maaşı ödemelerinin de mart ayında 678 milyon lira iken nisan ayında 1 milyar 57 milyon liraya tırmandığını görüyoruz. Bütün bu desteklere rağmen ülkedeki işsizlik azalmıyorsa o zaman bir sıkıntı var demektir. İşsizlik Sigortası Fonu’ndan işverene doğrudan ve dolaylı olarak verilen; 1 milyar 345 milyon liranın yanında aktif işgücü ve eğitim programları için de harcanan 746 milyon ve 256 milyon liradan yararlanan firmaların hangileri olduğunu, bu firmaların yapılan bu destekler karşılığında sağladıkları istihdamın oranlarını ve bu oranların ülke ekonomisine sağladığı doğrudan ve dolaylı katkısının ne olduğunun cevabını istiyoruz” diye konuştu.

Konuyu TBMM gündemine taşıyan Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Murat Bakan, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk tarafından yanıtlanması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.

İşsizlik Sigortası Fonu, yıllar içinde yapılan düzenli ödemelerle Türkiye’nin en büyük fonu haline gelerek; 2016 yılında 100 milyar lira sınırını aşmıştır. Ancak varlıklarındaki artış son yıllarda azalmaktadır. Özellikle 2017 yılından sonra artan İşsizlik Fonu varlıklarındaki düşüşü nasıl açıklıyorsunuz?

İşsizlik Sigortası Fonu’na nisan ayında işverenlerce işçi ve işveren primi olarak 1 milyar 306 milyon lira para yatırılırken; aynı ay fondan işverene sadece teşvik ve destek ödemeleri için 1 milyar 345 milyon lira aktarılmıştır. İşverene yatırdığından daha fazla destek ve prim verilmesindeki nedenler nelerdir?

İşsizlik Fonu’ndan aktif işgücü programları ve işbaşı eğitim programları için de sırasıyla 746 ve 256 milyon lira harcanmıştır. Aktif işgücü ve işbaşı eğitim programları ile işverene bedava işgücü sağlanması nedeniyle aslında bu ödemeler de işverene yapılmaktadır. İşverene aktarılan 1 milyar 345 milyon liranın yanında aktif işgücü ve eğitim programları için de harcanan 746 milyon ve 256 milyon lira ile; işverene doğrudan ve dolayı olarak İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ne kadar büyüklükte bir destek sağlanmıştır?

İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yapılan işsizlik maaşı ödemeleri mart ayında 678 milyon lira iken, nisan ayında 1 milyar 57 milyon liraya çıkmıştır. İşverene doğrudan ve dolayı olarak İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yapılan desteklere rağmen işsizlik maaşı ödemelerindeki artışın sebebi nedir? İşverene yapılan desteklemelere rağmen işsizlik maaşı ödemelerindeki artışı nasıl açıklıyorsunuz? Desteklerin amacına ulaştığını hangi somut verilerle ortaya koyuyorsunuz?

Bu yapılan desteklere rağmen ülkemizdeki işsizlik oranında düşüş sağlanmış mıdır?

Rakamlarla İşsizlik Fonu’ndaki Azalışın Resmi

İşsizlik Sigortası Fonu varlıklarının son 4 yıldaki değişimi şu şekilde oldu: 2015 yılında fon varlıkları reel olarak yüzde 7,84 oranında artarken, 2016’da yüzde 0,85’de kalarak enflasyonu yenmeyi başardı. 2017’de ise; fon varlıkları yüzde 13,09 artarken, enflasyon yüzde 15,47 olduğu için yüzde 2,28 oranında gerileme oldu. 2018 yılında ise, fon varlıklarındaki artış yüzde 9,36’da kalırken, enflasyonun yüzde 33,64 oranında arttır.

Başka bir deyişle, İşsizlik Fonu 2018 yılında reel anlamda yüzde 18,17 oranında azaldı. 2019’un ilk 4 aylık döneminde ise; fon varlıkları yüzde 2,01, enflasyonun yüzde 5,18 oranında artmasıyla reel anlamda yüzde 3,02 oranında azaldı. Nisan ayı itibariyle de ilk defa fon varlıkları nominal olarak da geriledi. Mart ayında 130 milyar 597 milyon liradan nisan ayında 130 milyar 208 milyon liraya gerileyen fon varlıkları bir ayda 467 milyon lira azaldı.

Türkiye İstatistik Kurumu 2018 yılı Karayolu Trafik Kaza İstatistiklerini yayımladı. Bu kapsamda TÜİK Denizli Bölge Müdürü Ali İhsan YÜCEDAĞ tarafından verilen bilgiye göre Aydın’da;

Trafik kazalarının sayısı arttı

2018 yılında Aydın’da meydana gelen trafik kazalarının sayısı bir önceki yıla göre yüzde 5,9 artarak 14 bin 129 oldu. Meydana gelen trafik kazalarının yüzde 73,4’ü (10 bin 373 adet) maddi hasarlı kaza olurken yüzde 26,6’sı (3 bin 756 adet) ölümlü yaralanmalı trafik kazası olarak gerçekleşti. Maddi hasarlı trafik kazalarının sayısı yüzde 6,2 artarken, ölümlü yaralanmalı trafik kazalarının sayısı yüzde 5,1 arttı.

Türkiye genelinde ise 2018 yılında meydana gelen 1 milyon 229 bin 364 trafik kazasının yüzde 84,8’i (1 milyon 42 bin 832 adet) maddi hasarlı kaza olurken yüzde 15,2’si (186 bin 532 adet) ölümlü yaralanmalı trafik kazası olarak gerçekleşti.

Trafik kazalarında yaşamını yitirenlerin sayısı azaldı

2018 yılında Aydın’da trafik kazalarında yaşamını yitirenlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 4,8 azalarak 140 kişi oldu. Bu trafik kazalarında yaralananların sayısı ise geçen yıla göre yüzde 5,7 artarak 5 bin 639 oldu.

Aydın’da meydana gelen trafik kazalarında gerçekleşen ölümlerin yüzde 50,7’si (71 kişi) kaza yerinde gerçekleşirken yüzde 49,3’ü (69 kişi) kaza sonrası gerçekleşti.

Türkiye genelinde ise 2018 yılında meydana gelen trafik kazalarında gerçekleşen 6 bin 675 ölümün yüzde 50,5’i (3 bin 368 kişi) kaza yerinde gerçekleşirken yüzde 49,5’i (3 307 kişi) kaza sonrasında gerçekleşti. Türkiye’de meydana gelen trafik kazalarında 307 bin 71 kişi yaralandı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bitkisel üretimin bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi

Üretim miktarları, 2019 yılının ilk tahmininde bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde %5,4, sebzelerde %2,7, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde %5,8 oranında artış gösterdi. Üretim miktarlarının 2019 yılında yaklaşık olarak tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 67,9 milyon ton, sebzelerde 30,8 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde 23,6 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi.

Bitkisel üretim, 2018, 2019

Tahıl üretiminin 2019 yılında bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi

Tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2019 yılında bir önceki yıla göre %1,1 oranında artarak yaklaşık 34,8 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Bir önceki yıla göre buğday üretiminin %2,5 oranında azalarak 19,5 milyon ton, arpa üretiminin %7,1 oranında artarak 7,5 milyon ton, çavdar üretiminin değişim göstermeyerek 320 bin ton, yulaf üretiminin %1,9 oranında artarak 265 bin ton olacağı öngörüldü.

Baklagillerin önemli ürünlerinden yemeklik baklanın %1,6 oranında artarak yaklaşık 6 bin ton, kırmızı mercimeğin %22,6 oranında artarak 380 bin ton, yumru bitkilerden patatesin ise %9,9 oranında artarak 5 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Yağlı tohumlardan soya üretiminin %14,3 oranında artarak 160 bin ton olacağı öngörüldü.

Tütün üretiminin %12,7 oranında azalarak 70 bin ton, şeker pancarı üretiminin ise %11,4 oranında artarak yaklaşık 21 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi.

Sebze üretiminin 2019 yılında bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi

Sebze ürünleri üretim miktarının 2019 yılında bir önceki yıla göre %2,7 artarak yaklaşık 30,8 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Sebze ürünleri alt gruplarında üretim miktarları incelendiğinde, yumru ve kök sebzelerde %14,1, meyvesi için yetiştirilen sebzelerde %1, başka yerde sınıflandırılmamış diğer sebzelerde ise %3,6 oranında artış olacağı öngörüldü.

Sebzeler grubunun önemli ürünlerinden domateste %2,9, kuru soğanda %23,8, hıyarda %2 oranında artış, karpuzda %3,4, sivri biberde %1,4, patlıcanda %3,3 oranında azalış olacağı tahmin edildi.

Meyve üretiminin 2019 yılında bir önceki yıla göre artacağı tahmin edildi

Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının 2019 yılında bir önceki yıla göre %5,8 oranında artarak yaklaşık 23,6 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Meyveler içinde önemli ürünlerin üretim miktarlarına bakıldığında, bir önceki yıla göre elmada %6,8, şeftalide %5,5, kirazda %6, çilekte %4,3 oranında artış, yenidünyada ise %8,2 oranında azalış olacağı öngörüldü.

Turunçgil meyvelerinden mandalinanın %6,1 oranında artacağı, sert kabuklu meyvelerden antep fıstığının ise %58,3 oranında azalacağı tahmin edildi.

İncir üretiminde %7,3, muz da ise %18,1 oranında artış olacağı öngörüldü.

 

Arşivler