Nisan | 2019 | Didim Özgürses

Bookmarks

Aylık arşiv: Nisan 2019

(Bu yazıyı; yedi yıl önce Özgürses Gazetemizde ve Milliyet Blogda yazmıştım…O yıldan bu yıla neler değişti. Emeğin sömürüsü daha çok arttı. Sarı sendikalar ve iktidarın arka bahçesindeki sendikalar sözde işçi haklarını savunur görünümüyle işçi haklarını ve emeğin sömürüsünü daha kötü hale getirdiler. İşsizlik sorunları, çalışanların emeğine bir baskı olarak gösterildi ve emekçilere işini kaybettirme korkusu aşılanarak asgari ücretle çalışmaya mahkum edildi…Çalışanların neredeyse çok önemli bir bölümü  asgari ücrete mahkum edildi. İşçilerin hak aramaları ve gerçek anlamdaki sendikaların bu yöndeki çalışmaları siyasi baskılara maruz kaldı. Dünden bu yana işçi hakları ve emek değerini bulmadığı gibi daha kötüye gitmiştir. Ülkemizin ekonomik sıkıntılarının yükünü de emeğiyle geçinmeye çalışan emekçilerimiz yüklenmiştir. Tüm emekçilerimizin bayramını kutluyor,sizi yedi yıl önceki yazımla başbaşa bırakıyorum…)

Nazım Hikmet’in 1959 yılında Türk işçilerine gönderdiği mesaj :

“Türkiye işçileri kardeşlerim. 1 Mayıs bayramınız kutlu olsun. Bu bayram en büyük bayramlarımızdan biri. Bu bayramı siz Türkiye’de bugün çok ağır şartlar altında kutluyorsunuz, biliyorum. Ve siz de benden iyi biliyorsunuz tabi… Hayat pahalılığı, grev hakkınızın olmaması, sendika haklarınızın gayet dar bir halde bulunması… Bütün bunlar Türkiye’de işçi sınıfının yaptığı savaşı, daha iyi günler görmek için yaptığı mücadeleyi zorlaştırıyor.

Lakin savaşa devam etmek lazım. Ben şuna kaniyim ki, Türkiye işçi sınıfı yalnız kendi sınıfı menfaatleri için değil, fakat Türkiye halkının büyük kurtuluşu için, milli bağımsızlığı için de yapılan savaşta ön safta olmaya devam edecektir. Bir kere daha kardeşlerim, bir kere daha yoldaşlarım bayramınız kutlu olsun”

 

***

1Mayıs, emeğin Bayramı, insanın bayramı, insan olmanın bayramıdır… Sömürülere, ayrımcılıklara karşı koyuşun bayramıdır… Tüm dünyayı emekleriyle yaşanılır hale getirmeye çalışan emekçiler başta ülkemiz olmak üzere çoğu ülkelerde sömürülmekte ve baskı altında tutulmaktadırlar… Emek en değerli güçtür… Gücünü emekten alan emekçiler hakça bölüşüm, insan gibi yaşamanın yolları için mücadelelerini azimli bir şekilde devam ettirmektedirler… Üreten güç olarak emekçiler, tüm dünyadaki gelişmelere karşı da, duyarlıdırlar… Faşizan baskılara, savaşlara, emperyalist anlayışlara karşı da emekten aldığı güçle karşı koymaya çalışmaktadır…

Ülkemizde işçi hakları ileri gitmediği gibi hep geriye gitmektedir… Emek gerçek değerini bulamamaktadır…İşçiler, sendikalar baskı altında tutulmaktadır…

ITUC (Uluslar arası Sendikalar Konfederasyonu) raporuna göre işçi hakları konusunda ülkemizin sicili çok bozuktur…

*Çocuk İşçiler sorunu

* Sendikal haklar

* Kadın Emeği

Ülkemizde, sendikal örgütlenmeler konusunda kısıtlamalar devam etmektedir… İşçilerin ancak %5,4’ü toplu sözleşmelerden yararlanabiliyor…

Çocuk Hakları sözleşmesinin 1.Maddesine göre 18 yaşın altındakiler çocuk olarak kabul edilmektedir… Ülkemizde 1 Milyon çocuk işçi olduğu, bunlardan 600 bininin ağır şartlarda çalıştığı biliniyor…4+4+4 kesintili Eğitim kanunu ile çocuk işçilerin oranının daha artacağı tahmin ediliyor… ILO sözleşmesine göre, çocuk işçi çalıştırılmasının yasak olduğunu düşünürsek, ülkemizin bu konuda çok büyük sorunlarla karşı karşıya olduğunu düşünebiliriz…

Sendikal haklar konusunda da ülkemiz ileriye gitmediği gibi hızla geriye gitmektedir… Memurlarımızın gerçek anlamda toplu sözleşmeli grevli haklara kavuşturulduğu günleri görmek istiyoruz… Kamu çalışanlarının bu konuda emekten yana olan güçlerini birleştirerek, çağdaş, emekten yana bir yasaya kavuşmak için gayret göstermeleri gerekmektedir…

İş ve işçi güvenliği konusunda da sınıfta kalmış durumdayız… Televizyon ve gazete haberlerinde sık sık duyduğumuz ölümlü iş kazalarına  kaderci bir anlayışla bakan bir iktidarla karşı karşıyayız…

İşçi güvenliği konusunda Avrupa sonuncu, Dünya’da ise sondan üçüncü olmamız çok düşündürücü değil midir?

Yazıma,  Nazım Hikmet’in 1959 yılında Türk İşçilerine gönderdiği mesajla başlamıştım… NAZIM’IN : “Türkiye işçi sınıfı yalnız kendi sınıfı menfaatleri için değil, Fakat Türkiye halkının büyük kurtuluşu için. Milli bağımsızlığı için de savaşmalıdır” mesajı bugün daha anlamlı ve önemlidir… Üreten olarak, yönetimde de emeğin gücünü kullanmanın ve göstermenin zamanıdır…

1 Mayıs Emek bayramımızı kutluyorum…

 

ERDOĞAN ŞAHİN

Aydın İl Emniyet Müdürlüğü, Didim İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalar neticesinde;

24/04/2019 günü 155 polis imdat hattına yapılan ”evden hırsızlık” ihbarı üzerine araştırma yapıldığı, ekipleri görerek kaçtığı tespit edilen ve evden hırsızlık olayını gerçekleştirdiği tespit edilen S.İ. yakalanmış olup, üst araması ve olay yerinde yapılan aramalarda (14) adet musluk ve musluk bataryası bulunarak muhafaza altına alınmış, ikamette gerekli incelemeler yapılmış, S.İ. isimli şahıs sevk edildiği adli mercilerce tutuklanarak Söke cezaevine teslim edilmiştir. Kamuoyuna duyurulur.

AYDIN VALİLİĞİ

Emniyet Genel Müdürlüğünce yayımlanan istatistiklerde; Ülkemiz genelinde her yıl trafik kazaları nedeniyle yaklaşık on bin vatandaşımızın hayatını kaybettiği, ikiyüz binin üzerinde vatandaşımızın ise bu kazalarda yaralandığı,  trafik kazalarının yaklaşık  % 90’ının sürücü hatalarından, % 2-3’ünün ise yaya kökenli sebeplerden kaynaklandığı, anlaşılmaktadır. Yine aynı istatistik verilere göre Dünyada her yıl 1,5 milyona yakın insan trafik kazalarında hayatını kaybetmektedir.  Dünyada ölüm nedenleri üzerinde yapılan sıralamada ise trafik kazaları 9.sırada yer almaktadır.

Kazaların çoğunluğu insan kaynaklı olduğu için bunları önlemekte bizlere bağlıdır. Trafik kazalarını önlemek ya da en aza indirmek için yapmamız gereken; azami hız sınırını aşmamak, araç hareket halindeyken emniyet kemerimizi takılı kullanmak, önümüzde seyreden araçlarla takip mesafemizi korumak, araçları sollarken dikkatli olmak, alkollü araç kullanmamak, cep telefonuyla konuşmamak, trafik işaret ve ışıklarına duyarlı olmak.

Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü olarak trafik kazalarının azaltılması ve güvenli bir trafik ortamının oluşturulması için Emniyet Genel Müdürlüğümüz tarafından uygulamaya konulan “Yaşam Tüneli” projesi kapsamında Aydın – Muğla karayolunda trafik kazalarının önlenmesi ve trafikte yayalara öncelik verilmesi amacıyla drone destekli trafik denetimleri gerçekleştirilmiş olup, 2019 yılı içerisinde gerçekleştirilen bu denetimlerde; 25’i kırmızı ışık, 31’i cep telefonu, 30’u ise emniyet kemeri olmak üzere kural ihlali yaptığı tespit edilen 86 araç sürücüsüne uygulama noktasında kurulu olan Yaşam Tünelinde herhangi bir cezai işlem uygulanmadan gerçekleştirdikleri ihlallere ilişkin gerekli eğitim verilip kısa süreli videolar izletilerek bilgilendirme yapılmıştır.

Yapılan bu uygulamalar sonrasında; araç sürücüleri izledikleri videoların ve verilen bilgilerin gerçekleştirmiş oldukları kural ihlallerinin farkına varmaları konusunda etkileyici olduğunu ve trafiğe çıktıkları zaman trafik kuralları konusunda daha dikkatli ve duyarlı davranacaklarını, insan hayatının risk edilmemesi gerektiğinin bilincine vardıklarını dile getirdiler.

Trafik Denetleme Şube Müdürlüğümüzce bu uygulamalarla birlikte denetim-eğitim-bilgilendirme faaliyetleri yıl içerinde artarak devam edecektir.

 

Kamuoyuna duyurulur.

AYDIN VALİLİĞİ

 

 

Aydın İl Emniyet Müdürlüğü, Didim İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı KOM Grup Amirliği ekiplerince Uyuşturucu Madde imal, Ticareti ve Kullanımını önlemeye yönelik yapılan çalışmalarda;

Altınkum Mahallesinde bir ikamette yapılan aramada; Siyah poşet içerisinde 195 gram esrar maddesi, (32) adet satışa hazır fişeklenmiş vaziyette 172.06 gram esrar maddesi olmak üzere toplamda 367.06 gram esrar maddesi, (2) parça poşet içerisinde 33.18 gram toz esrar maddesi, (15) adet satışa hazır fişeklenmiş vaziyette 13.40 gram toz esrar maddesi olmak üzere toplam 46.58 gram esrar maddesi, (1)  adet kuru sıkı tabanca, (41)  adet kurusıkı tabanca fişeği ele geçirilmiş olup, A.T. isimli şahıs yakalanarak hakkında adli işlem başlatılmıştır. Kamuoyuna duyurulur.

AYDIN VALİLİĞİ

 

Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre; ülkemizin ihracatı 2019 yılı Mart ayında, 2018 yılının aynı ayına göre % 0,4 azalarak 15 milyar 486 milyon dolar, ithalat % 17,8 azalarak 17 milyar 622 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye’nin Mart ayında dış ticaret açığı % 63,7 azalarak 2 milyar 137 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2018 Mart ayında % 72,6 iken, 2019 Mart ayında % 87,9’a yükseldi.

Ülkemizin son 12 aylık performansını 2018 yılı ile kıyasladığımızda ihracat yaklaşık % 0,7 artarak 169 milyar 47 milyon dolar, ithalat yaklaşık % 5,8 azalarak 210 milyar 173 milyon dolar olmuştur.

Mart ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı % 94,9’dur. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı % 3,9 , orta yüksek teknolojili ürünlerin payı % 35,7 , orta düşük teknoloji ürünlerin payı % 27,2 ve düşük teknolojili ürünlerin payı ise % 33,2 olmuştur.

Aynı dönemde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı % 74,5’tir. Yüksek teknoloji ürünlerinin 2019 Mart ayında imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı % 15,7 , orta yüksek teknolojili ürünlerin payı % 40,2 , orta düşük teknolojili ürünlerin payı % 32,3 ve düşük teknolojili ürünlerin payı ise % 11,8’dir.

İlimizde(AYDIN) 2019 yılı Mart ayı ihracatı, 2018 yılının aynı ayına göre % 9,1 azalarak 61.434.112 dolar, ithalat % 45,9 azalarak 14.372.973 dolar olarak gerçekleşti. 2018 yılı Mart ayında ihracatta 67.580.323 dolar ile 21. Sırada yer alan İlimiz 2019 yılı Mart ayında ihracatta 24. sırada yer almıştır. 2018 yılı Mart ayında 26.551.709 dolar ithalat gerçekleştirerek 26. sırada yer alırken 2019 yılı Mart ayında 32. sıraya gerilemiştir. 2019 Mart ayı itibarıyla İlimizin, Türkiye’nin toplam ihracat ve ithalatından aldığı pay sırasıyla, % 0,40 ve % 0,08 olarak gerçekleşmiştir. İlimizin Mart 2019’daki 76 Milyon dolarlık dış ticaret hacmi ise Türkiye’nin toplam dış ticaret hacminin % 0,23’ünü oluşturmaktadır. Türkiye 2019 Mart ayı itibarıyla 2 Milyar 137 Milyon dolarlık dış ticaret açığı verirken, Aydın 47 Milyon dolarlık dış ticaret fazlası vermiştir. Mart ayında Türkiye için ihracatın ithalatı karşılama oranı % 87,9 iken Aydın için bu oran % 427,4 olmuştur.

İlimizde son 12 aylık dönemde ise ihracatımız 701.506.357 dolar, 2018 yılı 12 aylık dönemi incelediğimizde ise bu rakam 720.943.221 dolar olmuştur. Bu rakamlara göre son 12 aylık ihracat yaklaşık % 2,7 azalmıştır. İthalat rakamlarına bakıldığında ise 2018 yılında ithalatımız 258.624.365 dolar, son 12 aylık ithalatımız ise 232.443.559 dolar olarak gerçekleşmiştir. Buradan da ithalatımızın yaklaşık % 10,1 azaldığı görülmektedir.

Mart ayında ilimizden gerçekleşen ihracatın %0,22’sini yüksek teknolojili ürünler, %46,64’ünü orta yüksek teknoloji ürünler, %5,43’ünü orta düşük teknolojili ürünler ve %47,71’ini düşük teknolojili ürünler oluşturmuştur.

Aynı dönemde gerçekleşen ithalatın %2,55’ini yüksek teknolojili ürünler, %56,34’ünü orta yüksek teknolojili ürünler, %7,23’ünü orta düşük teknolojili ürünler ve %33,89’unu düşük teknolojili ürünler oluşturmuştur.

2019 yılı Mart ayında İlimiz 3’ü farklı serbest bölgeler olmak üzere, 109 farklı ülkeye ihracat gerçekleştirmiştir. Bu ülkeler içerisinde en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ilk 20 ülkenin toplam ihracatımızdan aldığı pay % 69,1 olmuştur. En fazla ihracat yapılan ülkeler sırasıyla İtalya, ABD, İspanya, Almanya, Fransa, Romanya, Gürcistan, Rusya Federasyonu, Suudi Arabistan ve Çin oldu. Bu 10 ülkeye toplam ihracatımızın % 53,9’u yapılmıştır.

Aydın’dan yapılan ihracatın Mart ayı dağılımına bakıldığında, % 78,8’i imalat sanayi, % 20,1’i madencilik ve taşocakçılığı ve % 1’i tarım ve ormancılık tarafından yapıldı.

Sektörel olarak Mart ayına baktığımızda ise ilk beş sektör şöyle sıralanmaktadır. İlk sırada Başka yerde sınıflandırılmamış makine ve teçhizat 19.468.195 dolar, ikinci sırada Gıda ürünleri ve içecek 13.132.937 dolar, üçüncü sırada Taşocakçılığı ve diğer madencilik 12.366.052 dolar, dördüncü sırada Motorlu kara taşıtı ve römorklar 6.053.191 dolar ve beşinci sırada ise Kimyasal madde ve ürünler 2.768.422 dolar ile yer almaktadır.
Mehmet Yunus ŞAHİN
AYSO Yönetim Kurulu Başkanı

 

Türkiye tenis federasyonu faaliyet programında yer alan ve 26-27 Nisan 2019 tarihleri arasında Muğla tenis kulübünde düzenlenen ve Türkiye’nin bir çok yerinden tenis kulübünün ve 80’e yakın sporcunun katıldığı 9 yaş tenis turnuvasında Didim’i temsilen turnuvaya katılan Turan efe 9 yaş grubunda 2. grup birincisi olmuştur.Yaklaşık 1 yıl önce kurulan Didim Tenis Akademimiz, bu zaman zarfında altyapıya ve sporcuya verdiği önemle ön plana çıkmış ve düzenli olarak okullarda yetenek taraması yaparak birçok sporcuyu altyapıya kazandırmıştır.
Akademimizin planlı ve programlı çalışmalarının karşılığı olarak oyuncumuz Turan Efe(2012 Doğumlu) birinciliği ile tamamlanmıştır. Didim tenis akademisi olarak kısa zamanda alt yapı grubunda ve Senyör tenisinde ciddi başarılar yakalayıp Didim’in adını tüm Türkiye’ye duyurmanın  mutluluğunu yaşamaktayız.
Bu başarıda emeği geçen oyuncumuzu, antrenörünü ve ailesini kutlar ve bizlere bu konuda büyük destek olan Didim belediye başkanı sayın Ahmet Deniz Atabay’a sonsuz teşekkür ederiz.

Didim tenis akademisi Başkanı Seyhan HEB

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat KURUM tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Süleyman BÜLBÜL

                                                                                                        Aydın Milletvekili

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan Hava Kalitesi İzleme İstasyonunun 27 Nisan 2019 tarihindeki verilere göre, Hava Kalitesi İndeksi 499 olarak ölçülen Aydın, tehlikeli grupta yer alan tek il olmuştur.

Bu durum Aydın ilinin hava kalitesinin sağlık sorunlarına neden olabilecek kadar kötü olduğu anlamına gelmektedir.

Bu bağlamda,

1- Hava Kalitesi İzleme İstasyonlarının verilerine göre Aydın ilinin hava kalitesinin sağlık sorunlarına neden olacak kadar kötü olmasının nedenleri nelerdir? Jeotermal Elektrik Santrallerinin (JES) hava kirliliğine etkisi nedir?

2- Aydın ilinde işletilmekte olan JES’lerin hava, toprak ve su kirliliğine etkileri araştırılmakta mıdır? Yapılan araştırmaların sonuçları neleridir? Bu sonuçlar neden kamuoyu ile paylaşılmamaktadır?

3- 2010-2016 yılları arasında Aydın ilinde kansere bağlı ölümlerin yüzde 18 arttığı belirtilmektedir. 2016-2019 yılları arasında, yıllara göre ve Aydın ilinin ilçelerine göre, kansere bağlı ölümlerin oranı nedir?

4- TUİK verilerine göre 2018 yılında, Aydın ilinde meydana gelen ölüm nedenlerinin büyük çoğunluğu solumun sistemi rahatsızlıkları olarak kayda geçmiştir. Aydın ilindeki hava kirliliğinin solumun yolu hastalıklarına etkisi ölçülmüş müdür?

5- Aydın ilinde özellikle JES’lerin olduğu bölgelerde hissedilen çürük yumurta kokusunun nedeni Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez tarafından “Jeotermal alanlarının karakteristik göstergesi” olarak açıklanmıştır. Yapılan JES’lerin ardından Aydın ilindeki hidrojen sülfür gazı oranının arttığı bilinmektedir. 2007-2019 yılları arasında yıllara göre hidrojen sülfür gazı oranları nedir? Hava raporlarında bu gazın miktarı belirtilmekte midir? Bu gazın insan sağlığına etkileri nelerdir?

6- Aydın ilindeki hava kalitesinin iyileştirilmesi için Bakanlığın bir eylem planı bulunmakta mıdır?

 

 

TFF-ZİRAAT BANKASI ORTAKLIĞI TBMM GÜNDEMİNDE

CHP Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Türkiye Futbol Federasyonu(TFF) ile Ziraat Bankası arasında Süper Lig takımlarının borçlarının yapılandırılmasına ilişkin protokolü TBMM gündemine taşıdı. Protokolün bir seçim vaadi olarak kalmasıyla CHP Milletvekili Biçer Karaca, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi.

ZİRAAT BANKASININ TARİHİ ÖNEMİNE SAYGISIZLIK

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Aralık ayında ‘asrın futbol adımı’ olarak tanıtılan söz konusu protokolü eleştirerek ‘Çiftçiye ve üreticiye destek için kurulan Ziraat Bankası’nın tarlalarına haciz gelen ürünlerini satamayan çiftçileri görmezden gelip futbol kulüplerinin borçlarına kolaylık sağlaması Ziraat Bankasının tarihi önemini yerle bir etmiştir’ dedi. TFF’nin 31 Mart Yerel Seçimleri öncesi “Türk futbolunu kurtaracak proje” diye duyurduğu projenin zaten uygulanmasının mümkün olmadığını belirten CHP Genel Başkan Yardımcısı Biçer Karaca; ‘ Türk bankacılık kurallarına aykırı bir düzenleme söz konusuydu. Yerel seçimler öncesinde açıklanan projenin ‘seçim vaadi’ olduğu belliydi’ dedi.

DERTLERİ SADECE SEÇİM

CHP Milletvekili Biçer Karaca, gerçekleşmesi mümkün olmamasına rağmen açıklanan projeyi TBMM gündemine taşımasını ise şöyle açıkladı; ‘Malum damat, vatandaşlarımızı ekran karşısına geçip hiç utanmadan sürekli kandırıyor.  Söyledikleri yalanların, seçim vaadi olarak kalan projelerin halkımız tarafından bilinmesi gerekiyor. Kalıcı hiç bir çözüm üretmeyen AKP’nin derdinin seçim olduğunu TFF olayı ile bir kez daha gördük. Bu yüzden de asrın projesi olarak tanıttıkları projeye ilişkin Hazine ve Maliye Bakanının yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi sundum. Bu projeye başvuran futbol kulübü oldu mu? Borç yapılandırılmasına gidildi mi? Kamuoyu bu soruların cevabını bilmeli.

 

CHP bünyesinde oluşturulacak “Yerel Yönetimler Koordinasyon Merkezi”nin herhangi bir belediyeyle ilgili olası bir şikâyet ya da olumsuzlukta devreye girmesi amaçlanıyor. Yerel yönetimlerden sorumlu CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, “Bir olumsuzluğun tespit edilmesi halinde belediye başkanı ‘Yerel Yönetimler Koordinasyon Merkezi’ tarafından çağrılacak. Belediye başkanı hesap verecek” dedi.

Zeki Sarıhan

Her insan gibi her milletin, tarihinde hatırlamak istemediği kötü anılar gibi övüneceği anlar vardır.  Anadolu Türklerinin tarihinde de Kurtuluş Savaşı, hem kahramanlık, hem derslerle dolu bir yeniden doğuş ve çağ değiştirdikleri bir diriliş hareketidir.

İçinde bunduğumuz 2019, Kurtuluş Savaşının başlamasının yüzüncü yılı sayılıyor. Bu kabule göre Kurtuluş Savaşı 1919 yılında başlamıştır?

Bazıları Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basmasını bu savaşın başlangıç tarihi olarak kabul ediyor.

Gerçekte Milli Mücadelenin ne zaman başladığı gibi ne zaman bittiği üzerinde de bir çalışma yapmak yerinde olur.

NE ZAMAN BAŞLADI?

Kurtuluş Savaşını başladığını söyleyebileceğimiz başka tarihler de vardır. “Savaş”tan kastedilen iki ordunun karşı karşıya gelip silahlı bir mücadeleye tutuşması olamaz. Savaş, iki milletin bütün güçleriyle vuruşmasıdır ki bunun içine örgütlenmek, propaganda, seferberlik gibi bütün faaliyetler de girer.

Kurtuluş Savaşı’nın hazırlık dönemi, 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan hemen sonra millî örgütlerin kurulmasıyla başlar.  Millet, yenilgiyle yaşadığı travmayı çabuk atlatmış ve bunun yerini milletin bağımsızlık ve egemenlik haklarını savunmak için örgütlenme ve psikolojik hazırlık dönemi başlamıştır. İzmir Müdafaai Hukuku Osmaniye Cemiyeti  (6 Kasım 1918)Trakya Paşaeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti (1 veya 2 Aralık 1918), Vilayatı Şarkiye Müdafaai Hukuk Cemiyeti (4 Aralık 1918), Kilikyalılar Cemiyeti (20 Aralık 1918), Trabzon Muhafazai Hukuku Milliye Cemiyeti 25 Ocak 1919) tarihlerinde kurulmuştur. Bu örgütlenmelerin en önemlisi 29 Kasım 1918’de İstanbul’da Millî Kongre’nin kuruluşudur.  50 parti ve derneğin bir araya geldiği bu platform, ilk kongresini 6 Aralık 1918’de 62 kuruluşun katılımıyla yaptı ve bildirisiyle programını yayınladı.  Milli Kongre, bütün millî kuvvetlerini birleştirmeyi, milletin hak ve çıkarlarını elde etmeyi, Milletler Cemiyetine hür ve bağımsız bir millet olarak girmeyi, basında dayanışmayı, ülkedeki milletler arasında uyuşma ve dostluk kurulamasını hedefliyordu.

Birçok tarihçi, Yunanlıların İzmir’i işgal ettiği 15 Mayıs 1919’u haklı olarak Kurtuluş Savaşının başlangıcı olarak kabul ediyor. Gerçekten de bu işgal bütün milletin deyim yerindeyse tüylerini diken diken etmiş, silahlı işgalin ancak silahla def edileceği görüşünü güçlendirmiş ve İzmir arkalarında silahlı Kuvayı Milliye’nin kurulmasına neden olmuştur.

Bununla birlikte Kurtuluş Savaşı’nın ilk siyasi programının 21-22 Haziran 1919’da Amasya’da hazırlanıp ilan edildiğini görüyoruz. Batı Anadolu’da toplanan kongreler, 23 Temmuz Erzurum ve 4 Eylül 1919 Sivas Kongreleri bu programın hayata geçirilişinden ibarettir. Sivas Kongresi ayrıca, ülkede ikili bir iktidara geçirilişinin de ifadesidir.

SAVAŞ NE ZAMAN SONA ERDİ?

Kurtuluş Savaşı’nın ne zaman başladığı gibi ne zaman sona erdiği üzerinde de görüş birliği yoktur. Bu tarih genel olarak İzmir’in kurtarıldığı 9 Eylül 1922 olarak kabul edilmiş olmakla birlikte o tarihte Ordu harekâta devam etmekteydi ve Bursa 10 Eylül’de kurtarılmıştır. Yunanlıların kıyılardan çekilmesi birkaç gün daha sürmüştür.

Birinci Dünya Savaşı’nın bitişi nasıl Mondros gibi bir ateşkes anlaşmasına bağlanıyorsa, Kurtuluş Savaşı’nın da başka bir ateşkes anlaşmasıyla bittiğini kabul etmek yanlış olmaz. Bu 11 Ekim 1922’de Mudanya’da imzalanmıştır. Bu anlaşma gereğince Yunan işgali altındaki Trakya’nın boşaltılarak Türkiye’ye katılması Kasım 1922 sonlarını bulmuştur. (En son teslim alınman Lalapaşa 29 Kasım 1922)

 

Kurtuluş Savaşı’nı teorik olarak Lozan’ın imzalanmasına kadar (24 Temmuz 1923), hatta Müttefik askerlerinin İstanbul’u terk ettiği tarih olan 2 Ekim 1923’e kadar uzatmak mümkün ise de Mudanya’dan sonra ordu terhis edilmeye başlanarak barış evresine geçilmişti.

Bu görüşler ışığında 4 ciltlik Kurtuluş Savaşı Günlüğü’nü 30 Ekim 1918’den başlattım ve Lozan’ın açıldığı tarih olan 20 Kasım 1922’de bitirdim. Bu yaklaşık dört yıllık sürede içeride ve dışarıda Türkiye ile ilgili gelişmeler, kongreler, bildiriler, mitingler, Meclis görüşmeleri, basın hayatı, işçi, gençlik, kadın hareketleri, iç savaş, siyasi çatışmalar, diplomasi ve silahlı mücadele Kurtuluş Savaşının olayları içinde sayılır.

Kurtuluş Savaşının yüzüncü yıl anmaları, çok söylenmiş tarih sıralaması ve hamasi söylemler yerine, onun dünya ve Türkiye tarihindeki yeri ve bıraktığı miras ve günümüze hangi açılardan ışık tuttuğu noktalara odaklanmalıdır.

Ben önümüzdeki günlerde böyle bazı denemelerde bulunacağım. (28 Nisan 2019)

zekisarihan.com

 

Arşivler