Ekim | 2018 | Didim Özgürses

Bookmarks

Aylık arşiv: Ekim 2018

Nesrin Sandalcı, Didim CHP’den aday adayı oldu

Didimli Avukat Nesrin Sandalcı, parti önünde düzenlediği miting gibi bir toplantıyla CHP’den Didim Belediye Başkan Aday Adayı olduğunu duyurdu. Sandalcı’nın etkili konuşması ve düzgün hitabeti meydanda bulunan herkesin beğenisini kazandı.

Büyükşehir Yasası’nın ardından mahalleye dönüşen Akbük Belediyesinin eski Başkanı M. Erçin Sandalcı’nın eşi Nesrin Sandalcı, CHP ilçe binası önünde düzenlediği açık hava toplantısında aday adaylığını duyurdu. Toplantıya CHP İlçe Başkanı Nurettin Koçak, İlçe Kadın Kolları Başkanı Figen Çakmakgil, Nesrin Sandalcı’nın eşi M. Erçin Sandalcı, Didim ESKKK Başkanı Ali İhsan Kubaliç, bazı CHP’li belediye meclis üyeleri ile çok sayıda vatandaş katıldı.
  “DEMOKRATİK YÖNETİM ANLAYIŞI SERGİLEYECEĞİZ”
Aday adaylığı açıklamasında konuşan Nesrin Sandalcı, “Şimdi değilse ne zaman?” sloganıyla çalışmalarına başladıklarını söyledi. Hak, hukuk ve adalet kavramlarının önemine değinen Sandalcı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Üzülerek söyleyebilirim ki belediyemizin en önemli ve acil çözüm bekleyen sorunlarının çoğu hukuksaldır. Bugüne kadar parti, statü, inanç, kimlik gözetmeden herkese hizmet verdim. Gözlem ve analizler yaptım. İlçemizin sorunlarını biliyorum, çözümlerinin nerede olduğunu da biliyorum. Bir hukukçu olarak tüm sorunlarla mücadele edecek ruha sahibim. Şimdiye kadar olduğu gibi gelecekte de partimizin bayrağı belediyemizin burçlarında gururla dalgalanacak. Doğru kadroları, doğru liderlik becerisiyle tüm çalışanların yüksek performans sergilediği demokratik şekilde bir yönetim anlayışı sergileyeceğiz.”
  “DİDİM’E KADIN ELİ DEĞECEK”

  “Partimizin desteği ve takdiri ile sizlerin de desteğiyle seçilme hakkımı kullanıyorum” diyen Sandalcı, “Yenilikçi dinamik hesap veren ve hesap soran bir belediye anlayışıyla birlikte yönettiğimiz bir belediye, bambaşka bir vizyona sahip olacak. Didim değişimin örnek adı olacak ve Didim’e kadın eli değecek” ifadelerini kullandı.

 

 

Disk Genel İş Sendikası Muğla Şubesi tarafından Didim Belediyesi Düğün Salonu’nda sendika toplantısı düzenlendi. Belediye personelinin katıldığı toplantıda, kamu işçi hakları ve kararnamelerle ilgili bilgiler verildi.

 

“Yüzümüzün ve gözlerimizin rengi ne olursa olsun, gözyaşlarımızın rengi aynıdır.” (Afrika Atasözü)

Renkler…

Hayatımızın içinde, gözlerimizde ve düşlerimizde…

Rengârenk bir dünyanın içindeyiz…

Ne kadar çok renk, o kadar çok özgürlük…

Ama ne yazık ki işin rengi tam öyle değil…

Renkler tutsak, renkler cezalı, renkler sürgün ediliyor…

Ve renklerle aramıza gölgeler, düşmanlıklar giriyor…

Renkleri çoğaltacağımıza günden güne yok ediyoruz…

Siyah ve beyaz diyoruz başka bir şey tanımıyoruz…

Oysa bu renklerin bile binlerce tonu var…

Renkler allı, yeşilli, morlu, pembeli, mavili,  sarılı, kahveli, buğdaylı…

E… artık sizde korkmadan renginizi belli edin ve renkli bir kişilik olun…

Renk cümbüşü tadında bir ülkemiz var…

Bazıları bu renk cümbüşünden rahatsız…

Bazı renkleri hapseden anlayış, kendi renklerini ise topluma dayatmaya çalışıyor…

Renginiz atmasın…

Renginiz solmasın…

Renginizi belli edin ama tüm renkleri sevin ve tüm renklere saygılı olun…

Renk ayrımcılığı yapanlardan da uzak durun…

Dilinizin rengi, şivenizin rengi, dininizin renkleri ve tonları ne olursa olsun, özgürce bu renklerden bir resim oluşturun…

Ve ortaya renkli bir tablo çıksın…

Kendi beyinlerindeki, düşlerindeki, ideolojilerindeki renkleri toplumlara dayatmaya çalışmanın kısa adı faşizmdir…

Faşizm, renklere düşmandır…

Renkli bir yaşam ve renklerin kardeşliği dileğiyle…

Renkli kalın…

Erdoğan Şahin

 

Aydın Valiliği ile Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği toplantıda kentin atağa kalkması için hayata geçirilecek yeni yol haritası masaya yatırıldı.

Aydın Valisi Yavuz Selim Köşger’in başkanlığında gerçekleşen toplantıya çok sayıda ekonomi gazetecisi katılırken, Aydın Milletvekili ve KİT Komisyonu Başkanı Mustafa Savaş’ta yeni yol haritasına ilişkin bir sunum yaptı.

Korumar Ephesus Otel’de düzenlenen toplantıya ayrıca Kuşadası Kaymakamı Sadettin Yücel, Kuşadası Belediye Başkanı Özer Kayalı, Aydın Milletvekilleri Metin Yavuz, Bekir Kuvvet Erim, Rıza Posacı, Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken, Aydın Sanayi Odası Başkanı Yunus Şahin, Kuşadası Otelciler Derneği (KODER) Başkanı ve Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Yönetim Kurulu Üyesi Tacettin Özden ile kentin önde gelen kuruluşlarının yöneticileri katıldı.

Toplantıda konuşan Aydın Valisi Yavuz Selim Köşger kentin potansiyelinin üçte birinin kullanıldığını belirterek, “Bu potansiyelin tamamını kullanmak istiyoruz. Bunun için konuyu ekonomi gazetecileri ile tartışmak bize hız kazandırır diye düşündük” dedi.

Kentin ekonomi ile ilgili bütün kurum ve kuruluşlarının toplantıya katılmasını çok önemsediğini belirten Vali Yavuz Selim Köşger şöyle devam etti:

“Aydın dünyanın en bereketli toprakları üzerine yaşıyor. Bir şehir bu havza insanoğlu tarafından tarih boyunca bereketi nedeniyle hep tercih edildi. Mevlana bu kenti bağlarından yağ ovalarından bal akan kent diye ifade ediyor. Şu anda 17 ilçemiz var ama bu coğrafyada 22 altın kent tespit edildi. Bu kentler altyapısı mükemmel kentler. Bu nedenle ilk işimiz bu tarihi iyi değerlendirmek olacak. Kültür turizminde daha fazla pay almalıyız. Bu kentte tarih boyunca en ünlü filozaflar, bilim insanları yaşamış. Bunun için antik kentlerin kazı başkanlarını topladık. Birlikte ne yapabiliriz bunu değerlendirdik. Önümüzdeki dönemde bunun turizme yansımasını göreceğiz. Turizmin çeşitlendirilmesi bizim için çok önemli. Bunun ilk adımını böylece atmış olacağız. Aydın 5 üründen Türkiye birincisi, 21 üründen ise ilk 10 içinde. Yani tarımda da çok iyi durumdayız. Baldan süte, kestaneden incire mücevherlerimizi var. Bunları iyi tanıtıp katma değeri artırıp pazarlamamız lazım. Zeytinde çok önemli bir proje geliştiriyoruz Dağlardaki yabani zeytinleri aşılamaya başladık. Çok da başarılı olduk. Dünyada ne kadar üretirseniz karşılığı olan bir incire sahibiz. Şu anda 80 bin ton civarında olan üretimi 100 bin tona çıkarmayı hedefliyoruz. Çünkü bu ürünün alıcısı hazır. Aydın jeotermal kaynaklarda Avrupa birincisi. Bunun yetirince kullanamıyorduk. Bu alanda yatırımlara başladık. Bu kaynağı her alanda kullanmayı hedefliyoruz. Bilinmeyen çok önemli bir sanayimiz var. Fabrika yapan makinalar üretiyoruz.”

Bütün bunların Aydın’ı 700 milyon dolarlık bir ihracat yapar hale getirdiğini belirten Vali Yavuz Selim Köşger, “Hedefimiz ihracatı 3 milyar dolara çıkarmak. Hatta 5 milyar gibi hedefler konuşuluyor. Bu aydın için çok zor değil. Şu anda kent artı veriyor. Tespit ettiğimiz kadarı ile kent odaklanma sorunu yaşıyor. Bunu aşmak için yeni yol haritasını devreye sokuyoruz. Bütün kent olarak ortaklaşa yeni hedefe kilitleniyoruz. 22 Avrupa ülkesinin büyükelçisini kentte ağırladık. Çin büyükelçisini davet ettik. Zeytinyağını başka ülkelerden alıyormuş Çin… Bundan sonra Aydın’a yönelecekler. Hatta orada bir öneri geldi. Asya büyükelçilerini de davet edilmesi gündeme geldi. Asya’dan her yıl 140 milyon turist dünyayı geziyor. İlk etapta bunun 1.4 milyonunu Aydın’a getirsek kentin turizmde çehresi değişir” dedi.

Aydın milletvekili ve KİT Komisyonu Başkanı Mustafa Savaş da sunumunda Aydın’ın turizm, tarım ve termal ile yani üç T ile atağa kalkacağını belirterek, “Bu topraklarda doğmuş biri olarak bankacılık döneminde beri kente katkı yapmaya çalışıyorum. Dokunduğunuzda sonuç alıyorsunuz. Çine organize Sanayi Bölgesi’ne bir dokunduk yüzde 100 doluluğa ulaştık. Seramik üretiminde çok önemli bir mesafe aldık. Çok önemli yatırımcıları Aydın’a getirdik. Aydın’ın hak ettiği yerde olmadığını düşünüyorum. Bunun için kentin ortak akılla yeni atılımlar yapması gerekiyor. Aydın’ın markaları olmalı. Kestanede markası olmalı. İnciri eczanelerde satılacak hale getirmeliyiz. Markalarımız olursak zenginleşiriz. Sattığımız ürün daha fazla değer kazanır” dedi.

Aydın’da serbest bölge kurulması için çalışmaları hızlandırdıklarını söyleyen Savaş, “İzmir ve Mersin serbest bölgelerinde yer kalmadı. Şimdi Aydın’a yapılacak serbest bölge kentin ürünlerine büyük katkı yapacak. Bire sattığımızı beşse satacağız. İşte o zaman 3 milyar dolar ihracat hedefini de aşarız. Zaten ticaret fazlası veriyoruz. Bunu artırıp Türkiye ekonomisine de katkı yapmalıyız” değerlendirmesini yaptı.

Kuşadası Otelciler Derneği (KODER) Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Yönetim Kurulu Üyesi Tacettin Özden de Türkiye’de turizmi başlatan kentin Aydın ve, Kuşadası olduğuna dikkat çekerek, “Son dönemde biraz geride kaldık. Bunu hak etmiyoruz. Turizmde çeşitlendirmeye gitmemiz lazım. Kuşadasını gemi bekleyen bir turizm kenti olmaktan çıkarmalıyız. Kongre turizmini yeniden canlandırmalıyız” diye konuştu.

Toplantıda konuşan Kuşadası Belediye Başkanı Özer Kayalı, Ekonomi Gazetecileri Derneği üyelerini Kuşadası’nda görmekten dolayı mutluluk duyduğunu söyleyerek, “Kuşadası turizm sezonunda artan nüfus yoğunluğuna göre farklı kategorize edilmesi gerekiyor. Ödeneklerin buna göre şekillendirilmesini talep ediyorum. Ve turizm illeri kurulmasını öneriyor” çağrısı yaptı.

Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı Celal Toprak Anadolu Buluşmaları toplantılarında kentleri inceleme şansına sahip olduklarını belirterek, “Aydın’da toplantıya yoğun katılım yeni bir arayış olduğunu gösteriyor. Artık dünyada kentler yarışı. Anadolu buluşmaları kentlerin yarışta hız kazanmasına katkı yapıyor” dedi.

Mustafa SAVAŞ | AK Parti Aydın Milletvekili | TBMM KİT Komisyonu Başkanı

 

Geceleri karanlık çöker kente…

Örter bir yorgan gibi içe gömülmüş duyguları

Duymaz, bilmez, kimse kimsenin halini

Yarına ne pişireceğini düşünür, genç bir anne…

Televizyon izlerken, yarının ekmeğini düşünür bir adam

İş bulabilme umutlarıyla, yorgun düşlerin içinde boğulmakta bir yiğit…

Sabaha daha çok var…

Umuda da öyle…

Kahır çekmeye de…

Açılır kapılar, kapanır kapılar, yaşamın içine…

Bir kavga gibidir, günle boğuşmak…

Yüzlere konar, yalan gülücükler

Bir kırlangıç havalanır umuda doğru

Döner dolaşır, iner kalkar ve duvara toslar

Bir umudun adı gibidir güneş…

Yükseldikçe yok eder düşleri…

Geceleri karanlık çöker kente…

Umutlar düşlere kalır…

Düşler kafesler içinde yalnız.

Esir kentin esir insanları

Çıkamazlar kafeslerinden bir türlü..

Ölürken bir kafes bırakırlar miras olarak

Esir kentin esir insanları…

Ulusal Eğitim Derneği İzmir Şubesi, yeni dönemde ilk yemeğini Küçükyalı’daki Enopi Cafe’de düzenledi.

İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, DİSK eski genel başkanlarından Süleyman Çelebi’nin kızının düğününe katılım ve Türkiye’nin her yerinden belediye başkan aday adaylarının görüşme isteklerine yanıtsız bırakamadığından katılamadığı yemeğe, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Aday Adayı Aydın Özcan, Gaziemir Belediyesi Başkan Aday Adayı Bülent Zenginobuz, Konak Belediyesi Meclis üyeliğine aday adayı Hayrullah Sorkun ve Süleyman Aydın, Güzelbahçe Belediye Meclisi üyeliğine aday adayı Fatih Cevdet Kızıl, Karabağlar Belediye Meclisi üyeliğine aday adayı Ömer Ökten katıldı.

Hayrullah Sorkun’un temin ettiği orkinos balığını, işletme sahibi Uğur Kırdar temizleyip, soslayarak servis etti.

Ulaş Kırdar ve arkadaşları, konuklarını müziğe doyurdu. Yapılan sohbet doğal olarak belediye seçimlerine yönelikti.

İzmir milletvekili olarak meclise giren, yaptığı çalışmalar ve Türkiye’nin dört tarafından gelen emek eksenli sorunlara yanıt bulmaya çalışmasıyla Türkiye milletvekili konumuna gelen Beko, gönderdiği telgrafta, ‘’….Çağdaş, Laik, Bilimsel ve Demokratik bir eğitim politikası oluşturmak adına yapılan tüm çalışmaları destekler, en kısa dönemde bu ilkelerin hayata geçmesi için uğraş verdiğimizi belirtir, dayanışma yemeğine katılanları saygılarımla selamlarım’’ demiştir.

İşletmenin verdiği hizmetten memnun kalan yönetim kurulu üyeleri, böyle bir mekanı Küçükyalı’ya kazandırmalarından duydukları hoşnutluğu işletmecilere ileterek mekandan ayrıldılar.

Haber: Osman Gazi OKTAY | Fotoğraf: Ulaş KIRDAR

Deniz Atabay’ın geçen Salı günü düzenlediği mitingte yaptığı konuşma bugünkü yazımın konusunu oluşturuyor.

Öncelikle bazı tespitlerde bulunacağım.

Atabay’ın konuşmasından çıkan en önemli sonuç şudur:

Atabay, çok büyük ihtimal ile yeniden aday olma konusunda karar mercilerinden güçlü bir söz almıştır.

Belediye Başkanı’nın bulunduğu makama yeniden aday olması için ortaya 20’ye yakın adayın çıkmasını beklemesinin sebebi, şimdiye kadar beklediği mesajı alamamış olmasıdır. Adaylığını açıklaması ve peşinden miting yapması, CHP genel merkezi tercihinin büyük ölçüde netleşmeye başladığını gösterir. Özlem Çerçioğlu ile diyalog sorunu da önemli ölçüde aşılmış olması konuşmadan çıkan başka bir sonuç. Didim halkına hayırlı olsun.

Atabay’ın konuşmasından çıkan başka bir sonuç: Didim’de iktidar görevi de muhalefet görevi de CHP’dedir. Başkan’ın konuşmasına baktığınızda ortada CHP dışında parti göremezsiniz. Yani Didim’de CHP’nin rakibi yine CHP’dir. Böyle bir tutum ise CHP’nin kemik oylarını bile garanti etmez. Yeniden aday olan belediye başkanından beklenen, parti içi hesaplaşmaların ve geçmişin üzerine sünger çekmesi olmalıdır. CHP başkan adayını açıkladıktan sonra ancak bu şekilde aday adayları arasında kırgınlık önlenebilir. Aday kesinleştikten sonra aday adaylarının rakip olmak yerine ekip olması sağlanmalıdır. Aksi taktirde CHP belki belediyeyi yine kazanır ama genel seçime oranla önemli ölçüde oy kaybı yaşanacaktır.

Biz burada hizmet için varız ama bir de karşımızda başka bir grup var. Bir hizmet yapanlar, bir de gıybet yapanlar var. Biz hizmet tarafındayız

Atabay’ın parti içi muhalefete yönelik bu söylemi bir an önce terk etmesinde yarar vardır. Çünkü parti içindeki rakiplerine göre onun farkı sorumluluk makamında olmasıdır. Sadece hizmet tarafında olması yetmez, sorumlulukları arasında partinin bölünüp oyların dağılmasını önlemek de vardır.

Ege’nin birçok sahil kasabasında olduğu gibi Didim’de de keneler var. Kan emiciler var. Benim kavgam bunlarla. Didim’in kanını bunlara emdirmeyeceğim.

Bu sözler bana eski Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz’ın kendi partisinin meclis üyeleri için söylediği, “yamyamları doyuramıyorum” sözünü hatırlattı. Eryılmaz’ın bu sözleri daha sonra kendisi ve partisine önemli zararlar verdi. Atabay’ın bu sözleri de ilk bakışta alkışlanacak sözler. Ancak Başkan’ın şifreli konuşması yanlıştır. Bu kenelerin ve kan emicilerin kimler olduğunu açıkça ortaya koymalıdır. Yoksa kendini savunmuş olmaz, yalnızca seçim sürecinde diğer partilerin eline koz vermiş olur. Bu sözler bumerang etkisi yaratabilir.

Türkiye yangın yeri. İnsanlar gelirlerinin yarısını kaybetti. İşsizler ordusu giderek büyüyor. Cumhuriyetin kazanımları her geçen gün biraz daha aşındırılıyor; hukuk devleti ve demokrasi darbe alıyor. Ekonomik kriz büyüdükçe belediyeden beklentiler de artacaktır. Konuşmasında bunlara değinmemesi eksikliktir.

Atabay’a tavsiyem bu yazdıklarıma kızmak yerine üzerinde düşünmesidir.

husozalp@gmail.com

Dünyanın macera turizmine uygun, seyahat edilebilir ülkeleri açıklanırken, Türkiye’nin geçen seneye oranla üst sıralara tırmanarak 27’nci sıraya yerleştiği saptandı.

Medya takip ve raporlama ajansı PRNet, dünyanın macera turizmine uygun olan ülkelerini konu alan araştırmayı inceledi. PRNet’in USNews verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin dünyanın macera turizmine uygun ülkeleri arasında 27’nci sıraya yerleştiği görüldü. Böylelikle geçen yıl 33’üncü sırada olan Türkiye’nin 6 basamak yükselmesi dikkat çekti. Macera turizmi için en çok tercih edilerek listenin başına yerleşen ülke ise Brezilya olarak belirlendi.

Listede birçok ülke farklı bölgeden ülkeler yer alırken,  adını ilk 10’a yazdıran birkaç ülke ise sırasıyla şu şekilde oldu; İtalya, İspanya, Tayland, Yunanistan, Kosta Rika, Yeni Zellanda, Arjantin ve Meksika.

PRNet ve Ajans Press’in konuyla ilgili gerçekleştirdiği medya incelemesinde yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. 2018 yılı içerisindeki haber başlıkları incelendiğinde,turizm ile ilgili 250 binin üzerinden haber yansıması tespit edilirken, macera turizminin bin 176 haberle konuşuldu ğutespit edildi. 2018 yılı turizm açısından yüzleri güldürürken, yaşanan hareketlilik ve kazancın medyaya da olumlu anlamda yansıdığı görüldü.

İyi değilim lafını sık sık çevremizden duyar, ve kendimiz de dillendiririz. Her kendimizi iyi hissetmeyişimiz elbette ruh sağlığımızın yerinde olmadığını göstermemektedir. Peki bu çizgi nerede çekiliyor? Uzmanlar kesin bir sınırdan bahsetmenin mümkün olmadığı konusunda hemfikir. Günlük hayatımızda kendi huzurumuz ve uyumumuzdaki değişikliler, çevremizle iletişimimizdeki dengesizlikler ve hatta ilişki sürdürmede güçlük çekmek, daha önceden kolayca yapabildiğimiz gündelik işleri yaparken dahi zorlanmak bir sorunumuz olabileceğine dair ipuçlarıdır.

Sorunlar baş göstermeye başladığında, ruh sağlığımız bozulmaya başladığında altta yatan etmenlerin çoğu zaman farkında olmayız. İşimiz, ailemiz, kayıplar ve hatta ekonomi ruh sağlığımızı etkileyen bu etmenler arasındadır fakat şehirleşme ile birlikte doğa ile bağımız koparken gözden kaçırdığımız bir şey var, o da mevsimsel etkiler.

Özellikle kış aylarında kendini gösteren mevsimsel duygudurum bozukluğu olarak tanımlanan ruh sağlığı hastalığı mevsimsel etkilerin kendini en çok gösterdiği bozukluktur. Mevsimsel duygudurum bozukluğu normalden daha fazla yemek yeme ve kilo artışı, uyku isteği ve süresinde artış ile kendini gösterirken enerjide de düşüş yaşanır. Kişi gün içerisinde de uykulu hissedebilir ve ilişkilerinde sorunlar baş gösterebilir. Bozukluk ilerlediğinde depresif belirtiler de kendini göstermeye başlar, kişi sosyalleşmekten çekinebilir, kaygı seviyesi yükselebilir ve psikolojik kökenli bedensel ağrı ve şikayetler ortaya çıkabilir.

Bir duygudurum bozukluğundan bahsetmiyor olsak da azalan güneş ışığı ve ısı farklılıkları herkesi etkileyebilir. Güneş ışığından daha az faydalanmaya başladığımız sonbahar aylarında ve kış mevsiminde ilk olarak uykumuz etkilenmeye başlar. Uykudaki artış ve düzendeki bozulma sirkadyen ritmi etkiler. Vücudumuzun saati olarak adlandırabileceğimiz sirkadyen ritim ise günlük düzenimiz için hayati bir önem arz eder. 24 saatlik bir döngüyü tanımlayan bu ritim uyku ve uyanıklığımızı düzenler, hormonlarımızın düzenlenmesi de bu ritme göre şekillenir. Mevsimsel sebeplerle artan uyku sirkadyen ritmi de bozarak fizyolojimizde olumsuz etkilere sebep olmaktadır.

Mevsimsel duygudurum değişikliklerinden olabildiğince kaçınmak için alabileceğimiz önlemler var. Bunlardan ilki bulunduğumuz yerin ışıklandırmasının iyi olmasına dikkat etmek gerekli. Sosyal ilişkileri yürütmek zaman zaman zorlayıcı görünse de sosyalleşmek için çaba göstermek gerekiyor. Düzenli egzersiz yapmak önemli, fakat her zaman mümkün olmayabilir, yine de gün içerisinde aktif olmak gerekiyor. Söz konusu olan mevsimsel bir durum da olsa tüm belirtileri gösteriyorsanız durumu ciddiye almak gerekiyor. 2 yılı aşkın bir süre bu belirtilere sahipseniz bu mevsimsel duygudurum bozukluğuna işaret edebilir.

Çoğunlukla ışığın azalması ile ilişkilendirilen bu belirtileri ortadan kaldırmak için özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde ışık tedavisi kullanılıyor. Ülkemizde gün ışığından faydalanma oranları daha yüksek olsa da kış ayları yaklaştıkça kapalı mekanlarda daha çok vakit geçirdiğimiz aşikar. Nasıl ki fiziksel sağlığımız için güneş ışığından faydalanmak uzmanlar tarafından önerilir, aynı şey ruh sağlığımız için de geçerli. Didim’de yaşayanlar içinse işler biraz daha kolay, ruh sağlığınız için güneşli günlerde sahilde yürüyüş yapmayı ihmal etmeyin.

Vatandaşlarımızın huzur ve güven ortamı içinde yaşamaları Devletimizin asli görev ve sorumluluklarındandır. Ülkemiz genelinde bayram, düğün, uğurlama, spor müsabakası gibi organizasyonlar sırasında meskûn mahallerde ateşli silahlarla havaya ateş açılması nedeniyle, yaralama ve ölüm olaylarının meydana geldiği görülmektedir. Bazı organizasyonlarda kamu görevlileri tarafından da ateşli silah ile havaya ateş açıldığı, havaya açılan ateş sonucu vatandaşlarımızdan yaralananların olduğuna dair sosyal medyada paylaşımların yer aldığı, basın yayın organlarında buna benzer haberlerin yayınlandığı görülmektedir.

Valiliğimizce kişilerin can güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, kamu düzeninin sağlanması çerçevesinde meskun mahallerde havaya ateş açılmasının önlenmesi bu çerçevede yaralama ve ölüm gibi istenmeyen olaylara meydan verilmemesine yönelik tedbirlerin alınması büyük önem arz etmektedir.

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde kişilerin can güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, kamu düzeni ve esenliğinin sağlanması amacıyla; düğün, nişan, eğlence ve benzeri organizasyonlar sırasında, ateşli silahla havaya ve çevreye ateş edilmesine müsaade edilmemesi önem arz etmektedir.

5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 9 uncu maddesinin (ç) fıkrasında; “Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve diğer mevzuatın verdiği yetkiyi kullanmak ve bunların yüklediği ödevleri yerine getirmek için valiler genel emirler çıkarabilir ve bunları ilan ederler.”

5442 sayılı l] İdaresi Kanununun 11 inci maddesinin (c) fıkrasında; “İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir.

Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır. Bu hususla alınan ve ilan olunan karar ve tedbirlere uymayanlar hakkında 66 ncı madde hükmü uygulanır.”,

Anılan Kanunun 66 ncı maddesinde; “İl genel kurulu veya idare kurulları yahut en büyük mülkiye amirleri tarafından kanunların verdiği yetkiye istinaden ittihaz ve usulen tebliğ veya ilan olunan karar ve tedbirlerin tatbik ve icrasına muhalefet eden veya müşkülat gösterenler veya riayet etmeyenler, mahallî mülkî amir tarafından Kabahatler Kanununun 32 nci maddesi hükmü uyarınca cezalandırılır. Ancak, kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini tehlikeye düşürecek toplumsal olayların baş göstermesi hâlinde vali tarafından kamu düzenini sağlamak amacıyla alınan ve usulüne göre ilan olunan karar ve tedbirlere aykırı davrananlar, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.”

5326 sayılı Kabahatler Kanununun “Emre aykırı davranış” başlıklı 32 nci maddesinde; “Yetkili makamlar tarafından adlî işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu cezaya emri veren makam tarafından karar verilir.

hükümleri bulunmaktadır.

Ayrıca, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında ateşli silahların kullanımına ilişkin müeyyidelere uymayanlar hakkında cezai kovuşturma yapılması ve adli cezaların verilmesi de mümkündür.

Bu itibarla; kamu düzeninin korunması, vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği için il sınırları içerisinde yapılan düğün, nişan, spor müsabakası ve benzeri etkinliklerde ateşli silahlarla havaya ateş açılması durumunda;

  1. l) Organizasyon sahiplerine izin verilirken organizasyonda silah kullanılmaması, havaya ateş açılmaması hususlarına ilişkin taahhütname alınacaktır.
  • Bu tip organizasyonlarda davetli olarak bile bulunan kolluk görevlileri ihbar, tutanak altına almak ve müdahale yükümlülüklerini yerine getirmedikleri takdirde haklarında soruşturma açılacaktır.
  • Muhtarlar bölgelerinde bu durumun olduğunu öğrendiklerinde kolluk birimlerine ihbarda bulunma yükümlülüklerini yerine getireceklerdir.
  • Organizasyon sahipleri tarafından açık alanlarda yapılacak kutlamalarda farkındalık oluşturmak amacıyla 50×70 cm ebadında havaya ateş açılmaması/silah kullanılmamasına yönelik hazırlanan ekteki afiş örnekleri temin edilerek tüm katılımcıların görebileceği şeklide organizasyon alanlarına asılacaktır.
  • Kamu personelinin, katıldığı organizasyonlarda silahı ile havaya ateş açtığının tespit edildiği durumlarda ilgili kamu personeli hakkında derhal disiplin işlemlerine başlanılacak, bu kamu görevlileri hakkında idari para cezası uygulanıp uygulanmadığı hususuna soruşturma esnasında özellikle dikkat edilecektir.

Aksine davranan kişiler hakkında durumlarına uyan adli veya idari işlemler derhal tesis edilecektir.

Bu karar yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.

Kamuoyuna duyurulur.

AYDIN VALİLİĞİ

Arşivler